@haluklevent Deprem de tırları neden bir ambarda tuttun, tırcılara günlük yatma parası verdin. Bunlarda çıkacak ortaya.
Devlet 600 bin küsür çadır dağıttı senin dağıttığın 2000 çadır kadar konuşulmadı maalesef.
@haluklevent 1.yakalanmadan önce tır garajında ne işin vardı
2.400 milyon cebinden yardım yapmışsın( kumar iddaa vs oynayan birine kim inanır)
3. 20 dairen (150 milyon değerinde) malın varsa neden ahbabın kasasından borç aldın.
Seni o kadar yükseğe çıkaranların eli tutmuyor artık.
Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum:
10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde.
Bugün dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor; Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor.
Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor.
Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız; tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız; birbirimizi Allah için sevecek; her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle, birlikle, dayanışmayla esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
Açık açık "Müslümanlardan nefret ediyoruz." diyemedikleri için "İslamcılar" ve "dinciler" ifadelerini kullanıyorlar.
Alenen "Kur'an-ı Kerim'e karşıyız." diyemedikleri için "Arap adetlerini kabul etmeyeceğiz." diye söyleniyorlar.
Meydana çıkıp "Biz İslam dinine savaş açtık." diye haykıramadıkları için "Araplaşmayacağız." söyleminin arkasına saklanıyorlar.
İslam dininin sancaktarı olan Devlet-i Aliyye'yi 150 yıl süren bir saldırıdan sonra yıkmayı başaran ve Müslümanlar savaşırken onların arkada bıraktığı tüm varlıklarını yağmalayıp, gasp edip zenginliklerine zenginlik katan, en az %25'lik nüfusa sahip olan İslam ve Müslüman düşmanı azgın, arsız, ahlaksız, hırsız ve luti topluluk bugün hâlâ aramızda ve bizimle aynı soyisimlerini taşıyarak yaşıyor.
150 yıl önceki kinlerini, nefretlerini, düşmanlıklarını ve saldırganlıklarını muhafaza ederek...
Türkiye'de "İslam" düşmanı ne kadar soysuz varsa, istisnasız tamamının CHP'li ve "Kemalist" olması tesadüf olabilir mi?
Asla!
Tesadüf değil..!
CHP;
Türk milletini İslam'dan koparıp, tarihi misyonumuzu ve kültürel değerlerimizi yok edip, yerine kılık kıyafet başta olmak üzere Haçlıların yaşam tarzını, dünya görüşünü ve hayat felsefesini sinsice kabul ettirmekle vazifeli bir misyonerlik örgütü gibidir...
Siz, onların Müslümanlardan oy almak için takiyye yaptığına bakmayın.
Bunlar, M. Kemal'e en ufak bir eleştiriye tahammül göstermezler.
Fakat İslam'a ve Müslümanlara küfür ve hakaretler yapılınca koro hâlinde "Fikir özgürlüğü ve demokrasi." edebiyatı yaparlar.
Sözün özü...
CHP ve Kemalizm, bu coğrafyanın ürünü değil; Hristiyan Batı'nın ideolojisini benimsemiş, Haçlıların içimizdeki gönüllü militanlarıdır.
Ahmet Anapalı kardeşimin anlattıklarını iyi dinleyin Müslüman kardeşlerim..
Cümleten hayırlı geceler diliyorum.
Mustafa Varank kitabın ortasından konuşmuş yine.
“Komedi adı altında Mustafa Kemal Atatürk'ün şahs-ı manevisi rencide edildiğinde yeri göğü inletip gereğini yapın diyenlerle;
Komedi adı altında Alevi vatandaşlarımız rencide edildiğinde yeri göğü inletip gereğini yapın diyenler;
Komedi adı altında İslamın kutsallarına hakaret edildiğinde, bir bakıyorsunuz ne var bunda ifade hürriyeti deyip, utanmadan üzerine iktidarı suçluyorlar.
Hadi oradan ikiyüzlüler!”
“Bu devlet bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir.”
@RTErdogan
Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, ekstrem değildir; belli bir tarikatın, belli bir cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir.
Başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır.
@alimahir@NareInanoglu Algıya bak algıya sanki dersin başka parti size el koymuş, bu ne arsızlık, rüşvetle haksızlıkla yalan dolanla aldığınız başkanlığı mahkeme kararı ile iptal olmuştur.
