23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve TBMM’nin çatısı altında bir araya gelerek, işgal ülkeleri ve İstanbul’daki işbirlikçilerine karşı “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” diyerek, Emperyalizmi dize getiren tüm cesur ve de güzel yüreklere sonsuz saygı, sevgi, her geçen gün daha da artan minnet duygusuyla…
#23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı
Nefes Alan Tarih Bergama | Ayvaz Ali Bahçesi’nden Asklepion’a
Mehmet Gönenç ve araştırmacı ve anlatıcı Hamit İri’nin anlatımlarıyla gerçekleşen söyleşide; Bergama’nın kültürel belleği, kent yaşamı ve tarihsel sürekliliği katılımcılarla paylaşıldı
#bergama
https://t.co/ftLWaM4KCU
"Nefes Alan Tarih Bergama"
Bergama’nın eski belediye başkanı Mehmet Gönenç ve araştırmacı anlatıcı Hamit İri, kentin yakın tarihine silinmez izler bırakmış iki önemli ismi; Mustafa Rahmi Balaban ve Mustafa Rahmi Köken’i derinlemesine ele aldı. #bergama
*
https://t.co/3kwIEKTigJ
Sonunda bu sorun toplumun her kesimini kapsayacak şekilde dile getirildi. Mesele burada da deginildiği gibi yeşil olmamalı. Mesele TÜRK pasaportunu itibarı artıracak tamamen vizesiz bir duruma gelinmesi.
Üniversitede bu amaçla visa freedom çalışmaları yapan Burak'a selam olsun.
Yeşil pasaport meselesi var ya… Ülkece “aynı hizada yürüyelim” diyeceğimize, “ben senin iki adım önüne geçeyim” diye sıraya giriyoruz. Bir yanda yeşil pasaport hakkı olup da alamayan vatandaş, öte yanda “bize de yeşil pasaport, bize de” diye kapı kapı dolaşan meslek kuruluşları. Sanki pasaport değil, sezonluk indirim kartı. Bakıyorum, mühendis “bize de”, avukat “bize de”, muhasebeci “bize de”, oda-dernek-federasyon “bize de”. Bu gidişle bordo pasaportlu olan 700 kişi falan kalacak, onlar da birbirini görünce sarılacak? “Kardeşim sen de mi bordo?” İşin ironisi şu, Yeşil pasaport talebi, aslında “vizesiz Avrupa’ya gideyim” arzusunun kibar ambalajı. Kimse “vize randevusu bulamadım”, “banka dökümü istediler”, “maaş bordrosu yetmedi”, “niyet mektubu yazdım, niyetim yine de beğenilmedi” demek istemiyor. Daha havalı, “Bize de yeşil.” Üstelik bu talep yarışı bitmez, Yeşil gelince “koyu yeşil” isteriz, o da olursa “nane yeşili” diye yeni kategori açarız. Herkesin pasaportu yeşil olunca da bu sefer “bize de mavi tik” gibi başka bir ayrıcalık ararız. Çünkü mesele renk değil, mesele turnikeden kolay geçmek. Peki bunu “benim kartım yeşil olsun” diye istemek yerine, “herkesin hayatı biraz daha vizesiz olsun” diye istemek daha akıllıca değil mi? Aynı hizada olsak, kimse kimsenin önüne geçmeye çalışmasa. “Ben ayrıcalık alayım” değil, “herkesin engeli azalsın” desek. Pasaport alan, yurt dışına çıkabilecek imkânı olan her vatandaş için vizesiz bir hayat temenni etsek…
Çünkü yeşil pasaport, sorunu çözmüyor, sadece sorunun etrafında küçük bir VIP şerit açıyor. Toplum da o şeride girmek için birbirini dirsekliyor.
Belki de tek dilek cümlesi şu olmalı, “Bize de yeşil pasaport” değil, “Bize hepimize, bordo pasaportla bile rahat nefes alacak bir dünya, vizesiz sorgusuz “Tek Türk pasaportu ile vizesiz seyahat”odaklanmamız gereken bu. Yeşil pasaporta bile vize söylentileri arasında, vatandaş olarak “öncelik” değil, “eşitlik” istemek lazım…
Bergama Köftesi ve Çığırtma
*
Bergama'nın meşhur mutfağını masaya yatırıyoruz! Şehrimizin imza yemeği olan, o kendine has lezzetiyle Bergama Köftesi'nin yanında, Ege'nin en yaratıcı sebze yemeği olan patlıcanlı Çığırtma olmazsa olmaz.
