Timur Soykan: "Bugün itibarıyla yüzü aşkın kişi tutuklandı. Bakın kim için? Trump için. Gazze’de katliam yapan, Gazze’de çocukları açlıktan öldüren, İsrail’le iş birliği yapan, o soykırıma ortak olan Trump için…
Niye tutuklanıyor bu insanlar biliyor musunuz? Trump’ı üzerler, NATO’yu protesto ederler diye. Gazze’de çocukları açlıktan öldürenleri protesto ederler, onları üzerler diye, bu memleketin yöneticileri bu memleketin vatandaşlarını hapse atıyor. Utanılacak bir şey söyleyeyim mi size? En utanılacak şey bu."
Erkan Baş, muhteşem konuşmuş:
“Dünyanın savaş baronları, katiller, haysiyetsizler, Epstein belgelerinde adı geçen sapıklar Türkiye'ye gelecekler diye duvarların önüne brandalar çekiyorlar
Şu yaşadığımızı dünyanın görmesinden utanıyorlar ama bunları bize yaşatmaya utanmıyorlar”
Murat Ağırel: "Telefonda "Bir emanet bıraktım oraya, Fırat sana" diyor. Savcılık bunu rüşvet sayıyor.
Peki "emanet" dediği şey ne? Adalar'daki Kahve Dünyası'ndan alınmış, biri büyük biri küçük iki kutu çikolata.
Fişi de var, kamera görüntüsü de.
Bakılsa o şeyin para değil çikolata olduğu ortaya çıkacak. Ama suçlamaların içinde rüşvet olarak yer alıyor."
Sarıyer’de rezerv alan ilan edilen poligon mahallesinde yaşayanların tapularına çöküldü. 50 yıllık tapular iptal edilerek, inşaat şirketlerine devredilmiş.
Ekrem İmamoğlu benim diplomama çökenler yarın sizin tapularınıza çöker demişti.
Butlan kararıyla partinize, rezerv alanı diyerek evinize çöküyorlar.
Timur Soykan: "İşte niye Zübükler Göçü bu bölümün adı? İşte bu fotoğraf nedeniyle. Bakın fotoğrafta gördüğünüz kişi Haymana Belediye Başkanı Levent Koç zübüklükte yeni bir zirveye adım attı.
Erdoğan'ın elini öperek kendisini, halkı nasıl kandırdığını, halkı nasıl dolandırdığını bir anlamıyla ilan etti.
Şimdi Haymana belediye başkanı Levent Koç'a biraz daha yakından bakalım. Kendisi çünkü Erdoğan'ın elini öpmeden sadece birkaç gün önce, geçen cumartesi günü Mansur Yavaş'ın elini öpüyordu çünkü kendisinin AKP'ye geçeceğine dair dedikodular çıkmıştı.
Ve cumartesi günü Mansur Yavaş'ın yanına gitti. ‘ben AKP'ye geçmiyorum ne alakası var sizin elinizi öpeyim’ dedi…
Hatta Özgür Özel'le telefonda konuştu. Özgür Özel'le dedi ki 'ya ne AKP'ye geçmesi ben görevin başındayım' dedi."
📍Onurunu satmayan milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, büyük bir soygun iddiasını ifşa etti!
“— AKP döneminde hayata geçirilen kılçıksız soygun modeli!
— 2018-2025 yılları arasında; AKP’nin 5 yandaş şirkete ait santrallere, “üretmedikleri elektrik” için, 559 milyon dolar teşvik ödemesi yaptığını tespit ettik!
— Bunun adı, devletin kasasını yağmalamaktır!..”
Üretilmeyen elektriğe ödeme! Bu soygunu herkes duymalı! Helal olsun Deniz Yavuzyılmaz! 👏🏻
Oğlan sarılınca: “Havadan uçtu geldi” 😂
En güzeli oğlanın sonunda “Başkanım, var mı yapabileceğimiz bir şey” demesi. Bugüne kadar duydunuz mu bir siyasi lidere bunun sorulduğunu? Kazanacağız beraber 🥹
🇹🇷TBMM adına utanç gecesi!
