Fatih Altaylı'ya Cevaben...
Tarihi bilmeden, kavramları birbirine karıştırarak günlük siyasetin karmaşık pazarlıklarına kılıf uydurmaya çalışmak, yüzeysel aydın tipolojisinin ve ekran gazeteciliğinin en tehlikeli hastalığıdır.
Atatürk’ün Ege’yi işgal eden Yunan ordusuyla ve müteakiben Yunanistan Devleti ile kurduğu münasebeti, bugün eli kanlı bir terör örgütüyle yürütülen muğlak süreçlerle eş tutmak katıksız bir tarihsel safsatadır.
Mustafa Kemal Atatürk;
Karşısında gayrimeşru, taşeron bir terör şebekesini değil, dönemin emperyalist güçleri tarafından sahaya sürülmüş egemen bir devletin resmi ordusunu bulmuştur.
O savaşı askeri, hukuki ve siyasi bir zaferle sonlandırmış; Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu tapusunu dünyaya tescil ettirmiştir.
Yunanistan Başbakanı Venizelos ile masaya oturduğunda, iki bağımsız ve egemen devletin diplomasi kuralları işletilmiş; Sevr’i yırtıp atan Bağımsız Türkiye iradesi muhatap alınmıştır.
Sormak gerekir:
Bir devletin, egemenliğini ve uluslararası hukuktan doğan varlığını bir başka devlete kabul ettirmesiyle, Anayasal düzeni, üniter yapıyı ve kamu düzenini hedef alan silahlı bir terör örgütüyle masaya oturması nasıl aynı teraziye konabilir ?
Bir yanda emperyalizme karşı verilmiş dünyadaki ilk başarılı ulusal kurtuluş savaşı ve onun getirdiği devletlerarası diplomasi durmaktadır, diğer yanda ise Doğu ve Güneydoğu’da binlerce yurttaşımızı, askeri, polisi katletmiş bir örgütün lağvedilmesi için yürütülen siyasi pazarlıklar.
Atatürk’ün adını, emperyalizmin bölgedeki harita arayışlarına ya da içeriği milletten gizlenen kapalı kapı süreçlerine kalkan yapmak kimsenin harcı değildir. Terörle mücadele başka bir şeydir, devletin egemenlik haklarını ve tarihsel birikimini kavram karmaşasıyla eritmek başka bir şeydir.
Gerçek Mustafa Kemal’cilik; Ne emperyalizmin reçetelerine ne de tarihsel gerçekleri tahrif eden ucuz benzetmelere prim vermemektir.
Tam bağımsızlık ve ulusal bütünlük, analoji oyunlarıyla pazarlık konusu yapılamaz.
E Meltem
"Türkiye'de, Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler, parakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. Tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar meyhaneler fuldur. Stadlar Türkiye'nin her vilayetinde lebaleptir. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür, Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz..."
Allah'ın sopası yok işte. Bu SAÇ kaskalıyla, Metin Tekin, Fenerbahçe'nin 4 golle galip geldiği maçın ardından yarım saat Fenerbahçe'yi gömüp, sonra da ligde tarif edilebilir tek oyunu Beşiktaş oynuyor diye @neosportr yayınında ahkam kestiler. Açtım izledim bakalım bu tarif edilebilen oyun neymiş diye.
Oyunun hiçbir bölümünde hakimiyet kuramadıkları, öyle pas falan yapamadıkları, golü yedikten sonra doldur boşalt yapmaya çalışıp, topu da kontrol edemedikleri için onu da beceremedikleri bir oyun tarif edebiliriz.
Geçen hafta @AbdulkerimDrmz_ hocaya da sordular. Beşiktaş'ı nasıl buluyorsun dediler. O da "bir Alanya'da göreyim anlatırım" demişti.
Bu SAÇ kaskalının ettiği laflardan biri tesadüfen gerçek olsa, "her şeyi biliyor" diye post atarsınız. Yapacak mısınız Abdülkerim Durmaz için de her şeyi biliyor diye sosyal medya post'u?
