DEAR CREATORS: FORGET ALL FRICTION ⚡️
We are removing the limits. Stop counting credits and start building your vision.
⚡️ UNLIMITED Kling 2.6 ⚡️ FREE Kling Motion ⚡️ UNLIMITED Nano Banana Pro
Go ALL-IN!
For 9 hours: retweet & reply & follow for 220 creds
Gökmen Özdenak’ın ölüm yıl dönümü 31 Aralık. 5 Ocak’taki maçta anılmadı, bugün anıldı. Maçta tribünlerin saygı duruşunu protesto etmesi ve sonrasında yaşananlar da ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Bu anma ilk maçta yapılsaydı, bu tartışmalar hiç yaşanmazdı.
@GalatasaraySK
Fenerbahçe taraftarı, siz isterseniz milyon imza toplayın, önemli olan tek bir imzayı almak: CB’nin imzası!
Ama ne hikmetse hepiniz aptala yatmış gibi sadece başkanı suçluyorsunuz. Gücünüz başkana yetiyor, değil mi? Çünkü en kolayı o…
Hadi, gerçekten gücünüz varsa gidin CB’nin imzasını alın!
Unutmayın: CB, 3 Temmuz’da uğradığımız zararı karşılamak için bir imza atsa, tazminatımızı alacağız…
Ama o imzayı atmak istemiyor. Bunu da bir kenara yazın! @lubeayar kadar olamadık tek başına savaşıyor..
Neden hep dürüst, güler yüzlü, iyi insanlar erken gidiyor da kötüler kazık çakıyor?
Allah rahmet eylesin, mekânın cennet olsun Ferdi başkan. #FerdiZeyrek
Zehirli Suyun Başında Bir Yalnız Adam: Ali Koç'a Dair Bir Metafor - Ömer Adıgüzel - https://t.co/nEyYA1JfFH
@Fenerbahce,@Fenereditor @HUFEDER1907
Ömer Adıgüzel: Bu köşede daha çok sanat, kültür ve eğitim yazıları yazıyorum. Spor yazmak ise bugüne dek nadiren dokunduğum bir alan oldu. Ancak zaman zaman, hele ki büyük bir camiada yaşanan gelişmeler sessiz kalamayacağımız kadar düşündürücü hale gelince birkaç tümce yazmak da kaçınılmaz oldu.
Son günlerde Fenerbahçe Spor Kulübü çevresinde gelişen olaylar, özellikle Ali Koç’a yöneltilen yoğun eleştiriler, sosyal medyadaki söylemler ve başlatılan imza kampanyası bir durup düşünme çağrısını, anlamayı ve adil bakmayı içeren bir daveti zorunlu kılıyor.
Bir Anadolu söylencesi vardır. Bu söylenceyi Türkiye’nin yönetim biçimine dönük metaforik bir anlatı olarak birkaç kez yazmıştım. Söylence, umudu, tükenmemeyi ve vazgeçmemeyi çağrıştırır. Ama bu söylenceyi FB özelinde başka bir bağlamda anımsatmak da istedim.
Bir delikanlı, üniversiteyi bitirip köyüne dönerken bir bilgeyle karşılaşır. Bilge ona, köyün yakınındaki suya bir gün zehir karışacağını, bu sudan içen herkesin delireceğini söyler. Genç telaşla köyüne koşar, anlatır, uyarır. Ama kimse ona inanmaz. Umutsuzlukla köyü terk eder. Yıllar sonra geri döndüğünde ise tüm köy halkı tuhaf davranmakta, akla uymayan şeyler söylemektedir. Herkes o sudan içmiş gibidir. Genç, artık aklını koruduğu için dışlanır. Anlaşılmaz olur ve yalnızlaşır. En sonunda dayanamaz; gider, o sudan içer. Çünkü aklı başında biri olmanın, aklın kalmadığı bir ortamda dayanılmaz bir yalnızlığa dönüştüğünü anlar.
Bu metafor bugün FB’de yaşananlarla örtüşmektedir. Bir yanda sosyal medyada yükselen sesler, tribünlerde yankılanan protestolar, öfke dolu yorumlar… Öte yanda yıllardır bu kulübe zamanını, enerjisini ve birikiminin bir kısmını adayan bir başkan… Sosyal medya, tribünler, anlık tepkiler, bilgi kirliliği ve kışkırtmalarla dolu bir ortamda, herkes o sudan içmiş gibi davranıyor.
