@bosunatiklama Evin bi tanesini müzeye çevirip, kişisel eşyalarını ve kitaplarını müzede sergilemeniz daha uygun olabilirdi. İlber Hocayı sevenler ziyaret etmekten çok mutlu olurlardı eminim.
Turgut Özakman'ın bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara verdiği tokat gibi cevap!!!!
Düşünsene.
Köydesin.
Tarlada uğraşıyorsun.
Gazeteden okuyorsun: Yunanlılar Ege'yi geçmiş. Uzakta, diyorsun. Bize kadar gelmezler. Ordu durdurur.
İki gün sonra bakıyorsun: Komşu şehirdeler.
Birkaç gün sonra gazete çıkmıyor.
Çevre köylerden haberler geliyor. Baskın. Yangın.
Bekliyorsun.
Sabah.
Akşam.
Tekrar sabah.
Belki bizim köye gelmezler.
Sonra köyden silah sesleri başlıyor.
Eşini, kızını, oğlunu kilere saklıyorsun. Kapının mandalını çekiyorsun. Bu sesi en son sen duydun. Silahını alıp pencereye geçiyorsun.
Evin önünde 30 kişi.
Basıyorsun tetiğe.
Bir düşman iniyor.
Bir daha.
Bir daha.
Mermin bitiyor.
Dalıyorlar içeri.
Dipçikle suratını eğip büküyorlar. Yerde yatıyorsun. Tek dileğin şu: Beni vurup gitsinler. Ailemi bulmasınlar.
Buluyorlar.
Üç asker gülüşerek eşini sürüklüyor ahıra.
Diğer üçü kızını bahçeye çıkarıyor.
Biri oğluna işaret ediyor: "Büyüdüğünde intikam alır. Öldürün."
Ellerin bağlı.
Bir şey yapamıyorsun.
Tam o anda köyde yeniden silah sesleri.
Ama bu sefer çığlıklar düşman askerlerinden geliyor.
Türk askeri girmiş köye.
Beş Mehmetçik evin arkasına koşuyor — oğlanı kurtarıyorlar.
Dördü ahıra dalıyor — son anda yetişiyorlar.
Diğerleri bahçeye — kıza da bir şey olmuyor.
O asker senin canını kurtardı.
Namusunu kurtardı.
O çocuğu kurtardı.
Şimdi sor bakalım o askere:
Oruç tutuyor musun?
Namaz kılıyor musun?
Hangi partilisin?
Mezhebin nedir?
O noktadan sonra bunların senin için önemi var mı?
Bizi birleştiren din değildi, mezhep değildi, parti değildi.
Bizi birleştiren şey şuydu:
Aynı toprak.
Aynı tehlike.
Aynı çığlık.
Birbirinize sahip çıkın.
Sizin köyünüze sıra gelmeden.
Anadolu'yu vatan yapan,
"Yurtta Barış, Dünyada Barış" diyen,
bu toprakları bize bırakan
önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü ve
kahraman silah arkadaşlarını
saygıyla, minnetle anıyorum.
Allah rahmet eylesin.
Turgut Özakman
⚔️🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷⚔️
İlber Ortaylı'nın yediden yetmişe herkese tavsiye ettiği kitaplar
Nutuk (Mustafa Kemal Atatürk): Modern Türkiye’nin kuruluş belgesi; bizzat kurucu iradenin ağzından bir devrin panoramasını sunar.
Osmanlı İmparatorluğu II (Halil İnalcık): 'Hocaların Hocası'ndan Osmanlı'nın sosyal ve ekonomik yapısını bilimsel bir titizlikle anlatan temel kaynak.
Suyu Arayan Adam (Şevket Süreyya Aydemir): Bir Osmanlı aydınının Cumhuriyet’e uzanan içsel ve toplumsal dönüşümünü anlatan kült bir otobiyografi.
Atatürk (Andrew Mango): Bir yabancı kalemden çıkmış, Mustafa Kemal’in hayatını en objektif ve kapsamlı ele alan biyografilerden biri.
Milli Mücadele Başlarken (M. Tayyib Gökbilgin): Kurtuluş Savaşı’nın hazırlık aşamasını ve o dönemin siyasi atmosferini belgelerle açıklayan titiz bir çalışma.
Tarih Notları (Bernard Lewis): Ortadoğu tarihçiliğinin dev ismi Lewis’in, tarih metodolojisi ve gözlemlerini aktardığı ufuk açıcı notları.
İslam Uygarlıkları Tarihi (Corci Zeydan): İslam dünyasının sadece dini değil, kültürel ve sanatsal mirasını da ele alan geniş bir perspektif.
Yavuz Sultan Selim (Feridun M. Emecen): Osmanlı'nın en kudretli padişahlarından birini, efsanelerden arındırıp tarihi gerçeklerle ortaya koyan bir inceleme.
Sultan Alp Arslan (Cihan Piyadeoğlu): Selçuklu tarihinin dönüm noktası olan Malazgirt’in kahramanını ve o dönemin stratejik yapısını anlatan eser.
Timurlenk (Beatrice Forbes Manz): Bozkırın son göçebe fatihi Timur’un askeri dehasını ve kurduğu imparatorluğun yapısını analiz eder.
Yeniçeriler (Reşad Ekrem Koçu): Osmanlı askeri teşkilatının ve günlük yaşamının en renkli sayfalarını Koçu'nun eşsiz anlatımıyla sunan bir klasik.
Savaş Günlükleri 1939-1943 (Kont Galeazzo Ciano): İkinci Dünya Savaşı’nın perde arkasını, Mussolini’nin dışişleri bakanının notlarından okuyacağınız çarpıcı bir günlük.
