Bugün @gazeteoksijen günü…
Otomotivde Ferrari etkisi...
Ferrari’nin 1 araçtan elde ettiği kâra, Porsche 176, Mazda 3.498 araç satarak ulaşıyor‼️
Bir zamanlar 'çok satan kazanır' deniyordu artık yetmiyor.
Elektrikli dönüşüm, Çin rekabeti ve fiyat savaşları otomotiv sektörünün tüm ezberini bozuyor.
Bazı markalar rekor satış yapıyor ama araç başına kazanç hızla eriyor.
Peki sektörün gerçek kazananı kim?
Cevap yine aynı; Ferrari
Çünkü yeni denklemde mesele sadece otomobil üretmek değil; marka değeri yaratmak, fiyatı korumak ve araç başına ne kadar para kazanabildiğiniz.
İşte detaylar👇
https://t.co/tXvVCqhi1k
Standların birbirine çok yakın konumlandırılması yürüyüş alanlarını daralttı ve sirkülasyonu zorlaştırdı. Bazı stantların Stant dışında kalan Özellikle yan cephelerinin ham işçiliklerle tamamlanmadan bırakılması artık kabul edilmemeli. Fuar alanında Hol yönlendirmeleri biraz daha geliştirilmeli. Ayrıca fuar alanında daha fazla sosyal alan ve dinlenme alanına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Mevcut kafe, restoran ve dinlenme alanları hem çeşitlilik hem de kalite açısından yetersizdi; uluslararası ziyaretçilerin yoğun olduğu bir organizasyon için bu alanların daha yüksek standartlarda kurgulanması hem mümkün hem de çok gerekli.
Sevgilerimle,
Haluk Özbek
Saloni
Ocak 2026 Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı – Değerlendirmemiz
Genel değerlendirme;
Öncelikle tüm meslektaşlarımıza, tüccarlara, organizatörlere, ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür ederek başlamak istiyorum. Ocak 2026 İstanbul Mobilya Fuarı, hepimiz için verimli geçen; yetkinliklerimizi sergilediğimiz ve Türk mobilya sektörünün gücünü bir kez daha dünyaya ve sektör profesyonellerine gösterdiğimiz bir organizasyon oldu. Bütün meslektaşlarımızında böyle düşündüğünü umuyorum.
Ayrıca fuarda katılımcı olarak yer alan Meslektaşlarımızın büyük çoğunluğunun geçmiş yıllara göre daha özgün daha başarılı ürünlerle ve daha nitelikli stantlarla sunum yapmaları Türk mobilyacılığı adına büyük bir eşiğin daha aşıldığını göstermektedir. Üreticilerimiz büyük bir sınavı ortanın çok üzerinde bir başarıyla geçtiler diyebilirim.
Bu yılki fuarın, dünya mobilya sektörünün en önemli üç mobilya fuarından biri olma yolunda ciddi bir mesafe kat ettiğini, hem bizlerin hem de tüm meslektaşlarımızın net biçimde gördüğünü düşünüyorum. Bu vesileyle emeği geçenlere bir kez daha teşekkür ederim.
Saloni olarak, 45’i mevcut müşterilerimiz olmak üzere 75 farklı ülkeden ziyaretçiyle temas kurduk ve yeni networkler oluşturduk. Bu kitle; sektör profesyonelleri, mobilya satıcıları, proje yüklenicileri, mimarlar ve tasarımcılardan oluşan, katma değer anlatımına önem veren ve kalite standartları yüksek profillerden meydana geldi. Her zaman vurguladığımız güvenilirlik ve markalı hikâye anlatımını, ziyaretçilerimize bir kez daha güçlü ve etkileyici bir şekilde aktarma fırsatı bulduk.
Yaşam odası, yatak odası, yemek odası ve giyinme odalarında sunduğumuz çözümleri; özellikle mimarlar ve tasarımcılar başta olmak üzere sektör profesyonelleriyle buluşturduk. Katma değerli ürünlerin son kullanıcıya ulaşmasında kritik rol oynayan bu kitle, fuar özelindeki ana hedef grubumuzdu ve bu hedefe ulaştığımızı düşünüyoruz.
Organizasyonel Konular;
Fuarımız, Ortadoğu ağırlıklı olmak üzere dünyanın bir çok yerinden gelen çeşitli bir misafir kitlesine ev sahipliği yaptı. Fakat özellikle ABD’den daha fazla misafir gelmeliydi. ABD’nin Çin’e uyguladığı yaptırımlar nedeniyle gelecekte Türk mobilya sektörünün Amerika pazarında ivme kazanmasını öngörüyoruz.
