Suriye’de SDG/PKK grupları Roj kampına baskınlar düzenleyerek ateş açtı.
Mübarek Suriye devrimi, ülkedeki tüm otoritenin Müslümanların eline geçmesi ve İslam’ın egemen kılınması gayesiyle başlamıştı.
Ancak Colani Ahmed Şara yönetimi; devrimin ardından ABD ve İsrail ile uzlaşarak, müşrik Dürziler ile Nusayrileri ve komünistleri ülkenin otoritesine ortak etmiş, devrim süresince Müslümanları katletmiş olan SDG/YPG militanlarını da Suriye ordusuna dahil etme taahhüdü vermiştir.
Şara yönetimi, normalde Haseke valiliğine bağlı olan Roj kampının yönetimini doğrudan üstlenmek yerine; burayı ABD’nin başını çektiği ve hâlâ Suriye’de Müslümanları katletmeye devam eden Haçlı uluslararası koalisyonunun insafına ve sorumluluğuna terk etmiştir.
İşte bu, Müslümanların kanının, canının, namusunun kâfirlere teslim edilmesidir…
Şeyhülislam İbn Teymiyye: "Allah’a kullukta insanlardan korkma, onlarla ilgili konulardan Allah’tan kork. Onlardan umma, Allah’tan um. Onlara haksızlık yapma, onlardan korktuğun için değil Allah’tan korktuğun için. Ne insanların övgüsünü um, ne de onların kınamasından kork."
Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik.
Şeyma Çekici
#çocuk #eğitim #aile #anne #baba
Abdullah b. Mesud (ra) şöyle demiştir:
“Bu Kur’ân, Allah’ın indirdiği bir iptir; apaçık nurdur, faydalı bir şifadır. Ona sarılanı muhafaza eder, ona tutunanı kurtarır. Hatasızdır, o sebeple düzeltilmez. Dümdüzdür, dallanıp budaklandırılmaz. Onun hayret verici yönleri tükenmez. Bu kitap, tekrar edilmekle eskimez. Onu okuyunuz; zira Allah size her bir harf için on sevap verir. Ben size ‘Elif-Lâm-Mîm’ bir harftir demiyorum; bilakis Elif bir harf, Lâm bir harf ve Mîm bir harftir.”
(Abdürrezzâk, el-Musannef, nr. 6193)
Abdullah b. Mesud (ra) şöyle demiştir: “Şüphesiz dininizden ilk kaybedeceğiniz şey emanet/güven olacaktır. Din olarak geriye kalacak son şey ise namazdır. Öyle insanlar namaz kılacak ki, aslında onların dini olmayacaktır. Kur’ân da aranızdan mutlaka çekilip alınacaktır.” ((Abdürrezzâk, el-Musannef, nr. 6155)
Dr. İyad Kuneybi;
"Son gelişmeler gösterdi ki tek bir boğazın kapatılması ya da enerji üretimindeki kısmi bir aksama, tüm dünyada büyük sarsıntılara yol açabiliyor. Oysa Müslüman beldeler bu imkânlara sahip. “Elimizden bir şey gelmez” denilecek bir durum yoktur..."👇
Bir gün kendime sordum:
“Allah beni seviyor mu?”
Aklıma geldi ki, Allah-u Teâlâ’nın kullarını sevmesi, Kur’an-ı Kerîm de zikrettiği birtakım “sebepler ve vasıflara” bağlı..
Soruma bir cevap bulma ümidiyle “bu sebep ve vasıfları” kendimde sorgulamaya başladım…
İşte o zaman aklıma Allah-u Teâlâ’nın şu sözü geldi:
- Şüphesiz ki Allah çokça tevbe edenleri sever..”
Adeta bu ayetin “ben ve benim gibiler” için olduğunu anladım ve hemen hızlı hızlı başladım:
“Estağfirullâh ve etûbu ileyh,
Estağfirullâh ve etûbu ileyh..” demeye ..
