🚨 ŞİDDET 🚨
Yine bir hırto olayı daha, durmak bilmiyor asla bunlar ya!
Samsun’da bir grup hırto, tartışma yaşadıkları kırtasiye sahibini grupça bakın nasıl darp ediyor.
Alçılı koluyla vuran mı, tezgaha çıkıp tekme atan mı… Hepsinden var!
Bunların akıllanması için artık ne yapılması gerekiyorsa yapılsın! Ülke GTA oyununa döndü resmen!
⏩Çeşme'de bir kumrucu... Şemsiye ve şezlong koyarak sahili işgal etmiş ve insanlara 1.5 saat mühlet koyuyor, aksi halde 2000 TL ücret talep ediyor.
Sen o sahildeki kumsalın tek bir kum tanesine bile sahip değilsin ulan Hırt oğlu Hırt...!
İnsanlardan para talep edemezsin, plajı işgal edemezsin, para toplayamazsın, kiralayamazsın...!!!
‼️Bu işgalcilerin hepsinin bunu öğrenmesi lazım, ama önce bize ahlaklı belediyeler lazım.
Belediye görevini yapmadığı için bu hırt işletmeciler plajlar kendilerine aitmiş gibi davranıyor işte.
Belediye "ecrimisil" adı altında parasını alıyor ve halka ait olan hırtlara geçiyor... Bu işi çözerse ANKARA çözer...
#özgürplajlar #özgürsahiller #Akyaka #Muğla #Marmaris #kıyılarhalkındır #plajlarhalkındır #pazar #Bodrum #Türkbükü #Çeşme #hırtsorununuçözün #hırtişgali #hırttehciri #çözümüyokmu #Ecrimisil #sahillerhalkındır #YerliveMilliTurizm #kayyum #BodrumBelediyesi
"1,5 km yürüdük ayağımız kuma değmedi, çünkü işgal altında"
"Normal vatandaşa tatil haram"
Türkiye'nin gözde kıyılarında "işgal" tartışması büyüyor
Oteller, restoranlar, özel işletmeler ve bariyerler nedeniyle halk birçok bölgede ücretsiz denize girememekten şikâyetçi #dwtravel
🔹️ Sabah Gazetesi ekonomi yazarı Dilek Güngör'den Borsa İstanbul ve Spk için dikkat çeken önemli uyarılar:
❗️ Halkbank'ın 9 yıldir sürüncemede
bırakılan dava süreci 'kılçıksız' bitiriliyor,
CDS'ler tarihi düşük seviyelere iniyor,
ABD ile CAATSA ve F 35 programında
olumlu süreç işliyor, Terörsüz Türkiye yasalarıyla yeni bir dönem başlatılıyor.
Bu kadar olumlu haber akışında Borsa İstanbul bana mısın demiyor?
❗️ Bunun sebebi ne?
❗️ Zamanında fonlara müdahalede
bulunmayan, piyasada likidite sıkıntısı
olmasına rağmen haftada 3-5 halka arza
izin veren, fonların desteklediği
hisselerin kağıt üzerinde fiktif piyasa
değerine ulaşmasına göz yuman
birbirleriyle bağlantılı fonlar veya
yatırımcı gruplarının koordineli
işlemlerine ses çıkarmayan, şişmiş
getiriyle yeni müşteri çekenlere
müdahalede geç kalan, fiyatın "olağan piyasa koşullarında" oluşması
engellenirken seyirci olan SPK değil mi?
❗️ Anlamadığım şu...
❗️ Birileri Borsa istanbul gibi yatırımcının
geçmiş yıllarda güvenini kazanmış TL
enstrümanın cazibesini azaltıp
yatırımcıyı dövize mi yönlendirmek
istiyor?
❗️ Hele siz devletin gözetim kurumu daha
da geç kalırsa kasımda görün
cümbüşü..
❗️ Malum, Türkiye'nin "Gelişmekte Olan Piyasa" (Emerging Markets) statüsünü koruması için MSCI, sermaye
piyasasında şeffaflık, gerçekçi fiyatlama ve net mülkiyet kuralları istedi.
Küresel endeks sağlayıcı, borsadaki hisselerin
gerçek "halka açık/ serbest dolaşım" oranlarınin manipüle edilmemesini talep
etti. S&P ve Dow Jones da izlemeye aldı.
❗️ SPK temmuz sonu itibarıyla bazı düzenleme adımları attı.
❗️ Bunlar yeterli mi?
Kasım ayında MSCI değerlendirmesi var. Somut ilerleme olmazsa, Türkiye'nin piyasa statüsü için resmi bir gözden geçirme süreci başlatabilir.
❗️ MSCI bizi gelişmekte olan ülke kategorisinden çıkarılıp, 'sınır piyasası dediğimiz kategoriye düşürürse neolacak?
❗️ Bu endeksi trilyonlarca dolarlık fonlar takip ediyor.
