📍Baklan İlçe Kongremiz
Umudun, icraatın, geleceğin
adı AK Parti !
8. Olağan Kongre sürecimizin bugün ki ilk durağımız Baklan ilçemiz...
Demokrasi ve bayrağı daha yükseklere taşıma yarışımız, ilçe kongrelerimizle tüm hızıyla devam ediyor.
📍Beyağaç İlçe Kongremiz
Umudun, icraatın, geleceğin
adı AK Parti !
8. Olağan Kongre sürecimizin bu haftaki, ikinci durağımız Beyağaç ilçemiz...
Birlik ve beraberlik içerisinde çıktığımız bu kutlu yolculukta, daha güçlü yarınlara beraberce yürüyoruz.
Anayasanın ilk dört maddesiyle ilgili, daha önce defalarca kamuoyuna açıkladığımız üzere, Partimizin ve Cumhur İttifakı’nın herhangi bir sorununun olmadığını, ilk dört madde üzerinden yapılan tartışmaların da sürece katkı sağlamadığını tekraren ifade etmek istiyorum.
12 Eylül rejiminin silah dipçiğiyle millete dayattığı mevcut anayasamızın, yapılan onca revizyona rağmen Türkiye’ye ve demokrasisine dar geldiğini, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu her geçen gün daha net bir şekilde görebiliyoruz.
Ön yargıların esiri olarak ileri demokrasi hedefimize varılamayacağını herkesin idrak etmesini bekliyor, tüm siyasi partilerin yeni anayasa çağrımıza yapıcı cevap vermesini samimiyetle temenni ediyoruz.
📍Denizli/Babadağ
AK Parti Babadağ 8. Olağan ilçe Kongremizi hemşehrilerimizin yoğun ilgi ve teveccühleri ile gerçekleştirdik.
‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda, aziz milletimize daha iyi hizmet için mücadelemize devam edeceğiz. Kongremizin ilçemize, şehrimize ve partimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.
Şiddetsiz bir Türkiye için devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmayı sürdürecektir.
Bilhassa kadına ve çocuğa yönelik şiddette zafiyet görüntüsüne asla izin vermeyecek, şiddete sıfır tolerans ilkesiyle mücadelemizi devam ettireceğiz.
Tüm bölgemiz bir ateş çemberinden geçiyor ama bakıyorsunuz, CHP Genel Başkanı ucuz polemik peşinde koşuyor.
Açıkçası Sayın Özel’den ülke güvenliğine dair meselelerde daha olgun bir tavır beklerdik.
Dün Dışişleri ve Savunma Bakanlarımız, Meclisimizin kapalı oturumunda bu konuyla ilgili milletvekillerimize detaylı bilgi verdi.
Her iki bakanımız da idrak kapıları açık olanlar için fotoğrafı tüm netliğiyle ortaya koydu.
Toplantı sonrası CHP Genel Başkanı’nın yaptığı açıklamaları esefle karşıladık.
Daha düne kadar bölücü örgütün Suriye uzantısı PYD ile ilgili çok iyimser cümleler kuranlara ne yaparsak yapalım bazı gerçekleri anlatamayacağımızın bilincindeyiz.
Varsın onlar kendi hayal dünyalarında yaşamaya devam etsin.
Biz Türkiye’nin güvenliğinden kesinlikle taviz vermeyeceğiz.
Bugün 7 Ekim... Tam 365 gün önce hayatta olan, çoğu çocuk ve kadın 50 bin kardeşimiz vahşice katledildi. Gazze'deki hastaneler, farklı inançlara ait ibadethaneler, okullar artık ayakta değil. Pek çok gazeteci, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, barış elçisi artık aramızda değil.
Gazze'de, Filistin'de, bugünlerde Lübnan'da ölen sadece kadınlar, çocuklar, bebekler, masum siviller değil; aynı zamanda insanlıktır, insanlığa hizmet etmesi beklenen kurumlardır, uluslararası sistemdir...
Tam 1 yıldır dünyanın gözü önünde, canlı yayında katledilen aslında tüm insanlıktır, insanlığın geleceğe dair tüm umutlarıdır.
Katil İsrail hükûmetinin 7 Ekim'den bu yana katlettiği on binlerce insanı bugün hüzünle yâd ediyor; eşlerini, çocuklarını, ailelerini kaybeden yüreği yaralı Gazzeli, Filistinli, Lübnanlı kardeşlerime en kalbî taziyelerimi iletiyorum.
İsrail'in uzun yıllardır süren soykırım, işgal ve istila politikası artık bir son bulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki İsrail 1 yıldır uyguladığı, hâlen de devam etmekte olduğu bu soykırımın bedelini er ya da geç ödeyecektir.
Hitler nasıl insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduysa Netanyahu ve cinayet şebekesi de aynı şekilde durdurulacaktır.
Gazze soykırımının hesabının sorulmadığı bir dünya huzura kavuşamayacaktır.
Türkiye olarak bedeli her ne olursa olsun İsrail hükûmetinin karşısında durmaya, dünyayı da bu onurlu duruşa çağırmaya devam edeceğiz.
