GİTMİYORUZ!
Doğduğumuz, büyüdüğümüz, ürettiğimiz topraklar bizim! Biz bu ülkenin köylüsü, yurttaşıyız. Hiçbir yere gitmiyoruz. Danıştay'ın verdiği hatalı karardan geri dönmesini bekliyoruz. Kimse bir şirket için yüzlerce köylünün göç etmesini beklemesin!
Gitmiyoruz, vazgeçmiyoruz!
@RTErdogan La Fontaine den... La Fontaine masalları, Fransız yazar Jean de La Fontaine'in 243 alegorik fablıdır. 1668 ile 1694 yılları arasında üç cilt halinde yayınlanan bu masallar, büyük ölçüde Ezop, Babrius ve Phaedrus'un masallarına ve Hint edebiyatına dayanmaktadır.
“RANDEVU VERDİĞİ GÜN ESENYURT BELEDİYESİ’NE OPERASYON YAPILDI”
Ekrem İmamoğlu:
Ben, dün söyledim; usulsüz bir şekilde belediyemize gelip yani belediyeden evrak isteseniz evrak mı kaçıracaklar bir operasyonda sizden?
Evet, onlardan isteseniz yani yargıya evrak mı vermeyecekler ya. Ama niye? Göz dağı veriyorlar? Birisi geldi İstanbul'a. Birisi geldi. Şiddetli birisi geldi. Ben kendisini aradım. İki hafta sonra aradım bunları yaşattıktan sonra. Dün gibi hatırlıyorum, kayıtlarımda da var. Çıkarttım istedim yani İBB'nin kayıtlarında da var.
En fazla 23'ü, 24'ü Cumhuriyet Bayramı’ndan bir hafta önce bu günlerde tam iki sene önce. Telefonu bende yok, kendisine aradım. Ve kendisi telefonunu açtı, dedim ki: "Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu.”Tanımıyorum çünkü telefonunu bir yerden aldılar protokolden.Çok çok tiz bir sesle "Buyurun efendim" dedi. Ben dedim: "Bu tür müdahaleleri görüyorum ve sizden randevu istedim bir hafta 10 gündür randevu vermiyorsunuz. Niçin vermiyorsunuz?" dedim. "Çok yoğunum.” “Bakın" dedim, "Sizi İstanbul Valisi ziyaret etti teamül gereği İstanbul Valisi’nden sonra ziyaret etmesi gereken kişi benim. İstanbul yargısının en fazla hizmet aldığı kurumdur İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Buradaki yargı mensupları da bilir, savcısından hakimine, arabalarından tahsisli servislerine kadar başka hizmetlerine varıncaya kadar en çok hizmet aldıkları kurumdur.
Dedim “Ben sizi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak aramıyorum ha" dedim. "Ha demek yani yoğunsunuz, ben size gelip yarım saat ne oluyor ne bitiyor diye sohbet edip hayırlı olsun demekten başka bir niyetim yok." "E bir iki hafta içinde hallederim." Dedim: "Bak hala siz dalga geçiyorsunuz." Yine o hiç unutmadığım kulağımda duran tiz sesiyle taklit yapmayacağım burada. “E ben hemen çözmeye…” “Çözmek değil bana ya dedim bu hafta randevu verin ya da vermeyin.”Bu kadar net.
Ve akabinde özel kalemle görüşerek bayağı ulaştılar bir açık iki gün ki hiç unutmuyorum çarşamba günü 30 Ekim'e randevu verdi. Saati de belli, kayıt da var. Ve 28 Ekim, 29 Ekim'de coşkulu Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık. 30 Ekim sabahı o kişi Esenyurt Belediyesine operasyon yaptı. İşte ve bir gün önce de o randevuyu iptal etti. Talep ettim, bir gün sonra da Esenyurt'ta operasyon yaptı.
Bakın, bütün bunlar bir sistemli sistem, sistemli, örgütlü bir çalışmanın muamelesidir. Onun için kimse bize sistemden, örgütten bahsetmesin. Onun için tabii ki davanın kendisine geliyorum. Bunların hepsi o davanın bir parçası. Ama bunları bir sanık olarak yapmayacağım. Kendimi aklamak için de yapmayacağım. Çünkü aklanması gereken kişi ben değilim. Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum. İkinci kişiyi de biliyorum. Üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. En az benim kadar 87 milyon bu üç kişiyi tarifleyecektir. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak. Hem millet huzurunda, hem yargı huzurunda, hem yüce Yaradan huzurunda. #İBBDavası
“DENİZ GEZMİŞ’E, YUSUF ASLAN’A, HÜSEYİN İNAN’A İDAM CEZASI VERENLER NASIL ANILIYOR DÖNÜP BAKSINLAR”
Ekrem İmamoğlu:
Bu ülke darbeleri tanır, tankla yapılanı da tanır, muhtırayla yapılanı da tanır. O 19 Mart'ta millet yeni bir şey tanıdı. Adliye koridorlarında yürütülen bir darbe. Adliye koridorlarında. Ve ben o manzarayı gördüm. Birazdan anlatacağım. O binlerce, onlarca ilden İstanbul'a getirilmiş benim polis kardeşlerimin gözlerindeki acıyı, o adliyenin koridorlarında gördüm. O koridorlarda bile binlerce polis vardı. Halbuk ki tek başına ben oradaydım ya. Bir de yanımdaki 150 arkadaş. Binlerce polis. On binlercesi dışarıda.
Adliye koridorlarında yürütülen o darbeyi birkaç kata sıkıştırıp, aylarca her yönüyle yandaş medya başta olmak üzere delik deşik olan bu soruşturma dosyası sadece savunmaya kapalı tutuldu. Demokrasi tarihimiz bu tür mücadelelerin verilmiş ve verilmiş bir tarihtir. Onun için bu millet darbeleri bilir. Kazanılan hiçbir hak da bedelsiz kalmadı. Yassıada'da, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta mahkemelerinde nice masum insan ağır bedel ödemiştir bu ülkede. Taraflar değişti, sanıklar değişti ama sonuç hiç değişmedi.
