Sivas Katliamı’nı Unutmadık!
Aydınlık, Bağımsız ve Sosyalist Türkiye’yi Kuracağız!
Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne yönelik 2 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen gerici saldırıda Madımak Oteli’nde bulunan 33 aydınımızın hayatını kaybettiği katliamın üzerinden 33 yıl geçmiş bulunuyor.
Günler öncesinde gericiler tarafından bildirilerin dağıtıldığı; alevi halkına dönük katliam ve cihat nârâlarının atıldığı bilinmesine rağmen, katliam göz göre göre gelmiştir. Sivas Katliamı’nın önü açılmış, gericilerin saldırısına müdahale edilmemiş ve 33 yurttaşımız sermaye düzeni ve gericilik eliyle katledilmiştir.
Katliamda rol oynayanlar korunmuş, münferit bir olay olarak lanse edilmiş, dönemin başbakanı Tansu Çiller “Otel dışındaki vatandaşlarımız zarar görmemiştir” diyerek sermaye düzeninin kirli yüzüne sembol olmuştur. Türkiye’de gericiliğin önünün açılması ve bugüne uzanan karanlık 2 Temmuz’da gerçekleştirilen katliamla birlikte ilerlemiş ve ülkemiz adım adım gericiliğe, sömürü düzenine ve sağcılığa teslim edilmiştir.
Katliamda rol oynayanlar zaman aşımıyla ödüllendirilmiş, AKP’nin kuruluşunda görev üstlenmiştir. AKP iktidarı, Sivas Katliamı’nın faillerini canı pahasına korumuş ve gericiliğe siper olmuştur.
Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmiş olmasına rağmen o günkü gericilik bugün seçme seçilme hakkı ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere tüm yurttaşlık haklarına saldırarak düzenini sürdürme ve adımlarını meşrulaştırma arayışındadır. Bu karanlığın karşısında durduğunu iddia eden düzen partileri ise her fırsatta gericiliği meşrulaştırmış, laiklik mücadelesini “sulandırmış”, gerici örgütlenmelerin adımlarını toplumsal değerler diyerek normalleştirmiştir.
Ülkemizin ilerici ve aydınlık birikimi ise sermaye düzeninin ve gericiliğin saldırılarına; AKP’nin karanlığına ve zorbalığına teslim olmamıştır. Bugün Sivas Katliamı’nın hesabını sormak da, ülkemizin üzerine çöken karanlığı dağıtmak da emekçilerin yükselteceği, aydınlık, bağımsız ve sosyalist Türkiye mücadelesinden geçmektedir.
Ülkemiz, AKP zorbalığına da, çağ dışı gericiliğe de, sermaye düzeniyle derdi olmayan sahte umutlara da mahkûm değildir.
Sivas’ta hayatını kaybeden 33 aydınımızı saygıyla anıyoruz. Alevi halkının eşit yurttaşlık mücadelesini yükseltecek, aydınlanma bayrağını yere düşürmeyeceğiz.
Sivas Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
02.07.2026
🔗https://t.co/fALAvi92UA
NATO'ya Karşı Bağımsızlık ve Sosyalizm Yürüyüşü İçin Çağrı
Emperyalistler ve onların savaş örgütü NATO 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da toplanmaya hazırlanıyor. Dünyayı kana bulayan, gladio örgütlenmeleri ile işçi sınıfının ve halkların mücadelesini boğmaya çalışan, Ortadoğu'dan Latin Amerika'ya savaş, işgal ve ambargolarla halkları teslim almaya çalışan emperyalistlere ve onun savaş örgütü NATO'ya gü��lü bir yanıt verilmelidir.
NATO ülkemizin, halkımızın güvenliğine tehdit, emperyalizm ülkemizdeki karanlığın ve zorbalığın arkasındaki en temel güçtür.
