Yıllardır anlatıyoruz, dellileriyle gösteriyoruz fakat israf düzenine dur diyemiyoruz! Daha önce defalarca kez marketlerde fahiş fiyatlar sebebiyle raflarda kalan ürünlerin çöpe gittiği görüntüleri paylaşmıştık. İnsanların çöplerden toplaması ihtimaline karşı temel gıda maddelerini tahrip ederek buraya atan market çalışanlarının aldıkları emirleri uyguladıkları anları böyle kaydetmiştik.
Biz, komisyoncuların ve marketlerin gözü doymayan ticaretleri yüzünden ülkemizin verimli topraklarında yetişen birbirinden güzel meyve ve sebzeleri çöpe atarken, diğer ülkelerde yapılan israf karşıtı çalışmaları da tek tek detaylarıyla yine bu ekranlarda dile getirmiştik.
Fakat bugüne kadar ne kurumlardan ne de sivil toplum kuruluşlarından tek bir adım bile atılmadı, dahası israf düzeni de bu gözü doymayan ticaretin çarklarında artarak devam ediyor...
Son olarak bu görüntüler Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinden bir takipçimiz tarafından gönderildi... Migros mağazasında fahiş fiyatlarla satılan ve raflarda kalan meyve ve sebzelerin çöpe atıldığı anlar işte böyle kaydedildi. Toprağımızın değeri, üreticimizin emeği, tüketicinin göz hakkı ve çocukların sağlığı işte böyle çöpe gidiyor...İşte bu görüntüler indirim yapmamakta direndikleri için ve kâr etmeyeceksem, çöpe atarım daha iyi mantığıyla hareket ettikleri için oluyor...
Buna göz yumanları bir kez daha uyarıyoruz: İsraf düzeni sadece ekonomik değil, sosyolojik ve toplumsal fayda için de bir an önce son bulmalıdır!
Sizden küçük ama çok kıymetli bir ricamız var. 🤲🇵🇸
Filistin Konvoyu’nun daha geniş kitlelere ulaşması, yaşananları daha fazla insanın görmesi ve konvoyun sesinin daha gür çıkması için kanalımızı paylaşabilir misiniz?
Bir paylaşımınız, belki de yüzlerce kişinin konvoydan haberdar olmasına vesile olacak.
Paylaşalım, takip etmeye davet edelim, Gazze’nin sesini hep birlikte daha da büyütelim. 🇵🇸🍉
Allah razı olsun. 🤲
Ülker'in düştüğü hali buradan görün!
Bim mağazalarında satışa sunulan fason ürünlerden Vow! markalı nuga bar ürünleri dünya markası (!) Ülker tarafından üretiliyor.
Ürün içeriğinde sırasıyla;
Sofra şekeri,
Glikoz şurubu,
Palm yağı,
Palm çekirdeği yağı,
İnvert şeker şurubu,
Emülgatörler ve içeriği açıkça beyan edilmeyen yapay aroma vericiler yer alıyor.
https://t.co/QzfIHt339c
Boykottan etkilenen Algida'nın yerli görünümlü markalarla satışlarını arttırmaya çalıştığı görülüyor. Daha önce Oando markalı ürünlerini deşifre ettiğimiz Algida bu kez de yerli görünümlü "Bizim Usta Dondurma" ürünleriyle boykotu delmeye çalışıyor.
https://t.co/k9RyxZH66P
7 Ekim’den sonra terör devleti İsrail’e verdikleri destekle tavırlarını net olarak ortaya koyan ve Türkiye ile birlikte birçok ülkede boykotun etkisiyle ticari sekteye uğrayan boykot markalarından Starbucks ve Algida’nın boykotun etkilerini azaltmak için Magnum Türkiye A.Ş. firmasıyla işbirliğine gittiği ortaya çıktı. Starbucks markasıyla ilk kez satışa sunulan ve Algida Türkiye’nin fason olarak ürettiği dondurmalar 65 gr’lık avuç içi paketlerde boykot yapmayan tüketicilere adedi 300 ₺’ye sunuluyor. Adeta boykotun ticari etkilerini, boykot yapmayan kesimden çıkarmaya çalışan Starbucks, Algida’nın ürettiği bu dondurmaları kg fiyatı 4 bin 615 ₺’ya satıyor.
