AKP'liler fark��nda değiller ama bu işte bir terslik var.
Trump, kimse benim kadar İsrail'i desteklemedi diyor ve ekliyor, Erdoğan dediklerimi hep yaptı.
Bizim Gazze'ciler bunu alkışlıyor.
Bu durumun utanç verici olduğunu anlatmanın bir metodu olmalı.
İspanya ABD'ye meydan okurken, Erdoğan uslu çocuk ilan ediliyor ve biz ne büyük bir lider diye alkışlıyoruz.
Gerçekten hiç saçma bulmuyor musunuz?
24 yıldır ‘AK Parti düşerse Gazze düşer’ diyenler, bugün Netanyahu’ya Gazzeli Müslümanları katletmesi için, kendi deyimiyle “ismini bilmediği silahları veren’ Epstein/pedofili suçlusu Trump’ı İslam topraklarında ağırlamaktan gurur duyar hale geldi.
Afganistan’ı, Irak’ı ve Libya’yı kan gölüne çeviren ABD’nin küstah Başkanını topraklarımızda ağırlamak ne zaman şeref oldu.
İzzet ve Şeref bizim, zillet onların değil miydi? Biz hak, onlar küffar/batıl değil miydi?
Biz ne ara bu hale geldik?
Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinenler, onların (kafirlerin) yanında izzet ve ��eref mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir. (Nisa 139)
Allah aşkına bu cümleye edecek iki cümleniz yok mu?
Trump diyor ki:
"Türkiye, birçok açıdan, sadık olmasını beklediğimiz bazı ülkelerden bile daha sad��k bir tutum sergiledi."
Yenilir yutulur bir cümle mi?
Kimse mi rahatsız olmaz, Türkiye'yi küçümseyen bu tavrından.
Trump Amerikan tarihinin en azılı İsrail destekçisi başkanıdır. Gazze’de katledilen her Filistinli’nin kanında onun parmak izleri vardır. Trump’ın Türkiye’ye gelişine karşı çıkmak hem imani hem de insani bir duruştur.
Çocuklarımızı Bizden Çalan Teknoloji Efsaneleri
Bugün yine “kaşınasım” geldi ve çocuklarımızı elimizden alıp tablete teslim eden teknoloji yalanlarını ifşa ediyorum..
EFSANE - 1
“Teknolojiyi ne kadar erken öğrenirse o kadar iyi olur.”
GERÇEK: Erken maruziyet, uyku problemlerine, dikkat bozukluğuna, duygusal regülasyon bozukluklarına, zihinsel gelişim sorunlarına ve agresifliğe yol açıyor.
EFSANE -2
“Teknoloji kurdu çocukların beyinleri çoklu görevlerde daha iyidir.”
GERÇEK:
Ekranlardaki çoklu görevler odaklanmayı düşürür ve dikkat bozukluğuna yol açar.
EFSANE - 3
“Tabletlerde eğitici içerikler de var.”
GERÇEK: Internet’teki içeriklerin 10’da 9’u çocuklar için yararsız ya da uygunsuzdur. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, algoritma çocukların karşısına onları bağımlı yapacak içerikleri kasıtlı olarak çıkarır.
EFSANE -4
“Çocuğum çevrim içi bir sürü arkadaş ediniyor.”
GERÇEK:
Çocukların gelişimi için arkadaşları ile gerçek hayatta bir araya gelmesi gereklidir. Sanal arkadaşlıklar çocukların sosyal becerilerini geliştirmez.
EFSANE - 5
“Sosyal medya, çocukların iletişiminin kopmasını önlüyor.”
GERÇEK: Sosyal medya çocuklarda öz benlik, öz saygı ve öz güven kaybına yol açar. Başta cinsiyet problemleri olmak üzere birçok psikolojik bozukluğun kaynağıdır.
EFSANE - 6
“Gelecek, teknolojiye hakim çocukların olacak.”
GERÇEK:
Gelecek, gününü 7 saat çevrim içi geçiren değil, teknolojiyi doğru yaşta, doğru amaçlarla ve üretim için kullanan çocukların olacak.
EFSANE - 7
“Ekran ışığı sadece çocuğun gözlerini yorar.”
GERÇEK: Mavi ışık çocukların uyku hormonlarını yarıya indirir. Uyku düzenleri mahvolur ve yataktan dinlenmemiş şekilde çıkarlar. Ayrıca gözlerini de pek güzel bozar...
Bunlar, çocuklarımızı ekranlara kurban vermemiz için uydurulan efsanelerden sadece birkaçıydı. Mutlaka sizin bildikleriniz de vardır.
Bu bilgilerin çevrenize de yayılması iyileşmeyi hızlandıracaktır. Lütfen paylaşın ve düşüncelerinizi yorumlara yazmayı unutmayın..
Canım devletimin şu nezaketine, zerafetine, hassasiyetine bakar mısınız? Nasıl olsa sabah namazına kalkmış, abdest almışlardır diye bu tatlı teyzeleri sabah 4’te almışlar. Bu devletin kodlarında hala İslam var.
