"WhatsApp mesajları mahkemede delil sayılır mı?"
Bu soru da çok sık soruluyor.
Cevap: Evet, sayılabilir.
Ancak her ekran görüntüsü tek başına kesin delil değildir. Mesajın kim tarafından gönderildiği, içeriğin değiştirilip değiştirilmediği sahte olarak üretilip ğretilmediği,mesaja hukuka uygun yol ve yöntemlerle ulaşılıp ylaşılmadığı ve en önemlisi dosyadaki diğer delillerle uyumu da önem taşır.
Benzer şekilde bizim de şikayetçi olduğımız bir olayda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
Dolandırıcılık soruşturmalarında cevap aranması gereken soru şudur:
"Mağdur neden kandı?" değil, "Şüpheli hangi hileli davranışlarla mağduru kandırdı?"
Aksi yaklaşım, ceza hukukunu dolandırıcıları yargılayan bir sistem olmaktan çıkarıp mağdurları sorgulayan bir sisteme dönüştürür.
"Sabıkam var, bu davada kesin ceza alır mıyım?"
Ceza hukukunda sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri budur.
Bir kişinin adli sicil kaydının bulunması, yeni işlediği iddia edilen suçu işlediğinin delili değildir.
Her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir.
Ancak adli sicil kaydı cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde, tekerrür hükümlerinin uygulanmasında ve takdiri indirim nedenlerinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Tam da anlatmak istediğim buydu meslektaşım.
Elbette hukukçular sabıka kaydının delil olmadığını bilir. Ancak uygulamada vatandaşların, hatta zaman zaman hukukla ilgilenen kişilerin bir kısmının "sabıkası var, o hâlde suçludur" şeklinde düşündüğüne sıkça rastlıyoruz.
Ben de mesleki tecrübeme dayanarak bu düşüncenin doğru olmadığını ifade etmeye çalıştım. Paylaşımımdan, bunu bilmediğiniz yönünde bir anlam çıkarılması mümkün değildir.
@DeityMode Hayır, tweetin meali o değil.
Tweetin meali; duruşma salonlarında kravatın, takım elbisenin veya dış görünüşün değil, delillerin önemli olduğudur.
Ben sadece bu gözlemi hangi tecrübeye dayanarak yaptığımı belirttim.
"Takım elbiseyle duruşmaya çıkarsam hâkim etkilenir mi?"
Bana en çok sorulan sorulardan biri bu.
Uzun süre Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptım.
Şunu net söyleyebilirim:
Hâkimin kararını kravat değil, dosyadaki deliller etkiler.
Paylaşımın amacı eski mesleğimle övünmek değil, yargılanan insanların yaşadığı kaygıyı anlatmaktı.
Geçmişte hâkimlik yapmış olmam hayatımın ve mesleki tecrübemin bir parçasıdır. Esas olan ise bugün avukat olarak müvekkillerimin haklarını en iyi şekilde savunmaktır ve bunu da yapıyorum.
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptığım dönemde bir sanık duruşma salonuna girer girmez şöyle sormuştu:
"Başkanım, siz bu işlerden az çok anlarsınız... Bundan bir şey çıkar mı?"
Dosyanın ne olduğu, suçlamanın ne olduğu fark etmiyor.
Yargılanan insanların çoğunun aklındaki ilk soru aynıdır:
"Hayatım bundan sonra nasıl olacak?"
Güne bu mesajla uyandım.
İlk anda tam bir şok etkisi yarattı.
Hemen bankacılık uygulamasını kontrol ettim. Hesaplarda bir sorun görünmüyordu ama yine de içim rahat etmedi. Defalarca bankayı aradım, müşteri temsilcisine ulaşmaya çalıştım.
Neyse ki herhangi bir işlem yapılmamıştı.
Bir SMS'in, özellikle de milyonluk bir harcama bildiriminin, insanda nasıl bir panik yaratabildiğini bugün bizzat yaşadım.
Haklı olduğunuz taraf var; kredi kullanımı ve nakit avans işlemleri çoğu zaman sadece kart bilgileriyle yapılamaz.