Diğer yandan vanilyalı dondurma olarak satışa sunulan ürün içeriğinde %0,1 yani binde 1 oranında vanilya parçacıkları olduğu belirtilirken, üründe vanilyadan daha çok yapay aroma verici bulunuyor. Fakat firma üründeki bu yapay aroma vericilerin içeriğini ve ürüne tadı verdiğini tüketicilere açıkça beyan etmiyor. Diğer yandan kg fiyatı 4 bin 615₺ liraya gelen bu ürün içeriğinde kıvam arttırıcı ve emülgatörler ile renklendirici katkı maddeleri olduğu görülüyor. Ürün ayrıca 65 gr’lık tek pakette 15 gr ilave şeker yani yaklaşık 7 küp şeker içeriğiyle dikkat çekiyor.
MİLLİ ÇAĞRI ( Lütfen yayınız)
ORADA SORUŞTURMA, BURADA SESSİZLİK NEDEN?
ABD Senatosu, pandemi döneminin en etkili kamu görevlilerinden Anthony Fauci’yi celple komisyon önüne çıkardı. Fauci, kendisini suçlayabilecek sorular karşısında anayasal susma hakkını kullandı.
Bu durum tek başına suçluluk kanıtı değildir. Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet de yoktur. Fakat demokratik hukuk devletinde asıl önemli olan şudur: Milyonlarca insanın hayatına, eğitimine, çalışma hakkına, sağlık hizmetine ve beden bütünlüğüne etki eden kararlar yıllar sonra dahi sorgulanabilmektedir.
Peki Türkiye’de aynı dönemde;
okulların ve işyerlerinin kapatılmasına,
seyahat ve çalışma kısıtlamalarına,
test, karantina ve izolasyon politikalarına,
aşıların temini ve uygulanmasına,
yan etki bildirimlerinin izlenmesine,
ilaç ve tedavi protokollerine,
bilimsel görüşlerin kamuoyuna nasıl sunulduğuna
kimler, hangi verilerle ve hangi sorumluluk zinciri içinde karar verdi?
Bilim kurullarının görüşleri tavsiye niteliğindeyse, bu tavsiyeleri bağlayıcı idari kararlara dönüştürenlerin siyasi ve hukuki sorumluluğu neden hiç tartışılmadı?
Burada peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyoruz. Tam tersine, hukuk istiyoruz:
Karar ve toplantı tutanakları açıklansın.
Muhalif bilimsel görüşlerin dikkate alınıp alınmadığı ortaya konulsun.
Aşı ve ilaç güvenliliği verileri bağımsız araştırmacılara açılsın.
Kamu alımları ve sözleşmeler denetlensin.
Çıkar çatışmaları araştırılsın.
Alınan tedbirlerin zorunluluğu, ölçülülüğü ve sonuçları incelensin.
İhmal, yanıltıcı beyan, görevin gereklerine aykırılık veya somut zarar şüphesi varsa savcılık makamları deliller üzerinden görevini yapsın.
ABD’deki bir siyasi soruşturmayı mahkeme kararı gibi sunmak ne kadar yanlışsa, Türkiye’de hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak da o kadar yanlıştır.
Medyanın büyük bölümünün bu hayati meseleyi birkaç tercüme haber dışında gündemine almaması da başlı başına bir kamuoyu sorunudur. Basının görevi iktidarların sağlık politikalarını kutsamak veya şeytanlaştırmak değil; karar zincirini, veriyi, çelişkiyi ve sorumluluğu araştırmaktır.
TBMM’yi, Sağlık Bakanlığını, Sayıştayı, Kamu Denetçiliği Kurumunu, savcılık makamlarını, meslek kuruluşlarını, üniversiteleri ve araştırmacı gazetecileri göreve çağırıyorum:
Türkiye’nin pandemi dönemi; bilimsel, idari, mali ve hukuki yönleriyle bağımsız bir Meclis araştırmasına konu edilmelidir.
@TBMMGenelKurulu@tcbestepe@saglikbakanligi
🔻 Kudüs'ü İsrail'e başkent ilan ederken;
🔻 Yüzyılın Anlaşması dedikleri rezil süreci başlatırken;
🔻 Abraham Anlaşmalarında;
🔻 Gazze soykırımında;
🔻 İran'a saldırılarda;
🔻 Golan Tepeleri, İsrail'e hediye edilirken;
Her kötülükte BİRLİKTEYDİLER...
