@avemrullahs Ahhahahaahahahah aynen ya. Burası Türkiye. Aynı şekilde bir dosyamda Ankara asliye hukuk hakimi “ben kanun maddesinin konuluş amacının bu olduğunu düşünmüyorum o yüzden uygulamıyorum” dedi ve bam da kararı onadı.
@yankibuyuksezer Yeni malik değil de malikin açtığı ihtiyaç davasında da bu karar geçerli mi acaba ? Yoksa sadece yeni malikin ihtiyacında mı geçerli ?
Ankara Barosu 68. Olağan Genel Kurulu’nda, terörist başı Abdullah ÖCALAN’ın sözü olan “Jin, Jiyan, Azadi” sloganıyla kürsüyü işgal eden Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar Grubu üyeleri, ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ diye karşılık veren Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu mensubu avukatlara saldırdı.
Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu yalnız değildir!
İmam M.K'nın olayla ilgili açıklaması:
Minbere çıkıp hutbemi okudum. Hutbeden inerken birinin bağırma sesi geldi, 'Hoca hutbeyi tamamla'. Bağıran kişinin kaymakam bey olduğunu görünce geri gittim, bir paragraf kadar geri gittim ve tekrar okudum.
Cuma namazını kıldıktan sonra cübbemi çıkarıp odaya gidecektim. O sırada kaymakam beyin koruması gelerek 'Hutbeyi al odaya geç, kaymakam bey gelecek.' dedi.
Ben kaymakam bey geldiğinde 'Hutbeyi niye yanlış okudun ya da bazı yerleri neden atladın?' demesini bekliyordum. Odaya gittiğim esnada ağza alınmayacak küfürler etmeye başladı. Ettiği küfür ve hakaretlere karşı tek bir şey demedim.
Bana 'terörist' kelimesi kullandı. Kaymakama 'Babam güvenlik korucusu, ağabeyim polis, bu kelimeyi bana diyemezsin.' dedim. Bunu deyince sinirlendi, yumruk ve tekme attı. Ben asla karşılık vermedim. Suçlu olmamak için karşılık vermedim. Küfür etmeye devam etti.
Odada mikrofon sopası vardı, onu aldı bana 'Sarık ve cübbeni çıkar.' dedi. Sarık ve cübbemi çıkardıktan sonra sopayla bacaklarıma vurmaya başladı. O esnada cemaatten birkaç kişi kapıyı çaldı, kaymakamın talimatı ile koruması kimsenin girmesine izin vermedi. Olaydan sonra hastaneye gittim ve darp raporu aldım.
Şu an sağ bacağıma basamıyorum. Kaymakam beye hiçbir saygısızlık yapmadım. Bana karşı yapılan bu hakaret kabul edilir değil, benimde bir gururum var. Benim ailemin duruşu ortada. Bu ithamları kullanmasını kabul etmiyorum. Darbeler önemli değil, ama ettikleri hakaretleri kabul etmiyorum.
Ben darp etmedim diyor, peki ayağımdaki bu morluklar neyin nesi? Yıllardır bu camide görev yapıyorum, bugüne kadar cemaatle ilgili bir tek sıkıntım yoktu. Ben din adamıyım kimseye iftira atamam. Bana yapılanlar bir öğretmen ya da bir sağlıkçıya yapılsaydı şimdi kıyameti koparmışlardı!
@yankibuyuksezer Yankı bey, uyarlama davalarında kira sözleşmesinde menfi intibak kaydı bulunsa ve taraflar tacir dahi olsa şartları mevcutsa sözleşmenin uyarlanması gerektiğine dair pek çok emsal içtihat var. Hatta ben de 2023 tarihli olarak Yargıtay 3. Hukuk dairesinden bu yönde bir karar aldım
YETER Kİ UYAN
Tökezliyoruz. Kalelerimiz bir bir sarıldı. Fikirlerimiz bir bir eritiliyor. Sırtımız terzilerdeki iğnedenlik gibi hançer doldu. Nerede ne hata yapıldı, bu önemsiz. Cumhuriyet ve 100 senede yarattığı ayrıcalıklı insanlar ulaştıkları çağdaş hayat ile şımardıkça gevşediler. Kaybedecek şeyleri arttıkça yozlaştılar. O fedakar ilk nesillerin torunları köklerinden koptu, tarihlerinden habersiz, insanaltı ideolojilerin kölesi ve sosyal medyanın keşleri oldular. Vatansever halkçı cumhuriyetçiler sınıf atladıkça yerlerini fırsatçı cahil siyasetçilere bıraktı. Neden mi? Çünkü keyifli letafetleri, zorlu sorumluluklara tercih ettiler. Kendi yurtlarındaki nöbet kulelerini bırakıp, elin ülkesine hizmetçi olarak göçmeyi yeğlediler. Cumhuriyet temelleri zayıfladıkça bize feci bir yol gözüküyor. Bu yolun ufkunda hüsran denizleri var. O karanlık suların altında bacaklarınızı koparmaya iştahlı canavarlar yukarı yüzüyor. Bu son dönemeç.
