Doğru, 4 kadınla evlilik; kadının adının olmadığı bir sistem neden daha güzel olmasın. Ama asıl güzellik SEVR ile hayal kurduğunuz devlete kavuşmanızdı. Babadan oğula geçen bir sistemde, milletvekili olmanız zaten mümkün değildi. Başkent İstanbul'a vizeyle gidilecekti. Türkler Anadolu'da olmayacaktı. Ama hayalini kurduğunuz "Kürt Devleti" kurulmuş olacaktı.
Nankörlüğün zirvesi neresi derseniz, işte burası derim...
Cihat Yaycı :
⁉️ BU NASIL BİR TEZATTIR?
Bebek dahil 12 masum insanı yakarak katleden terör örgütü mensubu bugün meydanlarda “barış”, “demokrasi” ve “insan hakları” üzerine nutuk atabiliyor.
Daha da vahimi, bunu hiçbir pişmanlık emaresi göstermeden yapıyor. Aksine, bu ve bunun gibiler “Biz pişman değiliz.” diyerek işledikleri suçları reddetmediklerini, benimsediklerini ve meşru gördüklerini açıkça ilan ediyorlar.
Hakkında da hiç bir işlem yapılmıyor!
Peki sormak gerekmez mi?
Bebek katilleri vicdan dersi verebilir mi?
Masum insanları diri diri yakanlar insan haklarından söz edebilir mi?
Terörü yöntem olarak benimseyenler demokrasi adına konuşabilir mi?
Silahla, bombayla, cinayetle hafızalara kazınmış bir örgütün mensupları barışın temsilcisi olabilir mi?
Elbette olamaz.
İşte asıl tezat budur.
Bir tarafta evlatlarını kaybetmiş ailelerin hiç dinmeyen acısı, binlerce şehidimizin aziz hatırası ve gazilerimizin fedakârlığı dururken; diğer tarafta bunlardan hiçbir pişmanlık duymayan kişilerin meydanlarda kahraman gibi karşılanması ve propaganda yapabilmesi, hukuk devleti ve toplumsal vicdan açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur.
Hiç kimse düşüncesinden dolayı suçlanamaz. Ancak şiddeti öven, terör suçlarını meşrulaştıran veya bunları haklı göstermeye çalışan söylemler ile ifade özgürlüğü aynı şey değildir. Demokratik toplumlarda da ifade özgürlüğünün sınırları, başkalarının hakları ve kamu düzeni çerçevesinde belirlenir.
Devletin görevi; şehit ailelerinin vicdanını yaralayan, terörü meşrulaştıran ve toplumsal huzuru zedeleyen söylemlere karşı hukukun gereğini kararlılıkla uygulamaktır.
Çünkü terörün normalleştiği yerde ne gerçek demokrasi olur, ne gerçek özgürlük, ne de gerçek barış.
"Allah Vatanımızı, Bayrağımızı korusun; özellikle bazılarından"
Diyerek istifa etti Sincan Anadolu Lisesi Müdürü Ali Osman Köse...
Müdür sıfatıyla hitap edersek kendisine haksızlık etmiş oluruz.
Yüreğine sağlık Ali Osman Öğretmenim. Ait olduğun Türk Milleti seni bağrına basacaktır.
Bir Yunan televizyonunun yayınından...
✍️🏻1821'den önce Mora Yarımadasındaki Türk sayısı 42.750 imiş.
Sonrasında ise sıfır!
✍️🏻Çocuk, genç, kadın, erkek, yaşlı ayırtetmeden çok tipik bir soykırım gerçekleştirilmişti.
Bıraktık Türk olmalarını, şunu, bunu, bir insan olarak düşünün!
✍️🏻Onlar da benim, sizin gibiydi. Devletlerinin varlıģıyla güç buluyor, mutlu, huzurlu bir şekilde yaşıyorlardı.
Muhtemelen her gelişmeyi, Yunan örgütlenmesiyle ilgili haberleri muhtemelen "DEVLET AKLI VAR" diye önemsemiyor, yüzyıllarca komşuluk ettikleri Yunan'ların onlara saldıracaklarını ise düşünmüyorlardı!
✍️🏻Ve bir gecede yokedildiler!
✍️🏻Sahi, oradaki vatandaşlarına sahip çıkamayan devletin ismi neydi?
O devletin, onları koruyacak aklı ve gücü var mıydı? Yoksa neden yoktu?
Onlar katledilirken o devleti yönetenler ne yapıyordu?
Al-i Osmanlı diye o devletin her dönemini eleştiriden münezzeh tutanlara soruyorum!
✍️🏻Sonrasında onların anısına bir taş bile dikilmedi biliyor musunuz! Bu anlamda o günden bugüne tüm devleti yönetenleri eleştiriyorum!
Ne Girit'te, ne Mora'da, ne Balkanlar'da, ne de diğer coğrafyalarda katledilen yüzbinlerce canımız yok sayıldı! Sanki buharlaştılar! YAZIK!
✍️🏻Bu belleksizlikle inanın bu coğrafyada yaşayamayız dostlar!
En azından bu tür olayları, bu görseller üzerinden paylaşıp kamuoyuna anımsatalım, adlarına bir taş dikemesek, Yunan'ı soykırımcılıkla suçlayamasak da aziz hatıralarına saygı duyup dua edelim ve dahası ders alalım...
✍️🏻Bir de kıssadan hisse, bugün de stratejik hatalar yapılırken, buna "DEVLET AKLI" filan diyenlere "hadi öteye" diyelim!
