🔴 Zülfü Livaneli:
Abdülhamid kitabını yazdığımda ona çok hücum etmemi istediler. Oysa II. Abdülhamid, 34 yıllık imparatorluk döneminde sadece 11 idam kararı imzalamış; onların da biri hariç hepsi adi suçlardan.
Aynı dönemde Belçika Kralı Leopold, kauçuk işçisi çocukların kollarını kestirip saraya getiriyor ki tatmin olsun diye. Bir milyondan fazla insanın kolu kesiliyor.
Ama biri ‘Kızıl Sultan’, diğeri ise gelişmiş, uygar bir Batılı…
Batılı tarihçileri okudukça hayal kırıklığına uğruyorum. Tarihi nasıl çarpıttıklarını gördükçe şaşırıyorum. ‘Avrupa değerleri’ dedikleri şeyler… İnsan hakları, evrensel bildirgeler falan. Avrupa’nın bunlarla uzaktan yakından ilgisi yok. Gazze’de yaptıklarını görmüyor musunuz? Tarihleri baştan sona soykırımlarla dolu.
Ben Batı’yı okudukça ve anladıkça Batı’dan hoşlanmamaya başladım.
HOBİ-KONDU AFFI NELERE YOL AÇAR?
“…. Devlet kimi koruyacak?
Tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması zaten başlı başına stratejik bir tehdit. Türkiye gibi su stresi yaşayan, gıda güvenliği riskleriyle yüzleşen bir ülkede, verimli toprakların betonlaşması sadece bugünün değil, yarının da kaybıdır. Bugün bir badem bahçesi, bir buğday tarlası, bir zeytinlik kaybolduğunda aslında sadece bir üretim alanı değil, bir ülkenin kendi kendine yetebilme kabiliyeti de darbe alır. Bu yüzden dünyanın gelişmiş ülkeleri tarım arazisini korumak için en sert yasaları uygular; istisna tanımaz, göz yummaz.
Ama bizde mesele burada bitmiyor. Asıl büyük kırılma, “af” tartışmasının kendisinde gizli.
Yıllarca devlet “burası tarım arazisi, yapılaşamaz” dedi. Bu uyarıyı ciddiye alan insanlar ne yaptı? Gitti, imarlı arsaya yöneldi. Daha pahalıya aldı. Daha zorlandı. Ama hukuka güvendi. Şimdi siz çıkıp da, “bir defaya mahsus af” diyerek tarım arazisine kaçak yapı dikenleri yasallaştırırsanız, o insanlara ne diyeceksiniz?
“Sen enayiymişsin” demiş olursunuz.
Bu kadar açık.
….
Üstelik burada ikinci bir adaletsizlik daha doğar: İmarlı arsa fiyatları neden yüksektir? Çünkü sınırlıdır, planlıdır, altyapısı vardır. Sen bir yandan bu alanları pahalı tutup diğer yandan tarım arazisini fiilen imara açarsan, piyasa dengesini de altüst edersin. Kurallı davranan zarar eder, kuralı delen kazanır. Böyle bir düzende ne şehir planlaması kalır ne de yatırım güvenliği.
Doğru karar...
Hobi bahçesi diye tarım alanlarına villa yaptılar. Efendim barakaymış..
30m2 baraka mı olur..
Baraka ,kazma kürek gibi alet edevat koyacağın yerdir..
Eskişehir'de onlarca Hobi Bahçesi dolaştım. Altyapıyı hazırlamışlar. Elektrik direklerini dikmişler. Yolu yapmışlar müşteri arıyorlar..
Yasa hepsini yasaklıyor.
İsteyen alır. Alet koymak,dinlenmek için küçük bir baraka yapar. Gündüz tarla ile uğraşır gece kapatır gider.
Ya da lüks ile oturur...
Hobi bu...
Diğeri bağ evi...
"Anne gitti ve evler döndü yazlık otellere... Anne gitti ve sular buruştu testilerde... Artık çamaşırlar yıkansa da hep kirlidir... Herkes salonda toplansa da kimse evde değildir."
Sezai Karakoç
Önümüzdeki 10 yıl içinde üniversiteye yönelim azalacak.
Orta segmentteki çok sayıda vakıf üniversitesi ya birleşecek ya küçülecek ya da kapanacak.
Devlet üniversiteleri arasında uçurum daha da artacak bir kaçı hariç çoğu "bölgesel üniversite" konumuna düşecek.