#köfte#çığırtma#bergama#bergama#Food
Bergama Tulum Peyniri’nin eşsiz aroması, Kozak’ın çam fıstıkları, vazgeçilmez Bergama Çığırtması. Bergama Graniti, damaklarda iz bırakan Bergama Köftesi, el emeği göz nuru Bergama Halısı ve binlerce yıllık geleneğin simgesi Bergama Parşömeni… #bergama
⬇️
https://t.co/nUrmWzz5Se
Bugün (12.11.2025) ailemizin en güzel günlerinden biri. Kardeşimin mutluluğuna şahit olmak kalbimi bambaşka doldurdu. Bir ömür sevgi, huzur ve birbirine omuz olacağınız bir yolunuz olsun. 🙏 @irismet7
Bu olaya çok üzüldüm, büyük bir acı. Anne babaya sağlık ve sabır dilerim. Maalesef benzer bir haberi yine yakınlarda duymuştuk. Ne yazık ki bu tür zehirlenmeler, bazı gıdalarda oluşan toksinlerden kaynaklanabiliyor.
Midye gibi deniz ürünlerinde bazen sinir sistemini etkileyen güçlü zehirler birikebilir.
Kumpir gibi patates ve mayonez içeren gıdalar ise uygunsuz koşullarda bekletilirse içinde botulinum toksini adı verilen tehlikeli bir bakteri zehri oluşabilir.
Bu toksinler solunum felcine ve ölüme yol açabilir.
Bu tür yiyecekleri tükettikten sonra yutma güçlüğü, çift görme, kaslarda güçsüzlük veya nefes darlığı gelişirse derhal acile başvurulmalıdır.
Eğer neden botulizm ise, erken dönemde verilen antitoksin hayat kurtarıcı olabilir.
Ancak her zehre karşı etkili bir ilaç ne yazık ki yok.
Bu nedenle bu tür gıdaların uygun koşullarda saklanması ve satış yerlerinin sık sık denetlenmesi büyük önem taşır.
Atatürk vatan sevgimizde, bağımsız devlet, laik Cumhuriyet aşkımızda, ulus bilincimizde, toplumsal birlik bütünlüğümüzde, kadınlarımızın haklarında, çiftçimizin alın terinde, işçimizin emeğinde, bilim insanının insanlığa katkısında, sanatçımızın eserinde ve tüm çağdaş değerlerimizde yaşıyor. Atatürk, bu vatana, bu ülkeye ve bu Cumhuriyete gerçekten bağlı insanların, Türk ulusunun bitmeyen umudunda yaşıyor.
Atatürk yaşamıyor olsa, birilerince her gün yeniden öldürülmek istenir miydi hiç?
Milleti İçin Yaşadı Milleti İçin Öldü
19 Mayıs 1919’da anavatanı kurtarmak için Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Atatürk, 19 yıl sonra 19 Mayıs 1938’de -Ankara'daki 19 Mayıs törenlerine katıldıktan sonra- Hatay’ı kurtarmak için Mersin’e gitti. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da attığı ilk adımı, 20 Mayıs 1938’de Mersin’de attığı son adımla tamamladı.
Yolculuğa çıkarken çok hastaydı. 12 Haziran 1937'de milletin malı olarak gördüğü tüm mal varlığını millete bağışlarken "Ben icap ettiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere,Türk milletine canımı vereceğim," demişti. Şimdi, çok hasta olmasına karşın canı pahasına çok zor bir yolculuğa çıkıyordu. "Şahsi davam" dediği Hatay'ı kurtarmak için çıktığı Mersin ve Adana gezisinde hastalığı daha da ilerledi. Bir süre sonra Hatay kurtuldu, ama Atatürk birkaç ay sonra hayatını kaybetti. Milleti için yaşadı milleti için öldü.
Cumhuriyet, özgürlüğün, eşitliğin ve aydınlığın adıdır. Bizlere düşen bu emaneti gelecek kuşaklara gururla aktarmaktır. Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ÜN "en büyük eserim" dedigin Cumhuriyet ışığında, aynı heyecan ve inançla yürüyoruz.
Yaşasın Cumhuriyet 🇹🇷
#cumhuriyet#29ekim