@MaliGuller İran'lılar kadar onuru olmayanlar, Nato'dan çıkarsak bizi bitirirler diyor.
Nato'nun sayıca ikinci ordusuna sahip, iha siha üretiminde dünya lideri, tank yapan jet yapan ülke korkusundan Nato'ya hayır diyemiyor, öyle mi?!
Geçiniz!
Bunlar emperyalistlerin işbirlikçileri sadece.
242 bin nüfuslu bir bozkır kentinin, Kırşehir'in yerel gazetesinde muhabirlik yapıyorum.
Elimden geldiğince emek mücadelesini, işçi direnişlerini, grevleri, sendikaların sesini ve kazanımlarını haberleştiriyor; bu mücadeleyi bozkıra taşımaya çalışıyorum.
Paylaştığım haberlere girip okumanız, yorum yapmanız ve paylaşmanız daha fazla kişiye ulaşmamı sağlıyor. Böylece bu haberler Kırşehir'de daha çok insanın karşısına çıkıyor, emek mücadelesinin sesi daha geniş kitlelere ulaşıyor.
Dayanışmanızı esirgemeyin. Destek olun yoldaşlar. ✊
242 bin nüfuslu bir bozkır kentinin, Kırşehir'in yerel gazetesinde muhabirlik yapıyorum.
Elimden geldiğince emek mücadelesini, işçi direnişlerini, grevleri, sendikaların sesini ve kazanımlarını haberleştiriyor; bu mücadeleyi bozkıra taşımaya çalışıyorum.
Paylaştığım haberlere girip okumanız, yorum yapmanız ve paylaşmanız daha fazla kişiye ulaşmamı sağlıyor. Böylece bu haberler Kırşehir'de daha çok insanın karşısına çıkıyor, emek mücadelesinin sesi daha geniş kitlelere ulaşıyor.
Dayanışmanızı esirgemeyin. Destek olun yoldaşlar. ✊
Abhazya’ya dönük izolasyon son bulsun!
Kafkasya’da emperyalistler arasında süren hegemonya savaşı nedeniyle yaklaşık 250 bin kişinin yaşadığı Abhazya ağır bir izolasyon altında tutuluyor. Yüz binlerce Abhaz, ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde Abhazya’nın tanınmasını ve izolasyonun son bulmasını talep ediyor.
Abhazya sorunu salt siyasi bir statü tartışması değil. Zira ağır izolasyon politikalar bölgede yaşayan yüz binlerce insanın yaşam, sağlık, eğitim, seyahat ve aile birliği haklarını hedef alıyor.
İzolasyon, Abhaz halkının binlerce yıllık geleneklerinin yaşatılmasının, parçalanmış ailelerin cenaze ve düğün gibi ritüellerde bir araya gelmesini önünde önemli bir engel olarak duruyor. Yine ulaşım engelleri, halkın tıbbi müdahalelere ve donanımlı hastanelere erişimini kısıtlamaktadır. Sağlık hakkına erişimin kısıtlanması yaşam hakkı ihlallerine de dönüşmekte. Abhaz gençler ise izolasyon nedeniyle eğitim olanaklarından mahrum kalmaktadır. Kimlik ve pasaportların siyasi gerekçelerle geçersiz sayılması serbest dolaşım ve Abhazya’ya dönme hakkını fiilen yok etmektedir. İzolasyondan Türkiye’deki nüfusu 600 bini bulan Abhaz kardeşlerimiz de etkilenmektedir.
Bu nedenle Abhaz halkı tarihi ve ailevi bağları bulunan Abhazya Cumhuriyeti'nin tanınmasını, tanınma süreci tamamlanıncaya kadar ailelerin bölünmüşlüğüne son vermek, yaşam ve sağlık hakkı ihlallerini gidermek adına Abhazya pasaportlarının Türkiye sınır kapılarında geçerli kimlik ve seyahat belgesi kabul edilmesini, Abhazya'ya deniz ve hava yoluyla doğrudan ulaşımın sağlanmasını talep ediyor.
Türkiye'deki gökkuşağının renklerinden olan Abhaz kardeşlerimizin ve Abhazya’daki akrabalarının izolasyonist politikalar nedeniyle yaşadığı insanlık trajedilerini kabul edilemez buluyoruz. Yaşanan sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması için Abhaz kardeşlerimizin acil taleplerinin derhal karşılanması gerekmektedir. İnsan hayatı ve esenliği birtakım politikacıların kapalı kapılar ardında aldığı halk düşmanı kararlardan daha değerlidir.
Emek Partisi olarak Abhaz kardeşlerimizin haklı taleplerinin yanında olduğumuzu ve bu taleplerin hayat bulması için gerekli desteği sağlayacağımızı ilan ederiz.
Yaşasın halkların kardeşliği!
Seyit Aslan Emek Partisi Genel Başkanı
Sendikaları açın!