❗️ Türkiye'nin MSCI
statüsünde olumsuz bir değişiklik olursa
birçok kurumsal fon tüzükleri gereği borsadan hisse alamaz, mevcut pozisyonlarını azaltır.
❗️ İşte o zaman yaşanan çarpıklıkları düzeltmek için çok geç kaldığımızla kalırız.
❗️ O yüzden.
SPK"nin bir an önce endeksi sağlıklı hale getirecek, yatırımcının güvenini yeniden
sağlayacak temizliği ivedilikle yapması gerekiyor.
#spk
#Borsaİstanbul
https://t.co/fWGhiDIpYb
Bir banka soygununda hırsızlar
Rehine aldığı zaman bir müzakereci gelir ve önce
kadın çocuk hamile bayan varsa onların bırakılması için müzakere eder
Rehin alan kişi / kişiler direnirse ve veya
Rehinlere zarar verirse
Polis timi özel kuvvetler devreye girer silahlı soyguncuların hepsini indirir
Bu sırada sivil kayıplar da yaşanabilir ama çoğunluğun kurtuluşu için göze alınan bir risktir bu
Mesela
Rusya’da müze terör saldırsınsa olduğu gibi
Silahlı müdahale olur
Hepsi bertaraf edilir
Banka değil bizim ülkemiz soyuluyor
Banka hırsızları değil
muhatap olunanlar
50 bin Vatan evladını hunharca haince öldürmüş terörist bunlar
Lütfen silah bırak diyorlar
Adeta yalvarıyoruz
bundan sonra olmasın böyle şeyler diyerek rica ediyoruz gibi bir durum var
Bak eğer siz bundan sonra eylem yapmazsınız
Size siyasetin önünü de açıyoruz deniyor
Bankaya girip ordaki insanları rehin alan silahlı soyguncuya
Şunu diyor musun
Aldığın paralar ve öldürdüğün rehineler tamam
Daha başka öldürme lütfen
Biz ayrıca sana bu bankada yönetim kurulunda bir sandalye de vereceğiz
O şekilde soymaya da devam edersin bankayı ne ala
Altına makam arabası
Koruma
Lüks konut
Cebine yüksek maaş vereceğiz
Duydunuz mu böyle bir şey
Olaya böyle bakmak lazım
Adalet Birlik
Gökhan Bilik
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Balıkesir'in Erdek ilçesindeki Çuğra ve Kurbağalı sahillerinde yer tutmak amacıyla şezlong, şemsiye, masa ve sandalyelerini zincirle bağlayarak kendilerine ayıranlara zabıta ekipleri müdahale etti.
Balıkesir Erdek sahiline giden bir vatandaş, karşılaştığı manzarayı paylaştı:
“Bakın belediye ne güzel, halk plajına şemsiyeler koymuş.
Ancak burada yaşayan bazı insanlar, sandalyelerini ve masalarını şemsiyelere zincirleyip burayı resmen tapulamışlar.”
@gokhanbilik1@HisseChat Herkesi ve her seyi kafana takma bu millet akillanmaz kardeşim.yolun açik olsun ben senden raziyim verdigin bilgiler icin tesekkurler.
⚪ Bir vatandaş 30 yıllık cuma namazı deneyimini anlattı: “Camiye yardım bitmiyor, biraz da dışarı bakın!”
“Otuz senedir cuma namazına gidiyorum. Daha hiçbir imamın ‘Mahallemizde bir gariban çocuk var, doyuracağız’ dediğini duymadım. Çatısı akanın çatısını yapacağız diyen olmadı.”
“Camiye yardım, camiye yardım... Ne bitmez yardımmış! Çıkın bakalım şöyle bir, sağa sola, dışarı bakın ya!”
Sizce hutbelerde mahalledeki ihtiyaç sahiplerine daha fazla yer verilmeli mi?
Aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki barakada yaşayan, okuma yazma bilmeyen, geçimini kağıt toplayıcılığıyla sağlayan ve derin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren bir yalnız anneye uzun bir süre önce Tom Bank Hadi @tombankhadi kartı veriliyor. Kart limiti 5 bin TL.
O da bu kartla A101'den gıda alışverişi yapıyor. Ancak borcunu nereye ve nasıl ödeyeceğini bilmiyor, kendisine yeterli bilgilendirme yapılmıyor. Borç büyüyor ve bunu dün sosyal yardım ödemesinin hesabına yatmadığını görünce öğreniyor. Çünkü sosyal yardımına, icra nedeniyle el konulmuş. (bloke durumda) Başlangıçta 5.000 TL olan borç bugün 65.135 TL'ye ulaşmış. Böyle bir parası olmadığı gibi, yatan sosyal yardımına da siz el koyuyorsunuz, çekemiyor. Şimdi soruyorum size @tombankhadi derin yoksulluk içinde yaşayan kişilerin kredi ve benzeri finansal ürünlere erişim süreçlerinde nasıl bilgilendirme ve izleme yapılıyor. Şimdi bu dosyayı incelemenizi, borcun bu seviyeye nasıl ulaştığını açıklığa kavuşturmanızı ve mağduriyetin giderilmesi için gerekli adımları atmanızı bekliyoruz @tombankhadi iletişim istersiniz verebilirim.