Herkes bağırıyor, çağırıyor, slogan atıyor… Ve bu başkan, tüm bu karmaşaya rağmen hâlâ o suyun başında bekliyor.
Ali Koç altyapıya yatırım yaptı. Kulübün dijital dönüşümüne öncülük etti. Kurumsallaşma adına önemli adımlar attı. Haksızlıklara karşı yüksek sesle konuştu. TFF'ye, düzene, haksızlığa karşı durdu. Çarpık bir düzenin ortaya çıkmasında önemli roller üstlendi. Taraftarın da istediği teknik direktörleri getirdi, yıldız oyuncuları transfer etti. Tüm bunları yaparken kulübün değerlerini gözetmeye çalıştı.
Elbette hataları oldu. Hangi yöneticinin olmaz? Fakat bu hataları karalama kampanyasına dönüştürmek yerine, tartışılabilir ve geliştirilebilir bir çerçevede değerlendirmek gerekmez mi?
Ali Koç, zehirli suyu içmemek için direnen o genç gibi yıllardır bu kulübün içinde. Son yıllarda da başkanlığını yapıyor. Bir futbol izleyicisi olarak Ali Koç’un, sabırla, inatla, azimle doğruları yapmaya çalıştığına inanıyorum. Ali Koç yalnız bırakıldı, eleştirilmekle kalmadı, karalandı ve karalanmaya devam ediyor. İşte bu olmaz. Olmamalı!
Başarının sadece şampiyonlukla anıldığı bir ülkede, FB’nin diğer branşlardaki galibiyetleri başarı hanesinde es geçilirken futbolda alınan sonuçlar başarısızlık olarak sadece Ali Koç’a mal ediliyor. Sadece futbol takımının lig performansı üzerinden bir başarısızlık hikâyesi yazılıyor. Bu da doğal olarak, tüm okları başkana yöneltiyor. Oysa spor, bir bütün. Kulüp dediğimiz organizasyon, sadece 11 kişilik kadrolarla ölçülemez.
Zehirli suya direnmek, çoğu zaman yalnız kalmak demektir. Ali Koç, tam da bunu yapıyor. Bu yalnızlık içinde, Ali Koç, kendisine yönelik linç kampanyalarının ötesinde, hakkaniyetli bir değerlendirmeyi elbette hak ediyor.
Fenerbahçe, bir futbol kulübü olmanın ötesinde, büyük bir kültürün taşıyıcısıdır. Ali Koç’un şahsında tartışılan da yalnızca bir başkanlık değil, bu kültürle ne yapacağımıza ilişkin kolektif bir karar anıdır.
Sn Başkan, siz o sudan sakın içmeyin. Çünkü suyun zehirli olduğunu söyleyenlerin sayısı azalsa da hâlâ sizin gibi kana kana içmemeye çalışanlar da var bu camiada ve ülkede.
(Yurt Gazetesi)
Geçen sefer yazdığımda @YolsuzPlunkitt nazik olmamı istediği için güzel güzel yazıyorum.
Aziz Yıldırım 3 sene şampiyon olamadığı için gönderilmedi. Akranların biliyor zaten ama yaşı yetmeyenlere doğru bilgi verelim.
3 sene şampiyon olamadı diye Aziz Yıldırım gönderilecek olsa 2007-2011 arasında 3 sene şampiyon olamadığı zaman gönderilirdi.
Son döneminde de zaten 3 kere değil 4 kere üst üste şampiyon olamadı. Son 7 senede sadece 1, son 11 senede sadece 2 şampiyonluk aldı.
Aziz Yıldırım, haklı olup olmamasından bağımsız olarak, camia içinde herkesle kavga ettiği, kulüpçülük adı altında blok üyelikler, toplu aidat ödemeleri yaptığı, kendisine muhalif olan herkesi camiadan -bazen etik dışı yollara başvurarak- uzaklaştırdığı, kurduğu takımlar her geçen gün geriye gittiği, kulübe FFP boyunduruğu taktığı, yangıncı kitleyi memnun edebilmek için saçma sapan transferler yaptığı, en önemlisi de kulübü maddi olarak idare edilemez hale getirdiği için seçimle gönderildi. Ali Koç olmasa Saran, o olmasa başkası kazanacaktı zaten o seçimi.
