Zulüm cezaevinin duvarları içinde de devam ediyor
🔻 Geçtiğimiz günlerde hakkında verilen tutuklama kararı doğrultusunda cezaevine sevk edilen Murat Gezenler Hoca’ya yönelik hukuksuz uygulamaların cezaevinde de sürdüğü bildirildi. Edinilen son bilgiler, tutukluluk koşullarına ilişkin keyfi uygulamaların boyutunu gözler önüne seriyor.
🔻 Murat Gezenler Hoca’nın yaklaşık 4 metrekarelik bir hücrede tutulduğu, kullanması gereken ilaçların kendisine verilmediği ve en temel ihtiyaçlarından biri olan çatal-kaşık dahi sağlanmadığı öğrenildi.
🔻 Bir tutuklunun ilaçlarına erişiminin engellenmesi ve temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, cezaevindeki uygulamaların tutukluluk sürecini bir cezalandırma ve mahrum bırakma sürecine dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.
🔻 İstanbul Sefaköy’de yaşayan Uygur Türkü Akide İsmail, 29 Eylül sabahı evine düzenlenen operasyonla emniyet birimleri tarafından gözaltına alındı.
🔻 Türkiye’de geçerli oturma izni bulunan, uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan ve iki çocuğu olan Akide İsmail’in neden gözaltına alındığına ilişkin ailesine herhangi bir bilgi verilmedi.
🔻 Yakınlarından edinilen bilgilere göre, Sefaköy’deki bir Kur’an kursunda hoca olarak görev yapan Akide İsmail’in böbrek hastası bir çocuğu bulunuyor.
🔻 Ailesi, Akide İsmail’in sınır dışı edilerek Çin’e gönderilmesinden endişe ediyor. Aile, gözaltı sürecinin aydınlatılmasını ve Akide İsmail’in çocuklarıyla yeniden bir araya gelmesini talep ediyor.
Bir insan bir başkasına yüz tl yollasa MASAK bunu takip ediyor, taraflardan biri daha önce soruşturma geçirmişse terörün finansmanından işlem yapılıyor, siz derdinizi/ticaretinizi anlatana kadar aylarca tutuklu kalıyor, yıllarca dava ile uğraşıyorsunuz.
İnsanlara yardım eden yardım kuruluşları her yıl denetleniyor, en basit ihmaller dahi para veya kapatma cezasıyla sonuçlanıyor.
Beri tarafta milyarlarca dolar borsada iç edilirken MASAK ortada yok, savcılık ortada yok... Bağdat harap olduktan, çuval mızrağa sığmadıktan sonra olay gündeme gelmiş. Bu yanlışlıkta bir iş var.
Bir insan bir başkasına yüz tl yollasa MASAK bunu takip ediyor, taraflardan biri daha önce soruşturma geçirmişse terörün finansmanından işlem yapılıyor, siz derdinizi/ticaretinizi anlatana kadar aylarca tutuklu kalıyor, yıllarca dava ile uğraşıyorsunuz.
İnsanlara yardım eden yardım kuruluşları her yıl denetleniyor, en basit ihmaller dahi para veya kapatma cezasıyla sonuçlanıyor.
Beri tarafta milyarlarca dolar borsada iç edilirken MASAK ortada yok, savcılık ortada yok... Bağdat harap olduktan, çuval mızrağa sığmadıktan sonra olay gündeme gelmiş. Bu yanlışlıkta bir iş var.
Gerçek failler gün yüzüne çıksın, diye yürüyor... Diyarbakır’dan Ankara’ya atılan her adım, saklanan gerçeklerin ortaya çıkması için. Asıl katil hesap versin diye #NarinİçinAdaletYolu
Diyarbakır’dan Ankara’ya adımlayan bir babanın tek bir derdi var: Asıl katil hesap versin, masumların ahı yerde kalmasın... Arif Güran, yalnız değil. #NarinİçinAdaletYolu
Kendi evladını değil, masumiyetin kendisini arayan bir babanın adımları bunlar. Diyarbakır’dan Ankara’ya atılan her adım, adalete susamış milyonların ortak çığlığıdır. Arif Güran yalnız yürümüyor;#NarinİçinAdaletYolu
Bir baba, kızının adını yüreğinde taşıyarak Diyarbakır’dan Ankara’ya yürüyor.
Arif Güran, Narin için adalet arıyor.
Bu yürüyüş sadece bir babanın değil, vicdanı olan herkesin meselesi.
#NarinİçinAdaletYolu
Narin dosyasında cevap bekleyen onca mesele varken son günlerde bu konuyu sorgulayanlara ve hazırlanan belgesellere yönelik soruşturmaların gündeme gelmesi düşündürücü.
Olması gereken, soruları susturmak değil; o soruların cevabını vermekti.
Bugün Arif Güran'ın yürüyüşü de tam olarak bu yüzden önemli.
#NariniçinAdaletYolu
‘Akıl Buna da Çözüm Bulmuş!’
İlahi hükümleri tahrif etmenin en sinsi yolu, haramların özünü koruyarak yalnızca isimlerini ve zahiri kılıflarını değiştirmektir. Tarih boyunca Yahudilerin cumartesi yasağını delmek için geliştirdiği kurnazlıklar ve haram kılınan iç yağlarını eritip satmaları gibi hileler, ne yazık ki günümüzde de farklı isimler altında karşımıza çıkmaktadır.
Bir ilahiyat öğrencisi ile Yahudi bir din adamı arasında geçen bu çarpıcı diyalog; faizden hülle evliliğine, ıskattan zekât kaçırmaya ve hâkimiyet meselesine kadar Müslümanların düşürüldüğü "fıkhî hile" tuzaklarını gözler önüne seriyor.
https://t.co/Dhcj4W0qcF
Kürtleri temsil ettiğini iddia eden bir partinin, öncelikle temsil ettiği halkın değerleriyle uyumlu olması gerekir.
Örneğin; bu metnin yazarı, kaleme aldığı fikirleri kendi annesine, babasına veya komşusuna anlatabilir mi? Anlatamaz; zira neyi savunduğunu anladıkları anda yüzüne tükürürler.
Aslolan, kimliğine bakmaksızın siyasi operasyonlara ve her türlü zulme karşı çıkmanız; fıtratı, aileyi ve iyi olanı savunan adımları desteklemenizdir. Ancak siz tam tersini yapıyorsunuz: İktidar zulmettiğinde —Ömer Faruk Gergerlioğlu hariç— sessiz kalıyor; söz konusu İslam, fıtrat veya şeriat değerleri olduğunda ise hemen tepki gösteriyorsunuz.
Kitâbu’t Tevhîd'in 52. dersinde "Yalnızca Allah'tan Korkmak" babı konu edinildi.
Derste, kalp amellerinden biri olan korkunun tanımı, çeşitleri, tevhid ile olan doğrudan ilişkisi ve insan hayatına yansımaları ele alındı.
Dersin tamamı, bağlantı aracılığıyla istifadenize sunulmuştur:https://t.co/KJyuwj5BsV
Tefsir Kaideleri serisinin 30. dersinde; Kur'ân'ın uzak takdirlerle ve zorlama mecazlarla tefsir edilmesinin sakıncaları, tasrif ilminin (kelimenin kök ve kalıp bilgisinin) doğru anlam tespitindeki rolü ve rey ile tefsirde övülen rey ve yerilen rey ayrımı ele alındı.
Sizler de aşağıdaki linkten dersimize erişim sağlayabilirsiniz: https://t.co/4i4YG21nT9