AKP iktidarı, emekçilere yönelik saldırılarını emperyalistlerden aldığı güçle gerçekleştirmekte, ülkemizi emperyalizmin ve NATO'nun çıkarlarına ortak kılmakta, Suriye'de gerçekleşen emperyalist müdahaleye, Filistin'de uygulanan katliama, Venezuela'da ABD'nin haydutluğuna, İran'a dönük saldırılara sesini çıkarmamakta, göstermelik açıklamalarla emperyalizmin adımlarını meşrulaştırmaktadır.
Benzer bir durum bugün düzen siyasetinde de hakimdir. AKP'nin zorbalığına karşı çıkıp emperyalizmi, sermaye düzenini ve NATO'yu görmezden gelen her türlü yaklaşım gerçek bir kurtuluş mücadelesinden uzaklaşmak anlamına gelmektedir.
Bugün emperyalistlere, baş haydut Trump'a ve siyonist Netanyahu'ya dur demek, yalnızca Ortadoğu halkları için değil, tüm dünya halkları adına hayati bir önem taşımaktadır. Savaşın ve sömürünün bedeli emekçilere ödetilirken, emperyalistlerin kâr hırsı başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyayı derin bir belirsizliğe sürüklemektedir.
Bu tablodan çıkış emperyalizme ve uluslararası tekellerin savaş örgütü NATO'ya karşı bağımsızlık bayrağının yükseltilmesi ve bu mücadelenin sosyalist Türkiye hedefiyle birleştirilmesinden geçmektedir.
Birleşik Komünist Parti, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi hedeflenen NATO zirvesine karşı tüm emekçileri, yurtseverleri, kadınları ve gençleri bağımsızlık ve sosyalizmin sesini yükseltmeye, 5 Temmuz'da İstanbul Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Parkı'nda başlatacağı yürüyüşe çağırmaktadır.
Emperyalistleri, savaş örgütü NATO'yu ve işbirlikçilerini ülkemizden kovacağız!
NATO'dan çıkılmalı, üsler kapatılmalıdır!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
21.06.2026
BU MEMLEKET BİZİM!
İZMİR'DE EMEKÇİLER EMPERYALİZME VE NATO'YA KARŞI BULUŞUYOR!
Temmuz ayında ülkemizde toplanmaya hazırlanan emperyalizmin kanlı savaş aygıtı NATO'ya; Filistin'de, İran'da ve Suriye'de halkların kanını döken kasaplara karşı omuz omuza veriyoruz!
Çözüm ne yirmi beş yıldır NATO'nun en sadık bekçiliğini yapan AKP'nin sahte hamasetinde, ne de yüzünü emperyalist barbarlara dönüp NATO'dan "güvenlik ve demokrasi" bekleyen muhalefetin işbirlikçiliğindedir!
Ülkemizi kan gölüne çeviren darbelerin, fâili meçhullerin ve katliamların mimarı olan bir savaş örgütünden; barış, demokrasi ve güvenlik beklenemez.
Sermaye sınıfının bekâsı için bağımsızlığımızı peşkeş çekenlere ve dünyayı emperyalist barbarlığın karanlığına sürükleyenlere karşı işçi sınıfının eşitlik, özgürlük ve kardeşlik bayrağını İstanbul'da dalgalandırıyoruz.
Birlik ve Dayanışma Hareketi; emperyalist saldırganlığa, uluslararası sermayenin koçbaşı savaş örgütü NATO'ya ve ülkemizi bu kanlı projelerin bir parçası haline getirenlere karşı tüm emekçileri, gençleri ve yurtseverleri mücadeleyi yükseltmeye çağırıyor!
Her Şey Emeğin Olacak!
1 Mayıs’ta Alanlara!
Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu koşullar bugün emekçilerin yaşamını kuşatırken; yoksulluk, işsizlik, ekonomik kriz ve adaletsizliğin de ardı arkası gelmiyor.