“Çok mu önemli şampiyonluk?” Çıkışı da belki de Aziz Yıldırım’ın en haklı olduğu konuydu. Çünkü öyle veya böyle düştüğü/düşürüldüğü durum içerisinde kulüp, hem iç hem de dış unsurlara karşı ayakta kalma mücadelesi veriyordu. Şampiyonluk baskısıyla öyle panik harcamaları yapıldı ki etkileri hala Bankalar Birliği anlaşması adı altında sürüyor. O dönem peşin alınıp harcanan stadyum isim sponsorluğu bu sene yenilenecek işte. O dönemden kalan ve hala brüt gelirimizin yarısını emen borçtan da bu sene kurtulmayı umuyoruz. Fenerbahçe’nin şu veya bu sebeple düştüğü durum buydu.
Yeni yönetim para eden 2 tane futbolcuyu satıp CAS’ta bekleyen oyuncu alacağı dosyalarını kapatmasaydı muhtemelen transfer yasağı alacaktık. Dosyalar kapatıldığı halde hem FFP hem de ceketsizin icat ettiği limitler olduğu için sadece bedelsiz kiralık oyuncu alabildik.
Aradan geçen 7 senede fiilen borca batık kulüp bütçe disiplinini koruyarak her branşta yarışmacı kimliğini geri kazandı. Basketbolda kadınlar ve erkeklerde 3 kere Euroleague kupası kazandık. Diğer sezonlarda da neredeyse hep finaldeydik. Kadın Voleybolda her sene finaldeyiz. Futbolda Avrupa turnuvalarında son 16 standardımız oldu.
Kadro değerlerimiz her yıl artıyor. Batık Fenerbahçe yerini güçlü Fenerbahçe’ye bıraktı/bırakıyor.
İstikrarlı şekilde iyiye gitmediğimiz tek bir metrik yok. Öyle ki rakibin artık legal yollarla seninle yarışamıyor.
Kaldı ki bu kulübe atom bombası da atıldı. Hem de bir kez değil.
Ali Koç daha 1 sene önce bütün bu şartlar aynıyken seçildi. Aziz Yıldırım gitsin diye kimse iftira atıp imza toplamadı. Bütün bu yaygaranın sebebi 7’de 1’le 7’de 0 arasındaki fark mı yani?
Bütün bunlar yaşanmamış gibi mi yapacağız? Son 3 senedir gs bizim şampiyonluğumuz çalınarak şampiyon yapılmamış gibi mi davranacağız?
Her şeyi bir kupanın varlığına veya yokluğuna mı indirgeyeceğiz?
Kulübün içinden çıktığı cendereyi biliyorken Aziz Yıldırım 1/7 yaptı Ali Koç 0/7 yaptı demek akıllı işi mi?
“Çok mu önemli şampiyonluk?”
Bir yıl önce fiber internet hattı çekildi, kapımıza kadar kablo getirildi. Bölge müdürlüğüne şikayet ettiğimizde 'Bir hafta içinde açılacak' denmesine rağmen üzerinden 2 ay geçti ve hala aktif değil. Bu normal mi? #TürkTelekom@onlinebasvuru@TurkTelekom
Vatandaş burnundan soluyor durmuyor
"Demirel'e mitingte taş attılar (tasvip etmiyorum)
davacı olmadı
Atatürk'e biri küfür etti
'Biz o adamın canını yakmışız ki küfür etti.' dedi davacı olmadı"
Ya şimdi?
Halk TV Suat Toktaş
Seda Selek Kürşad Zorlu
🗣️ @bulentuslu1903 :
"Galatasaray neredeyse Mertens'in heykelini dikecek. Avrupa'da Galatasaray'ın makyajı akıyor."
#TGRTfutbol etiketiyle bize soru ve görüşlerinizi yazın.
📺https://t.co/M26P5FTqCG
Son dönemlerde yaşananlara tepki gösteren vatandaş:
“Lanet olsun. Yaşanmaz bir ülke oldu burası.
Utanmasa apartmana kimin kapıcı olacağına, Fenerbahçe’nin hangi kadroyla maça çıkacağına, okullarda kimin mümessil olacağına karışıyor.
Her şeyi o biliyor. Ekonomiyi biliyor, içlerini biliyor, dış işlerine bakıyor, maliyeyi biliyor.”
🔗Bağımsız TV