Son iki haftadır buraya her girdiğimde gördüğüm manzara bana koca bir asrın yozlaşmasını izletti sanki. İnancımızın en kıymetli kalesi olan hayâ ve mahremiyet bilinci, yerini ne ara bu kadar ucuz bir 'beğenilme' ve 'görünür olma' arzusuna bıraktı?
Kimi 'köy havası' bahanesiyle boydan boya kendini sergileme derdinde, kimi botokslu dudağını, kimi göz süzme akımlarını,kimi ise hiç çekinmeden kendini vitrine çıkarıyor. Kutsal bir emir olan, kadına vakar ve izzet katan o tertemiz örtü; maalesef üç beş yabancı erkeğin beğenisi ve algoritma etkileşimi uğruna sıradan bir aksesuara dönüştürülmüş durumda.
Sorsan herkes takvadan, ahlaktan bahseder; evleneceği adamın gözünün harama kaymamasını, imanlı ve edepli olmasını ister. Ama kendisi binlerce yabancı erkeğin önüne suretini ve bakışlarını sermekten zerre hayâ duymaz. Karşı tarafta aradığınız edep ve takva, önce kendi duruşunuzda olmak zorunda değil mi? Başındaki örtünün ağırlığını unutup; gözünü, dudağını, boyunu posunu akım malzemesi yapanları gördükçe sormadan edemiyor insan:Biz ne zaman bu kadar dünyevileştik? Tesettür sadece saçı kapatan bir kumaş parçası değildir; bakışın, kalbin, dilin ve ahlakın tesettürü yoksa o örtü sadece bir maskedir.
'Görünürsen varsın' diyen bu zehirli dijital düzen, tesettürün asıl ruhu olan sakınma ve vakar hissini yok ediyor. En acısı da bu şuursuzlukların, inancını edebiyle, sessizce ve Allah rızası için yaşayan tertemiz hanım kardeşlerimizi zan altında bırakmasıdır. Şeklen örtünüp ruhen popüler kültürün esiri olmak kimseye izzet kazandırmaz.
Dünyalık alkışlar, üç beş tık ve yabancı gözlerin övgüsü kabir kapısında hiçbir işe yaramayacak. İnsanın asıl süsü; kalbindeki takva, amelindeki edep ve yüzündeki hayâdır. Rabbim hanım kardeşlerimize gerçek bir şuur, nefsinin oyuncağı olmuşlara uyanış, hepimizin kalbine de samimi bir hayâ ve istikamet nasip eylesin. Bizi şeklin ve gösterişin değil, amelin ve takvanın peşinde olanlardan kılsın.
@Jennyferalic@icedlattem Keşke bunlar olmasa da biz bunları yazmak zorunda kalmasak, rabbim samimi bir hayâ ve istikamet nasip eylesin hepimize. Bizi şeklin ve gösterişin değil, amelin ve takvanın peşinde olanlardan kılsın.
Sorsan hepsi 'takvalı, gözü haram görmemiş, ahlaklı erkek' ister; ama kendileri Twitter'da yüzlerce erkeğin önüne göz süzüp fotoğraf dizme yarışında. Bu nasıl bir riyakarlıktır? Kendi hayânı, edebini üç kuruşluk etkileşim için vitrine çıkarıp meze edeceksin, sonra da 'ben tesettürlüyüm, Müslümanım' diye ahlak dersi vereceksin. Karşı tarafta aradığınız edep ve takvanın kırıntısı sizde yok. Başınızdaki örtüyü nefsinizin ve ucuz şovlarınızın oyuncağı yapmayı bırakın artık.
@lavvuzu26140
Hocam 46 yıllık şirket diyorsunuz da işin resmi boyutunu hiç araştırmamışsınız. Bahsettiğiniz firma 2016 yılında ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) tarafından soruşturuldu ve tam 200 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti. O 200 milyon dolar, şirketin sisteme sokup parasını batırdığı yüz binlerce mağdur üyeye tazminat olarak geri dağıtıldı.
FTC'nin resmi raporunda cezanın gerekçesi apaçık yazıyor: Şirketin kazanç modeli ürünün gerçek tüketiciye perakende satışına değil; yeni üyelerin sisteme para yatırmasına, zorunlu paket almasına ve alt üye toplamasına dayanıyor. Hatta bu yüzden ABD'de iş modellerini değiştirmeye ve sistemin perakende satış olduğunu kanıtlamaya zorlandılar.
Ayrıca şirketin her yıl yayınlamak zorunda olduğu resmi Ortalama Brüt Kazanç Beyanı tablosuna bakın; sisteme giren üyelerin %86 ila %90'ı tek bir kuruş bile prim kazanamıyor. Kalanların büyük kısmı da yılda birkaç yüz dolar alıyor ki o da harcadıkları yol, otel, seminer ve ürün parasını bile karşılamıyor. Gerçek parayı kazananlar piramidin en tepesindeki %1'lik kesim.
Siz 9 yıldır eşinizle sistemin içinde olup kazanıyor olabilirsiniz; çünkü piramidin üst basamaklarındasınız. Ama sizin o kazandığınız para, altınıza "kendi işinin patronu olacaksın" vaadiyle girip elinde koli koli satılmayan ürünle baş başa kalan o %90'lık mağdur kitlenin cebinden çıkıyor. Olay tam olarak bu.
