Sayın Adalet Bakanım,
Sabrım artık taşmak üzere. Aylardır sizinle görüşebilmek için bekliyorum. Her defasında "Tamam Yasemin Hanım, inşallah" denilerek umutlandırılıyor, ancak somut bir adım göremiyorum.
Bir anne olarak artık sesimin duyulmasını istiyorum. Adalet beklemek bu kadar zor olmamalı. Bu yaşadığımız belirsizlik ve sessizlik, acımızı her geçen gün daha da büyütüyor.
Lütfen bu zulme son verin. Ben yalnızca evladım ve tüm çocuklarımız için adalet istiyorum. Mücadelemden vazgeçmeye hiç niyetim yok. Hukuk ve adalet içinde, sesimi duyurmaya devam edeceğim.
Saygılarımla.@abakingurlek
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Şu unutulmamalıdır ki bu Milli takım, tarih boyunca en az eleştirilen Milli takımdır..!
Başarı-eleştiri denkleminde; Şenol Güneş, Fatih Terim ve Mustafa Denizli dönemlerinde yazılanlar, çizilenlerle kıyaslandığında; Dünya Kupası’nın ilk maçında kendinden iki seviye alt bir takıma taktiksel ve fiziksel olarak yenilmenin eleştirileri çok daha fazla olabilirdi..!
Gelelim Fatih Terim’in açıklamalarına;
Ben de kızıyorum Fatih Terim’e..!
Neden biliyor musunuz?
Daha fazla konuşmadığı için kızıyorum. Şenol Güneş’e de, Mustafa Denizli’ye de bu yüzden kızıyorum..!
Bu ülke futbolunda sizler sadece çok değerli olduğunuz için değil; bıraktığınız ayak izleri olduğu için de önemlisiniz…
Çıkın konuşun, anlatın, eleştirin, övün, umut verin. Korkmayın ve sosyal medyadan korkulmaması gerektiğini de gösterin..!
Dönelim başa; neden bu millî takım tarihin en az eleştirilen millî takımı?
1- Tarihte zaten üçüncü kez katıldığınız bu şampiyonanın kampının bir bölümünde, iki kaptanınızın resmen bir Fenerbahçe başkan adayının reklam yüzü yapılmasına izin verdiniz..!
2- Ve en önemlisi; bahis olayında ortalığı yıktınız, “Taviz vermem, etmem; şöyle yaparım, böyle ederim.” dediniz. Ama A Millî Takım teknik heyetinde yer alan bir antrenörü, bahis nedeniyle ceza aldığı ve işine son verildiği hâlde, kamp öncesinde yeniden göreve getirerek; ülkemizde küçük bir bahis nedeniyle ceza alıp ekmeğinden olan insanlara resmen “Siz de kimsiniz?” dediniz..!
3- Katılım primine hiç girmiyorum; 15 milyon avro iddiaları var. Benim diyeceğim bir şey yok..!
İşte tam da bu yüzden Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu; bütün bunları topladığımızda, bu toplum sizi hiç eleştirmiyor bile..!
Dünyanın ilk 8’li çapraz karaciğer nakli, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip tarafından başarıyla gerçekleştirildi.
İnanılmaz başarılı ve güzel işler yapıyorlar. Tüm ekibi yürekten kutluyorum 👏👏
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmaktı.
Bu hukuksuz süreçte haber alma hakkına ve gazeteciliğe sahip çıkan herkese teşekkür ederim.
Hangi dağ efkarlıysa orada olmaya devam edeceğim. İyi ki varsınız
Gezi parkı olayları sırasında Eskişehir de polis ve esnaf tarafından saatlerce dövdülerek şehit edilen,
Ali İsmail korkmaz'ın Annesi Emel korkmaz, Mahkeme de katiller'in gözünün içine baka baka oğlunu savundu.
#alismailkorkmaz