Gazi Mustafa Kemal’in babası Ali Rıza Efendi buraya defnedilmiş. Selanik’e yolu düşenler, Yunanlıların Rotunda diye bildikleri bir zamanların Horatacı Sultan Süleyman Camii’ni ziyaret etmeyi ihmal etmesin.
Zabit ve Kumandan ile Hasbihal kitabının orijinal nüshasında Atatürk kendi bahsediyor. Biz de gelip duamızı ettik.
Durum tam da bu. Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada oligarşik bir bilim(!) onay mekanizmasına takılıp kaldık. Elsevier ve Clarivate şirketleri tarafından kapitalistleştirilip milyarlarca dolarlık bir endüstriye döndürülen Akademi sektörü her gün bilim dışı yeni bir iş ve meşguliyetle sınanıyor. Şimdilerde de kalite ve akreditasyon uğruna sabahtan akşama kadar rapor yazıp, “ölçüt, girdi-çıktı, PUKÖ döngüsü vs.” diyerek binlerce sayfa şablon hazırlayan, yayın fetişizmini proje fetişizmine dönüştüren bir rakamsal bir çöplüğe dönüşmüş durumdayız. Yaratıcılık yok, bilim yok, düşünce yok, sürüden kaçış yok, şablon dışına çıkış yok.
Milyarlık bütçeli kardinaller heyeti tarafından onaylanmak zorunda olan akademik kölelerden başka bir şey değiliz. Köleliğine aşık olan kölelerimiz ise sistemce en makbul olanımız . Helvası çoktan kavrulmuş bir dünya Akademi. Bilimsel çaba, özgür düşünce, yaratıcı üretim falan yok; esaretin kutsandığı ve onore edildiği bir kilise topluluğu var maalesef. Tüm dünyada bu sistemin finansörleri de belli. Onların istemediği şekilde düşünenleri ABD’de dahi yerle yeksan ediyorlar. Geçmiş olsun hepimize. Durum bu!
Akademi hakikatin peşinde midir? https://t.co/b88utpYYzU @serbestiyetweb aracılığıyla
Batı ülkelerindeki başlıca klasik müzik kurumları o derece İsrail yanlısı ki, bu benim için utanılacak bir durumdur. Çok yalnız hissettiğim bir ortamdayım, müzik taparken, duyguları paylaşırken bile...
Öylesine ki, öyle manipüle ki, Filistin destekçelerini “antisemitizm” ile suçlayan, çirkinleşmiş bir haldeler. Utanç duyacaklar. Huzurla uyuyamayacaklar.
Gazze’de yapılan bir SOYKIRIMDIR. NOKTA!
Biz bu cinayete sessiz kalmamalıyız , meslektaşlarım! Kendinize gelin müzik dünyası! İnsan olun!!!lütfen.. lütfen..
Bu çaresizliğe, haksızlığın bu kadarına sessiz kalmayın!
Şimdi istediğinşz kadar konserimi iptal edebilirsiniz. Ben onurumla yaşamak istiyorum kalan ömrümü, siz istediğiniz konseri çalın , içinize siniyorsa!
Şapka düştü kel göründü!
Tablo eğitimde gelinen noktanın özeti!
Başarılı %’de 5’lik öğrencisini öne çıkartıp kendilerini “En başarılı biziz” diye lanse eden liselerin,diğer öğrencilerini merak edenler ayrıntıları incelemeli!
%’de kaçı 4 yıllık fakülteye girdi, %’de kaçı açıkta?..
OSMANLI PADİŞAHLARI TÜRK OLMAKLA İFTİHAR EDERLERDİ
Osmanlı döneminde yazılmış ‘Tevârih-i Âl-i Osmânlar’ incelendiğinde Osmanlı padişahlarının Orta Asya’dan geldiklerinin ve Türklüklerinin farkında oldukları açıkça görülür. Bu kitaplarda Osmanlı hanedanı Oğuz Han’a bağlanır. Osmanlılar'ın Oğuz neslinden ve Kayı boyundan gösterildiği tarih kitaplarında Osmanlı tarihi Türk tarihinin bir parçası olarak ele alınır. Osmanlı hanedanı şeceresini kendisinden önceki ve çağdaşı birçok devletin yaptığı gibi ‘Halifelere veya Cengiz Han'a değil Oğuz Han'’a bağlayarak Türklüklerini öne çıkarmıştır. Halife olan Osmanlı padişahları Türk olduklarını tarih kitaplarında yazdırtmaktan çekinmemişler, kimse de onlara Türklüklerini ifade ettiler diye söylemleri İslami değil dememiştir.