Gloria Steinem taught America that sexism is a symptom of a system that can be changed.
From the fight for equal pay to abortion access and political representation, she showed that progress comes when people organize, build power and refuse to accept inequality as inevitable.
She staged protests, established domestic violence shelters, created a magazine owned and operated entirely by women and helped build a movement that fundamentally changed this country.
Her legacy is the millions of people she inspired to believe that a more just world was possible.
She lived in New York for 70 years. We were lucky to have her. We mourn her loss and will carry her work forward.
After much reflection, I have decided to resign from my position as Director of the National Counterterrorism Center, effective today.
I cannot in good conscience support the ongoing war in Iran. Iran posed no imminent threat to our nation, and it is clear that we started this war due to pressure from Israel and its powerful American lobby.
It has been an honor serving under @POTUS and @DNIGabbard and leading the professionals at NCTC.
May God bless America.
Çok fazla otopsi yapmışımdır ama hiç erkeğe olan nefreti yüzünden çocuklarını öldüren ANNE görmedim: hiç... ERKEKlerde bu dipsiz ve kara "kadın" nefreti çok ciddi bir ahrazlık sekeli... Sırf kadına olan amasız ve keskin nefreti yüzünden evlatlarını yok sayabilecek o kadar çok alçak orostopolluk peşinde ERKEK var ki! Ve bu coğrafyada erkeğin orostopolu hem daha fazla gaddar, hem alçak namussuz hem de dedikoducu kalleş... Ve sayıları katlanıyor durmaksızın...
Yakın zamanda camide bir abi geldi, “Oğlumu getireyim, bir oku.” dedi. “Neyi var?” diye sordum. Birçok şey anlattı fakat bir husus özellikle dikkatimi çekti: Sofrada (hani kedilere ekmek doğrarsınız ya) ekmek doğrayıp sofranın altına atıyormuş. “Oğlum ne yapıyorsun?” dediklerinde ise, “İstiyorlar, ne yapayım!?” diye cevap veriyormuş.
Bu durum psikiyatri düzeyinde ele alınması gereken bir tablodur. “Psikiyatra götürdün mü?” diye sordum. “Götürdüm ama değerlerinde bir şey çıkmadı. Bir hoca tavsiye ettiler, ona götürdüm, musallat var dedi.” dedi. Ben “Tekrar uzman bir psikiyatra götür, daha detaylı tetkik etsin.” desem de çok önemsemedi. Suya okuyup üfledim, o hâl gitti.
Bu gibi vakalarda öncelik muhakkak iyi bir psikiyatri muayenesi -gerekirse nörolojik muayene- olmalıdır. Çünkü kişi olmayan bir şeyi varmış gibi algılayabilir; halüsinasyon ve vehim ihtimali dikkate alınmalıdır. Tiroid bozuklukları, B12 ve D vitamini eksiklikleri gibi etkenler algı değişikliklerine sebep olabilir. Tüm tıbbî kontroller normal çıkar veya tedaviye cevap alınamazsa, o zaman diğer ihtimaller daha ciddiyetle değerlendirilir. Yani önce tıbbî ve psikolojik tarama yapılır, sonuç alınamaması halinde metafizik faktörler üzerinde durulur.
Tabii burada da dolandırılmamaya ve gerçekten işin erbabı olana müracaat etmek gerekir. Çünkü inanmak, iyileşmenin yarısıdır. İnsan bir yere anlam yükler ve orada iyileşeceğine inanırsa büyük ihtimalle orada iyileşir ve bu iyileşme oraya nispet edilir. Böyle olunca da erbabı olanla olmayanı birbirinden ayırmak zorlaşır. Vatandaş "Bizim akraba böyle idi falanca hocaya götürdük iyileşti" diyor. (Ayrıntılar yine müstakbel kitabımda, araya reklam sıkıştırmış olayım:))
Bazen de insanlar geliyor, “İçim daralıyor, sıkılıyorum.” diyorlar. “Günlerin nasıl geçiyor? Ne yapıyorsun?” diye sorduğumda çoğu kez “Hiçbir şey yapmıyorum.” cevabı geliyor. Bu durumda mesele büyük oranda psikolojiktir. Hareketsiz ve boş bir yaşamın 35 yaşından sonra anksiyete ve depresyona dönüşmemesi neredeyse mümkün değildir. Bu, hem modern psikoloji hem de kadim tıp tecrübesiyle sabittir.
Bu tür kimselere de okuyup üfleyip dua ve zikir tavsiye ederim; buna ek olarak hareket -bedeni çalışma, yürüyüş, spor- öneririm. Düzelme olmaması halinde psikoloğa gitmesini tembihlerim.