Yapmazsınız çünkü Fenerbahçe'ye kaos çıkaracak bir laf etmedi.
Niyetiniz belli... Her şeyi kaydediyorum, her şeyi! Her lafınızın peşindeyim...
Kılıçdaroğlu’nu destekleyen ekipte yer alan eski CHP İstanbul Milletvekili, geçmişte SHP-CHP İstanbul İl Başkanlığı ve CHP Parti Meclisi üyeliği de yapmış olan iş insanı Ali Özcan, CHP’de ve ülkede yaşanacakları bana yaklaşık 2 yıl 3 ay önce anlattı.
Henüz Bahçeli’nin DEM Partililerle TBMM açılışında el sıkışmadığı, grup toplantısında Öcalan’a çağrı yapmadığı, açılımın sözünüm edilmediği dönemde Ortadoğu’da yeni bir düzen kurulacağını, yeni süreçte Türkiye ve tüm bölge için çok önemli değişiklikler yaşanırken CHP’nin başında Kılıçdaroğlu’nun bulunması gerektiğini, bunun hayati önem taşıdığını ve kendisinin de içinde olduğu bir grubun bunun için çalıştığını söyledi.
Kılıçdaroğlu’nun bir yıllığına yeniden genel başkan olduktan sonra kurultay yapılabileceğinden söz etti.
İsmail Kartal’dan bağımsız olarak, Aykut Kocaman’ın yerine kim tercih edilirse edilsin Fenerbahçe taraftarının %99,9’u üzlecekti ve öyle de oldu.
Aykut Kocaman, sadece bir futbol adamı değil, Fenerbahçe’nin yetiştirdiği 1 numaralı değeridir.
Böyle bir değerin 2018 yılından beri değerlendirilememesi başarısızlıklarla geçen sezonların en önemli sebebidir.
Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor ölüm ve sürgün kitabında, tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...
Balkanlar'da Türkler insanlık tarihinin en ağır katliamına uğradı diyor!
Milyonlardan bahsediyor!
Biliyor musunuz?
Anılarına bıraktık anıtı bir taş diktik mi?
Bir zamanlar onlar da sizin gibi mutlu bir yaşam sürüyorlardı.
Ve Osmanlı'nın son döneminde, iyi yönetilemeyişin sonucu büyük bir soykırıma uğradılar!
Ve çoğumuz, bir asırdan biraz fazla süre önce yaşanan bu büyük acıları bilmiyoruz bile...
En azından şimdi izleyiniz ve PAYLAŞINIZ lütfen!
Ve dua ediniz o canlarımız için!
Biraz daha Aykut Kocaman konuşalım. Aykut Kocaman, Türkiye'deki genel futbol iklimine uyum sağlamamış bir karakter olduğu için, Sinan Engin'lerin, Fatih Terim'lerin, Şenol Güneş'lerin dünyasından biri olmadığı için böylesine dışlanmış bir isim oldu.
Peki neden bir türlü silinemiyor. Neden hep var?
Çünkü Aykut Kocaman, futbolculuğunda da teknik direktörlüğünde de ülke futbolunun sığ iklimine rağmen çok büyük bir star ışığı olan bir ikondur.
Tanju olduğu için Milli Takım'a çağrılmazdı. Her transfer döneminde Fenerbahçe'ye santraforlar gelirdi ama Aykut Kocaman çıkar gemiyi yürütürdü.
Aykut Kocaman'a "senden daha iyisini duyana kadar sus" gevşekliklerini yapamazsın. Zamanında Televole'ye şakalar yapanlardan da değildi çünkü.
Gerçek bir sporcu, gerçek bir futbol insanı ve gerçek bir entelektüel. Sizin tamamen başkalarını hırpalamak ve linç etmek üstüne kurduğunuz, sürekli tüketime dayanan futbol zihniyetinize karşı, bir beyaz gölge gibi sportmenliği ve duruşundan taviz vermeyen, idealist bir adamı anlatıyoruz Aykut Kocaman derken.