2026-2028 yılları arasında hayata geçirilecek olan Orta Vadeli Program (OVP) dayatması bu dönemde de emekçiler için kemer sıkmak anlamına gelecek. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne katılım zorunlu olacak, ortalama ücret üzerinden kesinti yapılacak. İşsizlik fonunun kaynağı finansman için patronlara aktarılacak. Kısmi zamanlı, proje bazlı çalışmaların kapısı açılacak ve o kapıdan güvencesiz çalışma girecek. Bir yanda tam gün çalışanların çalışma süresi arttırılırken, diğer yanda esnek çalışma adı altında kadınlar, gençler, göçmenler yarım gün yarım zaman çalışma dayatması ile karşı karşıya kalacak. Çocukların MESEM kapsamında istihdama dahil edilmesinin yolu da sonuna kadar açılacak.
Ülkemizde işsizlik Şubat 2026 rakamlarına göre yüzde 8.5 seviyesinde iken; hayat pahalılığı ve içinden çıkılamayan yoksullaşma ile birlikte emekçilerin gıdaya, sağlığa, eğitime ulaşımı neredeyse imkansız hâle gelmiş durumda.
Dünyanın ve bölgemizin yaşadığı siyasi krizlerle, 2026 yılının ilk çeyreğinde askeri müdahaleler, tehditler ve savaş emperyalizm, NATO ve ABD eliyle şekillendirildi. Uzun yıllardır ambargoya maruz kalan Küba’ya tehditler, Venezuela’ya haydutça müdahale ve sonrasında İran’a ve Lübnan’a karşı yürütülen savaş… ABD emperyalizminin adımları dünya halklarını, ülkelerin varlığını ve kaynaklarını açıkça tehdit ederken, yüzlerce insanın ölümüyle devam eden savaş, sivilleri hedef almaktan geri kalmamıştır. Sömürü düzeninin yaşadığı kriz, savaşları, yoksullaşmayı, geleceksizliği derinleştirirken krizin faturasını ise emekçiler ödemek zorunda bırakılıyor.
Tüm bu sömürü-kriz-tehdit-savaş denklemini yaşayan ülkemiz ve bölgemiz için tek çıkış yolu haydut ABD’ye; işbirlikçi AKP’ye; gerici tarikatlara karşı mücadele bayrağını yükseltmekten geçmektedir. Emeğiyle, alın teriyle yaşamını sürdüren emekçilerin, gençlerin, kadınların, Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’ta sözünü söylemesi ve eşitlikçi bir düzenin mücadelesini yükseltmesi büyük bir önem taşımaktadır.
İşçilerin birliği ve dayanışması patronları, sermayeyi, AKP’yi korkutan en büyük güçtür. Gücümüzün işçi sınıfının onurlu tarihinden, grevlerinden, direnişlerinden ve mücadelesinden geldiğini çok iyi biliyoruz.
AKP düzeninin bize reva gördüğü yaşamı elimizin tersiyle itmenin; birliği ve dayanışmayı en güçlü şekilde göstermenin zamanı artık geldi. Patronların sözüne karşı işçilerin sözü; AKP’nin yalanlarına karşı emekçilerin gerçekleri; sömürüye karşı dayanışma; gericiliğe karşı aydınlık Türkiye; onların düzenine karşı işçilerin birliği demek için 1 Mayıs’ta kendi sözümüzü söylüyoruz: Haramilerin saltanatına karşı eşit, özgür, bağımsız ve aydınlık bir Türkiye; emekçilerin birliğiyle kurulacaktır.
Birlik ve Dayanışma Hareketi İstanbul Taksim, İzmir Gündoğdu ve Ankara Tandoğan 1 Mayıs’larında yerini alacaktır.
Yoksulluğa, ekonomik krize, eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı işçilerin birliğini yükseltmek için tüm emekçileri birlik ve dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz: Her şey emeğin olacak!
Birlik ve Dayanışma Hareketi
🔗https://t.co/qiLcDRZsUm
Ya Barbarlık Ya Sosyalizm!
1 Mayıs’ta Meydanlara!
2026 1 Mayıs’ını dünyada emperyalist saldırganlığın arttığı, yoksullaşmanın, kemer sıkma politikalarının derinleştiği, sömürüye dayanan kapitalist sistemin işçi sınıfını, kadınları ve gençliği geleceksizliğe hapsettiği bir kesitte karşılıyoruz.
