halbuki bas bas bağırıyor kalbim dünü de bugünü de geleceği de en derininden hissediyor bağrıma basmak istediklerim için yapma deniliyor bir yandan da kimse seni bağrına basmayacak diye fısıldamış oluyorlar işte beni hasta eden bu.
‘’ hafifçe çocuğum hafifçe evet her şeyi hafifçe yapmayı öğren. Evet derinden hissediyor olsan bile hafifçe hisset. Bırak olup bitenler kendi akışında gerçekleşsin sen de onlarla hafifçe başa çık’’ işte beni hasta eden bu
Son 3 ilişkim girişimde edindiğim izlenim hepsi yalnız yaşayan, işinde gücünde arabası olan kadınlar erilleşmiş, her şeyi kendi yapa yapa bu hale gelmişler, bir şey diyorum bana akıl verme, ben yaparım modundalar, bırak da sana yardım edeyim, zaten yıllarca tek başına yapmışsın
Dün markette alışverişe gittim. Bazen olur ya bir insanla benzer zamanlarda markete girmişsinizdir ve her reyonda karşılaşırsınız. Öyle oldu. Otuzlu yaşların sonunda bir kadınla böyle denk düştük.
Spordan çıkmış. Kafasında kocaman bir kulaklık. Etrafta olup bitene bakmıyor. Kendi kabuğunda. Sessiz biri. Belli ki müzik dinliyor. Yüzünden mutsuzluğunu okuyabiliyorsunuz. Bir Edward Hopper karakteri kadar yalnız.
Bu modern zamanların yalnızlık özgürlüktür diye pazarladığı şey.
Bana uymuyor.
İnsanlık da neden bunu kabul etti. Anlamıyorum.
direkt konuya giriyorum ben hayatımın şu döneminde bir ilişki istemiyorum onu fark ettim seninle konuşmak eğlenceli güzeldi ama seni de boşuna yormak istemiyorum teşekkür ederim sohbetin için her şey gönlünce olsun
Kaygılı bağlandığım long distance low maintenance textuationshipim beni low commitment situationshipiyle mikro aldatmış maalesef bir süre sadece maladaptive daydreaming yapacağım