Yedi yaşında işçi babası vefat eden, okuma yazma bilmeyen köylü bir kadının çocuğuna; doçent ünvanı almayı sağlayan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına saygıyla.
Ben bugün "Hareket ve Antrenman Bilimleri" alanında doçent oldum.
Yıllardır Batı Alt 112 blok kombinemiz var (oğlum, abim ve yeğenimin). Aynı yerde yaklaşık 25 kişilik arkadaş grubumuz yıllardır kombinemizi yenileriz. İki sezon önce 16.000 olan fiyat geçen sene 35.000 olduğu için ablam ve eşimin kombinesini yenilemedim (maçlara gelmiyorlardı destek amaçlı aldığım için).
Bizim olduğumuz 112-113-114 blok maçlarda en çok dolması gereken yer ve burada yaklaşık 968 koltuk var. Gördüğüm kadarıyla bu koltukların yarısı bile kombineye satılmadı.
Zamlı fiyatlarla satılan kombineler 2024 kadar gelir bile getirmedi. Geçen sene çok defa yazdık, dinletemedik. Rakamları çok arttırmayın, satılan kombine sayısı psikolojik üstünlüktür diye.
Satılan 8.000 kombine mi güçtür, 15.000 kombine mi? Biten sezon çoğu maça taraftarın ilgi göstermediği düşünülürse, mutlaka kombine satmak zorundasın. Fiyatların da buna göre belirlenmesi gerekir. Piyasa beklentisi, dolar kuru tahmini, stat doluluk oranıyla hesap yapılırsa yine kombine satışında hüsran yaşanır. Üstüne bu sene Avrupa maçları da yok.
Geçen sene satılan 8.000 kombine bilet ortalama 3.000 TL indirimle satılsa 24 mio yapar. Geçen sene Süper Ligde Federasyonun galibiyet ödemesi 9.66 mio TL. Herhalde dolu tribünler de içerde 3 maçtan fazlasını kazandırırdı.
Elde fırsat da var. Store yeni mağazasını açtı. Arefe günü bayram alışverişindeki Mecidiye gibi. Muhteşem bir doluluk. Kurun biletini al gişesi de. Açıklayın düşük fiyattan kombineyi. Alışveriş yapan kombinesini de alsın. Yeni üye olduysa alışverişe %10 indirim ver.
Taraftarın 3 yıllık kombinesi varsa %30, 2 yıllık varsa %20 indirim ver. Eğer 4 yıllık kombinesi varsa %30 kombineye indirim ver, % 40 da formada indirim yap. Maddi olarak kardan zarar edebilirsin ama sadakati kazanırsın…
Kurumsallık diyoruz, sürdürülebilirlik diyoruz. Kulüpte her şeyi bilen maaşlı çalışanlar da var. Bu kadar basit bir hesap nasıl yapılmaz.
Takım taraftar rüzgarını arkasına almış. Storedan sonra bir de Atakumda kafe projesi atın ortaya.
Samsun’un çocuğu Samsunsporlu olsun…
Muhalefet partilerinin genel başkanları, koltuklarını korumak için verdikleri mücadelenin çeyreğini, iktidara gelmek için verseydiler iktidar olurlardı.
@gokhanvots@kilicdarogluk 2023 CB seçiminde bize Kılıçtaroğlu güzellemesi yapıyordunuz. Yavaş veya İmamoğlu aday olmalı derken bize demediğinizi bırakmamıştınız. Seçimden sonra yazdığınız her şeyi de sildiniz.
Ülkenin başına getirmeyi düşündüğünüz Kılıçtaroğlu, partinin başına geçince mi sorun oldu?
@GokhanVots Size anlatmaya çalıştığımız ve sizin göremediğiniz nokta buydu. İmamoğlu veya Yavaş olmalıydı derken bunu kastettik. Maalesef Anadolu seçmenini tanımıyorsunuz.
https://t.co/xhXUyLWmBK
@metcihan Aynı partiden olan İmamoğlu veya Yavaş niye aday yapılmıyor? 22 yıllık Akp iktidarının 17 yılında olan Babacan ve Davutoğlu MV olabilmek için CB seçimini Erdoğan’a kazandıracak. Farkında mısınız? Deva veya Gelecek’in kitlesi bile Kılıçtaroğlu’na oy vermez.
