Bu durumu izah edebilecek biri var mı?
On binlerce insanı öldürenlerle barışan sistem, sırf bir ölünün hatırasına hakaret iddiasıyla kendi vatandaşına on binlerce insanı katleden terörist muamelesi yapıyor.
Haddi aşmak, tuğyan etmek tam olarak budur. Kaldı ki bu adamın zulüm yasalarına göre dahi suçsuz bulunması ihtimali varken...
🔴 Özbek muhacir aile şafak operasyonuyla gözaltına alınarak Geri Gönderme Merkezi'ne götürüldü.
Abdülhayev Kemaleddin, eşi Mahmudova Halidehan ve 4 ve 2 yaşlarındaki çocukları, 17 Temmuz sabahı İstanbul'daki evlerine yapılan operasyonla gözaltına alındı.
Baba Kemaleddin Çatalca Binkılıç GGM'ye, eş ve çocuklar ise Arnavutköy GGM'ye sevk edildi.
Ailenin yakınları, Özbekistan'a iade edilmeleri halinde can güvenliklerinin olmayacağını belirterek yetkililerden yardım bekliyor.
Evlatlarımız Allah’ın birer emanetidir. Çocuklarımızı internetin, televizyonların ve bu çağın modern cahiliye bataklığının insafına terk edemeyiz.
Küresel ifsat komiteleri, neslimizin akidesini ve ahlakını hedef alıyor. Çözümü batıl sistemlerin kurumlarında değil, evlerimizi birer İslam medresesine çevirmekte ve çocuklarımıza tevhid akidesini hakkıyla aşılamakta aramalıyız.
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
Narin Güran'ın ailesi, Ankara'da seslendi: "Çekirdek ailem yerle bir oldu. Benim ailemin hesabını kim soracak? Sayın İçişleri Bakanı, Jandarma sizin elinizde. Oraya niye bir soruşturma çıkarmıyorsunuz? Bizler yalan atıyorsak suratımıza tükürün, söyleyin ki 'Sizler yalan atıyorsunuz'. Bakan Tunç'un 'adım adım, oda oda' dediği şekilde benim ailemi yok etti. Hukukun bir şerefi vardır. O hukuku da ayaklar altına aldınız. Reyting uğruna benim ailemi yok ettiniz"
Hepiniz üzerinize alının bire bir yüzünüze söylüyormuşum gibi üzerinize alının...
Allah rızası için kalkın ayağa bir şeyler yapın gözlerinizin önünde bir aileyi yok ediyorlar!!!
Her gün din, siyaset, tarih mi konuşacaksınız?
Yahu bir video çekin, iki satır yazı yazın, ufak da olsa bir şey yapın duyurun bu bu ailenin başına gelenleri.
Bir gün olsun bırakın yapay gündemleri, yanı başınızda korkunç bir zulüm var!!!
Önce bir cana kıyıldı; geride kalanların üzerine 'fail' damgası vuruldu. Anne en ağır ithamlarla itibarsızlaştırdı; sağcısıyla solcusuyla koca bir toplum, vicdanını susturup aileyi el birliğiyle linç etti.
Kimse babanın yüreğindeki yangını hissetmeye çalışmadı. Adamı kendi evlatlarının, kendi ailesinin onurunu korumak için tek başına bir orduyla savaşmaya mecbur bıraktı.
"Dosya yeniden incelensin"
Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu, Ankara'da yaptığı açıklamada Narin Güran dosyasının yeniden incelenmesini ve tüm faillerin ortaya çıkarılmasını istedi. Baba Arif Güran ise yetkililere seslenerek adalet çağrısında bulundu
https://t.co/xuMucvvXCI
▪️Tüm halkı temsil eden anayasada Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Halka yönetimde vekâlet eden vekillerin seçim vaatleri arasında Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Mahkemelerde Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Uluslararası ilişkilerde Allah’ın ayetlerine yer yok.
