zamanla anlayacaksin ki hayatinda karsilasabilecegin en büyük sinav devam edebilmektir. iyilik yapmaya devam edebilmek, sevmeye devam edebilmek kalbini temiz tutmaya devam edebilmek..
Palu Ailesi belgeselinde insanın kanını donduran şey sadece Tuncer’in şeytani manipülasyonları ya da bir ailenin adım adım yok oluşu değil. Asıl korkutucu olan, henüz 6 yaşındaki bir çocuğun gördüğü işkenceye dayanamayarak tam 3 kez evden kaçması ve her seferinde yeniden aynı eve gönderilmesi.
Bir çocuk defalarca kaçıyorsa, korkuyorsa, ‘beni kurtarın’ diyorsa; orada artık mesele sadece aile içi suç değil, sistemin alarm vermesidir. Pedagog, sosyal hizmet uzmanı, çocuk psikiyatristi gibi onlarca uzmanlık alanı varken bu çocuk neden korunamadı? Kardeşini ve annesini kurtarmak için yetkililere yalvaran bir çocuğun sesi nasıl duyulmadı?
Daha da ağır olanı; olayın failleri gidip ‘öldürdük, gömdük’ dedikleri halde bile serbest kalabiliyor. Demek ki bazen felaketleri büyüten şey yalnızca kötülük değil, ilk temas noktasındaki ihmaller zinciri.
Bir hekim olarak düşünüyorum: Ben hiçbir kusurum olmasa bile hastam zarar görse yıllarca hukuki süreçlerle uğraşabilirim. Peki burada bu kadar açık ihmal iddialarında kimsenin hiçbir sorumluluğu yok mu?”
ebeveynlerin genelde hiç kişisel sorumluluk ve suçluluk hissetmemesi çok garip. suç hep çocuğun oynadığı oyunda, izlediği animede. mahallede, okulda aklını karıştıran o terbiyesiz çocukta. vasat öğretmende. halasının dayısının bozuk genlerinde. ama asla kendisinde değil.
Konya'da 2017 yılında Okul Sosyal Hizmeti modeli uygulandı. Bu uygulamayı o dönemde koordinasyonunu yapan sosyal hizmet uzmanı Osman Akbaba 'dan dinledim. Osman Akbaba bu programda çocuğu yalnızca “öğrenci” olarak değil, aile, mahalle ve yaşam koşullarıyla birlikte ele alan biyo-psiko-sosyal bir yaklaşım geliştirdi. Bu yaklaşımda, çocuklar bireysel vakalar olarak değil, içinde bulundukları sosyal çevreyle birlikte değerlendirildi. Bakın muhteşem sonuçlarına neden şimdi uygulamıyorsunuz @tcmeb #OkulSosyalHizmetiHEMEN
Hah çocuğun otizmli olduğuna dair söylemler de başlamış hemen. Aferin, suçu direkt psikiyatrik sorunlara atın da hali hazırda eğitim hakkı gasp edilen, ayrımcılık ve zorbalık uygulanan, ailenin insan üstü çabalarıyla okuyabilen kalan bir iki tane çocuğumuz da okullardan atılsın.
bunun öylesine bir olay şeklinde geçiştirilmesi akıl almaz bir şey. 160 "beyaz" çocuk öldürülmüş olsa üç hafta tüm dünya salya sümük sokaklara dökülürdü. böyle dünyanın düzenini sikeyim.
Türk kadını, Karadeniz yaylalarında, Yörük obalarında ve Anadolu taşrasında ezelden beri ‘of’ demeden çalışıyor. Ama kimse onun sorunlarından bahsetmiyor.
Tek böbrekle, astım hastası olduğu halde çalışıyor. Kaçak elektrik çekip, yan yatıp ‘devlet bize bakmıyor’ diye ağlamıyor.
Mevzular Açık Mikrofon'un 'doktorlar' bölümüne konuk olan genç:
"İktidara gelmeyi vaat eden partilerin vekillerisiniz. Aranızda hiç Çapa'ya, Cerrahpaşa'ya giden oldu mu?
Buna yol açan 25 yıllık zihniyetin temsilcileri geldi, muhalefetten kimse gelmedi."
Eskiden asgari ücretlinin sürekli telefon değiştirmesini yadırgardım. Ben ucuz telefon alır, bozulana kadar kullanırdım; etrafımdakiler ise kıyafet değiştirir gibi telefon değiştirirdi.
Sonra fark ettim ki ev, araba, arsa almak onlar için ihtimal bile değil. Yurtdışını geçtim, yurt içi seyahate bile çıkamıyorlar. Bu insanlar belki ev, araba kredisine girebilse telefon almayacak ama o da imkânsız.
Elde kalan tek ulaşılabilir “lüks” bir telefon, bir kıyafet. Bu da bireysel zevkten çok sistemin yarattığı çaresizliğin yansıması.
Bu tablo “ekonomi kötü değil”in kanıtı değil; tam tersine insanların büyük hedeflerini gömüp, küçük tüketimlerle avunmak zorunda bırakıldığının göstergesi.
@farukbas61 Gençliğini, ömrünü, sağlığını bu vatana feda eden Atamızdır kendisi. Gurur duyarız. O dalga geçtiğin iki gözün ardında koca bir kurtuluş destanı yatar. Senin anlayabileceğin şeyler değil bunlar faruk