Eğer ona buna mavi boncuk dağıtan, eğilip bükülen biri olsaydı, zaten Milli Takım'ın teknik direktörlüğünü hak eden biriydi. Adı bile geçmedi.
Fenerbahçe'yi düştüğü zorluklardan Fenerbahçe'nin aykırı yıldızı çıkaracak.
Her zaman, en zor zamanlarda ortaya çıkar, göğsünde çok estetik bir şekilde topu yumuşatır, en estetik vuruşu yapar ve bizi ayağa kaldırır!
Hayata "vuruyor" Aykut Kocaman! Hem de nasıl "vuruyor" Aykut Kocaman!
1 Aylık Adaylık Kampanyasının Kısa Özeti.
📌Galatasaray Lisesini kazandım ama gitmedim dedi, o dönemin gazetesi ortaya çıktı. Kazananlar listesinde ismi yok.
📌Stadyum izinlerin alınması aylarca sürer dedi. Ardından hiçbir yetkisi olmamasına rağmen ben izini aldım zaten dedi.
📌Leao transferini gündeme soktu, milan'ın önünden foto yaydı, beceremeyince 10dk izledim bize göre değil dedi geçti.
📌Aziz Yıldırım ramazanda uzattığım eli sıkmadı dedi, videoları çıktı elini sıkıyor.
📌Osimhen'i istesem alırdım, neden aldırılmadığını şimdi konuşmayayım diyerek Ali Koç'a engel oldu imasında bulundu.
📌12 Mayısta Fenerbahçem için gaz yedim dedi, o tarihte yurtdışında olduğu ortaya çıktı
📌6 dünya yıldızı gelecek ( 2 forvet - Kale - Stoper - bek - kanat ) hepsi osimhen kalibresinde olacak dedi. Osi kalibresinde bir kişi bile yok.
📌Aziz Başkan hocayı seçimden sonra dediğinde 3 hafta trolleri ile saldırttı ve çıkıp dedi ki, bizim hocamızı Seçimden önce sandığa gelirken bileceksiniz ona göre oy vereceksiniz. beceremeyince hocayı seçim sonrası açıklayacam dedi.
📌Kerem Aktürkoğlu 'nu hediye ettim dedi, sadece maaşını ödediği bonservisi kulübün ödediği ortaya çıktı.
📌Kulübe 50M + para verdim dedi, kulüp kayıtlarına göre sadece Kerem'in 10 aylık maaşını ödediği çıktı.
( bu ortaya çıkınca İrfan'ın maaşını da ben ödüyorum diyerek Fenerbahçe'nin usülsüzlük yaptığını kamuoyu önünde ifşaladı. )
📌Kerem transferinde bir ceza yok rahat olun dedi ancak UEFA kaynakları bunu da yalanladı. Maddi ceza gelecek.
📌Yapı olacaksa yapıyı bu kardeşiniz kuracak, tüm kadrolara Fenerlileri yerleştirip kendi lobimizle şampiyon olacağız şeklinde imalarla Fenerbahçe'yi alenen hedef tahtasına koydu.
📌Ben limit filan tanımam, istediğimi getiririm sonra bir yolunu buluruz diyerek usülsüz iş yapacağını lanse etti. ( Tüm bu itiraflar şimdiden malum camia tarafından gündeme taşınmaya başladı )
📌Eylül 2025 - Fenerbahçe'yi Ali Başkanımızla birlikte maddi bağımsızlığa getirdik dedi - Mayıs 2026 - Borç çokmuş korkmuyoruz dedi.
📌Porto Başkanı beni aradı büyük bir iş başardın biz alacaktık nasıl başardın ? Dedi - Porto başkanından yalanlama geldi kendisini tanımıyorum öyle bir konuşma geçmedi.
📌Sporting Kulübü - Suarez için bizimle bir görüşme olmadı asılsızdır.
📌Al Ahli kulübü - Merih ile daha yeni sözleşme uzattık, o bizim oyuncumuz.