Ancak uygulamada öyle dolandırıcılık yöntemleri görüyoruz ki, şeytanın bile aklına gelmeyecek tekniklerle mobil bankacılık hesapları ele geçirilebiliyor.
Ceza dosyalarında bu tür vakalarla maalesef çok sık karşılaşıyoruz. Tedbirli olmakta fayda var.
@odatv Bir avukatı, savunduğu kişi veya davayla özdeşleştirmek hukuk devletinin temel ilkeleriyle bağdaşmaz.
Avukatın görevi, savunmaya ihtiyacı olanı savunmaktır.
Savunma makamı, hak arama özgürlüğüyle özdeştir.
Eski bir yargı mensubu olarak merak ediyorum:
Bir otomobil ilanında "Savcıdan Satılık" ifadesine neden ihtiyaç duyulur?
Kamu görevlilerinin ticari hayatta bir güven veya prestij unsuru olarak kullanılmaması, yargı makamlarının tarafsızlığı ve saygınlığı açısından daha doğru bir yaklaşım olacaktır kanaatindeyim.
Ceza yargılamasında sanığın her duruşmaya katılması zorunlu değildir. Savunmas alındıktan sonra mahkeme tarafından duruşmalardan bağışık tutulabileceği gibi, bazı hâllerde kendi iradesiyle de duruşmaya katılmamayı tercih edebilir.
Bu nedenle bir kişinin duruşmaya katılmaması tek başına ayrıcalık ya da usulsüzlük göstergesi olarak değerlendirilemez. Tartışılması gereken husus, herkes için aynı hukuk kurallarının ve aynı ölçütlerin uygulanıp uygulanmadığıdır; ki bu konuda ülkemizde çok tartışmalı kararların verildiğine tanık olmuyor değiliz.
Haklısınız, kredi kartlarının limitleri çoğu zaman çok yüksek olmayabiliyor. Ancak dolandırıcılar, kartı doğrudan harcamak yerine yüksek tutarlı kredi kullanımı, nakit avans veya benzeri işlemlerle çok daha büyük zararlar oluşturabiliyor. Bu nedenle şüpheli bir mesaj veya işlem karşısında vakit kaybetmeden bankayla iletişime geçmek büyük önem taşıyor.
The Night Of'u izledim.
Dizi boyunca aklımda tek soru vardı:
"Gerçekten yaptı mı?"
Finalde ise ceza yargılamasının en önemli ilkesini bir kez daha hatırladım:
Bir kişinin suçlu olabileceği ihtimali, mahkûmiyeti için yeterli değildir.
Mahkûmiyet ancak suçluluk her türlü makul şüpheden uzak biçimde ispat edilirse mümkündür.
Şüpheden sanık yararlanır.
Hukuk devletinin en önemli güvencelerinden biri de budur.
İtiraf edeyim, heyet olarak yüzümüzde bir tebessüm oluşmuştu. Ancak o tebessüm delillerin değerlendirilmesine değil, sorunun samimiyetineydi. İhsas-ı reyde bulunmadan duruşmaya devam ettik. 🙂
Eski bir ağır ceza mahkemesi başkanı, bugün bir avukat olarak bu tür haberleri görmekten büyük üzüntü duyuyorum. Bir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı'nın ve avukatların adlarının rüşvet iddialarıyla anılması, yargıya duyulan güven açısından son derece sarsıcıdır.
Bununla birlikte, hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesi de unutulmamalıdır. Kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadıkça hiç kimse suçlu ilan edilemez.
Bana da geldi.
Açıkçası, çok sayıda dolandırıcılık dosyasıyla ilgilendiğimiz için böyle bir mesajı görünce insan ister istemez tedirgin oluyor.
İlk iş olarak hesabımı kontrol ettim. Neyse ki herhangi bir sorun yoktu.
Yine de bu tür mesajlar, dijital dolandırıcılık yöntemlerinin ne kadar yaygınlaştığını ve dikkatli olunması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.