22 Gün 22 gece süren Sakarya Zaferi;
Türk’ün 200 yılı aşkındır süregelen makus talihinin değiştiği dönüm noktasıdır.
Zaferin komutanı Mustafa Kemal ve kahraman ordusunu minnet, şükran ve Fatihalarla anıyoruz.
Aziz ruhları şad olsun.
Türkiye Kamu-Sen olarak kamu görevlileri ve emeklilerimizin refah içinde yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşmaları, yaptıkları fedakârlığın karşılığını alabilmeleri ve refahtan hak ettikleri payı elde edebilmeleri için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
Güven ve fedakarlığın timsali olan, sağlam duruşlarıyla bizlere yol gösteren, başta aziz şehitlerimizin kıymetli babaları olmak üzere tüm babalarımızın bu anlamlı Gününü kutluyor, ebediyete intikal eden babalarımıza yüce Allah’tan rahmet diliyoruz.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ağrı’da intihar sonucu vefat eden Irmak Ayşe Koparan öğretmenimizin ölümüyle ilgili soruşturmanın sürdüğünü duyurdu.
Sendikamız, soruşturma sürecini ve sonucunu yakınen takip edecektir.
Öncelikle, otopsi işlemlerinden sonra ebedi yolculuğuna uğurlanacak öğretmenimize rahmet niyaz ediyorum. Yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.
Öte yandan, basına yansıyan haberlerde iddia edildiği gibi, öğretmenimizin bir kısım yöneticiler tarafından maruz bırakıldığı baskı, yıldırma ve mobinge varan durumlar sözkonusu ise sorumlulara yönelik müeyyidelerin tavizsiz uygulanmasını ısrarla talep ediyoruz.
Zaman zaman liyakatsiz, işgal ettiği pozisyonun ağırlığını taşımaktan uzak, devletin makamını temsil ettiğinin şuurundan yoksun kimi kamu yöneticilerinin, çalışanlara yönelik istenmeyen tutum ve davranışlarına şahit oluyoruz.
Bu nevi sözde yöneticiler, sadece çalışanları ve çalışma hayatını huzursuz etmekle kalmıyor, aynı zamanda kamu çalışanlarının devlete ve devletin kurumlarına karşı aidiyet ve güvenini de tahrip ediyorlar.
Bu itibarla, bu hadisede @tcmeb ’den beklentimiz, iddialar gerçekse, mesulleri kimliğine, mensubiyetine ve ilişkilerine bakmaksızın ibretlik bir muameleye tabi tutmasıdır.
Ki, benzeri hadiseleri bir daha yaşamayalım; hangi düzeyde olursa olsun her bir kamu yöneticisinin adaletle, liyakatle ve sadece devlete sadakatle görevlerini ifa edecekleri bir anlayışı yerleşik hale getirebilelim.
237 BİN ÜYEMİZE MİNNET VE ŞÜKRANLA..
Bir yetki dönemini daha geride bıraktık.
Öncelikle üye olarak sendikamıza güç veren 236.619 meslektaşımıza teşekkür ediyorum.
Her türlü fedakarlık ve büyük bir adanmışlıkla gecesini gündüzüne katarak ihlasla Türk Eğitim-Sen’e hizmet eden işyeri temsilcimizden ilçe, üniversite ve şube yöneticilerimize kadar bütün yol arkadaşlarıma minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Gayret ve başarı, tamamıyla, Türk Eğitim-Sen’in ve eğitim çalışanlarının yararını her zaman şahsi beklenti ve isteklerinin önüne koymuş olan tüm yönetici ve temsilcilerimizindir.
Onlar ki; türlü zorlukları ve sıkıntıları aşarak, çok yönlü fitne ve saldırıları bertaraf ederek, “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz yine de dönmem davamdan” adanmışlığıyla mücadele ederek Türk Eğitim-Sen’i en etkili eğitim sendikası ve mensubu olmaktan şeref duyduğumuz büyük milletimizin milli kalesi kılan kahramanlardır.
