Antalya'da bisikletli İngiliz çift, itfaiye ekipleri tarafından dinlenmeleri için yanlarına çağrıldı.
▬ Çiftin karınları doyuruldu, güzelce ağırlandı.
▬ Şehirde yangın çıkmasıyla ekipler acil olay yerine gitti.
▬ Çift, itfaiye ekiplerine mektup bırakarak teşekkür etti.
Fındık işi, zeytin gibi değil. Herkesin iyi kötü bir fındıklığı var. Bizim orada herkeste zeytinlik yok mesela
Fındık zamanı şehir resmen bomboş kalıyor.
Arazi şartları da insan emeğini zorunlu hale getiriyor. Zeytindeki gibi makineleşme Karadeniz’de mümkün değil. (Düzce ve Sakarya’da zemin müsait)
O yüzden fındık bilinci kolektif ve güçlü şekilde devam edebiliyor.
Karadeniz, coğrafyanın insanı ve toplumu nasıl şekillendirdiğini en net görebileceğiniz yerlerden biri
A man has become the first person to swim across the Baltic Sea without sleeping or taking a break
Bartłomiej Kubkowski's journey from Sweden to Poland took 55 hours and he was hallucinating from the 40-hour mark onwards
Refika Birgül'ün anlatımıyla Atatürk ve portakalların inanılmaz hikayesi:
🔷 Atatürk, yetiştirilmesi için emirler veriyor.
🔷 İtalya'dan fidanlar geliyor.
🔷 Atatürk'ün böyle çok yakışıklı, bir elinde portakal tuttuğu meşhur bir fotoğrafı vardır.
🔷 Geliyor, bir tane portakalı alıyor ve kabuğunu soyuyor.
🔷 Yarısını Salih Bozok'a veriyor, yiyorlar ve tadı çok hoşuna gidiyor.
🔷 Sonra "Ne kadar ekilecek ya bunlar?" diye soruyor.
🔷 Salih Bozok bir yer göstererek, "Şu kadar bir yeri düşündük paşam" diyor.
🔷 Atatürk, "Hayır" diyor, "Buradan gözünüzü alabildiğiniz yere kadar ekeceksiniz."
🔷 Salih Bozok da, "O kadar paramız yok" diye karşılık veriyor.
🔷 Atatürk, "Hayır, bundan sonra para sorun olmayacak." diyor.
🔷 "Gözümüzün alabildiği kadar yere bu portakallar ekilecek, ben parayı halledeceğim." diyor.
🔷 Ve portakallar bolca, bereketli bir şekilde yetişiyor.
🔷 Bolca yetiştikten sonra Ruslar gelip bu portakalları almak istiyor.
🔷 Biz o dönem üretime o kadar alışmamışız ki; bir taraftan çay, bir taraftan muz yetiştirmeye çalışıyoruz.
🔷 "Bu portakalları isteyen var ama ne yapacağız, kaça satalım?" diye herkesi bir panik alıyor.
🔷 Atatürk de diyor ki: "Biz bunları parayla satmayalım."
🔷 "Karşılığında fabrikalar isteyelim, fabrika için makineler isteyelim."
🔷 "Bize aslında o know-how'ı, yani işletilmesini öğretsinler."
🔷 Bunun üzerine bu portakallarla kurulan fabrikaları söyleyeceğim, anlatırken tüylerim diken diken oluyor.
🔷 1. Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası.
🔷 2. Kayseri Sümerbank Tekstil Fabrikası.
🔷 3. İskenderun Demir Çelik Fabrikası.
🔷 4. Şişecam Fabrikası (Paşabahçe).
🔷 Aliağa Rafinerisi, Seydişehir Alüminyum Fabrikası ve Oymapınar Barajı.
Yaşamın, hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşayanları, “güzel ölümlerle” ödüllendirdiğini anladım.
Şimdi sıra güzel bir ölüm için yaşamakta..
#Penceremdenİstanbul