▪️Hatta insanları Allah’ın ayetlerine davet eden davetçilere bile bu ülkede yer yok.
Yeditepe Üniversitesi’ndeki kâfirler de bu yokluk halinden vazife çıkarmış ve "Üniversitemizde de ayete yer yok" demiş. Kâfir kâfirliğini yapıyor da bence biz şu soruyu sormalıyız:
Biz bu ayetlerin üzerini örtme haline tepki gösterip kâfirlerden teberri mi edeceğiz, yoksa bir kısmına tepki gösterip bir kısmını destekleyerek münafıklık mı yapacağız?
Nato için köpekleri toplatan, ama kendi milletinin masum bebeklerinin hayatı için köpekleri toplatmayan yöneticilerimize hakkımız helal değil.
Bir emirle bu işi yapabileceğiniz fiilen görüldü.
Ama samimiyetinizi kaybettiniz.
Aklınız fikriniz rant, para, makam, mevki oldu.
Cahil olduğunuz halde kibirlenmeyin.
"Bilmiyorsanız ilim ehline sorun" (Nahl suresi 43).
Önce sosyal medya hesaplarımızı erişime kapattılar. Sonra mescitlerin kapılarına mühür vurarak peygamberlerin ortak çağrısını susturacaklarını sandılar.
Her türlü sapkın ideolojiye, insanların canına kastedenlere geniş dijital özgürlükler tanınırken; tevhide, ahlaka ve ıslaha çağıran bu davetin engellenmesi apaçık bir çelişkidir. İşte bu çelişkiye karşı sesimizi daha gür şekilde duyurmak için yine buradayız.
#DijitalKelepçeyeHayır
Kendilerine “tek yön İstanbul” diyen LGBT’li grubun bu partisine izin verilirse yazıklar olsun hepimize…!
Sizin adınız “tek yön İstanbul” değil!!
Tek yön cehennemdir ancak!!!
Sayın @TC_icisleri@TCKulturTurizm@TC_istanbul@mustafaciftcitr@gul_davut bu partinin gerçekleşmesi İstanbul’un işgal edilmesiyle eş değerdir. Lütfen engel olun…
Bugün öğlen saatleri itibarıyla başlayan organize bir dijital operasyonla; başta Halis Bayancuk Hoca, Murat Gezenler Hoca, Ramazan Işık Hoca ve Haris Karadağ Hoca olmak üzere ve Tevhid Camiası bünyesindeki yayın organlarının, ardından NATO/küresel çetelere muhalif diğer grupların X hesaplarına Türkiye’de erişim engeli getirilmiştir.
Ortak noktaları, küresel şer odaklarının planlarına çomak sokmalarıdır. Tepki vermezsek, sıranın kime geleceğini küresel efendilerin iştahı belirleyecektir.
Bu küresel sansür operasyonunu tüm boyutlarıyla gündem ediyor, dijital işgale karşı sesimizi yükseltiyoruz!
#NatoSansürü
Kökü bozuk olanın meyvesi de bozuk olur; sen ve dayandığın kök her zaman böyleydiniz. Şirki, bidati, fuhuşu ve münkeri yasallaştıran, bunlara ruhsat veren, kâfirleri dost edinip İslam beldelerini kafirlere peşkeş çeken tağutlara ve onların destekçilerine mazeret üretip onlara hüsnü zan besleyen sizler; sıra ehl-i tevhide gelince suizan ve insafsızlıkta sınır tanımıyorsunuz!
Tağutları savunmak için çarpıttığınız o hadisle size soralım:
Kalplerini mi yardınız da niyetlerini analiz edebildiniz? Yoksa sizin dininizde; şirke, bidate, fuhşa ve münker ehli tağutlara hüsnü zan, ehl-i tevhide ise suizan beslemek mi esastır?