Savaş ve Barış (Lev Tolstoy): Ortaylı’nın 'dünyanın en büyük romanı' dediği, Napolyon savaşları fonunda insan ruhunu ve tarihi işleyen başyapıt.
Karamazov Kardeşler (F. Dostoyevski): İnsan psikolojisinin en karanlık ve en aydınlık yönlerini felsefi bir derinlikle sorgulayan dev eser.
Yüzbaşının Kızı (Aleksandr Puşkin): Rus edebiyatının temeli sayılan, sade ama tarihsel derinliği olan etkileyici bir anlatı.
Vanya Dayı (Anton Çehov): Boşa geçen hayatların, hayal kırıklıklarının ve taşra yaşamının melankolisini ustalıkla işleyen bir tiyatro klasiği.
Kral Lear (William Shakespeare): İktidar hırsı, ihanet ve aile trajedisini evrensel bir dille anlatan tiyatro tarihinin zirve noktası.
Divan (Fuzuli): Türkçenin ve klasik Türk edebiyatının estetik zirvesi; aşkın ve ıstırabın şiirleşmiş hali.
Hafız Divanı (Hafız-ı Şirazi): Fars edebiyatının en büyük şairi Hafız'ın, dünya edebiyatını etkileyen derinlikli gazelleri.
Bostan (Sadi-i Şirazi): Ahlak, adalet ve yaşam bilgeliği üzerine yazılmış, yüzyıllardır yol gösteren bir doğu klasiği.
Batı-Doğu Divanı (Goethe): Batılı bir devin, Doğu’nun hikmetine duyduğu hayranlığın ve iki kültür arasındaki köprünün şiirsel dışavurumu.
İnce Memed (Yaşar Kemal): Anadolu’nun epik dili; düzene başkaldıran bir eşkıyanın üzerinden insan onurunun savunulması.
Puslu Kıtalar Atlası (İhsan Oktay Anar): Tarih, felsefe ve masalsı bir anlatımın iç içe geçtiği, Türk edebiyatının en özgün eserlerinden biri.
Semerkant (Amin Maalouf): Ömer Hayyam’ın rubaileri etrafında şekillenen, Doğu’nun gizemli tarihine yapılan büyüleyici bir yolculuk.
Kambur (Şule Gürbüz): Dilin sınırlarını zorlayan, varoluşsal sancıları ve insan ruhunun kuytu köşelerini anlatan sıra dışı bir modern eser.
“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI
İlber Ortaylı’yı eleştirmek isteyenlerin önce şu eşiği geçmesi gerekir:
1.Dokuz dil bilmek ve her birinin klasik terminolojisine hâkim olmak.
2.Yerli ve yabancı arşivlerde çalışmış olmak.
3.Belge ile yorumu ayırt edecek ilmî disipline sahip olmak.
4.Tarih metodolojisini bilmek.
5.Mukayeseli tarih ufkuna sahip olmak.
6.Uzun yıllara yayılan akademik emeği göze almak.
https://t.co/SaUkYllk6X en önemlisi: ilim karşısında tevazu sahibi olmak.
Cahil, cahilliğinin farkında değilse; neyi, kimi eleştirdiğinin de farkında değildir. Gerçi maddeleri de anlayacağı kanaatinde değilim…
Yakından tanıma şerefine nail olmuş ve dostluğunu kazanmış biri olarak yeri doldurulamayacak Hocamı hep rahmet ve minnetle anacağım.
⚠️ Fatih Altaylı’dan, İlber Ortaylı hakkında ileri geri konuşanlara zehir zemberek sözler:
• Sağda solda ölümünden sonra yazılanları okuyorum. Böylesine ahlaksızca iftiralar, yok elitistmiş. Elitist olmak başka bir şey, evet elitistti İlber ama toplumla barışık bir elitistti.
• Kimseyi kınayan, küçük gören, hor gören bir tavrı yoktu. Hor gördüğü tek şey cehaletti, daha doğrusu cehaletin cüretine kızardı. Cahil olduğunun farkında olmayıp ukalalık edenlerleydi onun derdi.
• Bugün bakın arkasından kötü konuşanlar kimler? Her kesimin uçları. Siyasi yelpazenin ya da inanç yelpazesinin uç kesimleri ona sövüp sayıyorlar.
• Dün bir akademisyeni okudum, akademisyen demeye bin şahit ister, varlığı yok herhangi bir eseri yok. İlber'e ağzına geleni yazmış, bu Balkanlar üzerinde bir araştırma grubunda yer almak istemiş, İlber de ona demiş ki 'Balkan dillerinden herhangi birini biliyor musun?', 'bilmiyorum' deyince 'bana vaktimi kaybettirme' demiş.
• Çok haklı, İlber'in görüşü şu, bir araştırma yapacaksan o araştırmanın dilini bileceksin öbür türlü araştırma yapamazsın, çeviri yaparsın. O yüzden de adam kin kusuyor İlber'e neler yazmış, sen kimsin? İlber'e sallayanlara baktığınız zaman herhangi bir eseri yok, iz bırakacak en ufak bir şeyi yok.
• Bunlar kalkıp İlber'e bugün laf ediyor, o kadar ağrıma gidiyor ki. İlber bugün dünyanın saygı duyduğu bir adam. Kraliçe Elizabeth geldiğinde, kraliçeyi Türkiye'de gezdiren İlber'di.
• İlber'e şimdi tarihçi diyorlar. İlber tarihçi falan değil, milyon özelliğinden bir tanesi. İlber bir kültür adamıydı, alim dediklerindendi.