@midasdestek@getmidas@midasdestek@EgemEraslan
TLY fonu için satış emrini 17 Eylül 9:09’da vermeme rağmen TEFAS’a iletilmedi ve reddedildi. SPK 2026/61 bültenine göre bu emirlerin tasfiye dışında öncelikli alacaklı olması gerekiyor. Bu mağduriyeti kim giderecek?
C’est pour ça que j’aime les US
Une boîte comme ça pourrait pas exister en France
Avant de sortir un produit pareil tu dois passer par 300 commissions
Parler à 200 abrutis payés avec tes impôts qui comprennent rien à ce que tu build et qui ont le pouvoir de te dire que ton projet sera pas accepté
+ des manifestations parce que quand même ça va enlever des emplois…
if your parents are 60 and above, please pay solid attention;
one of the hardest things about growing up is realizing your parents are aging while you're still busy becoming. you keep thinking there will be another holiday, another phone call or another weekend when you're less busy.
meanwhile, they're getting older in the background of your life.
the stories you've heard 10 times, the questions you've answered before, the little things you find yourself impatient with today may become the exact things that will go extinct or you would give anything to experience again later.
we spend so much time preparing for the future that we forget some people we love are already moving toward a future where we won't have them.
so call them , visit them, sit beside them without needing a reason
one day, just one day, you'll understand that those ordinary moments were never ordinary. buena suerte 👍
Under Turkish (Ottoman) rule this historic 19th-century St. George Melkite Greek Catholic Church was built and stood for generations in southern Lebanon.
Israel destroyed it. Now it’s rubble.
Turkish folk, very funny people. Hilarious. They told me this funny story. A sick kurdish woman visits a doctor. The doctor listens to her troubles well. He then tells the lady "please get behind this curtain and undress" and she replies, hilarious, "oh mister, please..you first"
Imagine the international media meltdown if this exact same thing happened to a Greek player here in Türkiye. The phrase 'Turkish barbarity' would be trending globally in minutes. The absolute silence right now is deafening. The double standard is unreal.
Call it exactly what it is: pure, unfiltered racism.
Bazı kadınlar buna "haklısın" demiş, diğerleri "ne nankör kadın" demiş. İkisi de yanlış. Çünkü bu video, basit bir haklı-haksız tartışması değil günümüzde çok sık gördüğümüz, "Narsist" etiketinin asıl açıklaması olan tipoloji.
Ne olduğunu açayım.
Önce videonun ne söylediğine bakalım. Çünkü asıl analiz, kadının söyledikleri ile yine kendi söyledikleri arasındaki çelişkide gizli.
Kadın "kocam çocuğa bakmıyor" diye başlıyor. Sonra
Adam akşam 7'de geliyor, 9'a kadar çocuğu uyutuyor. Çocuğu uyutan o. "Hafta sonu babasına vericem, dinleneceğim" diyor. Yani hafta sonu çocuğa bakan da o.
"Ne duşu bitiyor, ne traşı bitiyor, ne tuvaleti bitiyor, dinlenemiyorum."
Kadın aslında "Eşimin fizyolojik bir vücudu olduğu için bile öfkeliyim. Adamın 5 dakikalık temel ihtiyaçları benim rahatımı bozuyor." diyor.
Şimdi zaman dilimlerine bölelim
Haftaiçi Sabah - Akşam 7 arası
Adam çalışıyor, kadın çocuğa bakıyor.
Haftaiçi Akşam 7'den 9'a kadar
Kadın yatıyor, adam çocuğa bakıyor.
Haftasonu, adam çocuğa bakıyor
Adam çocuğa bakıyor, kadın yatıyor ama adamın tuvaleti duşu gibi insani ihtiyaçlarında rahatı bozuluyor. Kadının nefreti tetikleniyor.
Yani adamın dinlendiği, kendine ayırdığı tek bir dakikası bile yok, kadın haftaiçi akşam 7den sonra dinleniyor, haftasonu dinleniyor ama adam bu kadına yine de yetemiyor.
Tipolojiye gelelim şimdi, toplumda direkt Narsizm ile ilişkilendiriliyor ama bu klinik narsizm değil. Şımartılmış yaşam stili. Klinik narsizmden çok daha yaygın, çok daha "normal görünen" bir yapı.
Bu tipolojide birey şu temel beklentiyi taşır:
"Benim rahatsızlığım anında giderilmeli, başkasının rahatsızlığı önemsizdir."