O kahramanların onurlu ve kararlı iradesiyle Türk Eğitim-Sen; eğitim çalışanlarının güven kapısı, genç meslektaşlarımızın umudu, aziz milletimizin ve kutlu devletimizin teminatı olan milli iradenin taşıyıcı kolonu olmuştur.
Rabbim her birinden razı olsun.
Türk Eğitim-Sen olarak, eğitim çalışanlarına ve milletimize karşı her daim dürüst olduk. Eğitim çalışanlarının hak ve kazanımları yolunda meydanlarda ne dediysek kapalı kapılar arkasında da aynı iradeyi ortaya koyduk. Her durum ve koşulda safımız çalışanın tarafı oldu.
Hiç yalan söylemedik, samimiyetimizden asla taviz vermedik. Ankara’da farklı Hakkari’de farklı konuşmadık, Ağrı’da dile getirdiğimizi İzmir’de tevil etmedik. “Kınayanların kınamasından korkmadan” devletimizin bekası ve milletimizin selameti yolunda inandığımız doğruları cesaretle dile getirdik. Çünkü biz, “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” şiarıyla, ekmek kavgasının önüne memleket sevdasını koymuş inanmışlar ordusuyuz. Günü birlik menfaatler ve konjonktürel hesaplar uğruna inandığımız değerlerden, Türkiye sevdamızdan ve ilkelerimizden asla taviz vermedik. Bizi başkalarından farklı kılan temel özelliğimiz de işte bu imanımızdır.
Türk Eğitim Sen olarak; ilkeli, mücadeleci, kararlı ve ahlaklı sendikacılığın adresiyiz. Bu vasfımızla da gurur duyuyoruz.
Yürekten inanıyorum ki, bu sendikal anlayış, eğitim çalışanlarının desteği ve teşkilatımızın inanmış emektarlarının yılmaz gayretiyle hedefe ulaşacaktır.
Değerli Meslektaşlarıma da çağrıda bulunmak istiyorum;
Eğitim sendikacılığı, bir hak arama mücadelesi olduğu kadar, ‘değerler’ etrafında yol yürüme mücadelesidir.
Eğitim sendikacılığında kurduğunuz cümleler, asıl servetinizdir. Bizim sendikal tarifimiz, lekesiz geçmişin gururuyla temeli atılan uzun süreli hak arama mücadelesiyle ve eğitim çalışanlarının nezaketiyle kurulmuş cümlelerdedir.
Türk Eğitim-Sen, eğitim çalışanlarının nezaketini, duruluğunu ve güvenini temsil eder. 34 yıllık emek, bu güven temasıyla oluşmuştur.
Türk Eğitim-Sen, günlük olaylar, akışlar ve suni gündemler üzerinden söylem geliştirmeyenlerin, durumdan boş vazife çıkarmayanların adresidir.
Türk Eğitim-Sen, tüm eğitim çalışanlarının ulu çınarıdır, tüm zor zamanlarda gölgesinde toplanacağımız ulu bir çınardır. Bu çınar kucaklaşmaların, buluşmaların, gönül dili ve hal diliyle bir araya gelmelerinin adresidir.
Türk Eğitim-Sen, eğitimci tevazusunun, nezaketinin, samimi yol arkadaşlığının ve bu arkadaşlığın gururuyla memleket gülümsemesinin ocağıdır.
Şimdi tam zamanı değil mi?
Her birinizi, gölgesi “Önce ülkem” diyenlerin buluşma yerine, evinize, tertemiz ocağımıza davet ediyorum. Kem sözden uzak, ucuz ve kirli hesaplaşmalara mesafeli, ahlaklı ve onurlu sendikal mücadelemizde birlikte olmaya davet ediyorum.
Bu vesileyle tüm üyelerimizin, bütün meslektaşlarımın, büyük milletimizin, Türk Dünyası’nın ve gönül coğrafyamızın mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum.
Tekirdağ Çorlu'da bir silahlı kavga hadisesine müdahale ederken şehit olan Polis Memurları Erkan TÜTÜNCÜLER ve Emrah KOÇ'a rahmet niyaz ediyor, yakınlarına, emniyet teşkilatımıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.
Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
Tüm annelerimizin ve anne adaylarımızın ANNELER GÜNÜ’nü kutluyoruz.
Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım başta olmak üzere, vatanı kurtaran Şerife Bacı, Nezahat Onbaşı, Gördesli Makbule, Halime Çavuş gibi milli mücadelemizin kahraman kadınlarını minnet ve şükranla anıyoruz.
Canlarının parçasını, en kıymetlilerini devletimizin bağımsızlığı ve milletimizin hürriyeti için vatana kurban eden şehit anneleri ve şehit eşleri önünde saygıyla eğiliyor, hürmetle ellerinden öpüyoruz.
15 Temmuz hain kalkışmasında şehit edilen özel harekat polislerimiz Zeynep SAĞIR, Selda GÜNGÖR, Kübra DOĞANAY, Demet SEZEN, Cennet YİĞİT ve Gülşah GÜLER başta olmak üzere, terörle mücadelede toprağa düşen kadın güvenlik güçlerimizi rahmetle yad ediyoruz.
Neşe ALTEN, Yasemin TEKİN, Aybüke YALÇIN gibi ülkemizin geleceğini inşa edecek olan çocuklarımız için fedakarca hizmet ederken görevi başında şehit olan öğretmenlerimizi Fatihalarla anıyoruz.
Başta rahmetli annem olmak üzere, sonsuzluğa uğurladığımız annelerimizi özlem ve dualarımızda yaşatıyoruz.
#AnnelerGünüKutluOlsun
Sormak isterim; eğitim de liyakatten, adaletten, mesleki etikten nasıl söz edeceksiniz, proje okullarına öğretmen seçerken mesleğinde iyi olan kalsın sendikası bizden olan gelsin anlayışı ile. @ismailsariTes@Golbasi06MEM , @Ankara_MEM
Proje okulları babanızın çiftliği mi ki kapınızı çalana önce sendikasını soruyorsunuz? Bu ne mesleki etiğe ne de ahlaka sığar. @Golbasi06MEM ve @Ankara_MEM 'i bu hususta kabahati bulunanlarla ilgili gerekli işlemi yapmaya davet ediyorum.
KÖKLERDEN GELECEĞE: TÜRK DÜNYASININ ORTAK AKLI VE ORTAK VİZYONU ŞEYH EDEBALİ ANISINA ANTALYA���DA BULUŞUYOR..! https://t.co/wGXiG2FShH @Türk Eğitim Sen aracılığıyla
Sendikaların iş bırakma eylemi “farkındalık” oluşturma amacı taşımaktadır.
“Polis karakoluna saldırı olduğunda bir gün sonra polisin göreve gitmemesi” teşbihi, abes bir mukayesedir!
Öğretmen kolluk görevlisi midir?
Meslektaşlarımız, öğretmenlerin ve öğrencilerin katledilmesine kadar varan şiddet hadiselerine dikkat çekmek istiyor.
Bunu göremiyor musunuz?
Dönün bir bakın, sadece son 10 yılda kaç tane öğretmenimiz görevi başında katledildi!
Hiç merak etmeyin!
Okullarımızın, öğrencilerimizin, eğitimimizin selameti konusunda ikaz edilmesi gerekmeyen tek meslek grubu öğretmenlerimizdir.
Okullarda yaşanan şiddet hadiselerini önlemeye yönelik yasal ve güvenlik tedbirleri İllaki alınmalıdır, alınacaktır.
Ancak öğretmeni itibarlı kılmadan, eğitim sürecinde öğretmenin etkisini artırmadan alınacak hiçbir tedbir beklenen sonucu sağlamayacaktır.
Fakat öğretmenlerimizin haklı feryatlarını dile getirmek için ortaya koyduğu eylem ve etkinlikleri, işte böylesi abes mukayeselerle rencide eder ve öğretmeni toplum nezdinde mahkum etmeye çalışırsanız ÖĞRETMENİN SAYGINLIĞINA bir darbe de siz vurmuş olursunuz!
Yapmayın!
Öğretmene kıymayın!
Çocuklarımıza kıymayın!
Öğretmene vereceğiniz değer, aslında çocuklarımıza verdiğiniz kıymettir!