Futbol Milli Takımı ve başarısız sonuç sadede TD inadı değil, Amerika’da yaşayan bir Türk olarak insanların bunu bilmesi lazım. Bir çok milli takım Amerika Futbol Federasyonu tarafından cüzi bir ücret karşılığı önerilen kamp yerlerini kabul etmedi. Lojistik, saha, konaklama ve hava sıcaklığının etkisiyle büyük çoğunluk kendilerince uygun olacak şartlarda yer tuttular. Eskiden TFF bize danışır biz de çalışıp olabilecek en makul lokasyon tercihlerini bildirirdik. Bu ölçüsüz, kifayetsiz, liyakatsız, yalaka başkan ve ekibi hava sıcaklığının 52 dereceyi gördüğü Arizona eyaletinin çölünde kamp kurdu. Olağanüstü sıcaklığın yanısıra antrenman sahası futbolcuları sakat bırakabilecek kadar rezildi. Bu kamp sahasından ilk maç için tam 3400 km uçarak iklimin çok farklı olduğu Vancouver, Kanada’ya gittiler. Sonra bu kadar yolu geri gelip henüz saat ve iklim farkına alışamadan 1350 km daha uçarak San Fransisco’ya geldiler. San Fransisco ile New York arası saat farkı tam 4 saat. Vücut daha uyum sağlamadan tekrar aynı yolu geri dönüp 1500 km daha yol giderek Amerika ile oynadılar. Bu basiretsiz beceriksiz yönetim son yılların en iyi kadrolarından birini hem politikaya alet ederek hem de süründürerek bu duruma gelmesine öncülük etti. Başkan olacak yavşak kendisini eleştirenleri henüz kendi mal varlığını bile açıklayamayan gayrimenkul zengini adalet bakanına şikayet edebilecek kadar da densiz biri. Bu rezilliği sizlerle paylaşmak istedim. Sesimiz çıkmadıkça daha çok ensemize şaplak yer lokmamızı teslim ederiz.
Son 24 saatte yaşananlara bakıyorum ve açıkçası hiç şaşırmıyorum.
Kulüpler Birliği’nde Başakşehir, Göztepe, Samsunspor ve Galatasaray’ın birçok konuda aynı çizgide hareket ettiğini görüyoruz.
Trabzonspor ve Beşiktaş’ın ise hâlâ yaşananları ve kimin hangi pozisyonu aldığını tam olarak okuyamadığını düşünüyorum. Ertuğrul Doğanın yaşananları “kolpa” olarak nitelendirmesi bunun kanıtıdır.
Biz ise hâlâ Barış Göktürk ve Mahmut Uslu üzerinden gereksiz iç tartışmalarla vakit harcıyor, kendi insanlarımızı sorguluyoruz.
Oysa yıllardır Fenerbahçe’ye karşı sert söylemleriyle, kime be hangi fikre hizmet ettiğini bildiğimiz Yüksel Yıldırım’ın açıklamaları ortadayken enerjimizi birbirimize değil, kulübümüze yöneltmemiz gerekiyor.
Hepimiz, kulübümüzün ve onu temsil edenlerin yanında tartışmasız durabilmeliyiz. Elbette kendi içimizde farklı fikirlerimizi konuşur, gerektiğinde eleştiririz. Ancak dışarıdan gelen saldırılar karşısında hiçbir Fenerbahçeliyi yalnız bırakmamalı, kimseyi hedef hâline getirmemeliyiz.
Bayramdan sonra Mavi Vatan yasasiyla Adalarin geri alinacagina dair bir propaganda yaydilar ama bunun yerine Yunanistanin etki alanini daha da genisletip Ruhban okulunu acmaya basladilar. Klasik bir Akp stratejisi, Refahi gösterir Fakirlige razi ettirir.
Maraş depremi yapaydı. Venezuela depremi de öyle. Hepsi deprem silahıyla yapıldı. Şimdi deprem profesörleri buna itiraz edecek. Dubai'nin, BAE'nin yağmur bulutlarını yönettiği ortaya çıkmadı mı? Yağmuru yöneten insan depremi de yapar. Bunların hiçbiri Allah'a şirk koşmak değildir. Allah zaten kendi kitabında insanın, kendi yerine geçmek isteyeceğini yazıyor. Firavunluk da işte burada başlar. İnsan gücü ele geçirir, sonra o gücün sınırı olmadığını zanneder. Oysa her teknoloji, her müdahale ve her büyük oyun sonunda yine Allah'ın hükmünün içinde kalır.
U23 orta saha oyuncusu arıyor kulüp ama sen elindekini ve Fenerbahçe’de devam etmek isteyen çocuğu Benfica’ya kaptırmak üzeresin. Çocuk Fenerbahçe’den haber bekliyor. @baris_gokturk_@selimkosif@SavasAdalet
Şeyh SAİD ayaklanmasının odak noktalarından biri, Lice'ydi. On binden fazla silahlı aşiret mensubuyla kuşatılmıştı.Devleti temsil eden Lice kaymakamı Asım beyin elinde sadece on kişilik müfreze vardı, bir de kendi beylik tabancası, hepsi buydu, e tabii direnebilmeleri mümkün değildi, rehin alındılar, kaymakam Asım bey, eşi Sehavet hanım ve iki yaşındaki kızları Selma, rehine takasında kullanılmak üzere kaçırıldılar,
Sehavet hanım altı aylık hamileydi, kâh yürüyerek kâh katırlara bindirerek, Lice'yle Hani arasındaki iki bin metre yükseklikteki dağlara götürüldüler, kara kış ortasında kar yağışı altında, tek tük evlerden oluşan metruk mezralarda, zifiri karanlık mağaralarda tutuldular..