🔴 Dünya kamuoyuna karşı direnmeye, sapkınlıklarının gereğini yapmaya devam ediyorlar!
Trump ve Netanyahu...
İki zalim dostun görüşmesi; "kötülük zirvesi" başladı...
🔴 Kötülük zirvesinden
İlk fotoğ karesi.
📍 Salı Pazarı'nda hemşehrilerimizle buluştuk.
Saadet Partisi Elazığ İl Başkanlığı olarak gerçekleştirdiğimiz üye standı çalışmamız vatandaşlarımızın yoğun ilgisiyle karşılandı. Partimize katılan yeni üyelerimize teşekkür ediyoruz.
#SaadetPartisi#Elazığ#MilliGörüş
Saadet Partimiz, bugün 25 yaşında…
Çeyrek asırdır; gücün değil hakkın, çıkarın değil adaletin, ayrışmanın değil kardeşliğin tarafında olduk.
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın bizlere emanet ettiği Millî Görüş davasını; ilk günkü inanç ve kararlılıkla taşımaya devam ediyoruz.
Bu kutlu yürüyüşe ömrünü vakfeden tüm büyüklerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, emanetlerini daha güçlü yarınlara ulaştırmak için azimle çalışıyoruz.
Saadet Partimizin 25. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.
Bugün Sivrice’ye piknik yapmaya gittik. Aman Allah ‘ım her yer adeta çöplük. Oturabilmek için 4 poşet çöp topladık. Topladığımız çöpleri temizlenmesi garanti olsun diye Kaymakamlık binasının önündeki konteynıra bıraktık.
@SivriceKaymakam@Sivricebelediye@EbubekirIrmak
Geçen yıl bu zamanlar Dardanel ton balıklarının kg fiyatının 1000 liralara dayandığını söylemiştik. Geçen aylarda ise yine aynı ton balıklarının kg fiyatı tam 1700 liraları gördü... Geçen haftalarda yan yana duran iki ton balığının aralarındaki fiyat farkına dikkat çekmiş ve bunlar arasındaki fiyat farkının sebebini sormuştuk.
Bugün ise bir takipçimiz tarafından Migros mağazasından gönderilen bu fotoğraf, aylardır fahiş fiyatlarla satılmaya çalışılan Dardanel ton balığı konservelerinde %45 oranında indirim yapıldığını gösteriyor. Bu indirime rağmen ürünlerin kg fiyatı ancak 1000₺’ye buluyor.
Şimdi ise olayın vehametini daha iyi anlamak için biraz uzaklara, İngiltere’ye gidelim... Benzer şekilde okyanuslarda tutularak ithal edilen ton balıklarının İngiltere’deki marketlerde 145 gr’lık 4’lü paketlerde hem de zeytinyağlı çeşitlerinin sadece 2,49 £ yani yaklaşık 155 liraya satıldığını görüyoruz. Buna göre İngiltere’de zeytinyağlı ton balığı konservesinin kg fiyatı sadece 4,29 £ yani 62 kat kur farkı uygulandığında sadece 265 liraya geliyor!
Belki inanması zor ama durum bu...
Bir yanda İngiltere’de kilosu 265 liraya satılan zeytinyağlı ton balıkları, diğer yanda Türkiye’de kg fiyatı 2000 liraya yaklaşan ayçiçek yağlı ton balıkları...
Şimdi soralım: İngiltere’de satılanlar ton balığı ise, Türkiye’de satılanlar ne balığı?
Türkiye, uluslararası tahkim kararı nedeniyle Irak'a yaklaşık 1,47 milyar dolar tazminat ödeyecek.
Gerekçe; Irak merkezi hükümetinin izni olmadan Irak petrolünü Ceyhan limanına taşımak.
Yanlışın bedelini millet değil, o yanlışa imza atanlar ödemelidir.
TRUMP külliyedeki karşılama töreninde askerimize Türkçe "Merhaba" demiş...
Çok kişi övgülerle, sevinçle ve özel vurgularla bunun ne kadar sevinilecek bir şey olduğunu anlatlaya bile çalışmış...
