Türkiye'de çevrenin korunması adına umut verici bir gün. Bu yeni mahkeme kararının duyulmasına destek verirseniz sevinirim. Bizzat kendi adıma ve tüm memleket hayrına Aydın’daki yeni maden ocağı projesinin ruhsatının iptali için açtığım davada maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Böylelikle, valiliğin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığım davada Aydın 2. Idare mahkemesinden aldığım iptal kararından sonra bu sefer de Aydın 1. İdare Mahkemesi tarafından ilgili müteahhit firmaya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (“MAPEG”) tarafından verilen maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Öyle orman gördüğünüz her yeri darmaduman edecek şekilde kazmayı vurup kazmaca yok. Memleketin doğasına sahip çıkan vatandaş var. Hukukçular var. Aydın'da hakimler var.
Bu kararın ilgili sayfalarını 290,000 takipçime iletiyorum. Memleketin nice yerlerindeki doğa katliamlarına karşı kullanılabilecek önemli bir karardır. Eğer duyurulmasına ve elden ele dolaşarak bilinmesine katkı verebilirseniz, koruma etkisi benim yetişebildiğim yerlerle sınırlı kalmamış ve yurt sathına yayılabilmiş olacaktır.
FLAŞ...FLAŞ...
ÖZGÜR ÖZEL FETÖ'NÜN DARBE GİRİŞİMİ SIRASINDA NEREDEYDİ?
"15 Temmuz 2016…
O gece saat 21.00 civarında, olağan dışı hareketlenmeler olduğunu televizyonlardan öğrendik. Çok geçmeden bunun darbe girişimi olduğunu yine televizyonlardan duyduk. Olaylar başlar başlamaz telefonlaşarak Genel Merkez'de buluşmaya karar verdik. Bizi ilk arayanlardan biri Uğur Dündar oldu. Bunun hain bir kalkışma olduğunu, CHP'nin bu darbeye karşı direnmesi ve demokrasinin yanında durması gerektiğini söyledi.
★★★
Saat 22.30'a geldiğinde, Genel Merkez'de buluştuk.
Genel Merkez'e ulaştığımızda, Ankara'da birçok noktada çatışmalar yaşanıyor, açık camlardan içeri keskin bir barut kokusu doluyordu. O gece bizimle birlikte 20 kadar parti yöneticimiz ve milletvekilimiz Genel Merkez'e geldi.
Çatışmalar yoğunlaşınca tüm parti çalışanlarını, danışmanlarımızı ve şoförlerimizi evlerine gönderdik.
Parti yöneticilerimizle ayak üstü yaptığımız toplantıda; darbe girişimi kimden gelirse gelsin açık, aktif ve cesur tavır almaya karar verdik.
★★★
Bu sırada birçok AKP'li üst düzey yönetici bizleri arıyor ve darbenin bastırılması için yardım istiyordu. Genel Başkanımız uçaktaydı. İstanbul'a iner inmez görüştük kendisi de bizlere “darbeye karşı direnme” talimatı verdi.
Hemen TBMM'ye geçerek direnişi buradan yürütmeyi kararlaştırdık. Ancak tüm şoförlerimiz ve danışmanlarımızı can güvenliklerini düşünerek evlerine gönderdiğimiz için, ne aracımız ne de bir sürücümüz vardı!..
Aykut Erdoğdu, Veli Ağbaba ve ben, üniversite yıllarındaki hayallerimizi gerçekleştirmek amacıyla birlikte 1973 model bir volkswagen kaplumbağa araç almıştık. Elimizde bir tek bu araç vardı. Ona binip TBMM'ye doğru yola koyulduk.
İnönü Bulvarı üzerinde çatışmalar yaşandığı için Dikmen üzerinden TBMM'ye ulaşmaya çalışıyorduk.
(Bu sırada Aykut Erdoğdu başımıza bir şey gelmesi ihtimalini düşünerek vasiyet niyetine bir kısa video çekti.)
★★★
Aracı ben kullanıyordum.
Dikmen'den aşağı inerken yolda kimseler görünmüyordu.
Ancak TBMM'ye yaklaştığımızda yol üzerine taş yağıyormuş hissi veren küçük toz kümeleri oluşmaya başladı. Bunların helikopterden atılan mermiler olduğunu fark edince, Aykut'un vasiyet videosu çekmesine hak verdik!..
Mermi yağmuru altında TBMM'nin Dikmen kapısına ulaştık. Aykut silahlı gelmişti. Araç durduğunda hemen atlayıp, duvar dibine siper aldı. Bulunduğumuz yer, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın yanında, Genel Kurmay Başkanlığı'nın ise tam karşısındaydı. Çevreden sürekli çatışma sesleri geliyor, havadaki kesif bir barut kokusu giderek artıyordu.