Savaşlar, siyasi cinayetler, halkların yaşamına kasteden ambargolar, emperyalist saldırganlık karşısında direnen halklara karşı savrulan tehditler emperyalist-kapitalist sistemin çıkışsızlığını ve toplumlara sunacak bir geleceği bulunmadığını açık bir biçimde göstermektedir.
Bölgemiz ve ülkemiz de bu durumdan azade değil. Türkiye’de sermaye düzeni, AKP iktidarıyla birlikte emek üzerindeki tahakkümü daha da arttırmış, işçi sınıfının haklarını adım adım törpülemiş, gençliği patronlara ucuz işgücü olarak sunmuş, kadınları gericilik, sömürü ve şiddet sarmalıyla sindirmeye çalışmıştır.
Sermaye düzeni ve temsilcisi AKP iktidarı ülkemizi emperyalizmin çıkarlarının parçası haline getirmiş, başta Ortadoğu’da gerçekleştirilen katliam ve savaş olmak üzere ABD emperyalizminin ve NATO’nun elini güçlendirmiş, ülkemizi emperyalizme peşkeş çekmiştir.
Türkiye, sermaye düzeni tarafından kötürüm bırakılmış durumdadır. Özelleştirmeler, emperyalist anlaşmalar, başkanlık rejimi Türkiye’yi büyük bir yoksullaşmaya, gericileşmeye, karanlığa sürüklemiştir.
Tüm bu tablonun karşısında emekçilerde, kadınlarda ve gençlikte AKP’nin politikalarına ve düzenin yarattığı sorunlara karşı biriken tepkiler düzen muhalefeti eliyle soğurulmaya, düzenin sahte umutları kurtuluş denilerek pazarlanmaya çalışılmaktadır. Bir taraftan AKP iktidarından demokratik adımlar bekleyen anlayış, diğer taraftan ise yaşanılabilir bir sömürü düzeninden öteye geçemeyen bir değişim vaadi eşitlik ve özgürlük mücadelesini etkisizleştirmekte ve düzenin elini güçlendirmektedir.
Bu gidişatın değişmesi düzenin tüm unsurlarına ve tüm düzen projelerine sırt dönen, bağımsızlıkçı, kamucu, aydınlanmacı bir mücadele programının, yani sosyalist Türkiye mücadelesinin büyümesinden geçmektedir.
1 Mayıs 2026, emperyalizme, sermaye düzenine, gericiliğe bütünlüklü ve güçlü bir yanıtın verilmesi gereken bir gün olarak işçi sınıfının sözünü söyleyeceği bir içerikle kutlanmalı ve NATO’ya, AKP’nin baskı rejimine, sömürü düzenine karşı sosyalizm bayrağı yükseltilmelidir.
BKP, başta İstanbul Taksim olmak üzere, İzmir Gündoğdu ve Ankara Tandoğan 1 Mayıs meydanlarında yerini alacaktır.
Partimiz İşçi sınıfını, kadınları ve gençliği 1 Mayıs’ta emperyalizme, onun savaş örgütü NATO’ya, sermaye düzenine ve AKP’nin baskı politikalarına karşı ayağa kalkmaya, örgütlenmeye ve gücünü göstermeye çağırmaktadır.
Sömürü düzeni son bulacak, emekçiler, kadınlar ve gençler kazanacak!
20.04.2026
Birleşik Komünist Parti Merkez Komite
🔗https://t.co/8KssWoXM82
Her Şey Emeğin Olacak!
1 Mayıs’ta Taksim’e!
2026 1 Mayıs’ına emperyalist saldırganlığın arttığı, yoksullaşmanın, geleceksizliğin derinleştiği, sermaye düzeninin baskı ve hukuksuzlukla toplumu teslim almaya çalıştığı bir kesitte gidiyoruz.
Emperyalizme, sömürüye, emekçilerin tarihsel kazanımlarına göz diken sermaye düzenine karşı dünya işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ta tüm bu karanlığın karşısında güçlü bir duruşun ortaya konması gerekmektedir.