Kol kola girmişler...
Samimiymiş.. dostmuş...
Hediyeleri varmış... İsrail'i değil de Türkiye'yi tutuyormuş...
Aman Allah'ım... neler neler...
🔻🔻🔻
Bu Trump severlik
Bu Amerikancılık
Bu NATO'culuk ne zaman bu kadar mübarek, milli ve yerli bir kisveye büründü...
Trump'ı Amerika'yı hafiften eleştirsen; NATO'ya kem gözle baksan neredeyse vatan haini ilan edecekler.. Hakikat namına biraz da okkalı sözler söylesen belki de dinden çıkaracaklar...
Ne yaparsanız yapın!.. Ne kadar çirkinleşirseniz çirkinleşin... Ne kadar algı makyajları yaparsanız yapın bu millet ne Epsetienci Trump'ı sevecek ne de NATO'cu ve Amerikancı olacak!...
Trump'ı, Amerika'yı ve NATO'yu bu milletin kalbine sokmayı bugüne kadar kimse başaramadı!
NATO ZİRVESİ gösterileri de başaramayacak!...
******
#NATOsummit
Air Force One
Mason Greenwood
Brunson
#Egypt
Tüm Türkiyede olduğu gibi Elazığ Saadet Partisi Teşkilatları olarak bizlerde;
İslam dünyasına kan kusturan, siyonist İsrail’i koruyan
“NATO’YA HAYIR” diyoruz.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uzun zamandır hazırlık yaptığı DOA yani depozitosu olan ambalajlar projesi kapsamında üzerinde DOA logosu bulunan plastik ve cam ambalajların iade süreci önceki günlerde resmi olarak başlamıştı. Buna göre çeşitli yerlerde konumlanan DOA iade makinelerine bu ambalajları iade eden tüketicilere ambalaj başına 1 lira iade verileceği duyurulmuştu. Hem çevresel hem de maddi yönüyle büyük rağbet gören uygulama günlerdir konuşuluyordu.
Fakat vatandaşın 1 lira iade aldığını duyan ve adeta cebine göz diken üç harfli market zincirleri boş durmadı ve 3 Temmuz itibariyle tamamının organize bir şekilde bu ürünlere zam yaptığı ortaya çıktı. İzmir’deki bir tüketici de bu skandala dikkat çekmek için üç farklı zincir markete giderek suların aynı oranda zamlandığını ortaya koydu. İlk olarak Yıldız Holding’e ait Şok marketlere giden tüketici, önceki gün 5,25₺’ye aldığı suyun iade sürecinin başlamasının ardından zamlanacak 7,25₺ olduğunu böyle duyurdu. Tüketici daha sonra sırasıyla Bim ve A101 marketlere giderek benzer şekilde buralarda da suların zamlandığını ve birbirleriyle anlaşmışlar gibi aynı fiyata yükseltildiğini açıkladı.
Şimdi Ticaret Bakanlığı yetkililerini göreve çağırıyoruz! Rekabet kurallarına aykırı şekilde organize zam yapıp vatandaşın cebindeki 1 liraya bile göz diken bu marketlere gereğini yapmalısınız!
@ticaret
İsrail, Lübnan'ın güneyindeki zeytin ağaçlarını ÇALMAYA başladı.
Yanlış okumadınız.. İsrail zeytin ağacı çalıyor.
Malum sıradan zeytin ağaçları 100-150 yıl yaşar; ancak Lübnan'ın Kawkaba ve Deir Mimas bölgelerinde, bazılarının 2.000 yıldan uzun süredir varlığını sürdürdüğü belirtiliyor. Hz. İsa döneminden kaldığı düşünülen bu tarihi ağaçları İsrail buralardan söküp; götürüyor, çalıyor...
7-8 Temmuz tarihlerinde dünyanın en kötü insanları ülkemize gelecek: NATO üyeleri.
Yani Gazze soykırımının mimarı olan ülkeler…
İsrail, Gazze’deki soykırımı bunların parasıyla, bunların silahıyla, bunların medyasıyla ve bunların siyasal desteğiyle gerçekleştirdi.
Buraya gelecek olan NATO’nun üyeleri 7 Ekim’den sonra ilk 72 saat içinde Filistin direnişini kınayan açıklamalar yaptılar ve İsrail’in yanında durduklarını ilan ettiler.