Bir türlü de akıllanmıyoruz ya. Bir türlü de akıllanmıyoruz yahu. Erki eline alan, “Ya bu hatalar yapılmıştı, ben bu ahlakça hataları yapmayayım" diyemedi ya. Niye diyemedi ya? Toplum vicdanında lanetlenen mahkeme kararlarını tarih yazdı. Adnan Menderes'e, Fatin Rüştü Zorlu'yu, Hasan Polatkan'a idam cezası verenler bugün nasıl anılıyor bir baksınlar. Gencecik Deniz Gezmiş’e, Yusuf Aslan'a, Hüseyin İnan'a idam cezası verenler nasıl anılıyor dönüp bir tarihe baksınlar.
Tarih o davaları yargıladı ve hükmü sanıklara değil, hakimlere ve hakim güçlere çatır çatır verdi. Bu millet, onları yerin dibine gömdü. Dün 27 Mayıs'ta Yassıada'da, 12 Eylül ve parti kapatmada ya da 28 Şubat'ta, bugün 19 Mart ve 21 Mayıs Silivri'de aynı yöntemler, ister asker uygulasın ister sivil fark etmez, bunun hukuk devletinde yeri yasak yöntemlerdir. Bunlar darbe yöntemleridir. Tarih o davaları nasıl yargıladıysa,bu davayı da öyle yargılayacak. Hatta şu anda yargılıyor. İddia ediyorum o askeri darbelerde tanklarla yapılan darbelerden daha vahşi uygulamalar yapıyor. Bu millet, bu dönem yapılanları daha vahşi yargılayacak. #İBBDavası
EKREM İMAMOĞLU EMNİYETTE YAŞADIKLARINI ANLATTI
Ekrem İmamoğlu:
Ailemin, çocuklarımın gözlerinin önünde ben bunları yaşadım. Dört gün hücrede tutuldum, dört gün. Sayılarını vereceğim. Gelenek hâline geldi; pislik yerde dört gün kalsınlar. Özellikle pis bir yer. Rezil kokuyor. Affedersiniz, sidik kokuyor. Affedersiniz, uyuşturucu kokuyor. Niye? "Bak biz Ekrem İmamoğlu'nu dört gün burada tuttuk arkadaş." Sonra gelenek yaptılar bunu, herkes için tuttular. Bak şart olsun ki foncuları tutmadılar orada. Ben böyle iddia ediyorum, tek bir fikrim yok, bana anlatan da yok. Böyle iddia ediyorum, tutmadılar. Çünkü hesapları ortak. Olur ya konuşur. Hesapları ortak! Ben demiyorum, çıktı zaten ayan beyan. #İBBDavası
O KAYYIM, O KAYYIMLARINIZ...
VIZ GELİR BİZE VIZ!
Halkımızın haber alma hakkını savunacağız.
Onları asla yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.
#HalkTV#ÖzgürBasınSusturulamaz
Halktv susturuldu:
Susturuldu da ne oldu?
▶️mesela halka açık şirketler FONCU ÇOCUKLARIN vurgunu sonrası 128 milyar dolar değer kaybetti.
▶️halka açık kısımda yatırımcıların kaybı 52 milyar dolara ulaştı
🔴İnsanlar çok büyük servet kaybı yaşıyor.
🔴Likidite sorunu ve şirketlerin itibar kaybı ile oluşacak olan İŞ KAYBI bu hesapta yok bile.
⏩Para kaybı, servet kaybı bir yerde geçer diye bekleyebilirsiniz... DİNDAR NESİL iddiası ile yola çıkıp FONCU NESİL nasıl yetiştirdiniz? Asıl bu AHLAK KAYBI geçecek mi?
⏩Susturmaya devam edin... Elbet HAK yerini bulacaktır.
Gazeteci dostumuz Bahadır Özgür, fon vurgunları ile ilgili yaptığı haberler gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.
Milyarlarca lira fon aklayıp suç işleyen soyguncular yargılanmazken, onların işledikleri suçları halka anlatan gazeteciler susturulmak isteniyor.
Her daim gerçek habercilik yapan Bahadır Özgür ile dayanışma içindeyiz, her daim yanındayız. Dostumuz derhal serbest bırakılsın, vurguncular yargılansın. Özgür basın susturulamaz!
Yılın ilk dokuz ayında;
-Saniyede 441 bin lira
-Dakikada 26 milyon 460 bin lira
-Saatte 1 milyar 587 milyon lira
-Günde 38 milyar 102 milyon lira
-İlk dokuz ayda 10 trilyon 401 milyar lira vergi ödedik, yine yetmedi, yetiremedik. Bütçe 1 trilyon 840 milyar lira açık verdi!
Ödediğimiz vergilerin peşine düşmediğimiz, kamu harcamalarının hesabını sormadığımız, kimlerin vergi ödediği kadar kimlerin ödemediğini sorgulamadığımız sürece; var olan sistem hiç değişmeyecek sadece sistemdeki isimler ve yerleri değişecektir. Olan yine vergilerimize olacaktır.
Merkez Bankası sanıyor ki kredi kanallarını kapatınca Reel Sektör Talep yaratamayacak ÜFE düşecek. Oysa banka kredisi kullanamayan firmalar piyasadan aylık %4-5 vade farkı ile hamadde alıyor; sizin tedbir diye yaptığımız kredi kısırlaması ÜFE'nin ana sebebi olmuş durumda! @Merkez_Bankasi@HMBakanligi