Bu iş gerçekten kabak tadı vermeye başladı. Böyle giderse İslami camiadan kimse kimseye para göndermeyecek; bu sefer de "elden para verip gizlilik yapıyorsunuz, demek ki bir iṣler çeviriyorsunuz" diye milleti içeri alacaklar.
Yani mesele şu: Ne yaparsanız yapın, bir bahane bulup içeri alıyorlar. Üç beş ay sonra da "pardon, geçmiş olsun" deyip bırakıyorlar. Ancak pardon deyince geçmiyor. Bu operasyonlar birçok insanın ailesini dağıtıyor, işini bitiriyor, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuruyor.
Terörün finansmanı soruşturmaları artık ucu açık bir zulme dönüştü; kimin hangi dosyaya dahil edileceği, kimin kapısının sabahın beşinde kırılacağı belli değil.
Örneğin, bir kitapçısınız ve internet üzerinden kitap satıyorsunuz. Hesabınıza para yatıran veya sizin para gönderdiğiniz herhangi biri, bir gün terör soruşturmasına maruz kalabiliyor. Bu durumda, aranızda para trafiği olan herkes anında incelemeye alınıyor ve bu durum "terörün finansmanı" olarak nitelendiriliyor. Eğer bu adaletsizliğe ses çıkarılmaz ve tepki gösterilmezse, geçtiğimiz yıl yüzlerce insanın mağdur olduğu gibi, önümüzdeki yıllarda da aynı mağduriyetler yaşanmaya devam edecektir.
Evet, dört beş ay tutuklu tutup serbest bırakıyorlar; ancak bu defa "etiket" yemiş oluyorsunuz. Her olayda ilk akla gelenler, daha önce gözaltına alınanlar oluyor. Bu da bir mağduriyet döngüsü oluşturuyor. Allah (cc) mazlum ve mustazafların yardımcısı olsun.
Selamünaleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
Allah’a hamdolsun, tahliye olduk. Beşinci aya girerken ilk kez mahkemeye çıktık ve ilk duruşmada tahliye edildik.
Çok zor süreçlerden geçtik. Rabbim yaşadıklarımızı kendi rızası için kılsın.
İlk gün, ameliyatlı bir şekilde ve ağzımda dikişlerle gözaltına alındım. Tedavi sürecim gecikti. Yirmi günün sonunda temin edebildiğimiz plastik bir cımbız ve tıraş bıçağıyla kendi imkânlarımızla müdahale etmek zorunda kaldık. Bu süreçlerde 10 kilo kaybım oldu.
Aynı şekilde eşim ve annem de ciddi sağlık problemleri yaşadılar.
Babam ise yaşananlara fazla dayanamayarak kalp krizi geçirdi. Çocuklarım kapı seslerinden ürküyor; hatta şu anda bile yanımdan ayrılmak istemiyorlar.
Anlattıklarım, yaşadığımız mağduriyetin belki de yüzde biri bile değildir. Fakat Allah Subhânehu ve Teâlâ her şeyi gördü, melekleri de yazdı.
Cenneti gördüğümüzde bu sıkıntıların aslında hiç olduğunu idrak edeceğiz biiznillah.
Dosyanın içeriği izah ve ispat edilebilir ticari faaliyetlerden, yani IBAN hareketlerinden ibarettir. Soruşturmada herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır. Dosyada adı geçen tanıkların herhangi bir mahkumiyeti bulunmaktadır; mesele bundan ibarettir.
Bununla birlikte bu süreçte birçok hayır da gördük. Rabbim lütfuyla bunları amel defterimize yazsın. Çok büyük desteklerle karşılaştık; vefâ ehli insanları, mümince duruşları ve karakterli yaklaşımları gördük. Şahsıma ve aileme desteklerini esirgemeyen herkesten Allah razı olsun, kendilerine en güzel şekilde karşılık versin.
İnşallah zamanla daha detaylı hususlara da değineceğim. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Dualarınızı bekliyoruz.
Velhamdülillahi Rabbil âlemîn.