Birleşik Komünist Parti 2026 1 Mayıs’ında Taksim’de olacak emekçilerin, kadınların ve gençliğin insanca bir yaşam, eşitlikçi bir düzen mücadelesini yükseltecektir.
BKP Merkez Komitesi
02.04.2026
🔗https://t.co/ieN6G8sRCe
Her Şey Emeğin Olacak!
Birlik ve Dayanışma Hareketi'ne katıl, bu düzeni değiştirelim!
Emeğimiz için Birlik ve Dayanışma Manifesto'muza ulaşmak için:
https://t.co/jdBLhvnKbI
Bugün Şişli’de bildiri çalışmamızı gerçekleştirerek emekçi kadınları yarınki basın açıklamamıza davet ettik!
AKP’nin kadın düşmanı politikalarına ve sermayenin asgari ücret dayatmasına karşı emekçi kadınların birliği ve dayanışması için buluşuyoruz.
Gericiliğe ve yoksulluğa karşı 8 Mart’a! ✊
📍 Şişli Cevahir AVM Önü / İstanbul
🗓 8 Mart Pazar
🕒 15.00
İran Halkı Kazanacak!
Emperyalizm ve Siyonizm Kaybedecek!
Soykırımcı İsrail ve destekçisi haydut ABD bu sabah İran’a yönelik yeni bir saldırı başlattı. Bu saldırı Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren emperyalist planların son halkasıdır. Bu saldırı sadece İran’ı değil; Filistin’den ülkemize, bütün bölge halklarını hedef almakta ve tehdit etmektedir.
Bölgemizde emperyalizm, siyonizm ve onların beslediği işbirlikçi çeteler yenilmeden hiçbir halk için kurtuluş yoktur.
Gelinen noktada ülkemizin bu kanlı saldırıların ve bölgesel operasyonların üssü olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. Başta İncirlik ve Kürecik olmak üzere ülkemizdeki tüm ABD ve NATO üsleri biran önce kapatılmalı, topraklarımızda ABD ve İsrail’e destek derhal sonlandırılmalıdır.
Ortadoğu’nun ve İran’ın kaderini emperyalistler, siyonistler değil, halkların onurlu mücadelesi belirleyecektir.
İran halkı kazanacak, emperyalizm ve işbirlikçileri kaybedecek!
Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun siyonizm!
BKP Merkez Komitesi
28.02.2026
🔗https://t.co/lMgAOKGFs9
Her Şey Emeğin Olacak!
Emeğiyle, alın teriyle, onuruyla yaşayan, yaşamak için direnen işçiler, kadınlar, gençler olarak Mart ayında İstanbul, İzmir ve Ankara’da buluşuyoruz.
Kuruluşu ilan edilen Birlik ve Dayanışma Hareketi’nin buluşmasında üç büyük ilde yan yana gelerek eşitlik, özgürlük, laiklik ve adalet mücadelemizi bir kez daha yüksek sesle ilan edeceğiz.
Patronların, tarikatların, çetelerin değil; Her şey emeğin olacak!
İstanbul
15 Mart Pazar - 15.00
Figaro Düğün Salonu, Çağlayan
İzmir
15 Mart Pazar - 16.00
Tepekule Kongre Merkezi, Bayraklı
Ankara
29 Mart Pazar - 15.00
Bambu Sahne, Çankaya
Gericiliğe ve Yoksulluğa Karşı 8 Mart’a!
Patronların kölesi, tarikatların müridi, AKP’nin ‘kutsalı’ olmayacağız!
Kadınların öldürülmediği bir ülke, kadınların eşit yurttaş olduğu bir ülkedir. Kadınların taciz ve şiddet mağduru olmadığı bir ülke; gericiliğin, tarikat ve cemaatlerin sonunun geldiği bir ülkedir.
AKP'nin kadın düşmanlığına ve baskısına; sermayenin asgarî ücret dayatmasına karşı, emekçi kadınların birliği ve dayanışması için 8 Mart'ta buluşuyoruz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde İstanbul ve İzmir'de alanlara çıkıyoruz.