Biz iktidar ve muhalefet arasındaki diyaloğu genişletmek için uğraştıkça yıllarca gerilimden beslenenler buna engel olmak için ellerinden geleni yapıyor.
Onlara şunu söylemek isterim:
“Türkiye’ye bir hayrım dokunsun” diyorsanız gölge etmeyin, sizden başka ihsan istemiyoruz.
14-28 Mayıs seçimlerinde sandıkta yaşadıkları toplu hezimeti unuttular, 31 Mart gecesinden bu yana yaklaşık 4 yıl sonra yapılacak seçimler için şimdiden birbirleriyle kavgaya tutuştular.
Ne millete ve şehirlerine hizmet gibi dertleri var ne de vatandaşa meydanlarda verdikleri sözleri yerine getirme gibi bir hassasiyetleri var.
Geçen sene koltuğundan tardedilen eski genel başkan ise bir köşeye atılmanın hıncıyla sosyal medyadan sürekli sağa sola sataşıyor.
Partisinin başında olduğu dönemlerde yaptığı gibi milleti kutuplaştırarak, siyasi iklimi gererek kendini gündemde tutmaya çalışıyor.
Bölgemizin dört bir tarafından çatışma seslerinin geldiği bir dönemde, zehirli dili ve söylemleriyle Türkiye’nin siyasi atmosferinin yumuşamasına, normalleşmesine, tansiyonun düşmesine bir türlü müsaade etmiyor.
Biz bunlara aldırmadan millete hizmet mücadelemizi azimle sürdüreceğiz.
Bir ay önce başlattığımız ve adına Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları dediğimiz kucaklaşma seferberliğimizi İstanbul programımızla hitama erdirdik.
Türkiye Buluşmalarımızın ülkemize, milletimize ve AK Parti Teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyorum.
6 Eylül’den beri partimizin il ve ilçe teşkilatları başta olmak üzere Merkez Yürütme Kurulu üyelerinden Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerine, milletvekillerinden bakanlara kadar tüm kadromuzla sahadaydık.
Kâh vapurda kâh kahvehanede kâh esnafımızın dükkânında, çarşı ve pazarda; tüccarımızdan çiftçimize, emekliden memurumuza, şehit-gazi yakınlarından ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza herkesin kapısını çaldık.
Bu kapsamda 10 bin 800 müstakil noktada milletimizle bir araya geldik.
Program sayesinde teşkilat olarak birliğimizi, beraberliğimizi, yol ve dava arkadaşlığımızı perçinledik.
Milletimizle kurduğumuz gönül köprülerimizi biraz daha sağlamlaştırdık.
Toplumun nabzını tuttuk, tavsiyelerini dinledik, eleştirilerine kulak verdik.
31 Mart yerel seçim sonuçlarını milletimizle birlikte açık yüreklilikle değerlendirdik.
Nerede eksiğimizin olduğunu tahlil ve tespit etmeye çalıştık.
Son 23 yıldır olduğu gibi milletimizin hassas terazisinde hiçbir komplekse kapılmadan kendimizi tarttık, hesaba çektik, kendimize ayna tuttuk.
Kongre sürecimiz öncesinde bizlere rehberlik edecek çok geniş bir fikir havuzunu derlemiş bulunuyoruz.
Türkiye Buluşmaları’nda gündeme getirilen tespit, tenkit ve tekliflerden kongre sürecimizde inşallah azami derecede istifade edeceğiz.
12 Eylül Askerî Darbesi sonrasında silahların gölgesinde millî iradeye dayatılan mevcut anayasa Meclisimiz ve milletimize biçilmiş dar bir gömlektir.
1982’den beri yapılan irili ufaklı 20’den fazla değişiklik, milletin mevcut anayasadan memnuniyetsizliğini açıkça göstermektedir.
Bir nevi yamalı bohçaya dönen 1982 anayasasının miadı artık dolmuştur.
Türkiye’nin 21’inci yüzyılda büyük hedef ve iddialarını gerçekleştirmesi ancak yeni, uzlaşmacı, özgürlükçü, katılımcı, sivil bir anayasa ile mümkündür.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak yeni anayasayla ilgili elbette biz kendi hazırlıklarımızı çok titiz bir şekilde yapıyoruz.
Ama bu demek değildir ki diğer tüm fikirlere kapımızı kapatıyoruz.
Yeni anayasanın hazırlık sürecinde her türlü fikre saygı duyarız, her düşünceyi ilgiyle dinleriz, her yapıcı teklifi hayırhahlıkla değerlendiririz.
Yeni anayasanın kutuplaştırıcı değil uzlaştırıcı, ayrıştırıcı değil birleştirici, yasakçı değil özgürlükçü olması, farklılıklarda değil ortak noktalarda buluşturması temel ve sarsılmaz ilkemizdir.
Bu Meclis, 104 yıllık tarihi boyunca şartların en çetin olduğu dönemlerde bile bir çözüm yolu, bir çıkış yolu bulmayı başarmıştır.