➖Suudi Arabistan’la yapılan enerji anlaşmasının oylaması esnasında;
💡Genel Kurul salonunda yeterince milletvekili bulunmayan iktidar cenahı tarafından,
➖Tam 76 sahte pusula verilmiş.
➖Yani salonda olmayan 76 milletvekilinin imzalarını taklit edip,
➖Onlar adına sahte oy kullanmak istemişler.
➖Tek tek tespit ettik.
➖Ve oylama yapılamadan bu gece Meclis kapandı.
➖Demokrasiye ve millet iradesine ihanet bu.
➖Yazık bu güzel ülkeye.
#İBBDavası'nda 52. Gün
🔺️Üsküdar Salacak sahilinde kaçak yapıları yıkarken saldıraya uğradım.
🔺️3 yıldır devam eden bu yargılanmada hiç kimse bir haftadan fazla tutuklu kalmadı.
🔺️Ben ise 14 aydır tutukluyum.
🔴 İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı ve Şehir Plancısı
#RamazanGülten beyanda bulunuyor.
🔺️Kamusal alanı işgal ederek ticari faaliyet yürüten on iki yapıyı tespit ettik.
Bu yapılardan sekiz tanesinin yıkımını iki yıllık süreçte gerçekleştirdik.
🔺️Dokuzuncu yapının yıkımı sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından gece saat 02.00'de yıkıma engel olunması yönünde emniyete, ayrıca yıkımı gerçekleştirenler hakkında işlem yapılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına yazı gönderildi.
🔺️Kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla on gün boyunca iki özel kuvvet ekibi bölgede nöbet tuttu.
🔺️Tüm bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde büyük olaylar yaşanarak yıkıldı.
🔺️Onuncu yapının yıkımı sırasında ise gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için yaklaşık yirmi kişilik bir grubun saldırısına uğradık.
Linç edilmek istendim ve ciddi şekilde yaralandım
🔺️İki kaçak yapıya ilişkin yıkım süreci ise halen Danıştay'da devam etmektedir.
Kamu düzenini ve kamusal alanları korumaya çalışırken bana yönelik gerçekleştirilen bu fiili saldırıya ilişkin yargılama üç yıldır sürmektedir.
🔺️Bugüne kadar bu dosya kapsamında hiç kimse bir haftadan fazla tutuklu kalmamıştır.
🔺️Buna karşılık bugün ben, ismimin dahi açıkça zikredilmediği, soyut beyanlar ve atıflar nedeniyle 14 aydır özgürlüğümden yoksun bırakılmış bulunuyorum.
Yalnızca hukuka aykırı uygulamalara karşı durduğum için hedef alınan, bu nedenle fiili saldırıya uğrayan ve maruz kaldığı saldırıya ilişkin yargılaması üç yıldır sonuçlanmamış bir kamu görevlisinin; bugün suç örgütüne üye olmak, kamu görevini kötüye kullanmak, ihaleye fesat karıştırmak ve menfaat temin etmek gibi son derece ağır suçlamalarla yargılanıyor olması, adalet duygusunu derinden zedelemektedir.
Bu çelişkinin değerlendirilmesini ve hakkaniyetin tesis edilmesini Sayın Mahkemenizin takdirine sunuyorum."
Bugün oylanacak Avrupa Parlamentosu Türkiye raporu neyi içeriyor?
•Gri pasaportun vize muafiyeti suistimal edildi, hizmet için değil turistik amaçlı kullanılıyor.
•Laiklik uyarısı yapıldı. Dini temele dayalı bir ahlak anlayışı toplumun her katmanına kabul ettirilmeye çalışılıyor.
•Yargıda çifte standart olduğu iddia ediliyor. Demirtaş, Kavala, İmamoğlu gibi isimlerin dava ve tutukluluk süreçleri eleştiriliyor.
•Bakan Gürlek’e devletin baskıcı gücünü yargı eliyle kullandığı iddia ediliyor ve hakkında yaptırım talep ediliyor.
•Terörsüz Türkiye girişimleri destekleniyor.
•AB ve Türkiye arasında dünyadaki değişen dengelerden dolayı fırsat pencerelerinin açıldığı vurgulanıyor.
Bu belgeyi yazan, Nacho Sanchez Amor, ‘Türkiye raportörü olmak sinir bozucu bir iş’ dedi.
Lütfen, “Altı Ok”u yakanızdan ve ambleminizden çıkarın!
Şeyh Sait’le, İkinci Cumhuriyetçilerle ve Tom Barrack’la kucaklaşın.
Ve partinizin adını değiştirin…
Mesela, “Osmanlı Millet Partisi” olsun.
-CIA Orta Doğu Direktörü Graham Fuller, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını taklit etmiş gibidir. 1990’da şunları söyler:
“Kemalizm bitti… Bu nedenle, kendisine entelektüel güven duyan Türkiye, İslam’ın günlük yaşamdaki yerini almasını yeniden düşünmelidir.”
Hedef, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in olmadığı bir ümmet anlayışı…
-“Butlan vakası” sanıldığı gibi yalnızca koltuk ya da makam meselesi değil...
Önce federasyon, ardından parçalanmaya uzanan hüzünlü bir yolculuğun kilometre taşıdır…
Ve bu süreçte, Atatürk’ün vasiyeti, kendi evi kullanılarak çiğnenmektedir.
#İBBDavası'nda 52. Gün
"Evimizde yapılan aramada yalnızca bir çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuştur.
Onları da tutanağa geçirmemişler"
🔺️İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı ve Şehir Plancısı
#RamazanGülten beyanda bulunuyor.
🔺️Ben 20 yıldır şehir plancısı, 17 yıldır ise kamu görevlisiyim.
🔺️Mesleki bilgi ve birikimimi, beni yetiştiren Cumhuriyet'e ve halkıma faydalı olmak için kullandım.
🔺️20 yıllık meslek hayatımın sonunda, krediyle edinilmiş İstanbul Maltepe'de bir evim ve bir aracım bulunmaktadır.
🔺️Eşimle birlikte maaşlarımızla güçlükle ödediğimiz kredi ve borçların taksitlerini, maaşımın kesilmesi nedeniyle ödeyemez hale geldik ve bu nedenle evimi satışa çıkarmak zorunda kaldım.
🔺️Ancak hakkımda çıkan haberler ve karalama kampanyaları nedeniyle, dosya kapsamında tutuklu olduğumu öğrenen alıcılar evi satın almaktan vazgeçtiler.
🔺️Evi satamayınca aracımı sattım.
Tüm mal varlığım bunlardan ibarettir.
🔺️Evimizde yapılan aramada ise yalnızca bir çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuştur.
Ancak aramayı gerçekleştiren görevliler, bunların tutanağa geçirilmesine dahi gerek görmemişlerdir."
📌Peki o geniş topraklar senin ailenin miydi Ahmet Türk?
Senin ailen o topraklara çökmüştü, cebren ve hile ile ele geçirdiniz o toprakları...
"Dedemden kalma" dediğin Kasrı Kanco konağı dedenden kalmadı, zaten o konağın sahibi de deden değildi.
Milan Aşireti Lideri İbrahim Paşa bu konağın son hakimiydi sonra orayı Hamidiye Alayları komutanlarından biri olan Binbaşı Hüseyin Kanco'ya bıraktı.
‼️Senin baban Hüseyin Kanco'nun konağında oduncuydu, sonra Hüseyin ağanın dul kızı Türkiye Hanım ile evlendi. Hüseyin Ağa da kızı ve torununa bakılması kaydıyla tüm malını ve konağını baban Oduncu Sinan'a bıraktı.
Hüseyin Ağa'nın kızı Türkiye Hanım yaşlıydı, babana çocuk veremedi, baban da anneni Türkiye Hanım'ın üzerine kuma getirdi, o kadından sen ve abin Abdürrahim oldu.
Konağın, aişretin ve toprakların gerçek sahibi olan Türkiye Hanım bu durumu kabullenemedi ve evi terk etti, sizler o kadıncağıza iftiralar atarak aşirete ve topraklarına çöktünüz, gasp ettiniz.
Hatta Türkiye Hanım'a attığınız iftiralar yetmedi, kadıncağızı kendi oğluna öldürttünüz, namus temizlenmiş(!) oldu ama aslında hem kadından hem çocuğundan kurtuldunuz ve böylece Kanco Aşiretine, topraklarına, mülklerine çökmüş oldunuz.
Senin geniş topraklarım var dediğin topraklarının hikayesi budur Ahmet Türk. Bunu da herkes bilir, yaşından başından utanmıyor musun milletin malına çöküp gasp ettiklerinize "bizim" demeye.
Kürdistan'ın neresi olduğunu sizlere göstereceğiz, hiç merak etmeyin. Size hem Kürdistan'ı göstereceğiz, hem de katlettiğiniz, malına çöktüğünüz masumlar için hesap soracağız. Türk'ün öfkesi de hafızası da her zaman tazedir. Sadece bekleyin...
Kaç yıl milletvekilliği yaptınız?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kürt yurttaşı değil mi? Mecliste, kaç Kürt vatandaşı milletvekili var? Kaç bakan var? Bu konuşma, Türkiye’yi bölme amaçlıdır. Hedefiniz, bölünmüş bir Türkiye. Tek derdiniz bu. Çünkü, Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve Lozan’a düşmansınız. Nankörlüğün zirvesi.
Can Yılmaz, Türkiye’de tatil fiyatlarında Türk vatandaşına çıkan farkı eleştirdi:
🔹 “Almanya’dan geliyorsan 3 gün 4 gece 20 bin TL.”
🔹 “İstanbul’dan geliyorsan aynı tatil 56 bin TL.”
🔹 “İngiltere pasaportuyla 26 bin TL’ye kalıyorsun.”
🔹 “Aradaki 30 bin TL Türk vatandaşı olmanın cezası mı?”
🔹 “Dışarıdan geliyormuş gibi rezervasyon yapıyorsun.”
🔹 “Sonra otele gelince Türk olduğun anlaşılıyor.”
🔹 “Bu kez 30 bin TL daha istiyorlar.”
🔹 “Ben 26 bine Yunanistan’a giderim.”
🔹 “Halkidiki’de kalırım.”
🔹 “Mis gibi tatilimi yaparım.”
🔹 “Kirazı kiraz, çileği çilek tadında yerim.”
🔹 “Enayilik devri bitti.”
Kümese kayyum atanmasını iş dünyası alkışlamayacak mı?
Bu kayyum kültürü bir günde inşa edilmedi.
Belediyelere atandı, sus!🤫
Üniversitelere atandı, sus!🤫
Vakıflara atandı, sus!🤫
Bence hep susun!🤫
Bugün tavuğun kapısını çalan kayyum, yarın sizin kapınızı çalacak.
İyi olacak!
‘Tavuk satan adamlara ‘örgüt kurma’ suçu...’
👉🏻 Nefes yazarı Murat Muratoğlu: “Türk hukukunda kayyum müessesinin kullanıldığı yerler bellidir; kara para aklama, terör örgütüne destek, organize suç…
Yani şirketin faaliyetlerinin ‘Suç gelirine dönüştüğü’ iddia edildiğinde gündeme gelir.
Peki ne oldu? 13 tavuk şirketinin CEO’larına, yönetim kurulu başkanlarına, finans müdürlerine organize suç çerçevesinde işlem yapıldı.
Suçları; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ ve ‘Fiyatları etkileme.’ Yani tavuk satan adamlara ‘Örgüt kurma’ suçu...
Bugün tavuğun kapısını çalan kayyum, yarın herkesin kapısını çalacak. İyi olacak!
Şimdi asıl soruya gelelim; Tavukçular gerçekten kartelleşti mi?
