Bugün size ilginç bir yerin hikayesini anlatıcam.
Danimarka’daki Serbest Şehir Christiania.
Christiania’ya ilk kez 22 Şubat 2011 tarihinde gittik. Tarihi neden bu kadar net hatırladığımı merak edebilirsiniz. Çünkü o gün Copenhagen - Chelsea maçına gidecektik. Sabah İsveç’ten yola çıktık. Maçın başlamasına daha çok vardı. Bu yüzden maç öncesinde arkadaşlarla uzun zamandır merak ettiğimiz Christiania’yı ziyaret etmek istedik.
Daha girişte çok ilginç bir yere geldiğimizi fark etmiştik. Dünyada buna benzer başka bir yer var mı gerçekten bilmiyorum.
Burası, alışılmış kuralların dışında işleyen küçük bir dünya gibiydi. O dönem sokaklarda kurulan tezgahlarda açıkça esrar satıldığını görmek mümkündü. Yaklaşık bin kişinin yaşadığı bu küçük yer, birçok kişi tarafından bir tür alternatif yaşam alanı olarak görülüyordu.
Christiania sakinlerinin dışarıdan gelen insanlara karşı çok sıcak olduklarını söyleyemem. Bu yüzden ziyaretimiz sırasında fazla kişiyle sohbet etme fırsatımız olmadı. Ancak elinde broşürler taşıyan orta yaşlı bir adam dikkatimi çekmişti. Yanına gidip Christiania hakkında bilgi alıp alamayacağımı sordum. Kafasını sallayıp eliyle bir kafenin girişini gösterdi.
Kafenin önüne geldik. Masaya oturdu ve anlatmaya başladı.
1971 yılında bir grup genç, sanatçı ve aktivist, terk edilmiş askeri kışlaları işgal ederek burada alternatif bir yaşam modeli kurmaya karar vermiş. Zamanla öyle bir topluluk oluşmuş ki mahallede alınan kararların büyük bölümü oybirliğiyle alınır hale gelmiş.
Bölgenin kendine özgü bazı kuralları da vardı. Mesela ağır uyuşturucu maddeler, silah, kavga ve özel araçların şehre girmesi yasaktı.
Bu kurallar uzun yıllar boyunca uygulanmış.
1970’lerin başından 2000’li yılların başlarına kadar polis ile Christiania sakinleri arasında, bölgede yaşanan sorunların mümkün olduğunca topluluğun kendi içinde çözülmesine yönelik bir konsensüs olduğunu uzun uzun anlattı. Polisin zaman zaman müdahalelerde bulunduğunu, ancak birçok meselenin topluluk tarafından çözüldüğünü söyledi. Son yıllarda yaşanan bazı olumsuz gelişmeler nedeniyle polislerin bölgede daha sık görülmeye başlandığını da ekledi.
Daha sonra arkadaşlarla biraz daha gezmeye karar verdik.
Christiania’yı farklı kılan şeylerden biri de sanatın hayatın her yerine işlemiş olmasıydı. Duvarlar rengarenk grafitilerle kaplıydı. Müzik sokaklardan eksik olmuyordu. İki katlı, rengarenk binalar ve özgün mimari, buraya neredeyse masalsı bir hava katıyordu.
Aradan yıllar geçmesine rağmen Christiania’da gördüğüm o sıra dışı atmosferi hala unutamıyorum.
Eğer yolunuz Danimarka’ya düşerse bu sıra dışı ve kendine özgü topluluğu ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
Sadece CHP’lileri değil, tüm muhalifleri kendinden nefret ettirmeden rahat etmeyecek.
Bu adama bu akılları kim veriyorsa Kılıçdaroğlu’na büyük kötülük yapıyor.
Altan Sancar’ı dinleyin.
Atakan Sönmez Cumhuriyet gazetesinin internet gelirlerini zimmetine geçirdiği gerekçesiyle işten kovulmuş.
Ve bu adamı dünyanın en temiz, en dürüst, en ahlaklı, kul hakkı yemeyen Kılıçdaroğlu basın danışmanı yapmış.
Diyecek bir şey yok.
Özgür Özel’in ve çevresinin biraz ciddiyete ihtiyacı var. Hala yaşadıkları şeyin farkında değiller.
Belediye başkanların içerde,
Partiden sökülüp atılmışsın,
Eski Genel Başkan’ın seni fetöcülükle itham ediyor,
Anıtkabir görevlisinden posta yiyorsun,
Ve hala adım atmıyorsun.
CHP içinde artık kavga etmenin manası yok. “Hazırda partimiz var” diyordun. Hemen partiyi aktif hale getirip, seninle beraber olan milletvekillerini oraya transfer et.
Beklediğin her an kaybedeceksin.
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nu öven AKP’lilere sormak istiyorum.
Madem KK bu kadar iyi adamdı, dürüst adamdı, güzel adamdı, ahlaklı adamdı, şerefliydi, temizdi e o zaman seçimde niye oy vermediniz?
Niye kendisini destekleyenlere “terörist” dediniz?