Atatürk, NUTUK’u 6 günde okur. Sesi hiç titremez. Son sayfaya geldiğinde bu sözde sesi titrer, duygulanır:
“Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”
-Evet, bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedeli…
Ve bu vatanın sınırları cetvelle çizilmemiştir.
#atatürk #mustafakemalatatürk #nutuk
TARİH KİTAPLARININ YAZMADIĞI BÜYÜK GERÇEK: 4300 YIL ÖNCEKİ "TÜRKİ" KRALI!
Ezber Bozan Keşif
Çoğumuz Türklerin tarih sahnesine MS 6. yüzyılda Göktürklerle çıktığını veya Anadolu’ya ilk kez 1071’de Malazgirt’le ayak bastığını zannederiz. Oysa resmi tarih tezlerinin ve dünya medyasının adeta sessizliğe büründüğü, tam 4300 yıl öncesine ait çivi yazılı bir tablet, bu ezberleri tamamen bozuyor! MÖ 2200’lerde yaşayan ünlü Akkad Kralı Naram-Sin’in yazdırdığı metinlerde, Anadolu’da hüküm süren bir "Türki Kralı" açıkça geçiyor. Peki kimsenin konuşmadığı bu muazzam keşfin arkasındaki gerçekler neler?
Hattuşaş’ta Bulunan 15. Satırın Sırrı Arkeoloji dünyasında "Şartamhari Metinleri" (Mücadelenin Kralı) olarak bilinen bu çivi yazılı tabletler, Akkad Kralı Naram-Sin'in Anadolu içlerine yaptığı seferleri anlatır.
Bu sefer sırasında Naram-Sin’e karşı 17 Anadolu krallığı birleşerek büyük bir direniş gösterir.
İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer tam burasıdır!
Çorum Boğazköy’de (Hattuşaş) yapılan kazılarda bulunan ve "KBo III, 13" numarasıyla tescillenen Hititçe tablette, Naram-Sin’e karşı savaşan krallar tek tek listelenmiştir. Metnin 15. satırında aynen şu ifade yer almaktadır:
"Türki Kralı İlşu-Nail..."Bu rastgele bir iddia veya hayal ürünü değildir. Dünyaca ünlü Alman Hititolog Hans Gustav Güterbock, 1938 yılında bu çivi yazısını deşifre ederek bilim dünyasına "Turki" ismiyle tescillemiştir.
Bizim yerli tarihçilerimizden Prof. Dr. Ekrem Memiş gibi dev isimler de bu belgenin, Türklerin Anadolu’daki en eski yazılı tapu senedi olduğunu savunmaktadır.Peki, dünya bunu neden kabul etmek istemiyor?
Çünkü batı merkezli tarih anlayışı, Türk adını erken dönemlere yakıştırmak istemiyor. Tabletin bir efsane olduğunu, kralın adının (İlşu-Nail) Türkçe değil Sami dilinde olduğunu iddia ederek bu gerçeğin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Oysa isim ne olursa olsun, halkın ve krallığın adı tabelada açıkça yazıyor: TÜRKİ!
Anadolu Bizim Kadim Yurdumuzdur!Şartamhari metinleri bize gösteriyor ki; biz bu topraklara sonradan gelmedik. Malazgirt 1071 bizim Anadolu'ya ilk gelişimiz değil, tapumuzu yenilediğimiz tarihtir. MÖ 2200'lerde, yani günümüzden neredeyse 4300 yıl önce, Mezopotamya'nın en büyük imparatorluğuna kök söktüren bir "Türki" krallığı bu topraklarda, (merkezi Erzurum ve Erzincan idi) zaten vardı. Tarihimize sahip çıkalım, bu gerçeği paylaşarak herkese duyuralım!
MERAK EDENLER İÇİN BİLİMSEL KAYNAKLAR: Hans Gustav Güterbock (Alman Hititolog): "Die historische Tradition und ihre literarische Gestaltung bei Babyloniern und Hethitern bis 1200", Zeitschrift für Assyriologie, Cilt 44, Berlin, 1938, s. 66-68. (Çivi yazısının dünyadaki ilk resmi akademik deşifresidir).
2️⃣ Prof. Dr. Ekrem Memiş (Tarihçi): Eskiçağda Türkler, Çizgi Kitabevi, 2020.
3️⃣ Resmi Arkeolojik Belge Numarası: Boğazköy Tabletleri Arşivi, KBo III, 13 (Metnin Hattuşaş'ta bulunan orijinal tablet kaydı).
Hazırlayan: Yeliz Kılıçarslan
2⃣🏃♂️ Türkiye'de hareketsizlik alarm veriyor❗️
❌ Fiziksel aktivite yapmayanların oranı %86,6
👨 Erkeklerde: %83,5
👩 Kadınlarda: %89,7
🌍 DSÖ, haftada en az 150 dakika egzersiz öneriyor
Ancak bu seviyede aktivite yapanların oranı:
👨 %4,1
👩 %2,7
📌Yani düzenli hareket edenlerin sayısı oldukça düşük
1⃣TÜİK'in açıkladığı 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları dikkat çekici:
⚠️ Obezite oranı artıyor
📈 2022'de %20,2 olan obezite oranı 2025'te %21,8'e yükseldi
👩 Kadınların %24,8'i obez
👨 Erkeklerin %18,7'si obez
📌Fazla kilo artık Türkiye'nin en büyük sağlık sorunlarından biri olmaya devam ediyor
MUZ alırken, dikkat!
3 veya 4 ile başlayan 4 haneli kod → Konvansiyonel tarım (pestisit ve gübre kullanılmış).
9 ile başlayan 5 haneli kod → Organik (pestisit ve sentetik gübre yok).