Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.
Bu ayki maaşını dağıt hocam yedi aileye, tutan mı var? Ya da seküler arkadaşlarını "yılbaşında hindiye alkole eğlenceye vereceğin parayı fakir fukaraya dağıt" şeklinde darla.
Vicdani borcum olarak dün öğleden sonra Marmaray’da seyahat ederken önümde yaşanan ve yumruklu kavgaya dönüşen olaya dair birebir tanıklığımı aktarmak isterim. Konunun bu denli lince varacağını düşünmemiştim.
Mesele görüntülerde izlenenden ibaret değildir, kavgaya dönüşme aşamasında bir gazeteci refleksiyle video kaydına başladım. Öncesinde olanları anlatmak gerekiyor.
İki çocuğuyla Marmaray vagonuna sanırım Erenköy ya da Bostancı’dan binen beyefendi, kapının kenarında duran ve telefonla konuşan genç hanımefendiye, “niye burada duruyorsun, çocuklarımla girmeye çalışıyorum, zorlandılar. Ya ayakları takılıp sıkışıp düşselerdi” diyerek çıkıştı.
Genç kız “affedersiniz” karşılığını verdi, özür diledi. Oysa vagona biniş kapısının ortasından rahatlıkla girilebiliyordu. Vagon içi güvenlik kameraları kaydetmiştir diye düşünüyorum. Sürekli toplu taşımayla seyahat ettiğim için çok sık görüyorum, kapının sağında solunda her zaman birileri duruyor maalesef. Kimisi bir iki durak sonra ineceği için vagonun iç kesimlerine ilerlemiyor. Kimiz de kalabalığa karışmak istemiyor. Ya da yol boyunca dışarıyı görüntülüyor, fotoğraf çekiyor. Ancak bu acı olayın yaşandığı sırada çocuklu beyefendinin geçişini zora sokan bir kalabalık yoktu.
Burnu kırılan beyefendi vagona bindikten ve kapılar kapandıktan sonra söylenmeye devam etti. Dakikalarca sürdü bu durum. Sanırım 5-6 dakika… Kapıda duran hanımefendi de ağlamaya başladı. Bunu gören yolcular adama “yeter yahu susun, kapatın konuyu” diye uyarıda bulundu. Ne yazık ki çocuklarının elini tutan adam susmadı, söylenmeye devam etti. Olayın müştekisi durumuna düşen iki kişi de ağlayan genç kızın durumundan hareketle “yeter artık ulan, ne bu kadar büyüttün be” gibi sözlerle adama doğru yürüdü. Ben de cep telefonumun kamerasını açıp kayda başladım. Tutuklanan kişi, çocuklu babaya Marmaray durağa yaklaştığı sırada “çık dışarı” dedi ve yumruk atıp vagondan indi. Marmaray hareket etti.
Diğer genç de söylenerek burnu kırılan adama yanaştı ve onu ittirdi. Taraflar Süreyya Plajı durağında indi. Adamın burnundan oluk oluk kan geliyordu. Herkes şoke olmuştu. Marmaray özel güvenlik elemanları koştu geldi. Burnu kırılan adam kendisine sözlü ve fiziki müdahalede bulunan mavi gömlekli gençten şikâyetçi olduğunu bağırdı. Sonra da kız arkadaşıyla konuşarak uzaklaşan gencin arkasından koşup yumruk attı. Sonrasında Marmaray hareket etti. Tanıklığım bundan ibaret.
Temennim, iki tarafın da öfkelerine yenik düşüp hatalar yaptığı bu tatsız hadisenin farklı boyutlara tırmanmadan kapanmasıdır. Her gün toplu taşıma araçlarında seyahat ettiğim için söylemeliyim ki öfke kontrolünde sıkıntılarımız var. @TC_istanbul@istanbul_EGM
Twitter üzerinden bu tür hesaplar son zamanlarda çoğalmaya başladı. Nasıl başedecez bilmiyorum ama devletin buna el atması lazım. Bu şekilde bilinçli linç yapan hesaplara ulaşıp gerekli cezanın verilmesi lazım.
Allahım kafayı yiycem ya bu güruh ne ara böyle çoğaldı🤦♀️ mavi gömlekliyi bulun nedir kardeşim ya manyak mısınız. Bu hesaplar kesinlikle normal insan değiller. Toplumun yapısını bozmaya çalışan bilinçli bir şekilde halkı yönlendiren insanlar. Olayda kadın dahil diğer üç adam da
Suçlu. Kadın kapıda durduğu için, adam kadına bağırdığı için, diğer adam yumruk attığı için, bir diğeri sonrasında darp etmeye kalkıştığı için. Millet yatıştırmaya çalışmış ama pembeli adam çok öfkeli. Eleştirdiği şeyi kendi yapmış. Bunları hepsini geçiyorum. Tehlike büyük.
''Siyasi hegemonyanız bitti, kültürel hegemonyanız da bitecek.'' 😎
İdealist adami severim. Söyledikleri 60 yıllık bir birikim, karşı devrim için en az 30 - 40 yıl gerekir.
Kolay değil ama yapılabilir.
Kadim aile yapımızın ve inanca dayalı kılık kıyafet özgürlüğünün Anayasal güvence altına alınması için imzamı atıyor, TBMM’yi göreve davet ediyorum. #AileyeDeğer İmza kampanyasına katılmak için: https://t.co/lLIKAdozBC
Kur'an-ı Kerim'e göre hayvanların her biri ayrı bir ümmettir yani topluluktur, kendi içinde bir düzeni vardır, Allah'ın birliğini ve kudretini gösterir, bizim bundan ibret almamız gerekir. Aynı Kur'an bu hayvanların bir kısmını Allah'ın adıyla kesip yememizi emrediyor. Bu Kur'an'ı bize getiren Hz. Peygamber zarar veren hayvanların itlafını emrediyor ve kendisi Medine-i Münevvere'deki köpekleri itlaf ettiriyor. Av köpeği, çoban köpeği, bekçi köpeği gibi insana faydalı olan dışında köpek bakılmasını yasaklıyor ve bunun günah olduğunu bildiriyor. Köpek bulunan eve melek girmeyeceğini bildiriyor. Siz hangi kitaba hangi peygambere inanıyorsunuz ey yöneticiler! Allah size hidayet versin! Allah sizi ıslah etsin! Çocukları, insanları köpeklere parçalatıyorsunuz! İhtiyaç sahibi yetime, insanımıza harcanması gereken parayı lüks barınak yapmaya harcıyorsunuz! Bunun hesabını Allah'a ve Allah'ın en değerli kulu olan insanlara veremezsiniz!