Efendim korkuyla saygı olmaz, bunlar çok eski, demode yöntemler.
Bok olmaz. İnsanoğlu korkmadığı şeye saygı göstermeyen rezil bir varlıktır.
Öğrenci öğretmeninden “korkacak” kardeşim. Evet korkacak. En hafif tabiriyle “çekinecek”
Herkes yerini, haddini bilecek. Özgür ruhlu, özgüvenli çocuklar yetiştirecektiniz, şerefsiz, aşağılık çakallar ordusu yetiştirdiniz. Aferin size.
Biri katilin psikolojik sorunları olduğunu yazmış. Kusura bakılmasın ama artık ruh sağlığı üzerinden kurulan mazeret dili beni tatmin etmiyor. O şunu yapıyor ama travmaları var, şu çevresine zarar veriyor ama ilaç kullanıyor, bu şöyle yapıyor ama ailesi onu hiç sevmemiş.
Tam bir bahane dükkanı. Bu “psikolojisi bozuk” tiplerin hiçbiri niye bir mafyaya, bir suç çetesine zarar vermeye kalkmıyor? Kendilerinden daha karanlık ailelerin çocuklarına zorbalık yapmaya kalkamıyor? Neden dertleri eli yüzü düzgün, temiz, eğitimli, yasalar içinde yaşayan vatandaşlar oluyor?
Kötü insanlar “kurban seçerler.” Yalan söylerler, iftira atarlar, şiddet tehdidinde bulunurlar, ama bunu sadece seçilmiş kişilere yaparlar. Kurban seçebiliyorlarsa, demek ki iyi ve kötü arasında seçim iradeleri vardır. Dolayısıyla eylemlerinden en ağır şekilde sorumlu tutulmalılar.
Toplumsal sistemlerimiz bu tip hastalıklı insanlara yönelik aşırı hümanist ve töleranslı dili bırakıp; bu kişilerin ilk mikro zorbalık girişimlerinde onların toplumsal fırsatlara ulaşmasının önünü yasal ve sosyal olarak kökten kesmezse, kötülüklerinin şiddet ve çeşitlerini arttırdıkları haberlerini çok alırız.
Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik.
Şeyma Çekici
#çocuk #eğitim #aile #anne #baba