SPK sitesinde arz başvuru listesinde ^ işareti halka arzın kurul gündeminde olduğunu gösteriyor. Peki kim bu SOHO Giyim? Neden sıra onda?
Geçen yıl balon grafikle yatırımcının silkildiği #derhl ile aynı yönetim kurulu başkanına sahip, Cemal Güzelci.
Şirketin ortakları kimler? %20,41 #derhl ve %79,59 Cemal Güzelci (09/24 taslak izahnameye göre)
Ne iş yapıyor diye bakıyorum, Emiliano Zapata diye bir markası varmış. Aynı markayı Derlüks yatırımları içinde de görüyoruz.
Ne büyük markaymış arkadaş herkesi doyuruyor. 4 adet de GES yatırımı var, web sitesine bakıyorum yıllık 3.6 milyon dolar gelir hedefleyen bir sayaç koymuşlar.
Bu mudur yani? 160-170 milyon lira enerji geliri ve yine tekstille halka açık şirketin iştiraki de mi halka açılacak?
Ne vaat edecek ki yatırımcıya? Ana şirketi ne kazandırmış ki iştiraki gelecek bir de? Hem de geçen sene tahtasında sansasyonel hareketler olmuşken.
SPK çok daha iyi şirketler varken bunu gündeme alması bence çok üzücü. Sermaye piyasaları için de üzücü yatırımcı için de.
Çok daha iyileri varken aynı filmi tekrar izlemek istemiyorum şahsen. Aynı husus GYO’lar için de geçerli. Bunu daha önce defalarca dile getirmiştim.
Lütfen biraz bakış açımızı değiştirelim.
🚨NEW: Robert De Niro at a No Kings rally: “It’s time to say no to Donald Trump. We’ve had enough. No corrupt leader enriching himself and the Epstein class buddies. Trump has to be stopped."
RETWEET if you stand with De Niro against Trump!
Prof. Dr. Müge Özcan:
Üzgünüm. Kırgınım. Öfkeliyim.
Hastaya işitme cihazı önerdim. “Şimdilik idare ediyorum” dedi. Önyargılı olduğunu düşünüp, cihaz aslında gözlükle aynı işi yapıyor, biri görmek, diğeri duymak için filan diye anlatırken, gözleri doldu, sözümü kesti.
“Ondan değil hocam. Emekliyim. 25 yıl çalıştım. Ama demek ki az çalışmışım, emekli maaşım düşük. Buraya gelirken bir yere sordum. Devletin ödediği 4-5 bin liraymış. Üstüne en az 25 bin lira istiyorlar. O kadar param yok” dedi.
Dondum kaldım. Benim yardımcı olmamı ister misiniz, dedim. “Sağolun, çocuklar da söylüyor ama şimdilik idare ediyorum” dedi.
Kişi başı milli gelir 17 bin dolar. Emekliye düşen sağır dolaşmak.
Bu ülkede yaşamaktan başka bir imtihana ihtiyacımız yok bizim.
“İnsan haklarındaki insan sen değilsin.
Kadın haklarındaki kadın senin kadının değil.
Çocuk haklarında çocuk senin çocuğun değil.”
Batı medeniyeti denilen şey işte budur!
📌Okula atılan Amerikan füzesi ile öldürülen 168 çocuk eğer İranlı değil de, İsrailli ve Amerikalı olsaydı, dünya ve özellikle kendini medeni diye tanıtan ama barbarlıkta sınır tanımayan Avrupa bu kadar sessiz kalır mıydı?
📌Epstein de, bu vahşete karşı sessizlik de; medeni dedikleri dünyanın aslında ahlaksız ve vicdansız olduğunu çok iyi gösteriyor.
Her şey yolundayken, 20 dakika önce Trump “Çin ile masaya oturamayız, anlaşma olmayabilir” dedi ve piyasa birden düştü.
Resimdeki arkadaş gibi önceden haberiniz yoksa vadeli işlemlerden uzak durun.
Vadeli taraf spot tarafa da öldürmeye başladı.
Buna bir çözüm şart.
Trump:
-Çin ile görüşmemiz belki de hiç gerçekleşmeyecek.
(-Barron oğlum, shortta bekle. tersine açıklama yapmadan hemen önce haber vereceğim sana. Pc başında kal oğlum.)
33 yıl önce bugün Amerikan Saratoga uçak gemisi Ege’de Display Determination 92 NATO tatbikatında Muavenet muhribimizi iki sea sparrow füzesi ile vurdu. Kaza ile oldu dense de, kaza değildi. Komutan Deniz Kurmay Yarbay Kudret Güngör ve 5 denizciyi şehit verdik. Bu hamle Kuzey Irak’taki PKK karşıtı harekatımıza dolaylı tutum içinde bir Amerikan misillemesiydi. ABD olay sonrası göz boyamak için soruşturma yürüttü. Gemi Komutanı görevden alındı. Dönemin hükümeti ABD’nin kaza açıklamasını kabul etti. Söz konusu füzelerin ateşlemesi çok kademeli bir süreçti ve kazayla ateşlenmesi çok zordu. ABD Soruşturması her yönü ile şaibeliydi.Muavenet ve şehitlerimiz, Cumhuriyet Donanmasının Türkiye’nin güneydoğusunda denize çıkışı olan kukla bir Kürt devletinin (İkinci İsrail) kurulmasını engellemeye yönelik jeopolitik çaplı mücadelesinde dolaylı olarak yerini almıştır. Muavenet’i ve şehitlerini daima hatırlayacağız. Şehitlerimize rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.