Samsunspor başarılı mı?
Sorunun kısa cevabı için son iki sezonun yer değiştirmesi yeterli.
Detaylandıralım: Süper Lige geri döndüğümüz sene ideal şablonu bulamadık. Benzer sorunu 2. Lige düştüğümüz sene de yaşamıştık. İdeal şablonun oturması için takımın uzun süre bir arada oynaması gerekir. Tam istediğimiz gibi olacak derken transfer yasağı geldi. Mecbur eldeki oyuncularla sistem kurduk. Oyuncuların kalitesi, bir arada oynama, taraftar gibi etkenler birleşince son iki hafta kala ligde kalmamız kesinleşti.
Burada önemli bir detay var: Takımın atletik seviyesi de üst seviyeye çıktı. Gisdol döneminde başlayan; son dakikalarda maçı kazanma alışkanlığı Reis’le devam etti. Özellikle maçların 70. dakikasından sonra takım ayakta kalabiliyor, baskı yapıyor ve kazanıyordu.
Ordu ile oynadığımız kupa maçında elenmiş ve tek kulvara kalmıştık. Taraftar elenmemize tepki gösteriyordu ama haftada tek maç oynama lüksüne sahiptik. Takımın toparlanması için yeterli süre vardı.
Geçen sezondaki üçüncülük de ligin kalitesinin yetersiz olması da yatıyor. Normal şartlarda biz kaybedince rakiplerin alttan yetişmesi gerekirdi. İlginç bir şekilde biz kaybettik, rakipler de kaybetti.
Bu sezon işler değişti. UEFA ön elemesiyle başlayan süreç çok da iyi gitti. Ta ki Kiev maçına kadar. Kiev maçında Colybaly’nin sakatlığıyla başlayan olumsuzluklar Breidanlik maçıyla devam etti.
Normalde üst sıralara oynayan takımlarda 14-16 kaliteli oyuncu olur. Takım rotasyon dahil bu oyuncular etrafında döner. Sakatlık, ceza, formsuzluk durumlarında oyuna giren oyuncu sistemi devam ettirir. Biz bu sene o kadar sakatlık geçirdik ki rotasyon yapacak 14 oyuncuyu bırak bazı maçlarda 9 as oyuncu vardı. Sakatlıkların hepsi de darbeye bağlı sakatlıklardı. Aşırı yüklenme veya dinlenmemeye bağlı değildi.
Netleştirmemiz gereken bir durum var. Şampiyon olan takım da dahil, Türkiye’de hiçbir takım Pazar-Perşembe döngüsünün üstesinden gelemez. Bunun en temel nedeni futbolcularımızın atletik olarak hazır olmaması. Bu performans seviyesi çok kısa sürede (1-2 yıl) kazanılamaz. Çocukluktan getirilen anatomik adaptasyonun sonucu ortaya çıkar. Arda Turan’ın Real Madrid’e gittiği ilk zamanlar, aşırı yüklenmeye bağlı sakatlığını hatırlayın. Arda Güler’in şimdiki hali ile Fenerbahçe’de oynadığı zaman arasındaki fark en önemli göstergesi. Takım o kadar çok maç oynadı ki (bir aylık periyotta 9 maç), oyuncular bile tükendi. Takımın en güçlü oyuncularından Rick bile sorun yaşadı. Hatta aynı dönemde maça giden taraftarlar bile; bu kadar maç olur mu diye söyleniyordu.
Sakatlıklar ve kadro derinliğimizin fazla olmaması bu sene işleri istediğimiz gibi götürmedi. İstemediğimiz dediğimiz durum ise lig yedinciliği. Bu arada Kupa maçındaki hakemin kötü yönetimi olmasa Kupayı alarak Avrupa ihtimalimiz vardı. Benzer şekilde kaybettiğimiz saçma puanları da hatırlamak lazım.
Ligi beşinci bitiren takımın ön eleme oynayacağını ve sezonu erken açacağını düşünürsek bu sene Avrupa’da olmamamız bir bakıma iyi. Takımın toparlanması ve tam kadro oluşturulabilmesi için biraz ara iyi olur.