Bu nedenle bu yıl fuarda daha fazla Amerikalı yatırımcı ve ziyaretçi görmeyi beklerdik. Ancak Amerikalı ziyaretçi sayısı beklentimizin altında kaldı. Bu noktada, fuar organizasyonunun Amerika pazarına yönelik tanıtım ve davet çalışmalarını daha da yoğunlaştırması gerektiğini düşünüyorum.
Fuar organizasyon kültürünün her yıl geliştiğini gözlemliyoruz; bu yılki organizasyon bunun en iyi örneklerinden biriydi. Fuar yönetimi ve derneklerimiz geçmiş yıllara göre çok daha iyi çalışmışlar. Organizasyonda görev alan tüm ekip arkadaşlarına ve fuar yönetimine müteşekkiriz.
İstanbul mobilya fuarının artık tüm Türkiye’nin mobilya üreticilerinin, Türk mobilyasının ortak ve tek fuarı olduğunu kabul etmeliyiz. Bu tip fuarlarda ziyaretçilerin kafasını karıştıracak Kayseri, İnegöl, Ankara, İstanbul ayrımı ve yerelciliği ile afişlemeleri doğru bulmuyoruz. Bu sebeple fuarda Türk mobilyacılığı dışında hiçbir vurgulama olmamalı. Hep birlikte tek hedefle Türk mobilyacılığı imajı ve algısının geliştirilmesine çalışmalıyız.
Fuar alanındaki ortak alanların ,tuvaletlerin temizliği genel olarak iyiydi ve yüksek bir hijyen standardı sağlandı. Giriş-çıkış sistemi sorunsuz çalıştı, otopark alanları yeterliydi. Ancak fuar genelinde zemin ve zemin uygulamaları maalesef zayıf kaldı. Özellikle yürüyüş yollarındaki halı altı metal kaplamalar, zeminde üst seviyeye taşmış Misafirlerin yaya güvenliğini tehlikeye sokan metal çıkıntılar hem seviye farklılıklarına hem de yoğun kalabalık sırasında özensizlik görüntüsüne ve ciddi bir ses kirliliğine neden oldu.
Tasarım danışmanımız ve teknik tasarımcıımız kıymetli dostum, Duayen Sayın Mustafa Alın Bey’le 2026 İstanbul mobilya fuarındayız. Mustafa Abimizle birlikte çalıştığımız tasarımların ziyaretçilerimizce beğenilmesini keyifle izliyoruz..
Yarın başlayacak İstanbul Mobilya Fuarımızın tüm meslektaşlarımıza bereketli kazançlar getirmesini dilerim..
Ayrıca fuar süresince standımızda görev alacak ekip arkadaşlarıma da ekteki mesajı attım.
“Arkadaşlar merhaba ;
fuar süresince standımızda hiç kimsenin, hiçbir misafirimizin sigara içmesine müsaade etmeyelim lütfen.
Türk fuarcılık imajına zarar veren, sigara kullanmayan misafirlerimize de ayıp eden bu tuhaf duruma lütfen birlikte engel olalım”.
Genç mühendis ve mimarların yeşil pasaport imkanıyla yurtdışı seyahatinin kolaylaşması gençlerimizin gelişimine, ülkemiz gelişimine
daha fazla fayda sağlamazmı?
Mühendis ve mimarlara yeşil pasaport kararı çok doğru fakat 15 yıllık kıdem aranmamalı.
Ülkemizin önde gelen mobilya markalarından biri olan Saloni’nin ürünlerini Paraguaylılara sunan Lucce mağazasını ziyaret ettik. Saloni’ye ve bu kıymetli markamızı Paraguay’da tanıtan Lucce’ye üstün başarılar diliyoruz. @saloniofficial_
Netflix’te anime dizi “ARCANE”sıra dışı ürün tasarımları , mimari ve iç mimari detaylarıyla ilham verici.. Tasarımcı, mimar ve iç mimarlara tavsiye ederim..
Komşu köyümüz eski Karacakaya’da çok çok değerli validemiz, ailemizin çınarı Mükerrem annemiz adına inşa ettirdiğimiz MESCİD-İ MÜKERREME ibadethanesini tamamladık.
Tüm emeği geçen ustalarımıza, tasarımcımız ve tüm uygulamayı hassasiyetle takip eden kıymetli mimarımız Mahir Bayram Bey’e müteşekkiriz. Yapılan işten çok memnun kaldık. .
IKEA alışverişi psikolojik savaşa çevirdi.