Piyasada "kendi işinin patronu ol, zenginleş" vaatleriyle insanları ağına düşüren network ve piramit sistemlerinin perde arkası:
1- Ürün Kılıfı ve Asıl Gelir Modeli: Dışarıdan bakıldığında çay, shake veya kozmetik satışı gibi görünse de sistem doğrudan alt üye (downline) toplama üzerine kuruludur. Perakende ürün satışıyla kimse zengin olamaz; asıl para, sisteme dahil edilen her yeni kişinin ödediği başlangıç paketleri ve zorunlu siparişlerinden gelen prim havuzundan döner. Bu yüzden herkes ilk olarak akrabasına, mesai arkadaşına ve çevresine yönelir.
2- Lüks İllüzyonu ve Finanse Edilen Şovlar: 5 yıldızlı otellerdeki toplantılar, kırmızı halılar, plaketler ve alkış tufanları şirketin bir lütfu değildir. Katılımcıların bizzat cebinden ödediği seminer biletleri, eğitim ücretleri ve rütbe atlamak için çektikleri binlerce liralık ürünlerle finanse edilir. Amaç, içeriye girene "büyük bir imparatorluğun lideri" olduğu hissini aşılamaktır.
3- Emeği ve Sabit Geliri Aşağılama Stratejisi: Maaşlı veya sigortalı çalışan insanları "sistem kölesi", kendilerini ise "özgür finansal vizyoner" olarak konumlandırırlar. Bu psikolojik baskı, üyenin dış dünyadaki mantıklı uyarılara kulak tıkamasını ve sadece yapı içindeki hiyerarşiye bağlanmasını sağlar.
4- Zayıflama ve Sağlık İllüzyonu: Günde iki ana öğünü kesip sıvı toz içildiğinde vücutta oluşan sert kalori açığı kaçınılmaz olarak kilo kaybı yaratır. Evdeki yoğurt ve sebzeyle de elde edilecek bu biyolojik sonucu, ürünlerin mucizesi gibi sunarak hem kullanıcıyı bağımlı hale getirir hem de yeni kurbanlar için referans olarak kullanırlar.
5- Gizlenen Borçlar ve Stok Krizleri: Sistemde rütbeyi korumak veya bir üst kariyer basamağına çıkmak için aylık belirli puan kotaları şart koşulur. Satış yapamayan üye, unvanını kaybetmemek için mecburen kredi kartıyla kendi adına koli koli ürün çeker. Salonlar satılamayan ürün kutularıyla dolarken, sosyal medyaya sürekli "başarı ve zenginlik" pozları verilir.
Özetle; ortada ne bağımsız bir girişimcilik ne de helalinden sürdürülebilir bir ticaret var. Çevrenizde size "hayatını değiştir, patron ol, zenginleş" vaatleriyle gelen en yakınınız bile olsa bu parıltılı illüzyona kanmayın. Kendi paranızla satın aldığınız alkışlar için emeğinizi, birikiminizi ve itibarınızı bu piramit çarklarına kaptırmayın.
Mutlu musunuz içiniz rahatladı mı bir devir kapandı. Manifest grubu son konserini verdi. Alın türkiyeyi şimdi başınıza çalın hep beraber kabede hacılar hu der allahı söyleyin
"Boykot bir işe yaramıyor" diyenlere bizzat eli k*nlı k*tilin kendisi cevap vermiş. Canlarını nasıl yaktıysa, kendi hesabından yalvaracak noktaya gelmişler.
Demek ki doğru yoldayız, boykota kararlılıkla ve tavizsiz devam.🇵🇸 🇵🇸
Allah korumayı takdir ettikten sonra; Ebabil'e koca fili devirmeyi, savrulan bir poşet parçasına da eceli gelmemiş canı çekip almayı nasip eder. Hadise maddede değil, eceli ve sebepleri tayin eden ilahi kaderde.
"O, kullarının üzerinde mutlak tasarruf sahibidir ve size koruyucular gönderir; nihayet birinize ölüm geldiğinde elçilerimiz onun canını alır..." (En'âm, 61)
@israsdiary Ben boykot dedektifi adlı bu programı kullanıyorum. Müslüman kardeşlerimiz çok güzel bir uygulama yapmış hangi marka boykot veya değil rahatlıkla öğrenebilirsiniz tavsiye ederim.
Şirketin asıl müşterisi sokaktaki insan değil, o salondaki üyelerin ta kendisi.
Maliyeti üç kuruşluk ürünleri seviye/kota şartıyla kendi üyelerine binlerce liraya zorunlu satıyorlar. Ürün satılsın satılmasın şirket parasını baştan peşin alıyor. Üstüne seminer biletleri ve üyelik kitleri de doğrudan şirketin kasasına kalıyor.
Kara paraya gerek bile yok çünkü o otellerin, kırmızı halıların parasını şirket cebinden ödemiyor; oraya katılmak için bilet alan, seviye atlamak için koli koli ürün çeken kişilerin parasıyla finanse ediliyor. Sömürdükleri paranın ufak bir kısmıyla bu illüzyon şovunu çeviriyorlar.
@Glru36892466@israsdiary Kesinlikle aynı hiçbiri değişmiyor. Yerlisi, yabancısı, bantçısı veya kozmetikçisi fark etmez; kazanç üründen değil insan toplamaktan geliyorsa hepsi aynı piramit düzeni. "Yerli ve milli" lafı da sadece sistemi meşrulaştırıp milleti daha rahat çekmek için taktıkları bir maske.
İşine gelince 'İslam’da mehir hakkım var' işine gelmeyince 'modern dünyada süresiz nafaka isterim' sorumluluk almaya gelince 'ben hizmetçi miyim'. Dini ve kanunları açık büfe gibi sadece menfaatine göre kullanan bu kafa yapısı tabii ki evlenmesin. Sizinki yuva kurmak değil, bildiğin ömür boyu maaşa bağlanma projesi.