Gericiliğe ve yoksulluğa karşı 8 Mart'a!
İstanbul
Şişli Cevahir AVM Önü
8 Mart Pazar - 15.00
İzmir
Karşıyaka İzban Durağı
8 Mart Pazar 16.30
Her Şey Emeğin Olacak!
Emeğiyle, alın teriyle, onuruyla yaşayan, yaşamak için direnen işçiler, kadınlar, gençler olarak Mart ayında İstanbul, İzmir ve Ankara’da buluşuyoruz.
Kuruluşu ilan edilen Birlik ve Dayanışma Hareketi’nin buluşmasında üç büyük ilde yan yana gelerek eşitlik, özgürlük, laiklik ve adalet mücadelemizi bir kez daha yüksek sesle ilan edeceğiz.
Her yerinden dökülen bu düzen, yoksulların üzerinden yükselmeye devam ederken, bizler düzen partilerinin birbirleri arasındaki oyunlarda çözüm arayamaz, birilerinin gelip bizleri kurtarmasını bekleyemeyiz.
İşçi sınıfını yoksulluğa mahkûm eden, ülkeyi karanlığa hapseden ve emperyalizme ülkeyi peşkeş çekmeye kalkan sömürü düzeni dikiş tutmuyor.
Patronların ve emperyalizmin ihtiyaçları doğrultusunda yıllardır ülkeyi uçuruma sürükleyen AKP iktidarı, baskıyla ve zorbalıkla yol alabiliyor.
Bu düzen sınıfta kalmıştır! Bu düzenin ürünü AKP rejimi de, onun her dönem değişen koltuk değnekleri de emekçilere bir kurtuluş programı sunamamaktadır.
Emekçiler sefalet ücretine, emekliler açlığa, gençler geleceksizliğe mahkum edilmiştir. Bu düzen patronların düzenidir. Patronlara vergi indirimi ve teşvikler uygulanırken ekonomik krizin faturası ise emekçilere kesilmektedir. En temel hakların dahi piyasaya açıldığı ülkemizde artık yaşamak lüks halini almıştır.
Bu düzen değişmelidir, başka bir kurtuluş yolu da programı da kalmamıştır.
Emeğiyle yaşamı var edenlerin, toprağı ekenlerin, ekmeği üretenlerin, yerin yedi kat altında madenlerde çalışan emekçilerin, metali dövüp şekil verenlerin, plazalarda emek sömürüsü altında ezilenlerin, ev içi emeği görmezden gelinen kadınların, işsizlik kıskacında hayatı mahvolan gençliğin sözünü söyleme zamanı gelmiştir.
Birlik ve Dayanışma Hareketi, bu düzenin tüm sahte umutlarına karşı güçlü ve kitlesel bir emek cephesi kurmak için umutlu ve kararlıdır. Biricik kurtuluşumuz buradadır.
Bu düzenden memnun olmayan, bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşünen tüm onurlu yurttaşların yerini alması gereken adres olarak Birlik ve Dayanışma Hareketi umudu büyütmek için bayrak açıyor.
Bu ülke bizim!
Patronların, tarikatların, çetelerin değil; Her şey emeğin olacak!
Birlik ve Dayanışma Hareketi
🔗https://t.co/MiW7DyGKZr
Unutmayacağız Affetmeyeceğiz!
6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden üç yıl geçti. Türkiye, o büyük yıkımı yitirdikleriyle, enkaza dönen şehirleriyle, güvenli olmayan konutların yapımına izin verenlerle, depremde halkın yaralarını sarmak yerine iktidar koltuğunu düşünen AKP iktidarıyla yaşadı.
Unutmadık, dün gibi hatırlıyoruz.
Çadır satma derdine düşen Kızılay’ı, halkı aç ve açıkta bırakan bu düzeni ve temsilcisi AKP iktidarını, “Dinsizlik artarsa depremler çoğalır,” diyen yobazları ve halk düşmanlarını unutmadık.
Halkın yaşamını hiçe sayan, tek derdi kârları ve rantları olan müteahhitleri ve onların sırtını sıvazlayanları unutmadık.