Aykut, TBMM kapısında bekleyen polis memurlarına Milletvekili olduğumuzu bağırdı. Ben bu sırada aracı park ettim. Hatta doğru park etmiş miyim diye, aracın etrafında dönüp dururken Aykut seslendi: “Çatışma var çabuk ol!..”
Doğrusu hepimizin gençlik hayali “vosvos”umuz çok kıymetliydi ve onu yolun ortasına bırakıp gitmeye gönlüm el vermiyordu. Bu sırada Aykut silahı ile siper ala ala iç kapıya kadar ulaşmıştı. Benim sakin ve yavaş yürüdüğümü görünce, koşarak geldi ve kolumdan çekerek “Çabuk ol yoksa burada vuracaklar bizi!” diyerek çekmeye çalıştı. Sanki koşarsam darbecilerden korkuyormuşuz gibi anlaşılacak diye, inadına yavaş ve sakin yürüyordum.
Neyse ki Aykut beni çeke çeke TBMM'ye soktu!..
★★★
3 No'lu kapıdan girip, Genel Kurul'a giden koridoru geçtik. Genel Kurul'un kapısında bizi AKP ve CHP'den bir grup milletvekili karşıladı. Hemen yanımıza dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman geldi. Bana ve Aykut'a sarılıp “Bunlar demokrasi öpücüğü” diyerek yanaklarımızdan öptü. İsmail Kahraman'ın bu tavrı bana hem tuhaf hem de komik gelmişti. Genel Kurul'un kapıları kapalı olduğu için hep birlikte kapıları kırıp içeri girdik ve salonun ışıklarını yaktık. Toplantıyı açmak için Başkanlık Divanı'nın oluşması gerekiyordu. Ancak katip üye yoktu. Bu yüzden birinden ceket alıp giydim ve “Başkanlık Katibi” koltuğuna oturdum. Hatta İsmail Kahraman'ın bulup verdiği ceketi giyerken “Milli Görüş ceketi” diyerek şaka yapmayı da ihmal etmedim!..
★★★
TBMM Başkanı resmi açılışı yaptı ve orada, CHP adına, darbe girişimine karşı olduğumuzu çok açık bir şekilde söyledim.
Meclis'e gelmeden önce de TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat ile telefonla görüşerek, ‘Biz yanınızdayız, ne yapmak gerekiyorsa birlikte yapacağız, karşı çıkalım' dedim. Meclis Genel Kurulu olağanüstü toplandı. Bir tarafta AK Parti adına Mehmet Muş, diğer tarafta partim adına ben, MHP adına Erkan Akçay…
Divan'da katip üyelerin bulundukları koltuklarda biz görevdeydik o gece.
Tepemize bombalar yağarken Meclis kürsüsünde tarihe not düştüğümüz konuşmalar yaptık. Genel Kurul Salonunu 10 metre ile ıskalayan bombanın ardından, sığınağa inme kararı alındı.
★★★
TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve bazı milletvekilleriyle sığınakta bir odaya girerek, 16 Temmuz günü TBMM Genel Kurulu'nda okunan ve altında 4 partinin ortak imzası bulunan tarihi bildiriyi hazırladık. O günkü bildiri, bombardıman altındaki Meclis'in ertesi gün açılıp, çalışma ve darbeye karşı koyma iradesi açısından çok önemliydi…”
★★★
Değerli okurlarım,
Sizlere CHP Lideri Özgür Özel'in ağzından, 15 Temmuz 2016 tarihindeki FETÖ'nün hain darbe girişiminde yaşananları aktardım.
O gece Özgür Özel ve arkadaşları kurşun ve bomba yağmuru altında Meclis'e gelerek, diğer partilerin milletvekilleriyle birlikte, bir demokrasi ve kahramanlık destanı yazdılar.
Ben de tarihe not düşmek için, bu çok önemli bilgileri köşemde paylaşıyorum…
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
@fatihcolak19831@mkirikkanat • Hibrit Tohum: Yüksek verim alabilmek için optimize edilmiş çevresel koşullara (yoğun sulama ve sentetik gübreleme) ihtiyaç duyar. Standart koşullar sağlanmadığında verim kaybı yaşayabilir.
@baharfeyzan Silivri’ye gidip göreceğim diyorsun ama araştırmacı gazeteci olarak bu davanın hakimlerini biliyor olman gerekmez mi? Anlıyorum seeing is believing!