Gün kara. Her yerden sarıldık. İçimizden dışımızdan oluk oluk kanıyoruz. O kadar rehavete kapıldık ki, bize takılmak isteyen tasmaları, bileklerimize kilitlenen prangaları sezemiyor hale geldik.
Yılma! Tutsağız ama henüz esir olmadık. Zaten esareti kabullenirsek, hizmetkar olursak tarih sahnesinden silinelim daha iyi. Esarete alışan köledir, köleliğe şükür diyen de; Türk değildir. Sor kendine, sen köle misin?
Geçmişine bak, seni sadece o uyandırır. Unutma! Çünkü unutkanlık en büyük zaafın! Bin cefa ile bir sefa kazanarak yazdığımız tarih, her şey tükenince sığındığımız anamızın ihtimamı, çaresizken Tanrı misafiri diye sana evini açan, sofranı kuran nine; hepsi bu bıçkın ama sevilesi millet tarafından yaratıldı. Sen onlardan mısın? Yabancı mısın? Cevabı iyi düşün. Senden önceki o eskiler, hürriyetleri için her şeyi göze almıştı. Ülküler, uğruna ölüm göze alınırsa güçlüdür. Korkaklar ve ürkekler er meydanında ne ülkü koruyabilir, ne utku tadabilir.
Sen farklısın! Başka milletler tarih uydurur, biz tarih unuturuz. Benim halkım yoksul ama asildir, gönlü tüm hazinelerden zengindir. Onun hakkı olan aslan payını çalan itlere bile hakkını helal eder, öyle yücedir. Biz saf ve temiz olabiliriz, ama gerektiğinde de kıpkızıl bir tufan getiririz.
Anla kardeşim! 100. yıl bir kutlama degil!
Hayır! İkinci yüzyıl için önlem almak, hatalarımızdan öğrenmek ve bünyemizdeki kanser dokularını zerre ve tohumları kalmayana de yakmak olmalı. Acımayacağız. Bu sefer acımak yok. Bu sefer merhamet yok. Bu sefer büyüklük yok. Allah onları affetsin, biz değil. Bizi bu hale getiren dalkavukları, fırsatçıları, vatanını peşkeş çeken arsız kaltakları unutmayacağız. Bu intikam senin kendi çocuklarına borcun. Unutursan soyun unutulsun. Unutturursan ocağın kurusun.
Ey Cumhuriyet düşmanı! Kurucu unsurlarla barışık olmayan veba irini! Ortalığı karıştırmak isteyen fırsatçı devşirme ve yüce atalarının mirasını heba etmeye niyetli sözde muhalif dalkavuklar! Hiçbiriniz yüce Türk yargı erkinden kaçamayacaksınız. Duy beni mikrop! Senden iğreniyorum, ama seni anlıyorum. Cumhuriyet fikrini yozlaştırmaya çalışıyorsun, çünkü korkuyorsun! Kibirli maskenin altında dehşet içindesin. Hıyanetinin kesif ve çürümüş kokusu artıyor ve durduramıyorsun! Teneffüs et o havayı Türk evladı! Al o kokuyu! Bu art niyetliler namusunun şah damarına değdi, buna eyvallah mı diyeceksin?
Genç kardeşim! Neşter olacaksın, cerrah olacaksın ve bizi iyileştireceksin. Çünkü o ameliyathanedeki masada sen yatıyorsun sen! Pes etmeyeceksin, gerekirse haykırarak, azap çekerek, kendini deşeceksin ama o düşmanları bünyenden atacaksın. Cumhuriyet kurumlara değil, sana, gençliğe emanet edildi. Her şey yozlaşabilir, ama gençliğin alevleri asla!