🔴 Rûkyâ/Tedavi-Okuma Yöntemi İle İlgili 10 Hadis-i Şerif: -5-
|| Bir Yere Kaydedin, Hasta olanlara Okursunuz. Bismillah diyelim ve göz atalım:
📖 Meşruiyetine dair delil:
1— "Allah Resûlü’nün (a.s) sahabelerinden bir grup bir yolculuğa çıktı. Yolculuk sırasında Arap kabilelerinden birinin yanına uğradılar ve onlardan misafirperverlik istediler; fakat onlar misafir etmek istemediler.
Derken o kabilenin reisi bir (zehirli hayvan tarafından) sokuldu. Onu iyileştirmek için her yolu denediler ama hiçbir şey fayda etmedi. İçlerinden biri dedi ki: “Keşke yanınıza uğrayan şu yolculara gitseniz; belki onların bazısında bir çare vardır.”
Bunun üzerine sahabelere gelip şöyle dediler: “Ey topluluk! Reisimiz sokuldu. Onun için her yolu denedik ama hiçbir şey fayda etmedi. Sizden birinde bir şey var mı?” Sahabelerden biri dedi ki: “Evet, vallahi ben rukye yaparım. Ancak vallahi sizden misafirlik istemiştik, bizi ağırlamadınız. Bu yüzden bize bir ücret vermedikçe okumam.”
Onlar da bir sürü koyun karşılığında anlaştılar. Bunun üzerine o sahabi gidip (hastanın üzerine) tükürerek Fatiha Suresi’ni okumaya başladı: “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir...” Sonunda hasta, sanki bağından çözülmüş gibi aniden iyileşti ve hiçbir şeyi kalmamış şekilde yürümeye başladı.
Bunun üzerine anlaşmaya vardıkları koyunları verdiler. Sahabelerden bazıları: “Bunu paylaşalım” dediler. Rukye yapan kişi ise: “Bunu hemen yapmayın; önce Resûlullah’a (a.s) gidip durumu anlatalım ve onun bize ne emredeceğine bakalım” dedi.
Sonra Resûlullah’ın yanına geldiler ve durumu anlattılar. O da şöyle buyurdu:
“Onun bir rukye olduğunu nereden bildin?”
Ardından şöyle dedi: “Doğru yapmışsınız. Onu paylaşın ve bana da pay ayırın.” [Buhâri, 5749]
2— "Peygamber Efendimiz (a.s), her türlü zehirli (ısırık ve sokmalar) için rukyeye (okuyarak tedaviye) izin vermiştir." [Buhâri, 5741]
3— "Peygamber Efendimiz (a.s) hastalandığında, Cebrail ona rukye yapar ve şöyle derdi: “Allah’ın adıyla; O sana şifa versin.
Seni iyileştirecek her hastalıktan,
haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden ve her nazar edenin şerrinden (seni korusun).” [Müslim, 2185]
📖 Rûkyâ Cebrail'in [a.s] Öğretisidir:
4— “Bir gece ben Miraç’a çıkarıldığımda (Isra gecesi), bir cin bana ateşten bir alevle gelerek peşimden geliyordu; nereye dönersem onu görüyordum.
Cebrail (aleyhisselam) bana dedi ki: ‘Sana, onun alevini söndürecek bazı sözleri öğretmeyeyim mi?’
Ben: ‘Evet’ dedim.
Bunun üzerine Cebrail bana dedi ki:
‘De ki: “Allah’ın yüce yüzüne sığınırım, Allah’ın tamam ve kusursuz sözleriyle; ne salih ne de fâcir (kötü kimse) onları aşamaz; gökten inen her şeyin şerrinden, orada yükselen her şeyin şerrinden, yerde biten her şeyin şerrinden, yerden çıkan her şeyin şerrinden ve gündüzün ve gecenin fitnelerinden, sadece hayırla gelenler hariç.” [Ibn Hacer, Bezlü'l-Maun, 93]
📖 Rûkyâ'da Azaya Dokunarak Okumak Sünnettir:
5— "Hz. Peygamber (a.s), ailesinden bazı kimselere (şifa için) dua eder, sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi: “Allah’ım! Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider. Şifa ver; şifa veren sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki hiçbir hastalık bırakmasın.” [Buhâri, 5743]
📖 Rukyada Seyrek Tükürmek, Toprağa Okumak Veya Suya Okuyarak Üzerine Serpmek de sünnettir:
6— Peygamber Efendimiz (a.s) rukye (okuyarak tedavi) yaparken şöyle derdi: “Bizim toprağımızın (bir parçası) ve bazımızın tükürüğü ile, Rabbimizin izniyle hastamız şifa bulur.” [Buhâri, 5746]
📖 Rûkyâ İçin Nebevî Dua Reçetesi: -a-
7— “Size bütün bunları kapsayan (dua) sözünü göstereyim mi?
Şöyle dersiniz:
‘Allah’ım! Peygamberin Muhammed’in senden istediği hayırların hepsini senden isteriz.
Peygamberin Muhammed’in sana sığındığı şerlerin hepsinden sana sığınırız.
Yardım istenecek olan sensin, tebliğ (ve ulaştırma) sana aittir.
Güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır." [Tirmizî, 3521]
—Düzenli takibat için:https://t.co/QBpsoLVMTE
— Sizin için sayfalara döktüm ki bir yere kaydedesiniz diye..
—Devamı sayfalarda..⤵️
Çocuk Terbiyesinde 10 Hadis-i Şerif: -4-
Artik Arapça Metinle Paylaşıyorum:
1— “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve onu öğreten kimsedir.” [Buhâri, 5027]
2— “Çocuklarınız konuşmaya başladığında onlara ‘Lâ ilâhe illallah’ı öğretin. Bundan sonra ne zaman ölürlerse ölsünler (iman üzere oldukları için) artık endişe etmeyin. Dişleri çıkmaya başladığında ise onlara namazı emredin.” [ibn Sinni, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle, 423]
3— "Çocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namazı emredin.”
[Ebu Davud, 495]
4— “Çocuklarınız arasında (hediye ve bağışta) eşit davranın; hatta öpmede bile.” [Taberani 11/354 ve Beyhaki 12357]
5— “Bağış ve hibelerde çocuklarınız arasında adaletli olun. Nasıl ki onların size iyilik ve şefkatte adil davranmalarını seviyorsanız.” [ibn Hibban, 5104]
6—“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletli olun.” [Buhâri, 2587]
7— “Çocuklarınıza hediyelerde eşit davranın. Eğer birini tercih edecek olsaydım, kadınları tercih ederdim.” [Taberânî, 354/11]
8— "Allah'ın [c.c] duaları kabul edeceği bir vakte denk gelir diye sakın çocuklarınıza beddua etmeyin" [Ebû Ya'la, İthaf]
9— “Çocuklarınıza ikramda bulunun ve onlara güzel ahlak öğretin.” [İbn-i Mâce, 3671]
10— “Çocuklarınız, kazancınızın en hayırlı (en değerli) kısmıdır.” [Ebû Dâvûd, 3529]
Bunları yayalım ki her yer Sünnet koksun ve buna sen de mazhar ol: ❝Benden işittiği hadisi aktaran kişiyi Allah celle celaluhu yüzünü aydınlatsın❞ |Tirmizi | İsteğiniz üzere Arapça-Türkçe karşılıklı paylaşıyoruz. Salat ve selam şarkın ve garbın Peygamber'i olan Hz. Muhammed a.s'a olsun. İbrahim KAYA kardeşinize dua etmeyi de unutmayın. 🌹🌹
— https://t.co/QBpsoLVMTE
Kamuoyuna ve Yetkililere Duyurulur
Bugün saat 10:50’de İzmir’den Van’a hareket edecek uçuş için havalimanında bulunduğum sırada son derece üzücü bir olaya şahit oldum. Saat 09:00 sularında, 121 kapi numarası uçağa yetişmeye çalışan yaşlı bir hanımefendi, elinde birkaç poşet ve küçük bir çanta ile telaş içinde yardım arıyordu. Duyarlı bir beyefendi ve eşi kendisine yardımcı olarak ilgili kapıya kadar indirdiler.