📌Guirassy i ben de takip ediyordum, zaten biz de görüştük biz de getireceğiz dedi. Ancak sonradan ismi bir daha söylenmedi.
📌2 Yıl Ali Koç ile yapı bahanesi sundu, aday olunca yapı mapı inanmıyorum dedi.
📌 Ali Koç'un 2 sene transfer yapamama sebebi olarak UEFA FFP kurallarını göstermesini boşa düşürecek bir çok açıklama yaptı.
📌2 kere Aziz Yıldırım üzerinden Fenerbahçe'ye şikeci imasında bulunan içerik yayıldı. Birincisini yayanların kendi grup mesajları ifşa oldu. Safinin ekiplerinden talimat aldıkları için paylaştıkları ortaya çıktı. Konu kapatıldı. 2. Olayı ise yalanladı
📌Troller ile sürekli değerlerimize ve Aziz Yıldırım'a bel altı saldırılar yapıldı.
( Tek tek yazarsam buraya sığmaz )
📌Ali Koç için çıkıpta yapı yapı ağlamayacaksın dedi
📌Başkanlık 65 yaşından sonra yapılmaz dedi. Cumhurbaşkanımız dahil birçok yeri rahatsız etti.
📌Aziz Yıldırım için 4te 0 yapan başkandan olmaz dedi, 7de 0 yaptıkları yıl gitme sana muhtacım diye zıplıyordu.
📌Ayıca Aziz Yıldırım ve arkadaşlarına sayısız saygısızlık terbiyesizlik yaptı. Onları buraya tekrar yazmayacağım. Elim gitmez.
Yazarken aklıma gelmeyenler olmuştur mutlaka. O kadar çok ki... unuttuğumuz varsa ekleyin siz.
Saçma sapan haraketleri ile tüm Türkiye'ye dalga konusu olan videolarını saymıyorum.
Günlerdir rakipler tarafından camiamızın aşağılanmasını izliyoruz.
Şimdi vicdan sahibi tüm kongre üyelerimize soruyorum. Sadece 1 ayda bizi bu noktalara düşüren birisine koca 120 yıllık çınar olan asil camiamızın tüm yetkilerini nasıl vereceksiniz ?
Ali Akbaş’ın sorusuna iki kısa video ile cevap verdim. İddia ettiği gibi hikâye anlatmıyorum. Genelkurmay belgelerine, İngiliz kaynaklarına ve Royal Air Force raporlarına dayanarak bilimsel ve akademik cevaplar veriyorum.
Son dönemde sosyal medyada Aykut Kocaman’a yönelik saldırılar, "sportif eleştiri" sınırlarını çoktan aştı. Karşımızda net bir tablo var: Hocanın teknik direktörlüğü, taktik anlayışı ve futbol bilgisi üzerinden değil, organize bir itibarsızlaştırma ve sosyal medya zorbalığı yürütülüyor.
Aykut Kocaman, bu ülkenin futbol tarihine hem futbolcu hem de teknik direktör olarak altın harflerle adını yazdırmış, en zor dönemlerde gövdesini taşın altına koymuş, saygın bir figürdür.
Elbette bir teknik direktörün oyun felsefesini, kadro tercihlerini veya açıklamalarını eleştirmek futbolun doğasında vardır. Rasyonel ve haklı eleştiriye kimse itiraz etmez. Ancak bugün yapılan, futbol konuşmak değil; bir futbol adamının birikimini, geçmişini ve saygınlığını sistematik şekilde eritme çabasıdır.
Hoca’nın bizzat ifade ettiği gibi, “bitmeyen bir Aykut Kocaman düşmanlığı” vardır. Kendi başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını ve futboldan anlamadıklarını, ekran başında klavye delikanlılığı yaparak sakin, birikimi ve duruşu olan bir insana kusanlar şunu iyi bilmelidir: Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’ye ve Türk futboluna bıraktığı miras, beğenin ya da beğenmeyin, tartışılmaz bir gerçektir.
89 şampiyonluğunda Aykut'un dev rolü Beşiktaş maçıdır.
Önce Zalad'ı Rıdvan'ın pasında çaprazdan geçti sonra 2. gol öncesi Gökhan tarafından düşürüldü penaltıydı ama Hakan tamamladı.
Ligde Beşiktaş'ı altı yıldır yenemiyorduk ve şampiyon olduk.
Dününü inkar edenlerin yarını olamaz.
Aykut sen bizim Kocaman gururumuzsun.
Not 1: İlk maçta bizi Ferdindand dağıtmıştı, o maçta Nezihi nefes aldırmadı İngiliz forvete. Hakan'ın da en iyi maçıydı.
Not 2: Ligde Beşiktaş'a bir sonraki dört sene sonra Uche'nin 1993'te tavana astığı golle geldiğinden 89 maçı özel olarak da çok kıymetli.
Not 3: Ben de Sivas maçının yıldönümünde yayınlanmak üzere bir Aykut Kocaman yazısı hazırlıyordum. Eren sağ olsun elini çabuk tutmuş.
Yıldıray BJKartal rumuzlu bir Beşiktaşlının Aziz Yıldırım yazısı;
......
Ben Aziz Yıldırım’ı istemeyen Fenerbahçelilere gerçekten anlam veremiyorum.
Çünkü mesele sadece saha içi değil. Mesele, Türk futbolunda kurulan düzene karşı kimin gerçekten dik durabildiği.
Bugün bakıyorsunuz;
Galatasaray eski Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur, “Kara Para aklama” iddiasıyla tutuklandı.
Galatasaray'ın asbaşkanı Rezan Epözdemir’in adı ise “rüşvet”, “casusluk” ve FETÖ bağlantılı soruşturmalarla gündeme geldi.
Galatasaray'ın Genel Sekreteri Eray Yazgan’ın adı yasa dışı bahis dosyalarında geçti.
MeritKing, Maydonoz Döner gibi sponsorluk tartışmaları günlerce konuşuldu.
Galatasaray çevresinde çıkan sponsorluk tartışmaları, yasa dışı bahis iddiaları, soruşturmalar, siyasetle kurulan yakın ilişkiler sürekli gündeme geliyor.
Dursun Özbek’in Murat Kurum’a verdiği açık destekler, Süleyman Soylu ile görüşüldüğü yönündeki iddialar, Florya projeleri üzerinden dönen tartışmalar kamuoyunda konuşuluyor.
Ama insanların asıl dikkat çektiği nokta şu:
Bu kadar tartışmaya rağmen kimse gerçekten dokunabiliyor mu?
İnsanlar bugün Türk futbolunda bazı yapıların korunduğunu düşünüyor. Hakeminden medyasına, federasyonundan bazı yargı süreçlerine kadar ciddi bir güven problemi oluşmuş durumda.
İşte Aziz Yıldırım’ın farkı burada ortaya çıkıyor.
Aziz Yıldırım hiçbir zaman korkan bir adam olmadı.
Federasyona karşı çıktı.
Medyaya karşı çıktı.
Siyasete karşı çıktı.
Ve en önemlisi, FETÖ yapılanmasına karşı en sert duran isimlerden biri oldu.
2011 sürecinde herkes susarken Aziz Yıldırım geri adım atmadı.
Cezaevine girdi ama boyun eğmedi.
Yıllar sonra o kumpas davalarının nasıl kurulduğu ortaya çıktı.
Bu yüzden bugün birçok insan Aziz Yıldırım’ı sadece eski bir başkan olarak görmüyor.
Onu, Türk futbolunda belli yapılara karşı direnebilen son güçlü figürlerden biri olarak görüyor.
Hatta bana göre Galatasaray düzeninin en büyük korkulu rüyası Aziz Yıldırım’dır.
Çünkü Aziz Yıldırım olduğunda herkes bu kadar rahat hareket edemiyordu.
Ve onun şu sözü bugün hâlâ çok şey anlatıyor:
“Her zaman korkmadan yaşayın ve doğru bildiklerinizi her zaman söyleyin. Çünkü korkmadan yaşayanlar bir gün ölür, korkarak yaşayanlar ise her gün ölür.”
