Bizim kırmızı çizgimiz aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir: Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız.
Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz.
Aramızdaki fark işte budur.
Bugün geçmişe kıyasla daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var; bugün geçmişe kıyasla istikbaline daha umutla bakan, etrafına güven aşılayan, dostlarının güven duyduğu bir Türkiye Cumhuriyeti var.
En önemlisi de bugün içeride bin yıllık kardeşlik hukukunu tekrar tesis eden, dışarıda komşularıyla tekrar kucaklaşan bir Türkiye Cumhuriyeti var.
Büyük düşünen, büyük adımlar atan, büyük hedefler belirleyip o hedeflere azimle ilerleyen bir devletiz; Allah’ın izniyle bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyeceğiz.
İnsanlığa karşı suç işleyenler, 74 bin Gazzeli kardeşimizin kanını dökenler, Lübnan’dan Suriye’ye bölgemizde terör estirenler hukuk önünde hesap verene kadar duruşumuzu asla bozmayacak; hakkı haykırmaya, hakikatleri söylemeye cesaretle devam edeceğiz.
Yunan Milletvekili Dimitris Kairidis, Türk turistlerin Yunanistan’da bıraktıkları parayla övünüyor.
Her gün 2000 vize veriliyor. Bu yıl 2 milyon Türk turist geldi, her vize 80 euro, topladığımız parayı hesaplayın.
Bayrağımıza bile tahammül edemeyen Yunanistana giden kim?😔
Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında katıldığımız Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası kapsamında New York’ta yoğun bir diplomasi trafiği yürüttük.
Cumhurbaşkanımızın temaslarına ilave olarak, Bakanlığımız ve ilgili diğer kurumlarımızdan yetkililer çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdi, toplantılarda ülkemizi temsil etti.
Hafta boyunca sürdürdüğümüz çalışmalar, Türk diplomasisinin farklı coğrafyalara uzanan etkinliğini ve geniş bir gündemde inisiyatif alma kabiliyetini yansıttı.
Filistin başta olmak üzere, iklim değişikliği, gıda güvenliği, arabuluculuk ve göç gibi konularda yürütülen çalışmalara katkı sunduk. Ev sahipliği yapacağımız COP31 Zirvesi’ne ilişkin önceliklerimizi açıkladık.
Türkiye’nin öncülük ettiği girişimler ile krizlerin barışçıl çözümü için sunduğu önerilere gösterilen ilgi, ülkemizin artan diplomatik ağırlığını bir kez daha ortaya koydu.
Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ülkemizin hak ve menfaatlerini korumak, bölgemizde barış ve istikrarı güçlendirmek ve daha adil bir uluslararası düzenin inşasına katkı sağlamak için aynı azimle çalışmaya devam edeceğiz.
Müslümanların gayretini, asırlık emeğini menfaat aracı yapanlar, haram yoldan servet edinenler, dışarıdan saldıran düşmandan daha tehlikelidir. Çünkü onlar, kanser gibi İslam cemiyetini içeriden çürütür.
Nisâ Suresi’nin 56. Ayetini Okuyan Kadının İsrail-Filistin Yorumu Gündem Oldu
Önce 'Çok ağır bir ceza' derdim... Ama Gazze’deki vahşeti görünce Nisâ Suresi 56. ayetin ne anlama geldiğini anladım.
#Gazze#Filistin#Sondakika#Gündem
Türk devleti, ekonomik istikrar ve güvenliğimize yönelik saldırıları tek tek tespit ediyor; Türk yargısı adli-mali operasyonlar ile saldırıları bertaraf ediyor. 🇹🇷
MASAK'ın malî istihbarat sistemine yönelik siyasal ve askerî casusluk soruşturmasında 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. 5 kişi gözaltında, yurt dışındaki 16 şüpheli hakkında casusluk suçundan yakalama kararı bulunuyor.
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek, "Devletimizin malî istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenler hukuk önünde hesap verecektir." dedi.
Soruşturmanın merkezindeki EMİS; banka, IBAN, araç, kimlik, adli talepler ve malî istihbarat raporlarına erişilebilen kritik bir sistem.
Birçok adlî soruşturma bilgisinin suç ve terör örgütlerine önceden sızmasının en önemli nedeni bu casusluk ağı olabilir.
Ece Sevim ile DOSYA'da bu önemli operasyonun detaylarını ve MASAK'tan bu verilerin elde edilmesinin ne anlama gelebileceğini anlattım.
https://t.co/B2RDdnTKKN
Dosyada bunun teorik önemini gösteren somut bir bulgu var: PEP koruması 2 Eylül 2016'da devre dışı bırakıldı; ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yakınları ve bazı bakanlara ilişkin sorgulamalar yapıldığı tespit edildi.
EMİS'i 2012–2018 arasında geliştiren AGMLAB firmasının MRD ve KHK ile kapatılan Barış Ata firmalarıile ortaklık ve yönetimsel ilişkileri tespit edildi.
Şirket ağındaki bazı ortak ve yöneticiler hakkında FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmalarına ilişkin tespitler bulunuyor.
AGMLAB ve MRD, 2010–2024 arasında başta MASAK olmak üzere kamu kurumlarından toplam 210 milyon 764 bin 705 TL ödeme aldı.
2012–2018 arasındaki süreçlerin aydınlatılması amacıyla üç eski MASAK Başkanı Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ifadelerine başvurulacak.
Gazze’de bir sağlık çalışanı, İsrail'in öldürdüğü çocukların başında dünyaya sesleniyor:
"Kim öldürdü bu çocukları? Ey özgür dünya buraya bakın! Bu mazlum halka yapılan katliam karşısında neredesiniz?"
Gazze’den yükselen bu feryat, insanlığın vicdanına sesleniyor. Bu feryadı duyan var mı?
#GazaGenocide #Gaza #FreePalestine #NetanyahuCenturysMurderer
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. #UNGA81
Bu noktada bazı temel prensipleri paylaşmak istiyorum:
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz.
Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız.
Türkiye olarak Karadeniz Tahıl Koridoru gibi bu ilkeyle hareket ettiğimiz her konuda netice aldık, hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
Üçüncü olarak iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz.
Dördüncü olarak dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz.
Son olarak insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz.
Bilinmelidir ki teknokutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.