Hayatım boyunca birçok insanın özgürlükten söz ettiğini duydum. Fakat aynı insanların önemli bir kısmının, belirsizlik karşısında ne kadar huzursuz olduğunu da gördüm.
Özgürlük sadece seçim yapabilmek değildir. Seçimin sorumluluğunu üstlenmektir. Yanılma ihtimalini kabul etmektir. Bazen de yanlış bir kararın sonuçlarıyla tek başına yüzleşmektir.
İnsanlar özgürlüklerini çoğu zaman bir gecede kaybetmezler. Daha güvenli görünen bir düzen karşılığında, farkına bile varmadan ondan yavaş yavaş vazgeçerler.
En ilginç olan ise bunun çoğu zaman zorla gerçekleşmemesidir. İnsan bazen ait olmak için susar. Kabul görmek için uyum sağlar. Huzur bozulmasın diye itiraz etmez. Küçük gibi görünen bu vazgeçişler zamanla alışkanlığa dönüşür.
Gerçekte hiçbirimiz tamamen özgür değiliz. Ailelerimize, dostluklarımıza, sorumluluklarımıza, değerlerimize ve vicdanımıza bağlı yaşıyoruz. İnsan zaten boşlukta var olamaz.
Mesele özgür olup olmamak değil, hangi bağlılıkların bizi biz yaptığı ve hangilerinin bizi kendimizden uzaklaştırdığıdır.
Her bağlılık bir zincir değildir. Bazıları köktür. Bazıları yön verir. Bazıları insanı kendisi yapar.
Özgürlüğün karşıtı her zaman baskı değildir. Bazen düşünmeyi bırakmaktır. Bazen muhakemesini başkalarına emanet etmektir. Bazen de sırf yalnız kalmamak adına, doğru olduğunu bildiği bir şeyi söylememektir.
İnsan hayatı boyunca birçok şeye bağlanacaktır. Fakat karakterini, muhakemesini ve vicdanını başkalarının ellerine bıraktığı gün, özgürlüğünün en önemli kısmını da teslim etmiş olur.
Kalabalığın içinde yaşamak kaçınılmazdır. Kalabalığın içinde kendini kaybetmemek ise bir tercihtir.
@D_S_Iglesias
gracias, David.
algunas conversaciones también terminan convirtiéndose en palabras
🤍✨
kendi 📸 Sonbahar 2024, Barcelona
@_Serg3__@zek_Uzayli bravo🤩
benim de öyle; engelle engelle bitmiyor
bu ara sadece Özgür'ü takibe aldım
eskiden de Maarem abiyi takip ederdim bak, yalan yok🫢
eve hırsız girmiş, salonda ev sahibi ile boğuşuyor. bu sırada diğerleri sadece boğuşma kısmından bahsediyor, kimse evde hırsız olduğundan ya da hırsızın nasıl girdiğinden bahsetmiyor sanki çok normalmiş gibi.
Digamos las cosas claras: el fascismo fue el régimen que otorgó al Papa su condición actual de jefe de estado
Los Pactos Lateranenses de 1929- firmados por Pío XI y por Benito Mussolini- crean el Estado de la Ciudad del Vaticano. La soberanía temporal del Papa no procede de una continuidad institucional anterior a 1870 -como algunos sostienen- sino de una decisión adoptada por el fascismo italiano, decisión que proporcionó el marco de legitimación estatal del Vaticano, reconociendo su independencia y fijando sus límites territoriales.
Los Pactos no son únicamente la resolución de la antigua “cuestión romana”, son el acto fundacional que otorga al Vaticano su condición de Estado en el marco del derecho internacional . La estatalidad del Vaticano no sale de la institución eclesiástica, sino de una decisión externa y política, situada en un contexto histórico del fascismo. La decisión del fascismo italiano no respondió a una restitución histórica, sino a una estrategia de legitimación recíproca: el fascismo buscaba consolidar su autoridad normalizando sus relaciones con la Iglesia, mientras que el papado conseguía el reconocimiento nacional e internacional como Estado . La soberanía temporal del pontífice es el resultado de una decisión tomada por un régimen fascista, y no la continuidad directa de los antiguos Estados Pontificios.
Resumiendo: la legitimación internacional del Vaticano como Estado tiene su origen en un acto jurídico producido por el fascismo italiano. Su génesis actual está vinculada a un régimen autoritario
Genel başkan olduğu 13 seçimde seçim yenilgilerinin müsebbibi Kılıçdaroğlu değil, bütün CHP’liler. Ama genel başkan olmadığı ilk seçimde gelen birinciliğin tek mimarı Kılıçdaroğlu… Bir akıllı sizsiniz.
Öyle bir işbirlikçi ve hain çete ki, adamı arkadaşının ölüm yıldönümünde mezarında olmak yerine korsan toplantılarını önlemek için mecliste olmak zorunda bıraktılar.
David, cada día consigues acercarnos historias distintas y mujeres distintas, pero siempre con algo en común: mujeres que no renunciaron a intentarlo.
los diálogos son fruto de la imaginación, pero las mujeres que los inspiran fueron reales y muchas veces no tan conocidas como deberían.
es una frase que aprendí en mi familia: cuando una mujer aprende, aprende también toda una sociedad.
gracias, por seguir acercándonos estas historias y por recordarnos que muchas veces el camino existe porque alguien se atrevió a dar el primer paso 🤍🫂✨