Çocukken bu, bağırarak elde edilen bir oyuncaktı. Ağlayarak elde edilen bir tablet. Yetişkin bir kadında, evlilikte bu mekanizma şöyle çalışır,
Kendi konforu mutlak öncelik, partnerinin konforu yalnızca kendi konforunu engellediği ölçüde dikkate alınır. Partnerin yorgunluğunu, ihtiyacını, fizyolojisini bağımsız bir gerçeklik olarak hesaba katmak.
Bu kişide kapasite olarak vardır, ama seçim olarak yapılmaz. Çünkü yapmak rahatsızlık verir, hak gördüğü konforu sarsar.
Adler'in başka bir kavramı da var Entwertungstendenz, değer düşürme eğilimi. Bu kişi, kendi katkısını yüceltmek için partnerinin katkısını sistematik olarak küçümser.
Kadın diyor ki: "Ben de çalıştım, biliyorum. İşe gitmek çocuk bakmaktan kolaydır. Adam sanki gezmeye gidiyor gibi geliyor."
Birkaç katmanlı bir çarpıtma var burada. Eşinin gittiği iş, gezmek değil kendisi de bunu biliyor, kendisi de daha önce çalışmış. "Ofiste oturmak gezmektir" gibi bir kıyas yapıyor, ama eşinin işinin ne olduğunu, ne kadar strese girdiğini, ne kadar fiziksel ve zihinsel yük taşıdığını hesaba bile katmıyor.
Bütün kıyas, "ben daha çok çekiyorum, o az çekiyor" sonucuna varmak üzere kuruluyor. Bu, partneri küçük göstererek kendini büyük göstermenin mekanizmasıdır.
Adler'e göre bu mekanizma, kişinin kendi yetersizlik duygusunu kapatmak için kullanılır. Yani bu kadın derinde "ben yeterince iyi bir anne değilim" hissediyor olabilir ve bunu örtmek için "o yetersiz bir baba" diye haykırıyor.
Burada modern feminizmin asla tartışmadığı şeyi de tartışalım. Bu kadın çalışmıyor. Eve geliri tamamen eşi getiriyor. Ekmek, kira, fatura, çocuğun bezi, kadının kendi giysisi, hepsi eşinin emeğinden çıkıyor.
Ev içi emek gerçek emektir, evet. Çocuk bakımı yorucudur, evet. Bunlar tartışmasız. AMA bu, şu anlama gelmez "Adam dışarıda her şeyi taşısın, eve gelince de senin çocuk bakım yardımcın olsun, üstüne hayatı bile olmasın."
Kooperasyon iki taraflıdır. Adam dışarıda finansal stresi, sektör belirsizliğini, mental yükü ve zamanını taşıyor. Kadın bunu yok sayarak "asıl yorulan benim" mantığını kuruyor.
Bu eşitlik değil partnerin emeğinin sistematik olarak inkarıdır. Ve bu inkar, modern dijital feminizm tarafından "haklı şikayet" diye etiketleniyor.
Modern feminizm ve algoritma bu tip kadınlara "Sorununu çözme. Sorununu sergile. Sergilersen ödüllendirilirsin." diyor. Çünkü diğer kadınlardan destek görüyor, kurban psikolojisine giriyor.
Bu sorunu çözmek yerine sergileyerek sempati ve dikkat toplamaktır. Eskiden bu strateji bir komşuyla, kuzenle, kayınvalideyle sınırlıydı. Sosyal medya bunu endüstriyel ölçeğe çıkardı.
Bu kadın eşine söylese, bir süreç başlar. Konuşma, müzakere, kavga, anlaşma, değişim. Belki çatışma çıkar, ama bir çözüm vektörü doğar.
Ama instagrama çıkıp anlattığı anda, 200 bin kadın "haklısın" yazar. Kurban kimliği taşa kazınır. Artık eşine daha az tahammül edebilir, çünkü "200 bin kadın da haklı diyor, demek ki haklıyım." düşüncesi oturur.
Modern dijital feminizm bu kadına çözüm sunmuyor. Daha iyi bir kurban statüsü sunuyor. Çünkü kurban statüsünde tutmak, sistem için karlıdır, daha çok video, daha çok engagement, daha çok satılacak duygu.
Bu kadın evliliğini onarmıyor. Evliliğinin sigortasını yakıyor ve yangının ışığında alkışlanıyor. Boşanmayla bitmeme ihtimali yok bunun. Çocuğun da büyüyünce aynı nevrotik davranışları sergileyeceğinden ben eminim.