İkinci yüzyılda yüreği aynı aşk için farklı ritmlerde atanları ayrıştırma. Sağ sol ayrımı yerine, vatansever ve hain ayrımı yap. Ezanından alışıp tekbire geleni de, vicdanında inanç göremeyenleri de bağrına bas. Surlarında gedikler olan kale ayakta kalamaz. Komşunu hor görme, ona sevgini ikram et, gör ne oluyor! Benim için kökenin, inancın, siyasi görüşün önemsiz. Türklük dağlarında zirvelerinde seni izleyen atalarına layık ol yeter! Toy gibi buluş, haykır fikrini, ama kalp kırma. Birleşeceğiz ama, zayıf, basiretsiz, kaybetmeye bağımlı şuursuz dalkavuklar gibi değil. Birbirimiz için birleşeceğiz. Devletin desteğe ihtiyacı olduğu yerde ona sırt vereceğiz, ama devlete de halkın kulu olduğunu hatırlatacağız. Devlet, en zavallı Türk vatandaşına kul olduğu sürece devlettir. Yoksa o devlet Türk devleti değildir.
Korkma, umut hala var. O kor hala yanıyor. Pes etmeyi bilmeyen ataların torunlarıyız. Bu tarihimizde ilk defa olmuyor. Daha önce de hak yiyenler, hak sahiplerini sindirdiklerini sandılar. İçimize sızan cariye tohumları hüküm sürerken, köylü Türk milleti evlatlarını at üstünde ölüme gönderiyordu. Üzüm yiyen köpekler, üzüm yetiştiren kurtları kul ettiğini sandı. Yaylalardan kovulup, bataklıklarda sıtma olduk. Kadın eli değmemiş gençler savaşlarda kan kustu. Biz en büyük haksızlıkları kendimize yaptık kardeşim. Biz kendimizi perişan etmeye alışığız. Ama işte; dirilmeye de alışığız.
Kardeşim, Cumhuriyet arı bir düş. Türklük ise o düşün teminatı. Burası bir Türk Cumhuriyeti. Tepesinde dalgalanan Türk bayrağı. Seni eritmeye çalışanlar ne yaptıklarının farkında değiller. Kin yutturarak nasıl bir dev yaratıyorlar, bilmiyorlar. Bizi öldürebilirsiniz, hakkımızı yiyebilirsiniz, ama yok edemezsiniz. Son bilinçli Türk gömülene dek, o aidiyetin fikrini yenemezsiniz. Bu imkansız gibi gözüken zorluğun hakkından gelebilecek nadir toplumlardanız. Yeter ki uyanalım. Yeterince uyuduk. Biraz daha uyursak, uykumuzda öleceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti, onu kuran halk ve koruyan devletine hissettiğim adidiyetin gururunu tarif etmem çok zor. Bazı değerler öyle yücedir ki, bin öykü bile yetmez, yüz şiir bile zayıf kalır. O övüncün tek rakibi, kendime Türk deme mutluluğumdur. Geriye baktığım dağların başında atalarımın ışıkları yanıyor. Yamaçlarında ise onların yazdığı, adeta çağlayan bir tarih var. O güzeller güzeli nehir, hiçbir şeyim kalmasa bile kimsenin çalamayacağı hazinem. Atatürk'ün nutkunu ilk okuduğumda, Fatih Sultan Mehmet'in temsil ettiğini devrimciliği ilk anladığımda, bu ırkın yüz nesil önce bile ne imkansızlıklarla neleri başardığını öğrendiğimde, gönlüm zaten kendiliğinden doldu. Benim şuurum bana kaşıkla yedirilmedi, ben kana kana içtim.
İç, o suyu iç! O suya kanını damlat ve and iç!
Çünkü ben yalnız olmadığımı çok iyi biliyorum. Sen de yanımdasın kardeşim. 100. yılın kutlu olsun.
Yeter ki uyan.
@GurkaynakGonenc Hepsini denemiş birisi olarak net bir şekilde söylerim ki dönerin hası çubukta lefkoşe lokantasında yenir. Aksini iddia edenler henüz lefkoşeye gitmemiştir.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü seyircileri Ankaragücü maçı hazırlıklarına haftalar önceden başladı. Sadece 2000 Ankaragücü taraftarının 40 bin Beşiktaş seyircisine 90 dakika boyunca nasıl ıslık çalmayı öğretti��ini birlikte hatırlayalım;