103 gollü şampiyonluktan önce, Fenerbahçe üst üste 3 kötü sezon geçirmişti. O dönemlerde 2-3 yıl başarısızlık bile büyük bir travma sayılırdı yani rakipleri gibi 14-15 yıllık hasretleri Fenerbahçeliler bilmezdi. Bir Fenerbahçeli için 3 kötü sezon bile “bu bir kabus” demeye fazlasıyla yeterdi.
İşte o başı eğik geçen 3 sezonun ardından, neredeyse baştan kurulmuş bir kadro ve sezonun ilk maçı…
Rakip Rizespor. İlk 60 dakika 0-0 geçmiş, hepimizi “bu sezon da yine kötü geçecek” karamsarlığı sarmıştı ki, ikinci yarıda oyuna giren asker Aykut sahneye çıktı. 60'tan itibaren adeta patladı: vurdu 1-0, attı 2, attı 3… Tam 4 gol attı, maç 5-0 bitti.
3-0’dan dönüp 4-3 kazanılan Galatasaray kupa maçı. O maçta da ilk kurşunu atan, bir anlamda onur savaşını başlatan yine Aykut oldu.
Tarih 5 Mayıs 1996… Rüştü kalede devleşmese şampiyonluk belki çoktan kaçmıştı ama işte Fenerbahçe’nin kral Aykut’u vardı. Bu defa 82'de Trabzon deplasmanında son kurşunu attı ve “kaçtı” denilen şampiyonluk Aykutla geldi.
Sonra 2010-2011 sezonu… Aykut artık takımın başında teknik direktör. Fenerbahçe’yi 18. şampiyonluğa taşımış, doludizgin giden bir takım yaratmıştı. Fakat bu defa da Fenerbahçe’nin karşısına 3 Temmuz karanlığı çıkarıldı. Siperden çıkıp öne ilk atılan yine Aykut oldu. “Hadi vurun, biz öyle ölmeyiz” diyordu.
1988’den beri Fenerbahçe ne zaman karanlık bir döneme girse, Aykut o karanlığın karşısına Kocaman dikildi.
Bugünün Fenerbahçe’si ise tarihinin en uzun başarısızlık döneminden çıkmaya çalışıyor. Kulüp yeni bir başlangıç için belki de tarihinin en kritik kongresine gidiyor.
Bugün Fenerbahçe’de yalnızca “Başkan kim olacak?” sorusu değil, “Takımın hocası kim olacak?” sorusu da büyük heyecanla tartışılıyor.
O isim yeniden Aykut Kocaman olur mu, bunu şimdilik bilmesek de şunu çok iyi biliyoruz: Aykut Kocaman yeniden Fenerbahçe’nin hocası olsun ya da olmasın her gerçek Fenerbahçeli, onun hakkında nasıl konuşulacağını ve onun nasıl anılması gerektiğini çok iyi bilir. Bunu bilmeyenlerin ise Fenerbahçeliliği tartışmalı hale gelir.
Günlerdir Aykut Kocaman üzerinden sergilenen çok çirkin bir üslup var. Bu seviyesizliğe karşı her Fenerbahçelinin bir duruşu olmalıdır çünkü Fenerbahçe’nin Cihatları, Lefterleri, Canları, Fikretleri, Selçukları olduğu gibi Aykutları, Oğuzları, Rıdvanları ve daha niceleri vardır.
Eleştiri haktır hatta görevdir ama onlara saygısızlık ve hakaret Fenerbahçeliliğe ihanettir.
Aykut Kocaman hocalığındaki gibi bütünselci yaklaşmış soruna.
120 senelik kudrete 10 yıl buhran nedir ki diyor, tüm yaşadıkların koca kitabın anca bir sayfası olur diyor, 1 metre yerin üstündeyse 10 metre de altında vardır siz raadolun diyor 👋👋
Ne hocası getirin başkan yapın.