"Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma!" Hz. Ali
Muharrem ayı vesilesiyle oruç tutan tüm vatandaşlarımızın oruçlarının ve ibadetlerinin Hak katında kabul olmasını diliyorum.
Dünya Kupası yolunda sahaya çıkacak Ay-Yıldızlılarımıza yürekten başarılar diliyoruz.
Aynı bayrağın altında, aynı heyecanla, aynı inançla yanınızdayız!
#BizimÇocuklar
Henüz 22 yaşında gencecik bir öğretmendi Şenay Aybüke Yalçın…
PKK’lı hain teröristler tarafından şehit edildi.
Biz onu asla unutmayacağız. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Bazı insanlar bıraktıkları izlerle ömür boyu hatırlanır. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek de onlardan biriydi.
Bir yıl önce bugün, dürüstlüğüyle, çalışkanlığıyla ve memleket sevgisiyle gönüllerde iz bırakan Ferdi Başkanımızı kaybettik. İyi kalbi, samimiyeti ve memleketine duyduğu sevda asla unutulmayacak.
Özlem ve rahmetle anıyorum.
Hakan Safi de iş dünyasında çok güçlü bir isim ama Fenerbahçe ve iş dünyasını yakından takip etmeyenler için çok tanınan biri değildi. Bir aylık başkanlık kampanyası sonunda ise Türkiye’nin en bilinen iş insanlarından biri hâline geldi.
Kampanyaların en büyük getirilerinden biri de bu; sonuç ne olursa olsun kişisel marka değerinizi ve görünürlüğünüzü % binlerce katlıyor.
🗣️Serdar Ali Çelikler: Aziz beyin Yönetim Kurulu listesinde insanların ismini tanımadığı ama kuvvetli isimler var.
Restoran sahibi bir abim "Aziz Yıldırım ekibiyle yemeğe geldi, 5 tane Maybach geldi diyor. 5 Maybach geldi hepsinde 2 koruma arabası vardı." diyor.
Hakan Safi'den muhteşem tespit!
🗣️ Onların (Galatasaray'ın) kalitesinde ve onların üstünde oyuncu getirmemiz gerekiyor ki maçı 1-0'dan 0-0'a getirelim ve doğru şekilde oynayalım. Ondan sonra sistemi doğru kurmadığınız zaman başlıyoruz ağlamaya. "Yok YAPI yok HAKEM bilmem ne diye..." (İşte görüyorsunuz Fenerbahçe Başkan adayı Feberbahçe'nin ağladığını açıkça söylüyor)
Cumhuriyet Halk Partisi'nde bağımsızları da dahil edersek, üç taraf arasındaki ayrılığın temelinde herhangi bir sosyolojik veyahut fikri bir ayrılık var mı? Yok. Bugün Bülent Kuşoğlu bunları söylemiş.
Ben onun söyleyemediğini de -üzülerek- ekleyeyim: CHP içerisindeki ayrılık, düpedüz koltuk ve sermaye savaşı.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet’in aydınlık yarınlarına gençlerimizle birlikte yürümeye devam ediyoruz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
Birlik ve beraberliğin olduğu yerde güç vardır, ortak bir gelecek inşa etme iradesi vardır.
Tarihi Kentler Birliği Başkanlığı seçimini de bu anlayışla, dayanışma ve ortak akıl içerisinde tamamladık.
Uzlaşıyla girdiğimiz bu seçimde ortaya çıkan birlik ve beraberlik tablosu, kentlerimizin ortak geleceği adına son derece kıymetlidir. Çünkü birlikte hareket edildiğinde şehirler için daha güçlü adımlar atılabileceğine, ortak değerler etrafında buluşulduğunda çok daha güzel işlerin başarılabileceğine inanıyoruz.
Birlikte üreten, birlikte karar alan ve dayanışmayı büyüten bir anlayışla şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı sürdüreceğiz.
Alınan kararların kentlerimiz ve ülkemiz adına hayırlı uğurlu olmasını diliyor; tüm üye belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize teşekkür ediyorum.
ODTÜ'de yaşananlar bir kez daha gösterdi ki;
• Yeni nesilde belirginleşen ana siyasal eğilim milliyetçilik ekseninde şekilleniyor,
• Nitekim bu milliyetçilik, biraz da etnik çağrışımlar barındırıyor, yani alt kimlik vurgusu açığa çıkıyor,
• Kendini sosyalist çizgide tanımlayan bir avuç dışında, sosyalizm ve türevlerine olan ilgi Cumhuriyet tarihinin en zayıf dönemlerinde,
• Yine bu bir avucun kale olarak gördüğü hegemonik alanlarında dahi üstünlük kurma ihtimali neredeyse yok; çünkü yeni güç, tam da karşılarında.
Sözün özü, gençler nezdinde siyasal ve toplumsal iklim milliyetçi bir zeminde konsolide olmuş durumda. Bu zemin, önümüzdeki seçimlerin en kritik paydası olacak.
ODTÜ Bahar Şenliği’nde şanlı Türk Bayrağımızı taşıyan gençlerimizin, saldırgan bir grup tarafından hedef alınmasını şiddetle lanetliyorum.
Bu, bir “gerginlik” ya da “kavga” değildir. Bu, üniversite zeminine taşınmış organize bir nefretin, linç hevesinin açık tezahürüdür. Ve herkes bilmelidir ki; Türk gençliği sahipsiz değildir!
Bugün ODTÜ’de yaşananlar bize yabancı değil. Dün Hasan Şimşek’in şehadetini “kavga” diyerek küçültenler neyse, Ege’nin yiğidi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun katledilişini “gerginlik” diye geçiştirenler neyse; bugün yaşanan saldırıyı sıradanlaştırmaya çalışanlar da aynı zihniyetin devamıdır.
Türk bayrağından rahatsız olan anlayışla, üniversiteleri terörün arka bahçesine çevirmek isteyen zihniyet arasında hiçbir fark yoktur.
Üniversiteler; şiddetin değil bilimin, nefretin değil vicdanın, karanlığın değil Türk gençliğinin yuvasıdır.
Türk yurdunda Türk bayrağını taşımak bir suç değil; bu milletin her evladının hem hakkı hem de vazifesidir.
Saldırıya uğrayan genç kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İYİ Parti olarak hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı ve gençlerimizin yanında dimdik duracağımızı kamuoyuna ilan ediyorum.