İlk bir hafta içinde NATO üyesi olan ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler Netanyahu ile dayanışma için İsrail'e gitti.
Gidenlerden biri de Hollanda başbakanı Mart Rutte'ydi; NATO’nun şimdiki Genel Sekreteri.
Rutte 23 Ekim’de Netanyahu ile görüştü ve "Hamas'ın 7 Ekim'deki terör saldırıları korkunçtu. Hollanda İsrail'le dayanışma içindedir. İsrail'in kendisini savunma hakkı vardır." dedi.
9 Ekim’de “ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya” liderleri ortak açıklama yayımlayarak "İsrail'e sarsılmaz destek" sunduklarını açıkladılar. Sadece “sözde destek” değil; para verdiler, İsrail’e askeri mühimmat gönderdiler.
Dikkatinizi çekerim bu 5 ülke zaten NATO askeri kapasitesinin %86’sını oluşturuyor. ABD tek başına %60-65’ini oluşturuyor (Defence expenditure of NATO countries 2014-2025)
Bu arada NATO’nun en üst düzey komutanlık makamı olan Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı’na 1949’dan bu yana istisnasız hep ABD’li bir general atandığını da hatırlayalım. Genel Sekreterlik makamına ise hep bir Avrupalı isim oturmuş. Askeri lider Amerikalı, siyasi lider Avrupalı. Bu gelenek 1949'dan beri hiç bozulmamış.
13 Ekim 2023’te İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, NATO Dışişleri Bakanları toplantısına katıldı.
Hatırlayalım, Gallant “İnsansı hayvanlarla savaşıyoruz. Gazze’ye elektrik, su, yakıt… hiçbir şey vermeyeceğiz!” diyen adamdı. O gün NATO Genel Sekreteri Stoltenberg “İsrail yalnız değildir!” açıklaması yaptı. NATO resmi sayfası “İsrail’in kendini savunma hakkına sahip olduğunu” ve “İsrail’le dayanışma içinde” olduklarını belirtti.
Peki bütün bunlara rağmen, neden sessizlik hüküm sürüyor? Neden meydanlardan gür bir şekilde "NATO'ya hayır!" sloganları yükselmiyor?
Acaba bundan sorumlu olmadığımızı mı düşünüyoruz?
NATO-ABD üsleriyle dolu bir ülkede, acaba hangi amelimiz kabul olacak?
Paçamıza bir “kan lekesi” bulaşsa namazımızın kabul olmayacağını söylüyorsunuz.
Peki Filistin’i ve dünyayı kan gölüne çevirmiş bu necis varlıkların kirlettiği ülkemizde hangi ibadetimiz kabul olacak?
Yetmedi mi 70 küsür yıldır hep aynı hikayeyi dinlediğimiz?
“Allah, kitap, peygamber!” diyenler en sonunda bizi götürüp Amerikalı generalin komutasına teslim ediyor.
Neden buna itiraz etmiyorsunuz?
“Zalimlere meyletmeyin yoksa size ateş dokunur!” ayetinin bizle alakası olmadığını mı düşünüyorsunuz?
Meyletmek şöyle dursun, güvenliğimizi onlara teslim etmişiz.
*
Alimlere, aydınlara, kanaat önderlerine, STK temsilcilerine çağrımı yinelemek istiyorum:
“NATO’ya hayır!” deyin.
Filistin’in düşmanlarına, ülkemizin düşmanlarına, insanlığın düşmanlarına “hayır!” deyin.
Sömürgeci kapitalistlerin ve Siyonistlerin savaş aygıtına hayır deyin!
*
Fotoğraf: Şimdiki NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin, Hollanda Başbakanı sıfatıyla 23 Ekim 2023'te İsrail'e yaptığı ziyaret.
Fason üretim modeliyle üretilerek Bim'de satışa sunulan Dost markalı çikolatalı süt içeriğinde sadece %0,1 yani binde 1 oranında bitter çikolata tozu bulunuyor.
Üründe ayrıca çikolata aroma vericisi yer alıyor.
İşte bu ürünü "çikolatalı" diye satıyorlar!
https://t.co/Ncn9EX5pDS