Büyük devlet adamı, Atatürk'ten sonra ikinci mareşalimiz, İstiklal Harbi Kahramanı, Milliyetçi Hareket Partisi'nin siyasi kökü olan Millet Partisi'nin kurucusu Fevzi ÇAKMAK'ı vefatının yıl dönümünde rahmet ve dualarla anıyoruz.
Bir ülkü etrafında toplanmak için bizlere liderlik etmiş, yol göstermiş, ömrünü Türklük ve Türkiye ülküsüne adamış Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e ve ebediyete intikal etmiş bütün dava arkadaşlarıma Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum.
Türkiye ve Türk milletine duyduğu sarsılmaz bağlılıkla gönüllerde müstesna bir yer edinen Milliyetçi Hareket Partisi Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’i, ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum.
Merhum Türkeş, fikirleri ve mücadelesiyle kadirşinas milletimizin kalbinde yaşamaya devam edecektir.
Mekânı cennet olsun.
Partimizin Kurucu Genel Başkanı Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyorum.
Merhum Türkeş Bey, Türk devlet ve siyaset hayatına derin izler bırakmış bir mücadele insanıdır.
Fırtınalı yıllarda, zorlu şartlarda, sıkıntılı dönemlerde ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan ve fikri tutarlılığından taviz vermemiştir.
Merhum Türkeş Bey’in yaktığı meşale sönmeyecek, yaptığı zamanlar üstü çağrısı asla silinmeyecektir.
Ruhu şad, kabri nur, mekânı cennet olsun.
Tüm dava büyüklerimizle birlikte Cenab-ı Hak ondan razı olsun.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
MHP Lideri Sn. Devlet Bahçeli, 23 Mart 2026 günü Büyük Birlik Partisi Merhum Genel Başkanı Sn. Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatının 17. sene-i devriyesinde kabrini ziyaret ederek dualarla andı. Merhum Genel Başkanın ruhu şad, mekanı cennet olsun. Rabbim ailesine ve dava arkadaşlarına sabırlar ihsan eylesin.
İçişleri Eski Bakanı Süleyman Soylu:
"İsrail’e sadece Trabzonlular yeter. Oraya hem üç hilali dikersiniz hem ay-yıldızlı bayrağı dikersiniz hem de bordo-mavi bayrağı dikersiniz."
Bir yanda onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in sonuna yaklaşırken, diğer yanda bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de müjdelenen Kadir Gecesi’yle müşerref olmanın buruk da olsa manevi güzelliğini yaşıyoruz.
Buruğuz, çünkü Ramazan ayının sulh ve sükûneti maalesef her cepheden ihlal edilmiş, süregelen şiddet tonu yüksek savaş ve çatışmalar İslam alemini ağır şekilde hırpalamış ve yaralamıştır.
Ne yazık ki iman ve inanç ölçülerimize müzahir ve münasip şekilde tezahürünü niyaz ve murat ettiğimiz birlik, dirlik ve dayanışma ruhundaki derin çatlaklar, bundan kaynaklanan pek çok sorun aşama aşama vasat bulmuştur.
Huşuyla ve huzurla ihata edilmiş bir Ramazan ayını idrak etmek varken; uçuşan füzeler, hedef alınan masum insanlar, yıkıma maruz kalan stratejik altyapılar, devamlı çıta yükselten jeopolitik gerilimler, her yerinden hasar alan medeniyet mirası özelde din kardeşlerimizi, genel manada ise İslam ülkelerinin egemenlik haklarını rehin almıştır.
Tan yeri ağarıncaya kadar esenliğin var olacağına inandığımız Kadir Gece’mizde acı, soykırım ve savaşların neden İslam coğrafyasında yuvalandığını samimi ve dürüst bir vicdan refakatinde sorgulamak, ahlaki ve tutarlı bir özeleştiri mekanizmasını devreye almak lazımdır.
İçte dağınık olduğumuz müddetçe, aramızda nifak tohumları yeşerdiği sürece dışımızdan her türlü mütecaviz müdahalenin yapılacağını asla unutmamak asıl olmalıdır.
Siyonist-emperyalist menşeli savaş ve cinayet makinesinin devamlı surette Müslüman kanı dökmesi, bunun yanı sıra İslam coğrafyasını savaş ve çatışma arenasına dönüştürmesi hunhar nitelikli kahredici bir kısır döngü olduğu kadar tahammülü imkansız tek yanlı zalimlik numunesidir.
Geldiğimiz bu aşamada inanç hürriyetimize, insan olmaktan mütevellit tarihi haklarımıza sahip çıkmadığımız veya çıkamadığımız takdirde varlığımızın ve hayati çıkarlarımızın kademe kademe çiğneneceği çok açıktır.
Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır. Ankara ile Bağdat ve Şam’ın, Kudüs ile Gazze’nin kaderi aynı ortak paydada birleşmektedir.
Onbeş gündür kapalı tutulan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın hüznü hepimizin, Müslümanım diyen herkesin yürek sızısıdır.
Bu zulüm mutlaka son bulmalıdır.
Temennim, Siyonist-emperyalist kumpasların karanlık dehlizlerine düşmeden, kardeşlik şuurunun ikmaliyle derlenip toparlanmak, görüş açımızı kapatan kabus bulutlarını imanımızın itibar ve haysiyetiyle dağıtmaktır.
Kadrini ve kıymetini hakkıyla ifa etmeyi ümit ettiğim bugünkü Kadir Gecemizde, kendimize dönerek yanlışların nerede yapıldığını, açıkların nerede verildiğini, zaaf ve zayıflıkların nerelerde tebarüz ettiğini temiz bir vicdan eşliğinde teşhis edip buna muvafık tedbirler almak tarihi bir sorumluluktur.
Aziz Türk milletinin, Türk-İslam aleminin, yurt içinde ve yurt dış��nda yaşayan bütün aziz vatandaşlarımızın mübarek Kadir Gecesi’ni tebrik ediyor, dualarımızın ve müşterek hedeflerimizin potasında buluşmayı halisane şekilde diliyorum.
Kadir Gecemiz mübarek olsun diyorum.
Cenab-ı Allah Türk milletinin, gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu bir hayatın mücadelesini veren kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun diye dua ediyorum.
Devlet BAHÇELİ:
Üsküp’ün, Kosova’nın, Kırcalı’nın, Dedeağaç’ın, Bağdat’ın, Gazze’nin Musul’un, Kerkük’ün, Halep’in ve pek çok yerin artık bizde olmadığı bu yeni coğrafyada, buraları hiç kaybetmemiş gibi davranarak hala eski jeopolitikte ısrar etmenin pratikte anlamı olmadığını fark etmişlerdi.
Ama akılları yine de haklı olarak Misak-ı Milli sınırlarında ve maşeri vicdanda mahfuz eski vatan topraklarında kalmıştı.
Edirne’yi Enver alacağına Bulgar alsın diyenlerin işbirlikçi torunları, sözde milliyetçi geçinen milliyetsizler sorarım sizlere; bir olmuş, diri olmuş, hep birlikte tek yürek olmuş Türkiye’nin neresinden rahatsızsınız?
Liderimiz Devlet Bahçeli'nin bugünkü konuşmasından dikkat çeken bölüm..
"Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse, o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir.
Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız."