Normal insan zekası modeller, örüntüler görmek üzerine kurulmuştur. Aslında bilim dediğimiz şey de, insanların bu tekrarlanan örüntüleri, sistematik bir şekilde veri olarak kaydedip, bir sonuca (teori) ulaşmak için varsayımlar (hipotez) üretmesidir.
Size LGBT, feminizm, hedonizm propagandasını satan herkesin, düzenli olarak ismi malum bir azınlık gruptan olması ve kendi hayatlarının size tavsiye ettiklerinden taban tabana zıt olması önemli bir gözlemdir. Normal zekada bir insan bunu kendi farkedebilir. Eğer feministler veya LGBT üyeleri gibi ortalamanın altında bir zekaya sahipseniz o zaman benim veya aşağıdaki ana tivitin sahibi hesap gibi uyaran insanları dinleyerek yine benzer bir sonuca ulaşabilirsiniz.
Elimizdeki gözlem şu; bu insanların hepsi çok çocuk yapıyor. Hepsi dinlerine ve kültürlerine bağlı. Birbirlerine sahip çıkma seviyeleri akrabalık seviyesinin üstünde. Hepsi zenofobik ve bombardıman sırasında bile kendilerine hizmet eden Hintlileri sığınaklara almıyorlar. Yine aynı bombardıman sırasında saklandıkları sığınakta dahi ibadetlerine devam edip, kadın ve erkek ayrı şekilde haremlik-selamlık duruyorlar... Bunu 3 paragraf daha devam ettirebilirim ama kastettiğimi anladınız.
Aşağıdaki adamın internette doğru düzgün başka fotoğrafı yok, çocuklarının fotoğrafı yok, isimlerini bugüne kadar duymadınız, varlıklarını bile bilmiyordunuz fakat bu adamların sahibi olduğu platforma üç kuruş para için çıplak fotoğraflarınızı yükleyip, aynı adamların size medya aracılığıyla empoze ettiği ideolojileri benimsiyorsunuz.
Üstte yazdıklarımı tekrar okuyun. Eğer hala bir savaşın içinde olduğumuzu ve sizin ise kandırılmış tarafta olduğunuzu anlayamıyorsanız beni engelleyin ki tekrar tekrar sizi rahatsız etmeyeyim.
@StreetAnts @MEXC_Official
So users can lose for months with no issue… but when someone finally profits, the account gets restricted? This is unacceptable. We demand transparency & an immediate fix. Why block after wins? Why ignore support? The community is watching — .#FixThisNow#MEXC
After months of losing and constantly adding funds, I finally made some real profit on $BROCCOLI — twice, both times around +1800% gains.
And guess what? MEXC blocked my account right after that.
Had to close everything at a loss. Feels like winning isn’t allowed there.
#MEXC
After months of losing and constantly adding funds, I finally made some real profit on $BROCCOLI — twice, both times around +1800% gains.
And guess what? MEXC blocked my account right after that.
Had to close everything at a loss. Feels like winning isn’t allowed there.
#MEXC
Vahşi siyonist soykırım ne öğretiyor bize?
Şiirden müzikten edebiyattan sinemadan etkilenmeyen bir insan türü olabilir mi?
Her insan ve toplumu 'çağlar', 'teknoloji', 'yenilikler', 'başka kültürlerle karşılaşmalar', 'coğrafyalar' etkilemiş ve değiştirmiştir!
İklimden, çevreden, kültürden, hukuktan, insanlıktan etkilenmeyen bir insan türü olabilir mi?
Savaşların, felaketlerin, trajedilerin, tarihin, salgın hastalıkların, iç savaşların, kardeş kavgasının, öğretmediği değiştirmediği insan türü olabilir mi?
Nasıl bir 'tür' 2000 yıl hiç değişmeden kendinden başka kimseyi sevmeyen kiniyle nefretiyle yok edici canavarlığıyla bugüne kadar gelebilmiş?
Siyonistler Yahudi bilim ve kültür adamlarını okumayı da bize bırakmış kendileri bir duvara kapanmış oralı hiç olmamış!
Yüz bin yıl geçse de Jurassic Park filmindeki gibi dinazor yumurtasından canlı çıkacak!
Hayat değişmiş, şehirler değişmiş, anlayışlar değişmiş, gelenekler değişmiş, kılık kıyafet, kaldırımlar sokaklar değişmiş, atlar değişmiş, yasalar değişmiş, demir değişmiş, çelik beton değişmiş, kimya değişmiş, ulaşım iletişim değişmiş ama siyonistler kayanın içindeki fosil gibi hiç değişmemiş!
Değişmeyecekse insan, kültürün okumanın bilginin sanatın bilimin ve siyasetin ve hukukun ne anlamı var?
Dünya bunu hak etmiyor, Doğu'nun Batı'nın kültür mirası bunu hak etmiyor, bilim, buluşlar, aydınlanma çağı, reformlar ve ihtilaller ve herkesi eşitleyen anayasalarımız bunu hak etmiyor!
Ne kadar benziyorlar şu bizim Fetöcülere, duygusuz ve beyinsiz ve robot! Ne çok benziyorlar bizi kuran destekleyen İsrail'dir diyen PKK'lılara, ne çok benziyorlar hala İsrail haklı diyen istihbaratın tohumu milliyetçilere!
İsrail soykırımının sonuçlarından geriye bir insanlık kalırsa işte bunları tartışacak insanlık, doğusuyla batısıyla kapalı cemaatler, din adına beyin yıkama, gücü ele geçirince derinlerden ortaya fırlayan hiç değişmeyen vahşi düşmanlık, şeytanlıklar ve acımasızlık ve merhametsizliğin hiç kurumayan kökenleri! Ve paraya servete tapınan siyasiler!
Oysa ilk gençlik yıllarımda ne kadar etkilenmiştim Tevrat'taki Neşideler Neşidesi (güzeller güzeli) şiirinden ve parklarda sevgililerime okumuştum!
Ne güzel bir mısraydı o 'ben karayım ama güzelim', şimdi ne kadar kara çocuk var hunharca parçalıyorlar!
Frankfurt okulu, Adorno, Fuko, nicesini okuyarak büyüdük, ne diyordu Adorno: 'holokosttan sonra artık şiir yazılmaz'!
Bakalım Gazze soykırımından sonra şiiri kim yazacak filmleri kim çekecek edebiyatını romanını kim yazacak?
Hangi coğrafyada vicdan kaldıysa onlar yazacak, dayağı kim yemişse, kim aşağılanmış, kim öldürülmüşse, kalırsa geriye bir insanlık!
İnsanlık kim, insanlığı kim yazacak?
Savaş makinesi mi, finans piyasası mı, ultra zengin şirketler mi, soykırımı destekleyen koruyan büyük devletler mi, insanlık kimin elinde?
İlkeller vahşi değil ortaklaşmacı ve kardeşçe bölüşüyorlardı diyen de çoğunlukla yahudi bilimadamları, şimdi bu hale kim düşürdü uygarlığı?
En acımasız teknolojik silahları en merhametsiz insanların eline kim verdi, hangi bencil, kar, egoist, narsist, hep bana, benden sonra tufan süreçleri?
Ey mübarek Eylül, hoşgeldin oniki ayın sultanı, 15 Temmuz 25 Ağustos yine yandık bittik kavrulduk!
Dibine vurmuş bulgur pilavına döndü suratlarımız, konuşmaya yürümeye mecalimiz kalmadı!
Sağanaklarında ıslanmayı, yağmur sularını özledim, kadehe koyup içmek istedim!
Ensemde davul çalan güneşten çok yoruldum, gölgelerini özledim, parklarını özledim, akşam yürüyüşlerini özledim!
Ne zalimmiş bu temmuz, kara fırının içi gibi, çisi çisi ince yağmurlarını özledim!
Gazze'de füzelerin patlattığı derme çatma evlerden yükselen kara dumanları seyretmekten yorulduk!
Ey eylül, bir kaldırım köşesinde bir iskemle çekip altıma, bir bardak çay içmeyi çok özledim!
Kaldırsam başımı göremediğim uzaklıklara! Dağlarımın dumanını görsem!
Mavi dumanların içinde o kuru yüzlü çocukların yanmış kavrulmuş kopmuş kanlı ellerini öpsem!
O dumanla dağ taş tepe tepe yana yakıla feryat figan deliler gibi dolansam!
Katar katar dumanın peşine düşsem, yollara vursam, dumanlı başım, selam verse, hür dağlarımda vatan nöbeti tutan, duman gibi salınan dumanlara gömülmüş bayraklarıma!
O dumanı yüzüme sürsem bir kendime gelsem!
Ey Eylül, Gazzeli çocuklar da benim gibi bir ateşti, kara kara tüten dumanı artık size emanet ey dağlar!
Hepimiz gençtik bir ateştik, bilemedik, dumanını çuvala bankaya istif edemedik, ey dağlar size emanet o sızım sızım tüten kara duman!
Çok özledik eylül seni, usul usul yavaş yavaş düşüne konuşa yürümeleri özledim!
Evimiz yuvamız kafamız patlatılmadan bir daha otursam kurumuş yaprakların üstünde gölgelerine!
Ne bağı bahçesi ne gençlik ne servet ne içimizde neşe, ey eylül yalnız seni özledim!
Bir rüzgar çıksa bir türkü dinlesem, akşamını mehtabını, taş yüreğimiz serinlese!
Hapishane kovuşu gibi evimizin içine TV'lerden bombalar biz kana kana su içerken de düştü yemeği kaşıklarken de düştü!
Can telaşına düştük sazım sözüm dilim kendi derdimiz havasını kendi vatanını unuttu!
Ne bildiysek ne öğrendiysek yitirdik, derdimiz çok büyük ey eylül, efkarımızı kaybettik!
İştahımızı hevesimizi ailemizi vatanımızı insanlığımızı kaybettik!
Düştü düştü bombalar kavurdu kavurdu güneş, kaçacak yer aradık, kuru kaysı gibi dolabın dibinde, yapayalnız kaldık!
Söyle eylül, hangi yükü taşır katar katar vagon vagon bu dumanlar, çok özledik seni eylül!
Güya kanatları var kuşlar bile bir serin bahçe bulamamış kızgın çatıya korkarak sinerek tünemiş!
Toz duman içinde geçti ömür, felaketle uyandık kahırla yazdık çizdik, ahlak, insanlık, ne aradıysak bulamadık, işte geldik gidiyoruz elimiz yine boş!
Çok özledim seni çok, şakır şakır yağmur suların sürükleyip götürsün pisliğini mikrobunu!
Göklerden inen sularınla yıka temizleyiver, dimağımız muhakememiz yerine gelsin, can ver, ruh ver!
Artık yürümeye takatimiz kalmamış, hayal kurulamayan, düşünülemeyen, yazılamayan, bağırsan fayda etmeyen, bir bardak suyuna bir dilim ekmeğine bir ögün yemeğine, dolarlar dolarlar ve karşılığında bombalar bombalar yediğimiz, ödediğimiz bu şehri!
Bu günahkar, hukuksuz, yasasız, ahlaksız şehri, sularınla, türkülerinle, uzun havalarınla, gölgelerinle, serin rüzgarlarınla yıkayıver!
Bir şeyi analiz ederken temel ilkeler vardır.
1 Sonuç değişkenleri
2 Sonuçlara etki eden değişkenler
3 Zaman
Köpek meselesinde;
Sonuç değişkeni nedir?
İnsanlar şehir ve köylerde köpek ve köpek sürülerinin saldırısına maruz kalmasın!
Bunu sağlamak zorunluluğu var devletin. Bu vatandaşı ile yaptığı görünmez akitin en önemli maddesi.
Saldıran saldırganlaşan ve öldürme durumunda olan insana ya da başka bir canlıya kolluk kuvveti ateş etme yetkisi var mı ? Var. Buna da olacaktır.
Islah burada konuşulmaz konuşulamaz. Saldırganlaşan köpek kurt familyasındandır stray dogs diye bilinir ve rahatlıkla etkisiz hale getirilmelidir.
Öte yandan bir kopekcilik işi ve bu işin alt iştirakleri temelinde dönen bir sermaye ve hissedarları vardır. Bunlar hayvanları ticari bir meta haline getirmişlerdir. Bu faaliyetlerin durdurulması icap eder. Neden? Ülkenin buna ayıracak lüksü yoktur. Ülkenin çocukları protein eksikliğine düçardır. Organize şeklide kaynaklar buraya aktarılamaz. Gelecek bu çocuklara emanet edilecektir. Hayvanseversen inek koyun keçi vb hayvanların artımına teşvik isteyeceksin. Bireysel olarak kedini köpeğini sevebilirsin. Kimsede dokunamaz.
Oturduğun yerden Niğde de sokakta gezen kadını parçalayan kurtları dokunulmaz ilan edemezsin. Herkes kendi yaşam alanını tehlikeden bertaraf etme yetkisine zaten sahiptir. Kimse de gelip senin sitenin önünde beslediğin kuçu kuçuyu öldürmez. Öldürmeye kalkan da cezasını bulur.
Bu kadar yaygarayı köpekler çoğalsın inekler azalsın ve herkes mRna aşısı olsun diyen propagandacıların yaptığını da unutmayın.
Onlyfans gibi platformların tarihteki kadın köleliğinden pek farkı yok. Savaş mağduru kadınları erkeklere dağıtarak ticaret malzemesi kılan despot devletleri büyük ölçüde bitirdik, şimdiyse kadınların kendini metalaştırması kaldı. Kadının özgürlüğü bundan sonra mümkün olacak.
@HalktanBiri_tfn@KeloglanBM Hissetmeyeceğim. Kaybederse kendi adaylığında direttiği için Kemal Kılıçdaroğlu hissetsin o sorumluluğu. Kazanırsa Erdoğan iktidarından daha kötü duruma düşüceğimizi düşünüyorum.
@cankakisim @tsumut71 Kemal Kılıçdaroğluna oy vermek istemeyen ve asla oy vermeyecek olan büyük bir kitle var. Sinan Oğan ve Muharrem İnce seçimden çekilse ilk turda Recep Tayyip Erdoğan seçimi kazanır. Bu gayet açık ve net. Lütfen mantık çerçevesinde konuşun.
@fazilsaymusic Sayın Fazıl Say,siz bu toplumun büyük bir sanatçısısınız. Toplumun hangi kesimi olursa olsun kabul görmüş birisiniz.Sizin gibi büyük bir sanatçının böyle bir şiir’i 100. Yıl marşı olarak bu topluma armağan etmesi kabul görmedi. Çok güzel bestelemişsiniz ama şiir çok zayıf kalmış.
Genç adam çevresine bakar ve yoksulluğu görür. İnsanların büyük bir kısmı, saatlerce çalıştıkları halde başlarını sokacak bir eve, yeterli eğitim ve sağlık hizmetine, hatta doyurucu bir öğüne ulaşacak imkanlardan yoksundur. Buna karşılık küçük bir azınlık, hiçbir emek