Bölgemiz Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında ateş topuna çevrilirken eş zamanlı olarak Türkiye de hedef alınmaktadır.
Bu saldırı milli kimliğimize ve değerlerimize yapılmak suretiyle kendini göstermektedir.
Terörist başından bir barış elçisi üretilmek istenen yeni açılım sürecinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu Lozan hedef alınmakta, üniter devlet yapımız ‘gömlek dar geliyor’ denilerek bozulmak istenmektedir.
Bu çaba karşımıza ‘yeni ve sivil bir anayasa’ kılıfıyla çıkarılmaktadır.
Bu sinsi süreç tüm yönlerden sürdürülmektedir.
TBMM’de yaşanan son skandal da bunun en acı örneğidir.
DEM Parti Milletvekili George Aslan, Talat Paşa’yı soykırımcılıkla suçlayarak kendisine ‘katil’ deme cüretinde bulunmuş ve bu haddi aşan sözlere Meclis Başkanlığı tarafından gereken tepki verilmemiştir.
Üstelik bu sözlere tepki gösteren milletvekiline kınama cezası verilmiştir.
Bu kabul edilemez bir tutumdur.
Talat Paşa bırakın Ermeni soykırımı yapmayı bizzat kendisi Almanya’da Ermeni bir terörist tarafından şehit edilmiştir.
Talat Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından milli şehit ilan edilmiş bir vatan evladıdır.
Bu bakımdan Talat Paşa’ya yapılan saldırı tarihi gerçekleri ters yüz etmenin yanı sıra ülkemiz üzerinde emelleri olanların hesapları doğrultusunda atılmış sinsi bir adımdır.
Talat Paşa’ya yapılan saldırı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yapılmış saldırıdır.
Bu saldırının zamanlaması da oldukça dikkat çekicidir.
Yeni anayasa denilerek üniter yapının, açılım denilerek Lozan’ın hedef alındığı bir süreçte yapılan bu açıklama asla tesadüf değildir.
Bu bir BOP adımıdır!
Gazze’den İran’a kadar ateş altında olan bölgemizde son kale Türkiye’dir.
BOP’un sahiplerinin nihai hedefinin Türkiye olduğu aşikârdır.
Lozan’ı hedef alan, Türkleri soykırımla suçlayan bu kesimlerin İran meselesiyle eş zamanlı olarak ses yükseltmesi manidardır.
Türkiye büyük bir beka sorunuyla karşı karşıyadır. Bu durum Türk milletinin her bir ferdini alakadar eden bir meseledir. Bize düşen birlik ve beraberlik içinde milli ve dini değerlerimize her zamankinden daha fazla sarılmaktır. Bu badireden kurtulmanın başka bir yolu yoktur.
Unutmayalım!
Vatan yoksa özgürlük de yok!”
Çerçeve Yasaya, Çerçevelik Sorular
1- Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis’teki tüm partilerin katılımı isteniyor?
2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?
3- Adı “toplumsal birliktelik” olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)
4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılırken, Meclis’te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?
5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?
Şartlar her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Türk milletinin geçim şartları zorlaştıkça zorlaşıyor. Özellikle büyükşehirlerde sıkıntı çok ama çok büyük.
Asgari ücretin 28 bin TL olduğu, en düşük emekli maaşının 20 bin TL olduğu bir ortamda İstanbul'da 40-50 bin TL'den düşük ev bulmak imkânsız.
İki asgari ücretli, İstanbul şartlarında maaşlarını birleştirse ancak bir ev kiralayabiliyor. Bunun elektriği, suyu, doğal gazı, yemesi içmesi ise ayrı bir mesele.
Halkın canını yakan bu konu ne yazık ki TV ekranlarında kendine yer bulamıyor.
Ekranlarda, emeklinin 1 Temmuz'da ne kadar zam alacağı, asgari ücrete ara zam yapılıp yapılmayacağı gibi soruların konuşulması gerekirken siyasi parti operasyonlarını konuşuyoruz.
Vatandaş, siyasetçilerden dertlerine derman olacak çözümler bekliyor; siyasetçiler ise oralı değil.
Türk milletinin acilen derdiyle dertlenecek bir iktidara ihtiyacı var. Bu iktidar da Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.
Trump, Barack’a Türkiye ve Suriye’den sonra Irak’ı da verdi.
Kurumsallık sadece Türkiye’de değil dünyada çöküyor. Kişilere bağlı politikalar dönemi ne yazık ki o kişilerin çıkarları ile gelişiyor. Yani özetle 3-5 kişinin huzuru için tüm dünya huzursuzluğa mahkum ediliyor.
İstanbul, güzelliği sarı filtrelerle örtülemeyecek kadar eşsiz bir şehir… Fethinin 573. yılı kutlu olsun.
Yüzyıllar boyu medeniyetin beşiği olmuş bu şehri tarihimize kazandıran Fatih Sultan Mehmet’i ve onu işgalden kurtararak bu büyük mirası baki kılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle anıyorum