CHP’DE BİR DELEGENİN İBRETLİK HİKAYESİ
Partimizin 39. Olağan Kurultayı bu hafta sonu yapılacak.
1192 seçilmiş, toplam 1385 delege sandığa gidip partimizin geleceğine yön verecek.
CHP’de her görev onurludur; ancak kurultay delegeliğinin yeri ayrıdır.
Çünkü kurultay, partinin en üst karar organıdır; yönünü, kadrolarını, yarınını belirler.
Tüm delegelerimize şimdiden başarılar diliyorum.
Ve bu tarihi buluşma öncesi, her bir delegenin bilmesi gerektiğine inandığım bir hikâye var:
Bir onur, direnç ve bedel hikâyesi.
Parti büyüğümüz Kemal Anadol’un “Filmi Geriye Sarınca” kitabında da anlatılan bu hikâye, aslında bir insanın değil; bir örgüt geleneğinin, bir duruşun hikâyesidir.
Adı Recep Ölez.
Örgütte “Topal Recep” diye bilinir.
İstanbul Belediyesi’nde tam 17 yıl emek vermiş bir işçidir.
İstanbul’dan kurultay delegesi seçilir.
Ve 1972’deki tarihi 5. Olağanüstü Kurultay’a—Ecevit’e genel başkanlık yolunu açacak o dönüm noktasına—katılacaktır.
Ama bir engel çıkar:
Kartını vermezler.
Gerekçe: “Memur görünüyorsunuz.”
Recep Ölez.
17 yıllık emeğini, işini, güvencesini bir kenara koyar;
noterden istifa eder.
Sırf CHP delegesi olma hakkını koruyabilmek için…
Belgesini alır, gider, bizzat İsmet Paşa’ya sunar.
Yine sonuç değişmez: kart verilmez.
Ama Recep geri adım atmaz.
Gültepe’deki gecekondusundan çıkar,
topal ayağına rağmen dimdik yürüyerek genel merkezin kapısına gelir.
Örgüt onurunun, hak aramanın sembolüne dönüşür.
Kurultay toplandığında Divan oluşur.
Onun adına Divan’a yapılan itiraz görüşülür.
Ve sonunda haklı bulunur:
Recep Ölez, delege kartını alır.
O gün partinin hafızasına şu gerçek silinmez biçimde kazınır:
“CHP’de delege olmak bir unvan değil, bir sorumluluk, bir namus meselesidir.”
Aynı kurultayda Bülent Ecevit kürsüye çıkar ve konuşmasını şu cümleyle bitirir:
“CHP kurultay delegeleri kapı kulu değil, özgür bireylerdir.”
Bugün de değişen bir şey yok.
Delegelik, alkışla, protokolle, fotoğrafla, koltukla ölçülmez.
Recep Ölez’in hikâyesi, bu görevin neye mal olduğunu hatırlatır.
Çünkü CHP’de delege olmak,
sadece şerefli bir görev değil;
bedeli olan bir namustur.
Görsel : İsmet Paşa’nın ıslak imzasını taşıyan bir delege kartıdır..
@herkesicinCHP
#CHPKurultay
Denizli'de kızına doğum günü sürprizi hazırlayan bir baba, aracının arkasına “Down sendromlu kızımın doğum gününü kutlamak için kornaya basabilirsin” yazıp trafiğe çıktı.
Kızının verdiği tepkileri kayda alan baba, o anları sosyal medyada paylaştı. https://t.co/mf0fR6GVsr
İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik, İstanbul’un seçilmiş iradesidir.
Özgür Çelik, 19 Mart darbesinde milletin ve gençlerin yanında olarak bu darbeye dur diyen güçlü bir sestir. Bu ses milletin sesidir. Milletin sesini susturamazsınız.
#ÖzgürÇelikİrademizdir
ANKA’nın haberine göre törene katılmak üzere Anıtkabir'e gelen subay ve astsubaylar dört ayrı güvenlik noktasından geçerek törene girebildi. Törene katılacak askerlerin isimleri tek tek kontrol edildi, birkaç noktada üst araması yapıldı.
Listede ismi olmayan askerler ile yanlarında eş ve çocuklarıyla törene gelen subay ve astsubaylar ilk kontrol noktasından geri çevrildi.
CHP listesinden milletvekili seçildikten sonra Gelecek Partisi'nden istifa edip AKP'ye geçen Serap Yazıcı Özbudun:
💬"Ben CHP'li seçmenden destek alırken bu desteği CHP'li olarak almadım"
Son 3 günde yaklaşık 23 milyar dolar satılmış görünüyor. (Varsayımlara göre bunun biraz altında veya üstünde gerçekleşebilir.)
Kabaca, yarısının Çarşamba, kalanının Perşembe-Cuma satıldığını söyleyebiliriz.
Soru: “Emekli ikramiyelerine daha fazla artış yapılması çağrısı var.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Beni dolduruşa mı getirmeye çalışıyorsun? 3.000 TL’den, 4.000 TL’ye çıktı. Daha ne olacak?”
Deprem anma programında yaşanan diyalog kameralara yansıdı.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar: "Buradaki en büyük hayırsever benim. Merkez Bankası 30 vermişti, 21 ben vermiştim."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Koskoca devletin önünde... Bırak sen. Ben verdim deme."