Arabamı sattım. Bir ay oldu. Kapalı otoparktaki numaralı yerim boştu.
Bir indim…
Benim yerimde başka bir araba.
Yan tarafta arabası olan komşu, ikinci arabasını benim yerime koymuş. Güvenliği aradım.
“Uyarın,” dedim.
On beş gün geçti. Yine indim. Bu sefer kendi arabası yine benim yerimde. Tekrar aradım.
“Gerekirse ceza kesin,” dedim.
Yarım saat sonra kapı çaldı. Adam kapıda. Bekledim ki “Kusura bakmayın,” desin. Belki kiralamak ister. Sitelerde boş yeri olanlar, ikinci aracı olana kiralıyor. Kibarca reddederim; zaten bir ay sonra araç alacağım diye düşündüm.
Bunların hiçbirini demedi.
— Ben üst kat komşunuzum, doktorum, sağlık çalışanıyım. Arabam hastaneye ait. Sizin aracınız yok sanırsam. Bizde iki tane var. Park ediyorum?
Cümlenin tercümesi şuydu:
“Boşsa bedava benimdir.”
— Uygun değil, dedim.
Gitti.
Sonra merak ettim. İsmini, soy ismini aradım. Irak’ta bir tıp fakültesi mezunu. Denklik yok. İlaç firmasında pazarlamada çalışıyor. Pandemi dönemi diye bir de bu unvanı “sağlıkçıyım” diye avantaja çeviriyor. Altı aydır aidat da ödememiş.
Ama özgüven tam.
Unvan büyük.
Sınır küçük.
Aylar sonra arabamı aldım. Annemlere gittim. Numaralı açık otopark. Yıllık ücretini biz kardeşler ödüyoruz. Yerimde sıfır, kırmızı bir araba. Önde telefon numarası var, aradım.
— Bizim hanım park etmiştir, siz bir yana koyun, dedi adam.
Bir yana koyarsam akşam gerçek sahibi gelecek.
— Hanımı arayayım, insin.
Yirmi beş dakika bekledim. Kadın geldi. Bekledim ki “Özür dilerim,” desin. Kim bilir ne kadar mahcup olmuştur başkasının yerine park ettiği için. Ben de “Olmuş bir kere,” diyeceğim.
Demedi.
Etrafı süzdü.
— Siz pek gelmiyorsunuz galiba buraya.
— Haftada birkaç gün ben, bazen diğer kardeşim gelir, dedim.
Omuz silkti. Kendince espri yaptı:
— O zaman ara ara biz bırakabiliriz, demek oluyor bu…
Bu izin istemek değildi. Hak devri teklifiydi.
— Hayır, bırakmasanız iyi olur. Ücret ödüyoruz, dedim.
— Biz de ödüyoruz, dedi.
Tek araç için ödüyorsun. İkinci sıfır aracı aldıysan bul bir park yeri, abone ol, demedim; konu uzamasın diye…
Ama mahcubiyet yoktu.
O gün anladım:
Bazı insanlar boşluğu fırsat sanır.
Sahibi görünmeyen şeyi sahipsiz zanneder.
“Nasıl olsa kullanmıyor.”
“Nasıl olsa gelmiyor.”
“Nasıl olsa idare eder.”
İzin istemek yok, özür yok.
Sorun park yeri değil…
“Boşsa benimdir.”
Hayatta da böyle.
Boş bıraktığın saygıyı doldururlar.
Boş bıraktığın sınırı test ederler.
Boş bıraktığın alanı sahiplenirler.
En ilginci?
Özür dilemezler, mahcup hissetmezler.
Çünkü kendilerini haksız görmezler.
Bir Instagram kullanıcısı yapay zeka yoluyla Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraf ve videolarını son zamanların popüler olan Papaoutai (Neredesin Baba?) şarkısı eşliğinde canlandırdı.
💥 Jahrein: (PKK’lıların saç örme eylemi hk.)
“Bu kadınlar dağlara çıkarılırken, 50-60 yaşındaki PKK’lı yöneticilere 15-16 yaşındaki kız çocukları peşkeş çekilirken neredeydiniz?
Aybüke öğretmen katledilirken, 16 yaşındaki Serap Eser molotofla acılar içinde ölürken neredeydiniz? Onunki kadın vücudu değil miydi?
O yüzden bırakın bu işleri. Kimsenin kadın vücudu bilmem ne savunduğunu düşünmüyorum. Dümdüz terörist olduklarını düşünüyorum.”
Hiç bir Tarih Profesörü, Bilge Kral Bedrettin Dalan kadar lezzetli tarih anlatamaz herhalde.
Yok böyle bir ders.
Bakınız, Yavuz Sultan Selim mi Türk, yoksa Şah İsmail mi?
İşte ikisinin dili ve şiirleri⤵️
Şimşir kafalı avanak da dinlesin...
@aykiricomtr olayın görüş açısında olan motorcu, yaya hızına göre yer değiştirme hızı daha fazla. motor veya araba kullansanız da size göre görüş açısı dar olana yaklaşırken kontrollü olmak, gerekirse yavaşlamak, durmak, yol vermek gerekir. acele ne için? kazanın maliyeti her zaman fazladır.
@trivelaspor Fenerbahçenin teknik direktörü olmaya kalkması en büyü hatasıydı. Maçlarda teknik direktör ihtiyacı olduğu zamanlarda o da bizim gibi maçı izledi. Duran topta hiç mi bir plan olmaz. hepsi aynı şekilde nasıl kullanılır? işe yaramadığı halde.
Şükrü Saraçoğlu’nda 41 bin 663 kadın ve çocuk, Fenerbahçe’yi yıkabileceğini sananlara en büyük ders, dünyada görülmemiş kararlı bir haykırış, Hep bir ağızdan “Fenerbahçe” diye bağıran kadın ve çocukların gözündeki gurur…
20 Eylül Dünya Fenerbahçeli kadınlar günü kutlu olsun. https://t.co/y1NuURvDEw