Ancak kapı önünde görevli iki Pegasus personelin, bu yaşlı hanımefendiye karşı sergilediği tavır insanlık onurunu zedeleyecek nitelikteydi. Yüksek sesle bağırarak, poşetlerini geri fırlatarak iki ve aşağılayıcı bir üslupla konuşarak hanımefendiyi adeta rencide ettiler. Hanımefendi poşetler için 1 200 000 tl istendi ancak cüzdanda 600 TL’ çıktı yalvarmasına rağmen kabul edilmedi ve çok sert bir dille uzaklaştırılmak istendi.
Olay karşısında sessiz kalamayarak müdahale ettim. Ücreti kendi kartımla ödemeyi teklif ettim. Ancak bu kez de şahsıma yönelik yüksek sesli ve saygısız ifadelerle karşılaştım. “Sen karışamazsın, sen bu uçağın yolcusu değilsin kimsin?” şeklinde ifadeler kullanıldı.ücreti zor belayla ödedik yalvara yalvara uçağa bindirdik ..🗣️
Bu tür davranışlar ne kurumsal ciddiyetle ne de insanlık değerleriyle bağdaşmaktadır. Yaşlı bir anamıza bu şekilde muamele edilmesi kabul edilemez. Bu olayın takipçisi olacağımı ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz kamuoyuna duyurulur..@ucurbenipegasus@thydestekhizm
Saygılarımla.
Benim oğlan ise ısrarla, “Teravihi mescidde cemaatle kılalım.” diyor.
Cemaate karışmak, saf tutmak, o kalabalığın içinde “âmin” demek istiyor.
Cemaat ortamı, erkeklik kimliği ve aidiyet hissi oluşturur erkeklerde.
Rabbim “Adamlığın” safına doğru yürüyüşünü görmeyi nasip etsin.
Fransa’nın 132 yıl süren Cezayir’i işgal döneminde çocukların ve yetişkinlerin geleneklere uygun eğitimleri yasaklandığı için el-Beyyiz vilayetinde bir şeyh ıssız bir bölgede 6 metre derinlikte bir yeraltı mescidi inşa ederek 20 yıl boyunca bu faaliyeti yürütmeyi başarmış.
Müslüman Gençler organizasyonu bize kadar geldi. Zannedersem biz son temsilcileriydik. Kaldığımız öğrenci evinin on beş yıllık öğrenci evi olduğu söyleniyordu. Ki kitaplığındaki pek çok kitap seksenli yıllarda basılmıştı. Güzel anıların, iyi arkadaşlıkların olduğu yıllardı. Sabah erken kalkar İstanbul'un sokaklarını afişlerdik. Çıkardığımız dergiyi fakültenin muhtelif yerlerine bırakırdık. Güzel günler, güzel günler ah güzel günler...
Şu meşhur kıssayla geceyi sonlandıralım: Mağrib’de yaşlı bir kadın bir hocaya gidip soru sorar. Hoca da “Sana İmam Malik’in mezhebine göre mi yoksa Kur’an ve Sünnete göre mi fetva vereyim?” der. Kadın İmam Malik’e göre deyince hoca sinirlenir ve “Sen İmam Malik’i Kur’an ve Sünnetin önüne mi geçiriyorsun?” diye kadına çıkışır. Kadın da “Hayır! Ben sadece İmam Malik’in Kur’an ve Sünnet anlayışını seninkinin önüne geçiriyorum.” der. Vesselam…