Aile kurmak bir aşk görevidir. Görev kelimesine dikkat. Romantik bir his değildir; iki kişinin birlikte üçüncü bir şey (çocuğu, hayatı, anlamı) inşa ettiği bir kooperasyon görevidir.
Aşk görevinin temel kuralı, eşitlik üzerinden kooperasyon. Eşitlik "her şey 50-50" anlamına gelmez. Eşitlik, iki tarafın değerinin de tanındığı anlamına gelir.
Bu kadın eşinin değerini tanımıyor. Eşi çalışıyor, değersiz. Eşi çocuğu uyutuyor, yetersiz. Eşi hafta sonu çocuğa bakıyor, duş alıyor diye rahatlık bölünüyor. Eşi "kendini yorma" diyor, kadın dalga geçiyor.
Hiçbir şey yeterli olamaz. Çünkü mesele eşinin ne yaptığı değildir. Mesele, kadının ne kadar dünyanın merkezi olduğu hissidir. Bu his giderildiğinde eş ne yaparsa yapsın "yeterli" olur. Giderilmediğinde eş ne yaparsa yapsın "az" kalır.
Bu yüzden bu kadının kocası "düzelse" bile, bir süre sonra şikayet yine başlar. Çünkü mesele kocada değil, yapısal beklentidedir.
Bu video, bir kadının haklı şikayeti değil. Bu video, şımartılmış yaşam stilinin, değer düşürme eğiliminin ve kurban kimliğinin sosyal medya çağında nasıl viral içerik olarak paketlendiğinin örneğidir.
Bu video, bir insanın eşinin tuvalete gitmesinden bile rahatsız olmasının normalleştirilmesidir. Ve modern dijital feminizm bu normalleştirmeye alkış tutmaktadır.
Şikayet eden kadın da, alkışlayan binler de aynı tipolojinin farklı yansımalarıdır. Ve hiçbiri çözüm üretmez, sadece yeni bir video çıkana kadar bekler.
Gold: MedKit by Bedirhan Keskin from Türkiye
A voice-based clinical simulator where medical students take histories, order labs, diagnose, and get scored on their reasoning against the latest published guidelines.
https://t.co/XcDinJi56w
Geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye gelen bir Afrikalı, videosunda "Türkiye'de şaşırdığım şeyler" temalı bir video yayınlamıştı.
"Kapının önünde ayakkabılarınızı bırakıyorsunuz ve kimse çalmıyor" demişti.
Türkiye'ye 30 yıl önce gelmiş olsaydı pek çok insanın evinin kapısının kilitli olmadığını, hatta açık olduğunu da görürdü.
Sokaklar, komşuluklar, samimiyet böyle değildi. Bu nostaljik bir illüzyon değil sosyal bir gerçek.
Yüksek güven toplumları nasıl çöktü, hepimiz çok iyi biliyoruz. Tüm bunlar, küresel şeytani projenin bir parçasıydı. Kutsal Yazılardaki tüm uyarılar gerçek oluyor.
Bir abim ve dostum aylardır Güney Fransa’nın en kalburüstü yerleşimlerden biri olan Aix-en Provence bölgesinde ikamet ediyor. Michelin ödüllü bir pastane kruvasanı 1.60 €’dan satıyor. Yani 80 lira. İlk fotoğraf Fransa’dan. İkinci fotoğrafı da dün Bağcılar’dan attı. Kruvasanın fiyatı 180 lira! İstanbul’un en mutena semti de değil üstelik.
Bizde esnaf geçinen akbabaların %1000’lik fahiş kâr hırsını hiçbir finansal gerçekçeyle açıklayamazsınız. Düpedüz fasit bir ahlaksızlık dairesinde herkesin birbirini dolandırdığı bir memleket abat olamaz!
İşe alınan tüm personel kendi İK ekibinizin kontrolünde olmalı böyle bir insan gücümüz var mı? Franchise faturalarını ve ödemelerini ayrıca yönetecek finans ekibi hazır mı? Bu böyle hadi açıyoruz gelsin paralar diyebileceğiniz bir iş değil.
The reason many of our leaders hate people like Nayib Bukele in El Salvador is because he has quickly proven that crime and societal decline are not inevitable or beyond control…
It’s a deliberate choice allowed by weak leaders, terrible policies and suicidal empathy.