Utandık yine, 8 gündür AÇ Madencinin kaburgasını kırdık.❗️
Bugün yapılan polis saldırısında bir madenci kardeşimizin kaburgası kırıldı, bir diğer madenci kardeşimizin bacağında ciddi zedelenme var.
Yalan demesinler diye bizzat video çektim, UTANAN VAR MI❓
Ve hepimiz ağladık‼️
#Madenci8GündürAç
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
“İspanya, tarihin doğru tarafında durmaktadır.”
“Gazze’de yaşananlar bir soykırımdır.”
“Hanımefendiler, beyefendiler… Benimle birlikte söyleyin: Bu bir soykırımdır!”
20-30 suç kaydı olan cani kekolar sokakta gezerken Türk Milletine yıllardır hizmet etmiş Komutanım Emekli Albay Orkun Özeller neden tutuklandı?
KOMUTANIM ORKUN ÖZELLER YANLIZ DEĞİLDİR!
"Fakat onları niye ayrı sıralarda oturttunuz? Sizin kendinize mi itimadınız yok? Yoksa Türk hanımlarının faziletine mi? "
Atatürk, Maarif Kongresi'nde kadın ve erkeklerin ayrı sıralara oturtulduğunu görünce Mazhar Müfit Bey'e böyle demişti. 1921 yılında. 104 yıl önce.
Kamu kanalındaki dizilerden oyuncu kovup muhalefeti düşünce özgürlüğü üzerinden eleştiriyorlar. Emsali olmayan bir arsızlık. Özgürlüğe dair hiçbir düşünsel birikimleri olmadığı için birine tepki göstermeyi "özgürlüğe saldırı" olarak algılıyorlar. Özgürlüğe saldırının eleştiri değil, insanları gözaltına almak, tutuklamak, adı üzerinden özgürüklerinden mahrum bırakmak olduğunu bile bilmiyorlar. Cehaletin rantı koruma endişesinden türeyen özgüveni her seferinde şaşırtıyor.
Özgür Özel "Bugünlerde sessiz kalan bütün dostlara" seslendi:
"Türkiye, her şey bittiğinde düşmanlarının sesinden daha çok, dostlarının sessizliğini hatırlayacak. Dönüp bakacağız"
Bu akşam da cezaevindeki odamda sizi izleyeceğim.
20.30'da İstanbul'da Saraçhane'de, Türkiye'nin tüm meydanlarında, evlerin balkonlarında, trafikte ülkemizin geleceği için ses veren herkese selam olsun.
Tanıştıralım: Sinem Dedetaş...
2019'dan önce Haliç Tersanesi'nin AVM yapılmasına karşı çıktığı için AKP'li İBB yönetimi tarafından tesise girişi yasaklanan bir gemi mühendisiydi.
2019'da Ekrem İmamoğlu tarafından Haliç Tersanesi'nin bağlı olduğu Şehir Hatları'na Genel Müdür olarak atandı, giremediği tersanenin amiri oldu.
Haliç Tersanesi'nin cirosunu 1 milyon TL'den 130 milyon TL'ye çıkardı.
Şimdi ise 7 puan farkla Üsküdar Belediye Başkanı seçildi.
Hizbuttahrir yüzlerce üyesiyle “Hilafet istiyoruz” diye miting ve yürüyüş yapıyor ve bu, ifade hürriyeti oluyor.
İyi Partili ü�� genç “Türkiye’nin Araplaşması için oyunuzu bize verin” diye 47 broşür dağıtıyor, halkı kin ve düşmanlığa tahrik oluyor.
Bu da demokrasi oluyor, öyle mi?
Garanti Bankası'nın 10 Kasım tanıtımı...
Atatürk'ün 1925 yılında Uşak'ta yetimhane ziyareti yaptığı doğru. Hatta bir şehit çocuğu orada şöyle bir konuşma yaptı:
Beni söyleten etken var. Söyleyeceğim. Çünkü ben içinde lavlardan intikam fırtınaları, intikam boraları esen bir volkanım. Gök görültüleri, yıldırımlar, şimşekler benim depremlerimden, sarsıntılarımdan meydana gelir. Dünyanın hayat ve mematı benimle kaimdir. Maddi, manevi hiçbir kuvvet bendeki feveranı söndüremez; ne Alp dağlarının buzulları, ne Niyagara'nın coşkun köpükleri, ne okyanusların kudurmuş dalgaları benim bu feveranıma hiçbir engel teşkil edemez. Çünkü ben, bu hain kuvvetler tarafından tecavüze uğramış bir yetimim. Babamı şahadet, annemi sefalet, vatanımın mamurelerini düşman zulüm ve vahşeti aldı götürdü.
Şimdi ben, kökü kurumuş, dalları kırılmış kuru bir ağaca benziyorum. İşte bunun içindir ki, söyleyeceğim. Dünyanın en amansız düşmanları beni men etse yine söyleyeceğim.
Muhterem Paşa Babamız; bendeki bu azmi, bu imanı halkeden, yaratan aziz ve mukaddes bir kuvvet var; işte o da Türk yurdunu, Türk camiasını ilerleme nurlarına boğan, gelişmenin doruklarına ulaştırmaya saik olan büyük varlığınızdır. Nasıl ufak bir işaretinizle Türk orduları sefil ve alçak düşmanları aziz vatandan kovdular ve Akdeniz'de boğdularsa, ben de ve benim gibi, içinde volkanlar taşıyan binlerce şehit yavrusu ve bütün millet kurtarıcı elinizle işaret buyurduğunuz kurtuluş yolundan yürüyeceğiz, yürüyeceğiz.
Dumlupınar şehitliğinde, mübarek Dumlupınar kabrinde yatan aziz şehitlerin ruhlarını şad edince ye kadar yürüyeceğiz.
Atatürk, bu konuşmayı dinlerken ağladı. Ve şöyle söyledi:
Şehit yavrusunun sözleri ruhumda büyük bir heyecan doğurdu. Bunu tasvir imkan haricindedir. Yalnız gözyaşlarım bu üzüntünün açık bir ifadesidir. Ben hayatta nadiren ağlayan bir adamım. O da Uşak'ta, burada vaki oldu.
Uşak, 16 Ekim 1925...