300/500 liralık bir lamba almak için giriyorsun.
Çıkarken 1500/2000 tL daha fakirsin;
hiç yakmayacağın mumlar,
asla kullanmayacağın mutfak aletleri elinde.
Fakat bunların hiçbiri tesadüf değil.
Peki, IKEA’nın beynini nasıl manipüle ediyor ve aynı numaraların hayatının her alanını nasıl kontrol ediyor:
IKEA’ya adım attığın an, aslında oyunu kaybettin.
Buna Gruen Etkisi deniyor.
Adını, ilk kapalı alışveriş merkezini tasarlayan mimar Victor Gruen’den alıyor.
Mantık basit:
Mağazayı o kadar kafa karıştırıcı hale getir ki, insanlar neden geldiklerini unutsun.
Sen bir amaçla girersin.
Kafası karışmış, yorulmuş ve rastgele tablo çerçeveleriyle dolu bir arabayla çıkarsın.
IKEA bunu kusursuz bir sanata dönüştürdü.
Çoğu mağaza sana özgürce dolaşma imkânı tanır.
IKEA ise seni tek yönlü bir rotaya zorlar.
O lambayı alıp çıkamazsın.
Önce tüm mağazayı dolaşman gerekir.
Her ürün grubu.
Her oda kurgusu.
Her cazibe noktası.
Daha fazla maruz kalma = daha fazla alışveriş.
Ama yolun kendisi bile bilinçli olarak tasarlanmı��tır.
Her 15–20 metrede bir döner.
Bir sonraki köşede ne olduğunu asla göremezsin.
Bu merak duygusunu tetikler ve seni ilerlemeye zorlar.
Beğendiğin bir ürünü hemen almazsan ne olur?
Beynin panikler.
“Şimdi almazsam, bu labirenti baştan yürümek zorundayım.”
Fırsatı kaçırma korkusu devreye girer.
İhtiyacın olmayan şeyleri almaya başlarsın.
Sonra kurşun kalem numarası gelir.
Girişte sana kalem ve alışveriş listesi verirler.
Yardımcı gibi mi görünüyor?
Değil.
Bir şeyi yazdığında, beynin bunu bir taahhüt olarak algılar.
“Yazdıysam, almam gerekiyor.”
O ücretsiz kalem, sana yüzlerce dolara mal olur.
Aynalar her yerde boşuna değildir.
Kendini o kusursuz sahnelenmiş odaların içinde gördüğünde bir şey değişir.
Beynin artık mobilyayı değerlendirmez.
Bir hayat tarzı hayal etmeye başlar.
Artık bir koltuk almıyorsun.
Olabileceğin kişi olma fikrini satın alıyorsun.
Peki ya o meşhur köfteleri?
Onlar sadece yemek değil.
Psikolojik silahlar.
Yemek yemek ruh halini iyileştirir.
İyi ruh hali, daha düşük savunma demektir.
Araştırmalar, IKEA’da yemek yiyen müşterilerin yemeyenlere göre neredeyse iki kat fazla harcama yaptığını gösteriyor.
150/200 TL’lik bir yemek, katlanarak geri döner.
Kasaya geldiğinde bitkinsin.
Karar yorgunluğu iradeni yok etmiştir.
İşte tam o anda ucuz atıştırmalıkları ve küçük ürünleri önüne koyarlar.
Sırada beklerken, sıkılmış ve zihinsel olarak tükenmişken “bir şey daha” alırsın.
O küçük harcamalar hızla büyür.
En kötü kısmı ne biliyor musun?
Aslında hoşuna gider.
IKEA, aşırı harcamayı bir macera gibi hissettirir.
Çıkarken kendini iyi fırsatlar yakalamış sanırsın.
Oysa başlangıç bütçenin 10 katını harcamışsındır.
Bu, eğlence kılığına girmiş bir manipülasyondur.
Ama asıl rahatsız edici gerçek şu:
Bu numaralar sadece IKEA’da işe yaramaz.
Hayatının her yerinde kararlarını kontrol ederler.
Sosyal medya, seni bağlı tutmak için sonsuz kaydırma kullanır.
Dijital platformlar, düşünmeye fırsat vermeden bir sonraki bölümü otomatik oynatır.
Restoranlar pahalı ürünleri menünün en üstüne koyar.
Online mağazalar sahte geri sayımlar yaratır.
Her şirket psikolojiyi silah haline getirir.
Bir kez fark ettiğinde, artık görmezden gelemezsin.
Peki sen başka hangi manipülasyon taktiklerini fark ettin?