PKK’lı teröristler tarafından 22 yaşında şehit edilen öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ı şehadetinin 9. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Mekânı cennet olsun.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da aynı şeyi söyledi:
“Ulus devletten vazgeçin. Osmanlı millet sistemine dönün…”
-Bu “CHP” CHP değil.
Bu ifade, Atatürk’ün kurduğu partiye ait değil.
-Lütfen, “Altı Ok”u yakanızdan ve ambleminizden çıkarın. İkinci Cumhuriyetçilerle ve Tom Barrack’la kucaklaşın. Graham Fuller mezarında çok mutludur. Partinizin adı mesela, “Osmanlı Millet Partisi” olsun.
Trafik ihlalleri artınca cezalar da artırıldı. Araçtan inen 180 bin lira ödüyor. Neden kaçak elektrik cezaları da artırılmıyor?
Türk milleti elektrik hırsızlarının kayıp kaçak bedelini ödemek zorunda mı?
Çok basit. Bırakmasalardı rezil şeyler yaşayacaklardı.
Türk Ordusu İzmir'e girdikten sonra Çanakkale Boğazı ile Gebze'ye yöneldi. Amaç, boğazları aşıp Trakya'ya girmek ve Yunan'ı Meriç'in batısına sürmekti. Neticede Trakya, Misak-ı Milli'ye dahildi. İngilizler, Türk ilerleyişine engel olmak istedi. Atatürk ise geri adım atmadı. Bu noktada artık iki ihtimal vardı:
Ya Yunan Trakya'yı boşaltmayı kabul edecekti ya da Türk ordusu bizzat temizleyecekti.
İkinci seçenekte İngilizler meseleye kayıtsız kalamazdı. Neticede boğazlar ellerindeydi ve geçişe mani olabilirlerdi. Bu durumda İstanbul'da büyük bir isyan çıkardı. Çünkü şehirde hem zafer havasında pek çok Türk vardı hem de Kuvayi Milliye teşkilatı şehirde aktifti.
İngilizler İstanbul'da güvende olmadıklarını biliyordu. Bir isyan halinde çok utanç verici hadiseler yaşamaları mümkündü. (Kuvayi Milliye'nin gizli teşkilatlarının yapamayacağı şey yoktu, bombalı saldırı, suikast, kaçırma ve belki bazı hamam operasyonları)
İngiliz Yüksek Komiserliği mantıklı bir çıkarımla Türklerle çatışmaya girilmesi halinde İstanbul'dan çekilip Gelibolu'ya yerleşmeyi hesapladı. (Bunu bir telgrafta şöyle ifade ettiler: İstanbul'da kum üzerindeyiz. Gelibolu'da kaya üzerinde oluruz)
Fakat Fransızlar bu konuda İngilizlerden farklı düşünüyordu. Onlara göre boğazlarda Türklerle çatışmak gereksizdi. Fransız ordusu bu meseleye karışmayacaktı. Bu nedenle Fransa Başbakanı ile İngiliz Dışişleri Bakanı Paris'te ciddi şekilde kavga etti. İngiliz Bakan, Fransa Başbakanı'nı ihanetle suçladı. Fransız Başbakan da İngiliz Bakana sövdü. (Evet dümdüz sövdü. Görüşmedeki İngiliz Büyükelçi tam 15 dakika boyunca sövdüğünü ifade ediyor, kendi deyimiyle bir kamyon küfrü üzerine boşaltmış) İngiliz bakan salonu terk edip otelin lobisinde harap halde viski içmiş.
Aslında Fransız Başbakan haklı çünkü İngilizlerce ihanetle suçlanmaları çok saçma. Başbakan, görüşmeden önce İngiliz Büyükelçiyi uyarmış. Bu konunun açılmasını istemediğini ve ihanet laflarının asla edilmemesini açıkça söylemiş. Büyükelçi de bakana iletmiş ve İngiliz bakan kabul etmiş ama görüşme sırasında kendini tutamayıp konuşunca film kopmuş. Neyse...
Atatürk'ün hesabı ise meseleyi çatışmasız halletmekti. Yani İngilizlere, çatışma olmaksızın Trakya'yı boşalttırmak ve İstanbul'un teslimini kabul ettirmek...
Mudanya'da yapılan görüşmelerde İngilizler bu şartları kabul etti. Böylece Türk ordusu boğazlarda bekleyecek, Türk jandarması Trakya'ya girecek, İstanbul ise barıştan sonra Türklere teslim edilecekti.
Yani işin özü, İngilizlerin İstanbul'u sonsuza dek tutacak gücü yoktu. Yunanlar da yenilmişti. Fransızlar umudu kesmişti. 300 bin kişilik şehri, gözü karartmış Kuvayi Milliye fedailerine ve boğazın diğer kıyısında bekleyen 200 bin kişilik Türk ordusuna karşı savunamazlardı. Sovyetler Birliği de boğazlardaki çatışmaya müdahil olacağını ima ediyordu. İngilizlere göre Romanya'ya girmeleri bile muhtemeldi. Özetle boşuna çatışmak yerine Atatürk'ün isteklerini kabul ettiler. Bu sayede rahatsız edici bir utanç yaşamadan çekilme imkanı yakaladılar. Atatürk ise savaşmadan elde edeceği şehir için Türk askerinin hayatını riske atmadı.
Sun Tzu'nun tarif ettiği gibi, savaşmadan kazanılan zafer en büyük zaferdir.
CHP Genel Merkezi’ne biber gazlı müdahalede bulunuldu.
“Baba ocağı” denilen yer; biber gazı, kalkanlar ve plastik mermiler eşliğinde polisin girdiği bir yere dönüştürüldü.
103 yıllık, dünyanın en eski partilerinden biri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye polisle girildi.
Yazık… Çok yazık.
Seks kasediyle başa gelen, partideki tüm Atatürkçüleri tasfiye eden, tarihin en zayıf Tayyip'ine karşı kendini aday gösterip seçimi hediye eden, ne karar çıkacağını biliyormuşçasına bir gün önceden sesleniş videosu paylaşan bu herifin ajan olduğunu göremeyen siktirsin gitsin.
Türk milliyetçileri, bölücülerin vandallığına karşı şiddetsiz ve milli şuura dayalı bir duruş gösterdi. Büyük bir milletin fertleri olduklarını gösterdiler. Umut verici bir manzara...
TUSAŞ saldırısını düzenleyen leşlerin fotoğrafları asılıyor; vatandaşlarımızı yakarak katleden katiller alkışlar altında konuşma yapıyor. İşgal edildik diye son dakika açıklaması yapın da rahatlayın bari.
Böyle güçlenecek iç cepheyi de sikeyim, gelecek(!) barışı da sikeyim.
pkklıların bombalı Vodafone Arena saldırısında şehit düşen polis Vefa Karakurdu’ndan ismini alan geçidin üzerinde polis korumasında apo sloganı atan pkklılar.
Türkiye Yüzyılı