Şeffaf olun!
Sendikaların akçalı işleri ve sendikacıların ücretleri tartışılıyor.
Bazı sendikacıların fahiş ücretler aldığı yönünde iddialar var. Elimde belge yok. Bilemiyorum!
Sezgilerim ve öngörüm var ama bunları esas almak spekülatif olur.
Ama kesin bildiğim bir şey var. Bu iddialar karşısında şeffaflık ve hesap verebilirlik şart!
Sendikalar detaylı mali raporlarını (yönetici giderlerinin detayları dahil) şeffaf biçimde kamuoyuna açıklamalıdır.
Güçlü, etkili ve mücadeleci bir sendikal hareket için, bu tartışmalara son vermenin yolu bellidir:
Seçimle işbaşına gelenlerin ve kamusal görev yapanların hesapları şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır. En önemli denetim kamuoyu denetimidir.
Seçilmiş milletvekilinin, belediye başkanının, tüm kamu görevlilerinin maaşını biliyoruz. Kamu harcamalarının, bütçenin bileşimini biliyoruz. Çoğu şirketin mali tablosunu biliyoruz.
Peki sendikaların mali durumunu neden bilmiyoruz? Sendikaların harcamaları ve mali hesapları da şeffaf olmalı. Bu zaten mevzuat gereği.
Sendikaların mali durumunu ve denetim raporlarını uygun araçlarla veya resmi internet sitelerinde yayımlaması mevzuat gereğidir. Ancak bunu yapan pek yok!
Bu tartışmayı bitirmek ve sendikalara güveni artırmak mümkün!
Açın sendikaları!
Sendikaların mali hesaplarını kamuoyuna açın!
Devlet biliyor, bankalar biliyor, işveren biliyor! İşçiler ve kamuoyu da bilsin!
Hesabına güvenen, aldığı ücreti makul bulan, bunu kamuoyuyla paylaşır!
Sendikalara güveni artırmanın yolu idari ve mali şeffaflıktır!
Mali şeffaflığı sağlayın!
Açın sendikaları!
@emrkongar 'Milli demokratik devrimci', kapitalizmin burjuva kaynaklarıyla gelişemediği ve gelişmesi için devletin bu yönde atılımlar yapması gerektiği sonucuna varan kişidir.
Ve elbette, burjuva devrimine hizmet eder. Kimi sosyalist aydınlarımız için bu atılımlar sosyalizm için elzemdir.
Komedyen Deniz Göktaş, geçtiğimiz günlerde yayınlanan stand-up gösterisinin ardından önce yandaşlar tarafından hedef gösterildi, az önce ise yurt dışından döndüğü havaalanında gözaltına alındı.
Eleştirel fikirlere ve mizaha tahammülü olmayan Saray Rejimi’nin sindirme çabalarına karşı cesaret gösterenlerin yanındayız. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın!
Değerli mezunumuz Deniz linç girişimlerine, hakkında açılan soruşturmaya rağmen memlekete dönerek haklılığını yeniden kanıtladı.
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza...
Deniz Göktaş'ın yanındayız.
#DenizGöktaş
Bugün ülkemize yaşatılan utancın geçmişteki izlerini de görmek gerekir. Sivas, Çorum ve Maraş Katliamları, 12 Eylül kanlı faşist darbesi… Hepsinin savaş, yıkım ve kontrgerilla örgütü NATO’nun Türkiye’ye girişiyle ilgisi vardır. NATO’nun tüm bu ırkçı, mezhepçi, halk düşmanı tertiplerde parmağı vardır.
Alevi canlarımızı; barış, özgürlük ve eşit yurttaşlıkta inat eden aydın ve sanatçılarımızı yitirdiğimiz Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde sözümüz, emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı mücadeleyi yılmadan sürdürmektir. Mücadele hem toprağa verdiklerimize, hem de henüz doğmamış olanlara borcumuzdur!
Deniz Göktaş, zekası, politik mizahı ve cesaretiyle, mizah yoluyla bile olsa hiç bir eleştiriye, hiç bir itiraza tahammülü olmayan bu çürümüş saray ve tek dama rejiminin bütün cilasını söküp attı.
Halkın ve emekçilerin büyük çoğunluğu küçük bir zengin sömürücü azınlığın ve onlar adına ülkeyi yönetenlerin zulmü altında inlerken, saray soytarılığı yaparak ve suya sabuna dokunmadan kendini mizahçı, aydın ya da sanatçı sayanlara inat, hepimiz adına bir ifade özgürlüğü eylemine imza attı.
@idgoktas artık sadece ona İmran’ın, Deniz’in adını veren bir baba ve annenin oğlu değil, hepimizin, milyonların kardeşi, dostu ve yoldaşıdır.
Ve öyle lafta değil, kelimenin en gerçek manasıyla #DenizGöktaşYalnızDeğildir