Trabzonspor’a yönelik gerçekleştirilen saldırıları kınıyoruz. Trabzonspor, yalnızca bir futbol kulübü değil; Anadolu’nun ortak kimliği, emeğin ve mücadelenin simgesidir. Anadolu takımlarının hakkını savunmak için,birlik ve beraberlik içinde mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
📌 Memurun Gerçeği – Yetkili Sendikaların Gerçeği
Ağustos 2025’te 50.570 TL maaş alan bir memur, 15 Ocak 2026’da yapılacak %11 artış ve 1.000 TL ek ödeme ile birlikte 57.133 TL maaş alacak. Artış 6.563 TL olacak.
Peki ya masada oturan sendikalar?
• Memur-Sen
• Şu anki geliri: 4,5 Milyar TL
• 15 Ocak 2026’da: ≈ 5 Milyar TL
• Gelir artışı: 500 Milyon TL
• Kamu-Sen
• Şu anki geliri: 2,3 Milyar TL
• 15 Ocak 2026’da: ≈ 2,6 Milyar TL
• Gelir artışı: 300 Milyon TL
Memura hüsran, sendikalara bayram! Yıkılsın bu düzen!
Türk iradesinin ölümü yendiği zirvelerden birinin adıdır 30 Ağustos.Millet olarak maddi manevi ve fikri gücümüzü ahenkli bir tertibe ulaştırmak, 30 Ağustos hürriyet aşkının kemali olacaktır
Prof.Dr.Mehmet Zeki İşçan
#AnahtarParti#YavuzAĞIRALİOĞLU#ToplumsalPolitikalarBaşkanlığı
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın Trabzonspor Dergisi’ndeki yazısının bir bölümünde 3 Temmuz’a da yer verilmiş ve 2011 sezonu şampiyonunun Trabzonspor olduğu belirtilmiştir. Bu yazıya dair aralarında sözüm ona hukukçuların da yer aldığı bazı kişilerce tepki gösterilmiş “kumpastan” bahsedilerek FETÖ örgütünün argümanlarının savunulmasından dem vurulmuştur.
Şimdi;
2011’de başlayan soruşturma ve yargılama sürecinin ne savcılık aşamasında ne de mahkeme salonunda deliller inkâr edilmiştir. Zanlılar ve sanıklar önlerine konulan tüm belgeleri –özellikle de ses kayıtlarını– kabul etmişlerdir. Bu, davanın temelinde “delillerin sahte olduğu” söylemiyle çelişen ilk noktadır.
Mahkeme daha ilk gün sanıklara, “Ceza almanız halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını ister misiniz?” sorusunu yöneltmiş, 27 sanık bu imkânı kabul etmiştir. Bunların arasında Şekip Mosturoğlu da vardır. Bu tercihi yapanlar, dava sonuçlandığında Yargıtay’a başvuru hakkını kaybetmişlerdir. Yani bugün “itiraz hakkımız elimizden alındı” söylemi doğru değildir; bu, kendi iradeleriyle verilmiş bir karardır.
Bugün “kumpas” ve “sahte” diye adlandırılan belgeler bizzat Fenerbahçe Kulübü tarafından UEFA’ya taşınmıştır. Üstelik Trabzonspor hakkında “şike yaptı” diyerek şikâyette bulunmuşlardır. UEFA ise bu başvuruyu reddetmiş, Trabzonspor’u suçlu bulmamıştır. Bu, çelişkilerin en somut örneğidir.
Yeniden yargılama kararının hiçbir satırında ne “kumpas” ibaresi ne de delillerin sahte olduğuna dair bir tespit vardır. Kaldı ki cezaları veren hakim FETÖ’den ihraç edilirken yeniden yargılama kararını veren hakim de FETÖ’den ihraç edilmiştir :) Bu nokta bilinçli olarak görmezden gelinmektedir.
Yeniden yargılama, yalnızca “delillerin usulüne uygun toplanmadığı” gerekçesiyle verilmiştir. Ceza hukuku açısından bu kabul edilebilir bir nedendir. Ancak spor hukuku böyle bir ayrıma gitmez. Şike ve teşvik suçları, spor yargılamasının konusudur; burada delillerin “nasıl elde edildiğine” bakılmaz. UEFA ve CAS da yıllardır benzer biçimde illegal yollarla elde edilen kayıtları dahi delil olarak kabul etmiş, oyunculara ve hakemlere cezalar vermiştir. Mesela Yunanistan’da bir hakem, illegal şekilde elde edilmiş ses kaydı nedeniyle UEFA tarafından mesleği sonlandırılmıştır.
Kolay gelsin…