Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi, İstanbul İletişim Enstitüsü kurucusu. Yazılanlar kişisel görüştür, kurumları bağlamaz. RT onay değildir.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, “Utanan çıkabilir, ben utanmıyorum” diyerek anlattığı işkence hikâyesinin, eline kamera ya da mikrofon alan herkes tarafından ulu orta tekrarlanabilecek bir şey olduğunu kastetmiyordu. Öküzler diyeceğim, öküze saygımdan diyemiyorum.
Umutsuz olmaya da, öfke duymaya da hakkımız var. Biz örgütlendikçe; tüm bu duygular yerini umuda, dayanışmaya bırakacak biliyoruz. Her gün bir başka yol arkadaşımızın mesajını paylaşıyoruz sizlerle. Demokrasi İçin Yurttaşlar'ı takip edin. Mücadelemize omuz verin. ❤️@diyhareketi
Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü 2.sınıf öğrencisi Hafize, “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçundan” dün gece evinden gözaltına alındı.
Okulunu, eğiyim hakkını savunmak ne zamandan beri suç.
Anayasaya aykırı biçimde bir kararla kapadınız, 3 gün sonra bir kararla açtınız
Hafizeyi serbest bırakın.
🔴 Ve bu sonuç, Türkiye demokratik güçleri için tarihi bir adımdır.
"Erdoğan kararından geri döndü: Kapatılan Bilgi Üniversitesi yeniden açılacak! "
https://t.co/MoRAMJCyl5
Bunu mağdurun sesini yükselttiği zaman bazı şeyleri değiştirebileceğinin kanıtı olarak okuyalım. Örnek bir gelişmedir. Referanstır. Öğrencilerimle, meslektaşlarımla gurur duyuyorum.
🔴 Başta Bilgi'nin değerli öğrencileri ve aileleri, azimli hocaları, Bilgi'nin tüm bileşenleri, Türkiye'nin demokrasiye inanmış tüm kurum ve çevrelerinin dayanışması ve Bilgi yönetiminin ısrarlı takibiyle bu sonucun elde edilmesi çok değerli bir adımdır.
🔴 Unutulamaz, unutulmamalı, unutturulmamalı.
Aynı saatlerde hem CHP Genel Merkezine, hem Bilgi Üniversitesine müdahale ediliyor. Biber gazlarının sisi saklayamıyor tam tersine her şey daha berrak.
IŞIKLARI SÖNMEYEN BİR ÜNİVERSİTE
#BilgiÜniversitesi 'nin maruz bırakıldığı, yaşam - ölüm ekseninde, ağır bir karar karşısında,
- Derin siyasi ve sosyal analizler,
- Kişisel olumsuz deneyim paylaşımları,
- "Ben demiştim" lafları,
- "Zaten belliydi" sinizmi,
- "Orada benim başıma şu gelmişti (Oh olsun!) nidaları,
- Bu "balyoz" karara hemen teslim olup, "Burada ne güzel günler geçirmiştik. Elveda Bilgi" romantizmi,
- "Zaten Türkiye'de hukuk mu kaldı?" sığlığı ve pısırıklığı,
Sesleri duyuluyor ve mevcut şartlar altında hiçbir anlam ifade etmiyor.
Karşı karşıya kalınan sorunun, Bilgi'yi de aşan bir ağırlıkta olduğunu görme şuuru ve yönelimi gözardı edilemez.
30. yılını 7 Haziran günü kutlayacak, Türkiye'nin seçkin bir eğitim ve araştırma kurumunun, asıl kurucu unsurları olan öğrenciler ve öğretim ve idari kadrosunun Bilgi'yi seçkin bir "gerçek" akademik kurum haline getirme gayretlerinin, 1999 yılı Ekim ayından itibaren çok yakından tanığıyım.
Yıllarca, mesai saatlerini gözetmeyen bir azimle, saatler boyu üniversitede çalışmalarını sürdüren akademik kadronun olduğu bir üniversite oldu Bilgi.
17 yıl Hukuk Fakültesi dekanlığını üstlendiğim bu kurumda, bu gerçeği, "ışıkları sönmeyen bir üniversite" olarak tanımlardım tercih günlerinde.
Hukuk Fakültesi'nin kurucu dekanı ve Türkiye Hümanist Ceza Hukuku Doktrini'nin öncülerinden, rahmetli Prof. Uğur Alacakaptan ise, bir "Üniversitenin kapılarının kapatılamayacağı" deyişiyle açıklardı bu gerçeği. Ve öğrencileri uyarırdı: "Burayı bir özel üniversite sanmayın, Bilgi bir kamu tüzel kişisidir."
Bilgi Üniversitesi'nin tüm öğretim üyelerinin 30 yıla varan bir süreçte dokuduğu bu kurumsal kimlik, ürettiği akademik yenilikçilikle Türkiye yükseköğretiminin, birçok devlet ve vakıf üniversitelerinin de benimseyip uyguladıkları politikalar, programlar üretti.
Bu nedenledir ki, onbinlerce Türkiye ve diğer ülkelerin yurttaşları geleceklerini bu kurumda geliştirebilecekleri umuduyla, Bilgi'yi seçtiler. Bireysel tercihlerin de ötesinde, söz konusu olan bu durum "halkın kendi geleceğini tayini"ne dair temel normun da bir tezahürüdür, bu bağlamda bir uygulanma biçimidir.
Bunları yok sayan bir bakış, insanın değersizliği gibi bir temel üzerinde yükselir. Adını ne koyarsanız koyun, bu gerçek değişmez.
Buna yol açan bir işlem hukuken de savunulamaz, hükm-i karakuşi mertebesindedir. Bunun bilincinde olan, tüm #Bilgili öğrenciler, mezunlar, öğretim elemanları ve idari personelin haklarını aramaları, tartışılamayacak, kendi geleceklerini tayin etme hakkının gereği kaçınılmaz bir sorumluluktur.
Turgut Tarhanlı
Merhaba,
Bu hesabı, meslektaşımız Alican Uludağ’ın tutuklanması sonrası dayanışmayı büyütmek ve süreçle ilgili gelişmeleri paylaşmak için açtık.
Amacımız, doğru bilgiyi dolaşıma sokarak ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek bu süreci birlikte takip etmek.
Biz Alican’ın arkadaşlarıyız, onun gazeteciliğine tanığız. Arkadaşımızın da tutuklanırken dediği gibi ���Dik durun! Alican Uludağ susmadı, susmayacak!”