Her kriz anında “Aynı gemideyiz” diyerek sorumluluğu halkın sırtına yükleyenleri, “Deprem vergileri nerede?” sorusuna utanmadan “Yol yaptık” yanıtını verenleri; üzerinden üç yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde halkı susuzluğa ve elektriksizliğe mahkûm edenleri unutmayacağız.
Affetmeyeceğiz!
İnsanca bir yaşamı kurana dek bu düzenle mücadeleyi her geçen gün büyüteceğiz.
Depremde emekçiler yarasını nasıl dayanışma ile sardıysa, yaşanılabilir bir ülkeyi kurmanın ve bu düzenle hesaplaşmanın da emekçilerin örgütlü gücünden geçtiğini biliyoruz.
Sermayeyi, rantçıları, gericileri; halkın emeğine ve yaşamına göz dikenleri bu memleketten kovacağız!
6 Şubat depreminde yitirdiklerimizi unutmadık, unutmayacağız!
BKP Merkez Komitesi
06.02.2026
🔗https://t.co/cQ2FYtbtGQ
Unutmak Yok, Affetmek Yok, Helalleşmek Yok!
Depreme dayanıklı olduğu söylenen evlerin birer tabuta dönüştüğü, binlerce insanın enkaz altında terk edildiği, insanların en temel ihtiyaçlara dahi muhtaç bırakıldığı ve kapitalizmin kâr hırsının ayyuka çıktığı 6 Şubat Depremi'nin üzerinden 3 yıl geçti.
Aradan geçen 3 yıllık süreç, düzenin ve AKP iktidarının topluma reva gördüğü hayatı tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermektedir. İktidara geldiği günden beri topluma yönelik saldırıları, dinci gerici politikaları ve patronların düzeniyle sağladığı işbirlikçi tutumu AKP iktidarının kimliğini oluşturmaktadır.
Malzemeden çalan ve çürük malzeme kullanan müteahhitler, müteahhitleri denetlemesi gereken belediyeler; imar affı çıkaran ve “Oy vermezseniz yardım gelmez,” diyen AKP iktidarı, yaşanan deprem felaketinin suç ortaklarıdır.
Bu suça ortak olan herkesten hesap sormak, depremde kaybettiğimiz binlerce insanımızı unutmadığımızı göstermek, düzenin ve AKP iktidarının yeni felaketlere kapı aralayan politikalarına karşı mücadele etmek için 6 Şubat’ta Hatay halkının yanında olacağız.
Birlik ve Dayanışma Hareketi olarak, tüm Hatay halkını 6 Şubat saat 04.17’de gerçekleşecek olan anmaya çağırıyor; birlikte hesap sormaya, mücadele etmeye davet ediyoruz.
Bu Böyle Gitmez!
Asgari ücret, açlık sınırının da altında 28.075 ₺ olarak açıklandı.
Sermaye ve onun temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu işçinin, emekçinin "temel, asgari yaşam ihtiyaçları"nı değil; IMF, Moody’s, Morgan Stanley, JP Morgan’ın taleplerini dikkate aldı. Sözünü söyledi ve 2026’nın açlık ve yoksulluk yılı olacağını ilan etti.
2026 yılında; emekçilere açlık, yoksulluk, sefalet ücretlerini dayatan sermaye sınıfı ve sermaye düzeninin temsilcisi AKP iktidarına karşı mücadeleyi yükselteceğiz.
Patronlar konuştu, sermayenin temsilcileri konuştu, bu düzenin partileri konuştu...
Şimdi söz işçinin, söz bizlerin!
İnsanca bir yaşam, eşitlikçi bir düzen kurmak için işçi sınıfını, emekçileri, yoksulları örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Gücümüz birliğimizden gelir!
🔗https://t.co/7bSRB0rN4C
bence türkiye’de şu iki değişikliğin yapılması gerekiyor
1- zenginlerin tüm servetlerine ve üretim araçlarına el konulması
2- zenginler kocaman bir çorak arazide toplatılıp topluca kurşuna di