İnsanın etrafına dönüp baktığında o kadar şükretmesi gereken şey var ki dünya hırsından gözüne bir perde iniyor da görmüyor sanki.
Allah her haliyle şükredenlerden eylesin hepimizi.
Bazı şeylere geç kalacaksın ve bazı şeyler için de henüz erken. Fakat olması gerekenin arefesinde, tam da zamanında orada olacaksın. Ne bir dakika ilerisinde ne de gerisinde. Bu zaviyeden bakarsan, ıskaladıklarından mahzun olma. Nasibin, vaktinde orada olduğundur.
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sezai Karakoç
Muhsin Yazıcıoğlu'nun dediği gibi:bir saniyesine dahi hakim olamadığımız dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yok.
DÜZ YAŞAYACAĞIZ, DÜZ DURACAĞIZ, DÜZ YÜRÜYECEĞİZ, DİK DURACAĞIZ, DOĞRU GİDECEĞİZ.
Öğrencilerimle okul sonrası muhabbeti severim:))
-Hadi gençler size kahve ısmarlayayım dediğimde gözlerindeki o ışıltı...:))
İçecekler geldiğinde hâtırât adına bol fotoğraf çekimleri ve paylaşımlar:))
Demem o ki;
Kahve falan bahane!..
Öğretimden ziyade eğitim aslolandır.
Ve öğrencinin yüreğine dokunabilmenin kısa yollarından biri de ders dışında muhatap olmaktır.
Özellikle yeni göreve başlayan meslektaşlarıma şiddetle tavsiye edilir.
Benden söylemesi:))))
Öğretmenler Odasında çok takılmayı sevmem. Genellikle ya koridorda öğrencilerle sohbet ederiz ya da okul bahçesinde muhabbet:)))
Gözlemlemeyi severim. Bazen bir kenara çekilmiş, içli bir şekilde hüzünlü öğrencilerim dikkatimi çeker.
-Konuşmak ister misin hayırdır dediğimde genel olarak şu yargıya varırım görüşme sonrasında;
-Her öğrencinin bir hikayesi vardır...
Lütfen bilmeden, konuşmadan, anlamadan yargılamayalım.
Ve kıymetli meslektaşlarım; mutlaka öğretmenler odasından çıkıp bol bol talebelerimizle hasbihâl edelim.
Unutmayalım ki;
öğrencilerimiz, kalbimizin sevinci, hüznümüzün tesellileridir...