⚠️Birkaç gün önce Bodrum'daki "3 adımlık halk plajı" gündem olmuştu, utanmaz arlanmaz Bodrum Belediyesi de "orada başka halk plajları da var" diye utanmazca bir açıklama yapmıştı.
Belediyenin başka plajlar da var dediği, işgalcilerin arasına sıkışmış 7 adımlık, 3 adımlık halk plajları.
Buyrun bunu da belgelemişler işte.
İşgalcilerle ortak olup kamu malını gasp eden Utanmaz Bodrum Belediyesi, hadi buna da açıklama yapsana...!!!
#özgürplajlar #özgürsahiller #Akyaka #Muğla #Marmaris #kıyılarhalkındır #plajlarhalkındır #cuma #Bodrum #Türkbükü #Çeşme #hırtsorununuçözün #hırtişgali #hırttehciri #çözümüyokmu #Ecrimisil #sahillerhalkındır #YerliveMilliTurizm #kayyum #BodrumBelediyesi #transferlernerede
‼️Böyle saçmalık mı olur? SPK uyuyor mu?
Sadece 6 milyar Özsermayeli Hedef Holding'in piyasa değeri, Koç Holding ve Sabancı Holding'in piyasa değerinin toplamından fazla.
Destek Finans'ın Piyasa değeri Tüpraş'a eşit.
Özata Denizcilik, Erdemir Ereğli'den de Ford Otosan'dan da daha değerli... (!)
Nasıl bir manipülasyon, nasıl bir soygun var.
Misal Koç Ailesine gitseniz ve "Hedef Holding ile Koç Holding'i kafa kafaya değişelim" deseniz, sanırım akıl hastanesinden ambulans çağırırlar delisiniz diye.
Peki bu saçma piyasa değerleri SPK yöneticilerini hiç rahatsız etmiyor mu?
#HEDEF #bist #bist100 #Borsaİstanbul #Borsa #Dstkf #OZATD #Tuprs #Kchol #Sahol #froto #eregl #spk #tera
Antalya'da güneş çarpması şikayetiyle özel hastaneye giden İsviçreli iki genç kız, muayene ve serum için çıkarılan 1.293 euroluk (71 bin TL) faturayı Sağlık Bakanlığı ile CİMER'e şikâyet etti:
"Kayıt sırasında kişi başı 210 euro (muayene ücreti) aldılar. Kan alma sırasında 'Burada kalsanız daha iyi olur. Size sadece serum takılacak' dediler. Kan alındıktan sonra tekrar kayıt yerine gittik. Orada tekrar 440 euro ödedik."
Domino’s şubesi kampanyalı siparişi iptal ettiği müşteriyi ve eşini engelledi: “Bir daha buradan yemek yiyemeyeceksiniz.”
♦️Takipçi şikâyeti:
“4 Ağustos 2026 tarihinde ben evde değilken eşim, kazandığı hediye Domino’s pizzayı kullanmak istedi. Kampanyanın minimum sepet tutarını karşılamak için ayrıca 295 TL’lik sipariş verdi.
Ancak İzmir Bayraklı Postacılar şubesindeki kişi eşimi arayarak, ‘Ben senden kâr etmedim, siparişini iptal ettim.’ dedi ve siparişi tek taraflı olarak iptal etti.
Eşim durumu bana anlattıktan sonra şubeyi ben aradım. Siparişin neden iptal edildiğini sorduğumda, ‘Ben kâr etmediğim ürünü satamam.’ cevabını verdi.
Ben de buranın bir franchise şubesi olduğunu, kampanyaların Domino’s Türkiye tarafından belirlendiğini, kâr-zarar konusunu benimle değil Domino’s ile görüşmesi gerektiğini ve kampanya tanımlandıysa siparişin gönderilmesi gerektiğini söyledim.
Bunun üzerine bana, ‘Ben eşek başı değilim. Kâr etmediğim ürünü satmam.’ dedi.
Ardından, ‘İkinizi de engelliyorum. Bir daha buradan yemek yiyemeyeceksiniz, yok size pizza mizza.’ ifadelerini kullandı.
Yaşananları Domino’s Türkiye’ye ileteceğimi söylediğimde ise, ‘Git, nereye şikâyet edersen et.’ cevabını verdi.
Bizim beklentimiz ücretsiz pizza, indirim veya herhangi bir telafi değildir.
Müşteriye bu şekilde davranan ve şirket kampanyasını uygulamayan bu kişi hakkında somut bir işlem yapılmasını, yapılan işlemin de tarafımızla paylaşılmasını talep ediyoruz.
Kurumsal bir markanın bu tavrı normalleştirmemesi gerektiğini düşünüyoruz.”