air? salty
door? rusty
lost? in the memory
changing? for the better
wanting? was enough
plans? cancelled
meeting? behind the mall
you? never mine
living? for the hope of it all
İşte BİLGİ ruhu, tam olarak budur!
Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Kazandibi’nde yapılan forumda öğrenciler, hocalar, avukatlar ve baro temsilcileri bir araya gelip kapatma kararına karşı atılabilecek adımları tartıştı. Bireysel dava hakkından kolektif mücadeleye kadar her ihtimalin konuşulması, aslında bu yapının neyi temsil ettiğini net biçimde ortaya koydu. Korumak istediğimiz değer; düşünmekle kalmayan, harekete de geçen bir akademi kültürü.
Bu sahne, akademinin en yalın halidir belki de. Tartışmak, oylamak, karar almak ve eyleme geçmek… Hepsi aynı hisleri, aynı sorumluluk duygusunu taşıyor.
Mesele yalnızca bir üniversiteden ziyade santralistanbul’un taşıdığı hafıza ve bunun ne anlama geldiği.
İstanbul Bilgi Üniversitesi sınırlarında başlayan dayanışma, gittikçe kampüsü aşar bir hale geliyor. Bu bir kurum ile başlayan, diğer tüm kurum ve kişileri etkileyebilecek kötü bir senaryonun başlangıcını önleme mücadelesi. BİLGİ veya değil, BİLGİ’nin temsil ettiği fikri ve özgürlüğü savunmak gerekiyor.
Herhangi bir üniversiteden, herhangi bir medya platformundan veya herhangi bir siyasi partiden olan herkesi BİLGİ’yi korumaya ve öğrencilerin omzunda el, çığlığına çığlık olmaya davet ediyorum.
Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin mücadelesi devam edecek. Yuvamızı kurtarmak ve korumak en büyük dileğimiz.
Eğer BİLGİ içinde bulunduğu durumdan kurtarılamazsa, bunun devamı daha şiddetli şekilde gelecektir.
Bilgi Üniversitesi farklı ve özgün bir vizyonla, bir akademisyenler grubunun öncülüğünde sol liberal kültürün baskın karakteriyle kurulmuştu. İlk kurulduğu yer olan Kuştepe’de mahallede yerleşik Roman halkın öğrencilerle kucaklaşması bakımından da bilinen kalıpları yıkıyordu; okulda konuşulan, konuşturulan konular bakımından da. Üniversitelerde baş örtüsü yasaklandığında talimatlara uymayıp öğrencilere kapısını açmış, yine bir kapatma tehdidiyle dizginlenmişti. Santral’e taşındığında bir festivaller cennetine dönüşmüş, bu kez de üniversitelerde bira ve içki yasağı konusunu ülke gündemine taşımıştı. İçinde müzesi, üniversiteye ait resim koleksiyonu olan bir üniversiteydi.
Kanımca bir “vaha” gibiydi.
Elden ele değişen yönetim ve sahipler onu ilk vizyonundan kopardı; idari bakımdan çürüttü. Yıllardır içeriden, dışarıdan her türlü baskı ve bozgunculuğa karşı karakteri ve kurum kültürüyle, akademisyenlerinin aidiyeti ve sorumluluk duygusuyla ayakta kalmaya çalışıyordu.
Onu kapatarak yok etmek yerine yeniden ayağa kaldırmak; ona bir nefes verip yeniden diriltmek ülkemiz için bir kazanç olurdu. Tıpkı öncekiler gibi onun öğrencileri ve akademisyenleri de farklı kurumlara dağıtılacak. Bir şekilde zaman içerisinde kriz çözülecek. Önceki tecrübelerde görüldüğü üzere bu dosya da ilk andaki tepkiselliğin zamanla yok oluşuyla kapanacak.
Ancak, bir daha Türkiye’de böyle bir vizyon hayata geçirilebilir mi bilemiyorum. Ben de kuruluşundan itibaren 10 yıl bu kuruma emek vermiş bir akademisyen olarak eski Üniversiteme reva görülen bu muamele karşısında çok üzgünüm.
Bilgi Üniversitesi kapatılmamalıydı; aksine yeniden yaşama döndürülmesi için nefes verilmeliydi. Çok ama çok yazık oldu😔
Çok büyük tecrübeler edindiğim canım okulum @BİLGİOfficial bir gece kararı ile kapatıldı. Laurete ağında yer alan, yüze yakın Erasmus anlaşması olan okulum YÖK'e göre yetkin değil. John Nash'i, Bill Clinton'u, Habermas'ı, Yaşar Kemal'i ve daha nicelerini ağırlayan okulum YÖK'e göre yetkin bir kurum değil.
Bilgi ölmedi, öldürüldü. Orada okumamış eğitim vermemiş kimse lütfen uzmanmış gibi yorum yapmasın. Bilgi'ye karşı ilk olay bu değil. Efes One Love'un kaldırılması ve pornografi üzerine lisans tezi ile başlayan süreç var. Tekrar ediyorum Bilgi ölmedi, öldürüldü.
Okulum, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmış olması haberi beni yıktı. Ders aldığım, ders verdiğim ve akademik hayatımın önemli bir bölümünü şekillendiren bir kurumun böyle bir kararla karşı karşıya kalması elbette üzücü. Ancak asıl mesele bundan çok daha büyük.
Türkiye’nin nasıl bir fikri kuraklığa, nasıl bir entelektüel çoraklaşmaya sürüklenmek istendiğini gösteren bir tabloyla karşı karşıyayız. Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir; düşüncenin, eleştirinin, tartışmanın ve özgür aklın üretildiği alanlardır. Bilgi de bunun kalelerinden biriydi. Ne diyeceğimi bilemiyorum.