Yine bu Meclis, milletimizin ufkunu genişletecek, barışı ve demokrasiyi güçlendirecek, ekonomik büyüme ve refaha, en önemlisi de özgürlüklere daha fazla alan açacak, Cumhuriyet tarihimizin en kuşatıcı anayasasını yapma tecrübesine, bilgisine ve kudretine ziyadesiyle sahiptir.
Yeni yasama yılında milletimizin ve Meclisimizin yeni bir anayasa inşası için daha fazla gayret göstereceğine inancımız tamdır.
Biz bugüne kadar her fırsatta dile getirdiğim gibi yeni anayasa sürecinde yapıcı davranmaya devam edeceğiz.
Bugün bir kez daha tüm partileri ve milletvekillerini, toplumumuzun tüm kesimlerini, Türk demokrasisini yeni ve sivil bir anayasa ile taçlandırma mücadelemize omuz vermeye davet ediyorum.
Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgemizdeki savaşlarla devam eden, asrın felaketinin de etkisiyle sarsılan makro dengeleri hızla iyileştiriyoruz.
Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla kaliteli büyütme stratejimizi uygulamaya devam edeceğiz.
Her fırsatta ifade ettiğim gibi, ekonomi programımıza katkı sunacak her türlü öneriye açığız.
Ancak uyguladığımız programa olan inancı zayıflatmaya dönük söylemleri tasvip etmiyoruz.
Türkiye’ye kaybettirerek siyaset yapılmaz, millete faydalı olunmaz.
Türkiye’nin ve 85 milyon vatandaşımızın menfaati söz konusu olduğunda siyasi rekabeti bir tarafa bırakmamız gerekiyor.
Bugünkü Kabine Toplantımızda ülkemizin ticari hayatını zehirleyen fırsatçılık sorununa karşı aldığımız tedbirleri masaya yatırdık.
Vatandaşın rızkına göz dikenlere göz açtırmamakta kararlıyız.
Fahiş fiyat artışı yapanlar ile etiket oyunlarıyla milletimizi kandırmaya çalışanlara karşı denetimlerimizi daha da sıkılaştıracağız.
Pek çok sektörde tamahkârlıktan kaynaklı fiyat köpüğünün yavaş yavaş ortadan kalktığını görüyoruz.
Önümüzdeki dönemde bu daha da hızlanacaktır.
Son iki haftada İsrail’in saldırılarında, aralarında çok sayıda çocuğun da olduğu bini aşkın Lübnanlı hayatını kaybetti.
İsrail saldırılarında vefat eden tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Lübnan halkına tekrar taziyelerimi iletiyorum.
İsrail’in sivil-asker ayrımı gözetmeden sürdürdüğü saldırılara bağlı olarak Lübnanlı kardeşlerimizin ihtiyaçları da katlanarak artıyor.
Şimdiden bir milyona yakın Lübnanlı sivil yerinden edildi.
Lübnan Başbakanı Sayın Mikati’yle görüşmemizde Türkiye’nin güçlü desteğinin yanlarında olduğunu çok net biçimde söyledim.
İlk etapta acil ilaç ve tıbbi malzeme yardımımızı bölgeye süratle gönderdik.
30 ton insani yardım malzemesi çarşamba günü Beyrut’a ulaştı.
Milletimizin yüz akı olan sivil toplum kuruluşlarımız zor koşullara rağmen sahadalar, insani yardım noktasında ellerinden geleni yapıyorlar.
Güvenlik şartları elverdiği ölçüde yardımlarımızı devam ettireceğiz.
2021 yılında hizmete açtığımız, Birleşmiş Milletlerin tam karşısındaki Türkevi binamız, bu yıl da görüşmelerimize ev sahipliği yaptı.
BM ile birlikte Türkevimiz de küresel diplomasinin nabzının attığı merkezlerden biri haline geldi.
New York’u her ziyaretimizde, görenleri kendine hayran bırakan böyle bir eseri ülkemize kazandırmanın haklı gururunu yaşıyoruz.
Ana muhalefet partisinin devrik eski genel başkanının Türkevi’nden niçin bu kadar rahatsız olduğunu da açıkçası anlayamıyoruz.
Türkevi binamız; tıpkı Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz gibi 85 milyonundur, 85 milyonun iftihar vesilesidir.
Kapısı da Milletin Evi gibi Türk milletinin her bir ferdine açıktır.
Bunda ayıplanacak, eleştirilecek bir durum da göremiyoruz.
Türkiye’nin başarılarına sevinmek yerine bundan gocunanları bugün bir kez daha milletimizin vicdanına havale ediyoruz.
Bizim polisimiz, jandarmamız, askerimiz vatandaşımıza karşı müşfik ama suç işleyenlere, suçta kibirlenenlere karşı daima tavizsiz olmalıdır.
Vazifesini hakka, hukuka, ahlaka uygun şekilde icra eden tüm güvenlik görevlilerimizin Türkiye Cumhurbaşkanı olarak her zaman yanındayım.
Geçtiğimiz günlerde kalleşçe şehit edilen polis memurumuz Şeyda Yılmaz’ın şahsında tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum.