Geceye not.
DİKKAT.
Sağduyumuzu Korumalı, Provokasyonlara Fırsat Vermemeliyiz
Zonguldak’ın ardından Düzce’de mevsimlik tarım işçilerine yönelik yaşandığı belirtilen hadiseler dikkatle ve hassasiyetle yaklaşmadıyız; çünkü Türkiye, Terörsüz Türkiye hedefine doğru adım adım ulaşırken, bundan rahatsız olan unsurlar ise münferit hadiseleri, süreci sabote etmek için araç haline getirmek isteyecekler, dikkat!
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan ülkemizin farklı şehirlerine alın teriyle çalışmak, ekmeğini kazanmak ve ailesinin rızkını temin etmek için giden vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve can emniyeti devletimizin güvencesi altındadır. Kimden ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin, vatandaşlarımızın huzurunu ve güvenliğini tehdit eden hiçbir davranış kabul edilemez.
Ancak münferit adli hadiselerin etnik kimlikler üzerinden genelleştirilerek toplumsal bir çatışmanın parçasıymış gibi sunulması da son derece tehlikelidir.
Ve hemen süreci sabote etmek isteyenlerin sosyal medya üzerinden harekete geçerek her iki taraftan da ifrat ve tefrit noktasında süreci bir büyük gerginliğe dönüştürmek istemelerine fırsat vermemeliyiz.
Türkiye’nin birlik ve beraberliğini hedef alanların en fazla istismar etmek isteyeceği alanlardan biri, toplumumuzun hassasiyetleri ve farklılıklarıdır. Bu nedenle özellikle sosyal medyada doğruluğu teyit edilmemiş, öfkeyi büyüten ve vatandaşlarımızı karşı karşıya getirebilecek bilgi ve yorumlara karşı herkes sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir.
Suç şahsidir. Bir kişinin veya grubun hukuka aykırı davranışı ne bir şehre ne bir bölgeye ne de bir etnik kimliğe mâl edilebilir.
Yaşanan her hadise hukuk içerisinde bütün yönleriyle araştırılmalı, suç işleyenler varsa gerekli adli işlemler tereddütsüz uygulanmalıdır. Bununla birlikte olayları maksadından kopararak Türk-Kürt ayrışmasına dönüştürmeye ve toplumsal huzurumuzu zedelemeye çalışan provokatif yaklaşımlara da fırsat verilmemelidir.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı, yeni kırılmalar değil, daha fazla kardeşlik, daha fazla hukuk ve daha güçlü bir toplumsal dayanışmadır.
Türk’üyle, Kürt’üyle bu millet birdir.
Hepimizin ortak sorumluluğu bu birliği korumaktır.
Münferit hadiseler toplumsal çatışmanın gerekçesi hâline getirilmemeli; hukuk işlemeli, sağduyu hâkim olmalı, kardeşliğimiz her türlü provokasyonun üzerinde tutulmalıdır.
Telaviv-Londra hattı, en hain aparatı FETÖ’yü kullanarak ülkemizin son derece önem verdiği birliğimize ve kardeşliğimize kastetmekten geri durmayacak. Ancak bizim varlığımız ve birliğimiz, bütün insanlığın huzurunun teminatı olarak yaşamaya ve yaşatmaya devam edecek.
#SONDAKİKA
Zonguldak Valiliği, mevsimlik tarım işçilerine saldırı iddiasıyla ilgili açıklama yaptı.
Valilik, yaşanan olayın tarım işçisi bir aile ile köyde yaşayan başka bir aile arasındaki kişisel anlaşmazlıktan kaynaklandığını belirtti. Olayda yaralanan olmadığı açıklandı.
Zonguldak’ın Alaplı ilçesi Bektaşlı Köyü’nde mevsimlik tarım işçilerimiz ile köyde ikamet eden vatandaşlarımız arasında yaşanan münferit olaya ilişkin Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığımızca adli soruşturma başlatılmıştır. Olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli işlemler titizlikle sürdürülmektedir.
Yaşanan münferit bir hadisenin farklı anlamlara çekilerek toplumsal huzurumuzu zedeleyecek genellemelere konu edilmemesi, kamuoyunun yalnızca yetkili makamlarca paylaşılan doğrulanmış bilgilere itibar etmesi önem taşımaktadır.
Mevsimlik tarım işçilerimiz de dâhil olmak üzere her bir vatandaşımızın huzuru, güvenliği ve hukukunun korunması devletimizin teminatı altındadır. Adli makamlarımız olayda sorumluluğu bulunan kişiler hakkında hukukun gereğini yerine getirecektir.
Zonguldak Alaplı’da henüz 12-13 yaşlarındaki mevsimlik Kürt fındık emekçilerine ve ailelerine yapılan çirkin saldırıyı şiddetle kınıyorum.
12-13 yaşlarındaki çocuklara yönelik bu çirkin ve ırkçı saldırıyı gerçekleştiren kişileri toplumun vicdanına bırakıyor, barışa yönelik yapılan her saldırının karşısında olacağımı açıkça ilan ediyorum.
Bakın, bunlar da çocuk.
Bunlar da ekmek parası kazanabilmek için daha bu yaşta kilometrelerce uzağa giden çocuk işçiler. Ve ne yazık ki her yıl, sırf etnik kökenleri nedeniyle benzer saldırılara, hakaretlere ve ayrımcılığa maruz kalıyorlar.
Bunu Türkiye’nin tamamına mal etmek de doğru değil, yaşananlar üzerinden toplumu karşı karşıya getirecek bir provokasyon üretmek de. Ancak faşistçe ve barbarca davranışlar sergileyen bazı grupların bu çocuklara yaptıklarına sessiz kalmak da kabul edilemez.
Çocuğun etnik kökeni, dili, memleketi olmaz; çocuk çocuktur.
#Saldırı
Her sene farklı bir şehrimizin insanı aynı aşağılık muameleye maruz kalıyor; dün Sakarya, bugün Zonguldak. Ama biz her sezon koşup bunların işini yapıyoruz. Tepki istiyorsak söz değil, duruş göstereceğiz: Gitmeyeceğiz, mahsulleri dalında çürüyecek.
Bu nasıl bir barbarlıktır? Bu nasıl bir insanlık anlayışıdır? Bir insanı, sırf etnik kökeninden dolayı hiç tanımadan böylesine bir öfkenin hedefi hâline getirmek nasıl açıklanabilir?
O atılan taşlardan biri herhangi birinin başına isabet ettiğinde, biri ağır yaralandığında ya da hayatını kaybettiğinde hiç mi vicdanınız sızlamayacak? Hiç mi “Ben ne yaptım?” diye düşünmeyeceksiniz?
Bu mesele Doğu-Batı meselesi değildir. Kürt-Türk meselesi hiç değildir. Bunun adı düpedüz insanlık dışılıktır. Bir insanın kimliğine, diline ya da etnik kökenine duyulan nefretin şiddete dönüşmesinin hiçbir haklı gerekçesi olamaz.
İnsanları kimliklerinden dolayı düşman gören, hiç tanımadığı insanlara taşla saldırabilecek kadar nefretle büyüyen bir anlayışın sorgulanması gerekiyor. Çünkü insanlık; önce karşındakinin de bir canı, bir ailesi, bir hayatı olduğunu hatırlamakla başlar.
Bu çirkin saldırıya maruz kalan herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bunu yapanları da şiddetle kınıyorum. Böyle bir nefretin, böylesine insanlık dışı bir saldırının hiçbir bahanesi, hiçbir gerekçesi olamaz.
ÖZ BELEDİYE-İŞ SENDİKASI NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR....
İddialara göre bazı çalışanların bilgisi ve açık rızası olmadan sendikaya üye yapıldığı yönünde şikâyetler bulunuyor.
Bir çalışanın bilgisi dışında üyelik işlemi yapılması söz konusuysa bunun hukuki ve idari açıdan mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekir.
İnsanların iradesi neden yok sayılıyor?
Üyelik işlemleri hangi onayla yapılıyor?
Çalışanların açık rızası var mı?
Öz Belediye-İş Sendikası yetkilileri bu iddialara kamuoyunu tatmin edecek şekilde açık ve belgeli bir cevap vermelidir.
@sanliurfabld@ozbelediyeissen
Hak-İş Şanlıurfa İl Başkanımız Seydi Eyyüpoğlu, Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arslan’ı ziyaret etti.
İlimizde #yaptığımız ve yapmayı #planladığımız çalışmaları istişare ettik.
Nazik kabullerinden dolayı Genel Başkanımıza teşekkür ediyoruz.
@Hakis@HizmetIsSendika#Hizmetİş
Seçim tarihi 16 Nisan 2028’mi?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum:
“Gözüken o ki Anayasal bir imkan olan üçüncü kez yani son kez cumhurbaşkanlığı adaylığının yolu TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararıyla açılacaktır.
Eminim ki Cumhurbaşkanımız Erdoğan 2028 Nisan ayında, muhtemelen 16 Nisan’da yapılacağı tahmin edilen genel seçimlerde bir kez daha Cumhurbaşkanı seçilecektir.”
#SONDAKİKA
İstifa eden Erdoğan’ın yakın koruması sebebini şöyle anlattı:
Bir cuma namazında Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ndeydik. Polis Mehmet’le karşılaştık. Hâl hatır sorduktan sonra, “Hayırdır, burada ne yapıyorsun?” dedik.
O da, “Başkan Erdoğan burada namaz kıldı. Ben de kendisini bekliyorum.” dedi.
Mehmet, Erdoğan’ın yakın korumasıydı. Hem çok sağlam bir delikanlı hem de kardeşimiz olduğu için onun böyle önemli bir görevde olmasına sevinmiştik.
Ancak o gün bize görevini bırakacağını söyledi.
Necip de ben de, “Yahu sen ne yapıyorsun? Ne güzel başkanın yanı başındasın. Hayır duası kazanırsın. Milyonlarca insan bu görev için yanıp tutuşuyor. Bu görevi bırakma.” dedik.
25-27 yaşlarında, cıva gibi, sportmen ve güçlü kuvvetli delikanlı aynen şunları söyledi:
“Abi, ben insanlıktan çıktım. Artık dayanamıyorum. Bu adam günde 2 ya da 3 saat uyuyor, bazen hiç uyumuyor. Gecesi gündüzü yok. Bir günde 2 ülkeye gidiyoruz. Yurt içinde ise bir günde 3 ile gidiyoruz.
Sürekli planlar, projeler… Devlet liderleri geliyor, gidiyor. Ara sıra evine 3 saat uyumaya gidiyor. Orada bile ya Genelkurmay Başkanı ya da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la telefonla görüşüyor. Gecenin bir yarısı hiçbir devlet görevlisini uyutmuyor. Görüntülü telekonferans yapıyor.
Öyle bir tempo ki sürekli bir koşuşturma var. Hiç yerinde durmuyor. Onun mesaisine benim bedenim dayanmıyor. Ailemin, çocuğumun yüzünü göremez oldum. Hiçbir özel hayatım kalmadı.
Bu koşuşturmaya normal bir insan dayanamaz abi.”
"Devletin malı, milletin malıdır!"
Burası, Şehir Hastanesi'nin yanındaki yaklaşık 400 dönümlük rekreasyon alanıdır.
Yani hastane açılınca park, otopark, yeşil alan ve cami olacak alan...
Fakat burası ranta kurban edilmek isteniyor, Şanlıurfalıların ortak malı gasp edilmek isteniyor.
Buna izin vermeyeceğiz, mücadele edeceğiz. Tüm kurumları ve hemşehrilerimizi, ortak alanlarımızı, çocuklarımızın ve bu memleketin geleceği için mücadeleye davet ediyorum.
Ranta Sessiz kalmayalım!
#sanlıurfa #şehirhastanesi
Hiç samimi değilsiniz. Sizin derdiniz hiçbir zaman işçi olmadı. Bunu en iyi bilenlerden biriyim. Kendi kulaklarımla işçilere ettiğiniz hakaretleri ve uyguladığınız mobbingi gördüm, duydum. Bunların yanlış olduğunu söylediğimde ise aynı hakaret ve küfürlere ben de maruz kaldım. Bu nedenle bugün söyledikleriniz bana samimi gelmiyor.
#şanlıurfa #urfa
Bence hepsi irade işi değil. Az mobbing uygulamadınız. Kurulduğunuzda Büyükşehir çalışanına mobbing uguladığınızı gözümle görüp, kulağımla işittim. Şimdi irade ifadeniz kusura bakmayın ama beni güldürdü
Devletin üniformalı subayı...
*
Özgür Özel'e askeri selâm duruyor....
*
"Genel Başkanım hoşgeldiniz"diyor..
*
Yeni partisini tebrik ediyor.
*
Biz de bu ülkede askeri vesayet bitti sanıyoruz...
https://t.co/LmfPHvM6zl
Türk askeri bir siyasi parti liderine bir milletvekiline selam durmaz.
Anıtkabir de bu 2. Olay.
Daha once de mini etekli kadına selam veriyordu asker.
Anıtkabir komutanlığının bu skandallarıne daha ne kadar göz yumulacak ? https://t.co/PqETHgIZNv