Rekabet Kurulu 2025 Eylül’de zaten Banvit, Şenpiliç, Erpiliç, Lezita, Gedik, Hastavuk, Keskinoğlu’na tarihin en büyük gıda sektörü idari para cezasını kesmişti; yaklaşık 3.7 milyar TL...
Yani devletin elinde mekanizma vardı. İdari ceza vardı. Rekabet hukuku vardı. Şeffaf soruşturma vardı. Yapısal tedbir önerme yetkisi vardı. Kayyum nereden çıktı?
Peki tavuk fiyatları neden arttı? İnanır mısınız belki de fiyatı en az artan gıda maddesi kendisi…
Ayrıca; Yem maliyeti uçtu. Yem, mısır, soya, buğday demek. Mısırın ve soyanın fiyatı dolar cinsindendir.
Enerji maliyeti uçtu. Tavuk çiftliği elektrikle ısınır, doğalgazla işler. Ekonomi yönetimi çıkıp bizzat söylemiyor mu enflasyonu enerji fiyatları uçurdu diye?
Tavuk fiyatları yerinde mi sayacaktı? Faiz uçtu. Tavukçu, işletme kredisi çekiyor, çekemiyorsa nakdiyle dönmeye çalışıyor; ikisi de pahalı.
Bu girdilerin hiçbirini tavukçu manipüle etmedi. Bunların hepsi devletin kontrolünde…
Yem dolara bağlı, doları kim yönetiyor? Faizi kim belirliyor? Enerjiye zammı kim yapıyor? Asgari ücreti kim açıklıyor?
Şimdi maliyetin gerçek sorumlusu devlet çıkıp, ‘Fiyat artışından siz suçlusunuz’ diye tavukçuya kayyum gönderiyor.
Sıradaki kim? Süt sektörü mü? Ekmek üreticileri mi? Lastik üreticileri? Sigorta şirketleri? Bankalar? Eğitim kurumları? Hangisi?”
Kamu malına kim göz diker, kim yolsuzluk yaparsa; parti, makam ve kişi ayrımı yapılmaksızın hesabı sorulmalıdır.
İBB davasında yüzlerce kişi rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla yargılanıyor. Bazı suçlamalar ise hâlâ “miş, mış” boyutundan ileri dahi gidebilmiş değil.
Seçilmiş Belediye başkanları hakkındaki iddialar henüz iddia düzeyindeyken tutuklandılar ve görevden alındılar.
AK Partili Kırıkkale Keskin Belediye Başkanı Ekrem Cönger, rüşvet suçlamasıyla yargılandığı davada dün 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Rüşvet iddiasıyla yargılanan müteahhit ise 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Ekrem Cönger, tutuksuz yargılandığı gibi, hakkındaki iddiaları değerlendiren ağır ceza mahkemesi hapis cezası vermesine rağmen hâlen görevinin başında.
AK Partili Mesudiye Belediye Başkanı Cengiz Koçyiğit Cinsel saldırı suçundan 5 yıl hapis cezası aldı .Halen görevinin başında.
Adalet herkese eşit değil mi? İktidar partisinin temsilcileri mahkeme kararlarının sonuçlarından muaf mı?
“Ben gittim, oturdum karşımda bir ekran açık ama 'Adalet mülkün temelidir' yazmıyor. Bir ofis orası böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı bir tane kahve makinesinden anladım Savcı Beydi o”
+ Savcı: Ya Fatoş, şimdi sen ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen, bu adamlar sana kumpas kuracak demedin mi? Konuşmadın sen. Verecektin ifadeni, gidecektin.
- Ama Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.
+ Bak, şimdi sen git, eşyaları topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim. Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin. Çocuklarına gidersin.
- Savcım, ben yine de ifade veririm, vermemi istiyorsanız. Bir avukatıma sorayım.
+ Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bir kafayla daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi?
- Evet.
+ Velayetleri sende mi?
- Evet.
+ Senin çocukların reşit de değil, değil mi?
- Değil.
+ E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Biraz insanlığınız, biraz vicdanınız kaldıysa bu insanların yaşadıklarına kulaklarınızı kapatmayın.