Sosyal Medya Bağımlılığından Nasıl Kurtuldum?
Bundan 3 hafta kadar önceydi, eşimle bir göletin yanına şezlonglarımızı kurmuş, yanımıza aldığımız sandviç ve çayla kahvaltı ediyorduk. Heen aşağımızdan geçen yaya yolunda bir babayla kızı voleybol oynuyordu. Onları gözlemlemeye dalmıştım.
Meslek hastalığı işte, baba ve kızı voleybol oynarken, top kaçtığı zamanlar, çocuğu topu getirirken telefonuna bakmaktan kendini alamadığını gördüm. Hatta kızı “baba” diye seslenmeden kendini tekrar oyuna vermiyordu.
İçimden “cık, cık, cık” yaptım. Hemen yargı mekanizmam çalışmıştı. Oysaki ben de uzun zamandır sosyal medyaya bağımlı olduğumu içten içe biliyordum. Çünkü bağımlılığın bütün belirtileri tıpkı bu baba gibi bende de vardı...
Ekran süreme baktığımda sosyal medya kullanımımın günde 5 -7 saate kadar geldiğini görebiliyordum. Hoş o süreye bakmaya gerek yoktu. Bağımlılık belirtileri apaçık ortadaydı.
İlk olarak, artık en ufak bir boşluğumda elimin telefonuma gittiğini fark ettim.
Ben har sabah 04.00’de kalkar, kitabımı okur, araştırmalarımı yapar, gün ayd��nlanınca sporumu yapar ve kahvaltıyı hazırlardım. Bu benim verimliliğimin sırrıydı. Ama artık bu verimlilik tamamen gitmişti.
Gece herhangi bir sebeple uyandığımda ilk işim “X” uygulamasını açmak olmuştu. “Bildirimlere bakıp kapatacağım” diye açtığım uygulama beni sabaha kadar esir alıyordu. Ne kitap okumak, ne spor ne de kahvaltıyı hazırlamak...
Üstüne, doğru dürüst dinlenemeden güne başlıyor ve o günkü işlerimi bir sonraki güne erteleyip, tekrar X uygulamasına döner olmuştum. Artık günlerim, dayak yemiş gibi, yorgun, bulanık, sinirli ve depresif geçmeye başlamıştı. Elbette algoritmanın istediği öfkeli twitleri atanlardan bir haline de gelmiştim.
Artık kitap okuyan, kitap yazan, araştırma yapan, bilgi paylaşan, spor yapan ve yaşamı pozitif yaşayan biri olmaktan tamamen çıkmıştım.
Ta ki o kızıyla voleybol oynayan babayı görene kadar bu böyle gitti. Artık bu durum değişmeliydi.
İlk önlemim, geceleri telefonu başka bir odada bırakmak oldu. Üstelik bu odayı, tuvalet ve yatak odası arasında olmayacak şekilde seçtim ki uğrayıp elime almayayım.
Bu önlem çok işe yaradı. Daha ikinci geceden itibaren yeniden kitap okumaya başlayabildim.
Elbette, gece geç uyuma işi bitti, uykum düzene girdi, sabahları dinlenmiş ve huzurlu uyanmaya başladım.
Hafızamın tekrar eski formuna girmesi, olumsuz ve kederli halimin daha neşeli hale dönmesi, tekrar yazı yazmaya başlamam, aldığım sadece tek önlemin sonuçlarıydı.
Bunun dışında aldığım, ikincil ama uygulaması daha kolay önlemler var.
Kafede ya da bir dost sohbetinde telefonu ya hiç çıkartmıyorum ya da masaya ters çevirip bırakıyorum.
Trafikte telefonumu ters çevirerek kolluğun altındaki boşluğa koyuyorum.
Geceleri telefonu yattığım odaya sokmamak, sadece 3 haftada beni tekrar eski halime dönüştürdü. Sadece tek önlem. Belki sizinki başkadır.
Mesela eve gelince yemek yiyip sofradan kalkana kadar bakmama kararı alabilirsiniz.
Belki bütün ev ahalisi telefonları belli bir saatten sonra plastik bir kutuya koyup unutabilirsiniz.
Anlattığım hikaye bir başkasına ait değil. Bizzat, şahsen, tamamen, bendeniz dijital babaya ait.
Sosyal medya bağımlılığından kurtulmanın ilk şartı galiba size verdiği zararı görebilmek. Umarım siz telefonuna bakmaktan çocuğunu göremeyen bir babaya rastlamadan bu işi çözebilirsiniz.
Genel Başkanımız Sn. Mahmut Arıkan’ın İl Başkanları Toplantısı’nda, komedyen Deniz Göktaş tartışmaları üzerine yaptığı değerlendirme, bazı sosyal medya hesapları tarafından, bağlamından koparılarak asılsız bir algı operasyonuna malzeme yapılmak istenmiştir.
Konuşmanın kasıtlı olarak gözardı edildiğini düşündüğünüz ilgili bölümü, kendi bütünlüğü içerisinde kamuoyunun takdirine sunuyoruz👇