CUMHURBAŞKANIMIZIN DIPLOMASI KONUSUNDA ÜNIVERSITE AÇIKLAMA YAPTI…
BUNDAN SONRA CUMHURBAŞKANINA DIPLOMASI YOK DIYEN KIM VARSA ŞEREFSIZ BIR YALANCIDIR…
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun bir dizi sahtecilikle aldığı ve sonrasında iptal edilen diploma konusunu manipüle etmek ve Özkan Yalım’ın pavyon ile otelindeki kasetler skandalını unutturmak için Başkan Erdoğan’ın diploması hakkındaki yalanları tekrar gündem etti. Şimdi gerçekleri Recep Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu Marmara Üniversitesi’nin açıklamasıyla tekrar hatırlatalım.
Önce basın açıklamasını paylaşalım:
KAMUOYUNA DUYURU
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Marmara Üniversitesi’nden mezuniyeti ve diploması hakkında görsel ve yazılı basın ile sosyal medyada yer alan bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN 1974 yılında Üniversitelerarası Seçme Sınavı’na girmiş ve bu sınavın sonucunda verilen resmi sonuç belgesi ile “İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi”ne bağlı ve 4 yıllık eğitim veren “Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksekokulu”na öğrencilik hakkı kazanmış ve aynı yıl 2443 öğrenci numarası ile bu okula resmen kayıt yaptırmıştır.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 1980-1981 eğitim öğretim yılı içinde sorumlu olduğu bütün derslerden başarılı olarak 1981 yılının Şubat ayında öğrenimini tamamlamıştır. Talebi üzerine 03 Nisan 1981 tarihinde dönemin dekanının imzasıyla düzenlenen 440-687 numaralı bir “geçici mezuniyet belgesi” kendisine verilmiştir. Söz konusu tarihte Yüksekokul, Ticari Bilimler Fakültesi’ne dönüştüğünden Cumhurbaşkanımızın mezuniyeti, dönemin diğer mezuniyetleri gibi, Ticari Bilimler Fakültesi’ne kayıtlı olarak gerçekleşmiştir.
1982 yılında Marmara Üniversitesi kurulmuştur. İstanbul’da o sıralar faaliyet gösteren diğer akademi, enstitü ve yüksekokullar ile birlikte Ticari Bilimler Fakültesi de Marmara Üniversitesi’ne bağlanmıştır. Üniversitenin kuruluşu esnasında bu fakülte ve diğer üç fakülte “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi” adı altında birleştirilmiştir.
01.Kasım.1991 yılında, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasını almak üzere resmi başvurusuna binaen gerekli inceleme ve işlemler yapılarak kendisine dönemin üniversite rektörü Prof. Dr. Orhan Oğuz ve fakülte dekanı Prof. Dr. Ömer Faruk Batırel’in imzalarıyla diploma verilmiştir.
Cumhurbaşkanımızın diploma kaydı, aynı bölümden mezun olanların diploma kayıtlarıyla birlikte, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Lisans Diploma Defteri’nde bulunmaktadır. Diplomanın verildiğine dair kayıt 4694 kütük numarasına bağlı olup 8345 sayısı ile diploma numaralandırılmıştır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın üniversite yıllarında aldığı bütün derslerin dökümünü ve başarı notlarını havi transkript belgeleri, öğrenci fişleri, dilekçeleri, fotoğrafları, askerlik tehiri ve mezuniyet kayıtları gibi olağan öğrencilik ve mezuniyet işlemlerine ilişkin belgeler, diğer mezunlarımızınki gibi üniversitemizde muhafaza edilmektedir.
Görsel ve yazılı basın ile sosyal medyada ortaya atılan iddiaların hiçbir hukuki ve resmi bir dayanağı yoktur.
Mezunumuz olması vesilesiyle iftihar ettiğimiz gerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hakkında gerekse ülkemizin güzide ve köklü üniversitelerinden biri olan Marmara Üniversitesi gıyabında mesnetsiz ithamlar üniversitemiz mensup ve mezunlarını rencide etmiştir.
Kamuoyunun bilgisine saygı ile duyurulur.
Marmara Üniversitesi Rektörlüğü