İki ay kadar süren Şeyh Said kalkışması nisan ayının başında bastırıldı ama, rehinelerin kurtarılması mayıs ortasını buldu, Mürsel paşa komutasındaki yedinci fırka tarafından sağ salim kurtarıldılar, neredeyse 3.5 ay boyunca silahların gölgesinde, ölüm korkusuyla iç içe, bu berbat şartlarda yaşamışlardı, üç kişi kaçırılmışlardı ama, dört kişi bulundular, aile büyümüştü, çünkü bir mucize gerçekleşmişti, yemeden içmeden kesilerek 38 kiloya düşen, üstelik karnı burnundayken katırdan düşerek yaralanan Sehavet hanım, dağ başındaki kuş uçmaz kervan geçmez mezranın birinde doğum yaptı, sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi.
Kaymakam Asım bey, ölümlere inat edercesine doğan oğlunu kucağına aldı, senin adın Gazi olsun dedi, savaştan sağ ve zaferle dönmüş insan manasında, oğluna
"Gazi" adını verdi.
O bebek...
Dünyaca ünlü beyin cerrahı *Ordinaryüs Profesör Dr. Gazi Yaşargil* oldu.
Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı” ünvanına layık görülen, modern beyin cerrahisinin öncüsü Prof. Dr. Gazi Yaşargil, insanlığa adanmış bir ömürle geride çok değerli bir miras bıraktı.
Mikronöroşirürjinin öncüsü, tıbbın duayeni, milletimizin gururu Prof. Dr. Gazi Yaşargil’i (10 Haziran 2025) rahmetle anıyoruz. Bilim dünyasında açtığı çığır, yetiştirdiği binlerce hekim ve insanlığa kattığı değerler ile minnetle hatırlayacağız.
Türkiye Cumhuriyeti bambaşka bir yere doğru gidiyor.
(ABD mandası destekli diktatörlük)
Tehdit ve santaj ile milletvekili transferi ile Anayasa değiştirilmek isteniyor.
Türklük kalkıp, federasyona doğru gidiş, ABD ye verilen sözler,
Bakalım Türkiye Cumhuriyeti bir çadır devletinden mi ibaretmiş, hep birlikte göreceğiz.
📍Kentsel dönüşümün ranta dönüşeceğini,
📍Şehir merkezlerindeki, boğazdaki, kıyıdaki rantı yüksek yerlerin ‘rezerv alan’ ilan edilip vatandaşın elinden alınacağını daha ilk günden yazdık.
📍Bir sabah kalktığınızda tapunuza el konulursa şaşırmayın, dedik.
📍Haberi ilk yazıp attığımda, o kadar akla, mantığa, hukuka, adalete, hakkaniyete, aykırı bulunmuştu ki haber müdürümüzü ikna etmekte epeyce zorlanmıştım. Yazı işleri, ‘emin miyiz, olabilir mi böyle bir şey’ diye defalarca sormuştu.
📍Gerçekten inanılacak bir şey değildi, olacak şey değildi, oldu. Hem de çok kolay oldu, çünkü rantın kılıfı öyle hazırlanmıştı.
https://t.co/nmbwwL7bhH
Sevgili Fenerbahçe’liler çok enteresan bir noktaya gelmiş durumdayız.
Klübü 600 mil € borç altında tefecilere teslim edenler.
600 mil borcu kapatıp kadro değerini yükseltip bajalar birliğinden ve tefecilerin elinden kurtaranlar hakkında enkaz devraldık edebiyatı ile transfer yapamıyorlar. Üstelik sanki klübü batıranlar kendileri değilmiş gibi önceki dönemleri inceletip borcu kapatanlar hakkında kendi cebinden milyon € lar harcayanlar hakkında birde işlem yapmakla tehdit ediyorlar. AKIL TUTULMASI
ÇOK ENTERESAN…..
MİLLETİN TAPULU MALLARINA ÇÖKMÜŞLER, İNSANLAR BİR SABAH TEBLİGAT GELİNCE FARK ETMİŞ.
Sebebi 2023 tarihli YENİ REZERV ALAN (MÜLKSÜZLEŞTİRME) YASASI.
Yasa oylanırken:
209 kabul oyuna karşılık
SADECE 82 milletvekili "ret" oyu verdi,
281 milletvekili ise oylamaya katılmadı.
Servet Yardımcı, TFF başkan adayı olduktan sonra, biri veya birileri tarafından ailesi ile tehdit edilip, adaylıktan çekilmesi sağlandı.
Bunun üzerine ülkede yaprak kımıldamadı.
Yanlış hatırlamıyorsam, bir tane savcı çağırıp, “seni kim tehdit ediyor” diye sormadı.
Soran olursa, YAPI yok dersiniz.